esyenigun.com Yazı İşleri Müdürü Mustafa Anıl Aksoy’un hazırladığı yakın planın bu haftaki konuğu CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer oldu.
Utku Çakırözer kimdir?
Eskişehir’in çocuğu diyelim. Aşağı mahallede doğdum, büyüdüm. Ülkü ilkokulu, Eskişehir Anadolu Lisesi arkasından üniversite için gurbete, Ankara’ya gittim. Profesyonel yaşamım Ankara ve İstanbul’da oldu. Eskişehir’le hiç bağım kopmamıştı ama siyaset ile daha aktif bir şekilde geldim. 8 yıldır parlamentoda Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği yapıyorum. Arada geçen sürede de 22 yıl gazetecilik yaptım.
Nasıl bir çocuktu, nasıl bir evde büyüdü?
Bağlar’ın çocuğuyum. Pazartesi pazarının köşe başında ortasında avlusu olan eski klasik bir evimiz vardı. Şimdi onların hepsinin yerinde apartmanlar yükseldi. O dönem lüks değildi şimdi lüks bence, sokak arasında top oynayarak çocukluğum geçti. Bazen Mehmetçik Ortaokulu’nun bahçesine de giderdik. Eskişehir’in bayramları da çok güzeldi. Harçlıkları biriktirebilirsek Yalamanada’da lunaparka giderdik. Annem yurtdışındaydı. Rahmetli anneannemle bir aradaydık. Annemle babamla görüşürdük ama hayatım anneannemle geçiyordu. Bakkal dükkânı vardı sonra kapatıp pazar tezgahı açtı. Pazartesi pazarında neredeyse tüm esnafı tanırdım. Ben de naylon poşet satardım harçlığımı çıkarmak için. Hafta sonları da DSİ’nin sahasında hem maçları seyreder hem de su satardım.
Çocukluğunda ya da gençliğinde unutamadığı bir anısı var mı?
Gençliğimde, gazeteciliğe başladığım dönemden unutmadığım bir anım var. Biz gazetecilerin en büyük mutluluğu haber atlatmaktır. En büyük kâbusumuz da haber atlamaktır. Çok büyük bir haber atladım, onu ömrüm boyunca unutamıyorum. Ben Milliyet Gazetesi’nde yeni muhabirdim. O dönemde de bir arkadaşımız askere gidince onun yerine ben başladım. Merhum Necmettin Erbakan’ı adım adım izliyordum. O dönemde Hürriyet, Milliyet, Sabah rekabeti vardı. Diğer gazetelerin muhabirleri yakın arkadaşımdı. Her yere beraber giderdik, çok iyi arkadaştık. Kocaeli civarında bir yere gittik. Önce yemek yenecek, arkasından Erbakan Hoca konuşma yapacaktı. Ben de yemek derdine düşüp hocayı izlemeyi bıraktım. 1 saat sonra hoca geldi program devam etti. Sonra geldik haberimizi yazdık. Ertesi gün gazeteye gittim, herkes bana bakıyor. Sessizlik var. Anlamadım tabii. Telefonum çaldı, ‘Ankara Temsilcisi Fikret Bila seni çağırıyor’ dediler. Fikret ağabey ‘Gördün mü gazeteleri’ dedi. Ben de ‘Hayır’ dedim. Gazeteleri önüme attı. Her iki gazetede de rahmetli Erbakan Hoca abdest alıyor, korumaları da ayaklarını yıkıyor. Bizde yok. Büyük olaydı. Sonra o fotoğraflar ödül aldı. Genel Yayın Yönetmeni Derya abi, ‘Kimse sorumlusu işten atın’ demiş. Tabii izahı zor çünkü ben olayın ne zaman gerçekleştiğini bile bilmiyordum. Siyaset tarihinin anlamlı bir fotoğrafıydı. Onu hiç unutamam. Yemek molalarının haber bittikten sonraya kalması gerektiğini acı bir tecrübeyle öğrenmiş olduk.
Siyasi gündemden uzaklaşmak için neler yapıyor, boş vakitlerini nasıl değerlendiriyor?
Ailemle geçirmeye çalışıyorum olabilen tüm zamanlarımı. Aslında boş vakit dememek lazım, o zamanın ayrılması gerekiyor. ‘Hayatında pişmanlık var mı’ derseniz, geç çocuk sahibi olmamdır. Ailemle daha fazla zaman nasıl geçiririm diye uğraşıyorum. Kızımız olmadan eşimle, artık üçümüz ve arkadaşlarımız, dostlarımız keyifli geçirdiğim zamanlar onlarla oluyor. Daha önce gazeteciliğin şimdi de siyasetin gerginliğini üzerimizden alıveren şeyler. Güzel bir dost sohbeti, çocuğunuzla bir oyun… İnsanlar geriye dönüp bakarlar ya ‘ne yapmalıydım’ diye. Bence olabildiğince aileyle daha fazla zaman geçirmek herkesin yapması gereken ama günlük telaşeler nedeniyle yapmadığı bir şey. Orada attığınız bir kahkaha profesyonel hayatınızda sizi motive eden şey oluyor.
Ne tür kitaplar okur, en son hangi kitabı okudu?
Aslında çok sıkı bir gazete okuruyum. Ulusal basını da mesleğim gereği her gün okurdum. Şimdi de hem Eskişehir’i hem de ulusal basını ve olursa uluslararası basını her gün okumaya çalışıyorum. En son okuduğum iki kitap, biri biraz daha siyasi. Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ın Süleyman Soylu’yu anlattıkları SS kitabı. Çok güzel bir kitap, tavsiye ederim. Bir de polisiye seviyorum. Grange’ın Ölü Ülkeler Diyarı’nı bitirdim. İki kitabı da tavsiye ederim ama Barışların kitabını mutlaka okuyun. Belki de Barış Pehlivan’ın hapiste olma sebebi de bu kitap.
Günün birinde siyaseti bıraktığında yapacağı ilk şey ne olur?
Aileyle daha fazla zaman geçirmek de mümkün olacak ama bugüne kadar gazetecilik yaptık. Milletvekilliği bugün var, yarın yok. O bittiğinde birey olarak, yurttaş olarak içinde bulunduğumuz şehre, ülkeye katkı sağlamaya devam edeceğiz. Bu düşünerek, yazarak olabilir. Bunu o günün koşulları belirleyecektir.
Hep hayalini kurduğu ama hayata geçiremediği bir şey var mı?
53 yaşındayım ve birçok meslektaşımızın hayalini kurduğu, benim de hayalini kurduğum şeyleri gerçekleştirmek nasip oldu. Üniversiteyi bitirdiğimde gazeteci olmayı hedeflemiştim. Gazeteci olmayı hedeflediğim bir gazete vardı. O gazetede ben stajyer olarak başladım sonra günün birinde Ankara temsilcisi hatta Genel Yayın Yönetmeni oldum. Hedeflediğim koltuklarda oturmak nasip oldu. Sonra hiç aklımda yokken kendi doğup büyüdüğüm memleketime hizmet etme imkânım oldu. Büyük bir onur benim için… Yapamadığım şey, rahmetli anneannemin üzerimde çok emeği vardı. Çok severim. Belki onun ismini yaşatacak bir bina, kalıcı eser ya da çocuklara eğitim imkânı verecek bir hayır işi yapmak olabilir. İmkânsız değil belki biraz daha maddiyat ve odaklanmaya bağlı. Şu anki yoğunluğum buna el vermiyor ama öyle hayatımda bol zamanım olduğunda öyle bir şeyi yapmayı isterim açıkçası.