ES TV’de yayınlanan Vaziyet programının bu haftaki konuğu CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer oldu. ES TV Genel Yayın Yönetmeni Ali Baş ve Anadolu Gazetesi Köşe Yazarı Arif Anbar’ın sorularını yanıtlayan Çakırözer, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bahar Kalkanı Harekatı’nın başlamasıyla birlikte Suriye ile bir savaş olup olmayacağı tartışılırken, konuyla ilgili genel kuruldaki atmosferden bahseden Çakırözer, “Böyle bir dönemde konuşabilmek çok zor çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor. Türkiye’nin dört bir yanında şehit cenazeleri, gördüğümüz görüntüler, ailelerin ve yurttaşların üzüntüsü… O yüzden başımız sağ olsun diyerek yayına başlamak istiyorum. Tabii bakın bu saldırı olalı, bu saldırıyı yapan rejim güçlerini de bir iddiaya göre onlara açıkça destek veren, ki bu iddiayı da dile getiren Türkiye’nin BM Büyükelçisi, Suriye rejim güçlerine destek veren Rusya çok açık bir şekilde, onların bu tavrını da TSK’nın orada bulunduğu yer bilinmesine rağmen bu saldırının yapılmasına, askerlerimizin şehit düşürülmesini, şiddetle lanetliyorum, kınıyorum. Allah daha fazla bize kayıp yaşatmasın en büyük arzum ve duam. Bu saldırı perşembe gecesi oldu biliyorsunuz, biz TBMM’de konuyu ancak bugün görüşebildik. Çok geç kalınmış bir görüşme. Böyle bir durumda hangi ülkede olursa olsun anında o ülkenin parlamentosu, millet meclisi toplanır” ifadelerini kullandı. Çağrı yaptıklarını ancak arzu ettikleri yanıtı alamadıklarını söyleyen Çakırözer, “Size şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki, televizyonda basın toplantısında ne izlediyseniz Sayın Hulusi Akar’dan Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’ndan mecliste aynısını söylediler. Türkiye’nin bu meseleyle ne yapacağına ilişkin bir vizyon da çizilmedi maalesef” dedi.
ORTADA BİZ KALDIK
İdlib’te yaşananlarla ilgili konuşan Çakırözer, “İdlib özelinde şunu söylemem gerekiyor; Sizin saydığınız Fırat Kalkanı Harekâtı, Barış Pınarı ve Afrin’deki üç operasyonu saydığımızda, bu üçünün ortak bir özelliği var: Terör örgütlerine yönelik olması. Yani İŞİD, DEAŞ, PKK, YPG’ye yönelik operasyonlardı. O yüzden de hem içeride hem dışarıda Türkiye’nin anlatabildiği konulardı. Başarılı oldu mu derseniz tam anlamıyla olduğu söylenemez. Barış Pınarı Harekatı’nın sonuçlarına baktığınızda, 30 kilometrelik bir tampon bölge oluşturulacağı anlatılmıştı kamuoyuna ama sonuçta çıkan iki kasabada çok sınırlı bir bölgeyi denetimi altına aldı. Onun ötesinde oradan YPG ayrılmadı. İŞİD’e karşı sonuçlar alındı buna olumlu tepkiler de geldi ama İdlib’de yürütülen askerlerimizin orada olması gereken süreçte ise soru işareti şu: Kimin yanında, kime karşı mücadele edilmekte? Baktığınızda şöyle bir algı ortaya çıkmış surumda: TSK sanki bir şekilde Suriye Rejimi ’ne karşı oradaki eli kanlı vahşi bir sürü örgütün hamisi gibi bir algı ortaya çıktı. O yüzden de çok derdimizi de anlatamıyoruz. Orada hava sahasının kontrolü yokken, Rusya’dayken zırhlı bir tugayın bir komşu ülkeye sokulmasının izahı tartışılıyor şu an. İdlib’de hakikaten bu askerlerimizin ne işi vardı? Sorusu meşru bir sorudur. Suriye’deki hatalarımızın başlangıcı şuydu, biz Suriye’de rejim değiştirme işine kalkıştık Amerika istiyor diye, onlar çekildi kenara biz ortada kaldık” diye konuştu.
DOĞRU BİR YAKLAŞIM DEĞİL
Çakırözer şöyle devam etti: “Biz ne yaptık hatırlayın. Yıllar öncesinde sınırlarımız sonuna kadar açık, dedik. Esad iki günde devrilecekti, Emevi Camii’nde namazlar kılınacaktı, gelenler geri dönecekti… Ama hesap tutmadı. Dört milyon sığınmacı ülkemizde yaşıyor. Biz Emevi Camii’ne gideceğiz derken Suriyeliler gelip buradaki camilerde namazlarını kılmaktalar. Kılsınlar da ama ortaya çıkan sıkıntılar da var sosyo ekonomik sıkıntılar. Siz de biliyorsunuz Eskişehir’de olsun diğer illerde olsun hissediliyor. Tabii ki Suriyelilerin yarattığı sorunlardan hepimiz dertliyiz, bunun büyük bir hata olduğunu düşünüyoruz ama bizim 34 şehidimizin olduğu gece devletten hiçbir açıklama yapan yok. Hatay Valisi aralıklarla açıklama yaptı sadece. O gece iktidardan gelen tek karar sınırların açılmasıydı. Nedir bu? Biz sınırları açalım Avrupalılar rahatsız olsun, Putin üzerinde baskı yapsın, bu konuyla ilgilesin. Bu doğru, insani ve vicdani bir yaklaşım değil bence. O görüntülere bakan nehirlerden geçmeye çalışan, dikenli tellerden atlamaya çalışan insan manzarası ya da buna yol açılması bence herkesi rahatsız etmiştir. Bu topraklardaki insancıllıkla bağdaşmamaktadır. Doğrudur başta yanlış yapılmıştır, bu kadar insanın kabul edilmemesi gerekirdi ama şimdi yıllar geçtikten sonra ben kızdım, deyip insanları bu şekilde bu yolculuğa… Bu konuda batının ikiyüzlülüğü, dünyanın diyeyim, bizde 4 milyon Suriyeli var. Bakıyorsunuz batı ülkeleri yılda 100 tane almış 60 tane almış, bununla övünüyor. Bizde 4 milyon var ve bir sosyal patlama olmasın diye hepimiz hoşgörü gösteriyoruz. Bugüne kadar da AKP’nin bir hamleydi, ‘mülteciler gelmesin biz size para verelim’e güvendiler. 6 milyar Euro verdiler bildiğim kadarıyla. Bizim şehitlerimizin olduğu gece bu anlaşmayı uygulamıyoruz diye sınırlarımızı açtık. Bunun doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum. Dünyanın dikkatini bu konuya çekmek lazımdı. Ama başta kimseden yardım istenmedi, biz bakarız, dendi ama sonradan iş Türkiye’nin çok çok ötesine gitti. İdlib’de benzer bir şey yapılması, güvenlik bölgesi oluşturulması planları var Avrupa’dan yardım bekleniyor.”
İKTİDARA ODAKLANDIK
CHP’nin delege seçimlerinden il kongresinin sonuna kadar olan süreci anlatan Çakırözer, “Cumhuriyet Halk Partisi diğer partilere örnek bir parti içi demokrasiye sahip olan bir parti. Mahallelerde başlayarak il kongrelerimize kadar yaptık. Bu ayın sonunda da il kongremizi yapacağız. Sizler de takip ediyorsunuz her seviyesinde demokratik rekabet vardı. Bazen tek adaylı bazen çok adaylı seçimler yapıldı. Şimdi önümüzde kurultay var. Belki birden fazla aday olacak çünkü çok sevgili dostumuz Aytuğ Atıcı’da aday adaylığı için yola çıktı biliyorsunuz. O yüzden bence Türkiye’ye örnek bir parti içi demokratik bir süreçti bu süreç. Kazanan Sayın Recep Taşel’i kutladım. Kendisini ziyaret edip Milletvekili Nur Süllü ile birlikte başarılar dileyeceğiz önümüzdeki günlerde. Diğer adaylar da tanıdığımız isimlerde sevdiğimiz isimlerdi. Çarşaf liste demokrasi açısından önemlidir tabii burada çok değerlendirmeler de yapıldı ben yeni yönetimin birleştirici bir siyaset tarzı izleyeceğini düşünüyorum. Basında da buna hep referans veriliyor. Partimiz bundan sonra iç çekişmeleri bırakıp iktidara odaklanmış durumda. Asıl mücadele etmemiz gereken de ülkeyi yönetemeyen, sıkıntılar yaşatan bu iktidarla mücadele. Bunun için bir an önce Eskişehir’den iktidar yolculuğunu başlatmamız lazım” dedi.
BAZI İSİMLER SEÇTİRİLMEDİ
Önceki seçimde çarşaf listenin olması ve değişmemesi yönünde eğilim gösterenlerden olduğunu hatırlatan Çakırözer, “Burada CHP’nin Eskişehir’deki tüm delegelerini çarşaf listede mutabık olmasında çok memnunum. Nasıl ki bu şehrin tartışmasız değerleri bizim CHP’nin bayrağını en önde tutmamızı sağlayan Yılmaz Hoca’ya destek var ise, nasıl ki benzer şekilde Odunpazarı’nda Adalet ve Kalkınma Partisi’nden seçimi kazanan ve sonrasında bu başarısını tekrar pekiştiren Kazım Kurt var ise ben inanıyorum ki kurultay delegelerinin o listede dört dönem üst üste Tepebaşı gibi daha muhafazakar bir seçmeni olan bir bölgede CHP’yi başarıdan başarıya götüren bir Ahmet Ataç’ı, hepinizin şahit olduğu başarılara imza atan Erdal Şanlı’yı, benzer şekilde İshak Gündoğan’ı, Seyitgazi Alpu’da bizim yüz akımız olan o başkanlarımız da ben inanıyorum ki Cumhuriyet Halk Partili delegeler görmek isterlerdi. Öyle bir şey olsa daha kapsayışı bir liste olabilirdi. Siz o tartışmaları biliyorsunuz, en iyi yorumlardan birini Sayın Ali Baş yapmış. “Seçilmedi değil seçtirilmedi” diye. Bu değerlendirmeye katılıyor Eskişehir basınındaki değerli arkadaşlarımız. Ben de katılıyorum. Gördüğüm kadarıyla o gün listelere baktığımızda üç listeden ikisi tam belediye başkanlarını kapsayacak şekilde, görebildiğim kadarıyla, bir tarafın da iki farklı listesi vardı. Biri kontenjandan daha fazla biri de daha fazla sayılarla ifade edilen bir liste. Gördüğüm kadarıyla orada bazı isimlerin seçtirilmemesi, daha az oy alması şeklinde bir tavır sergilenmiş. İnanıyorum ki il başkanı Sayın Recep Taşel bu tabloyu görmüş olsa ki parti içinde barışı sağlamak ve kırgınlıkları bitireceğini, CHP’yi hep beraber iktidara taşıyacağını söylüyor, ilk demecinde. O da demek ki bitmesi gereken kırgınlıklar olduğu düşüncesinde. Ben bunların dediğim gibi bir an önce geride kalması gerektiğine ve bir an önce bizim iktidara odaklanmış çalışma düzenine geçmemiz gerektiğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
TERCİH MESELESİ
Anahtar listeye değinen Çakırözer, “Bu bir tercih. Ben şuna inanıyorum, seçime giden bir partilimiz tabii ki uzun uzun baksa isimlere CHP bayrağını bu şehirde en üstte tutmak için mücadele veren isimlerin arasına Ahmet Ataç’ı da Erdal Şanlıyı da Uğur Tepeyi de koymak isterdi. Ellerine numara verildiğinde, anahtarın anahtarı budur denildiğinde tabii ki yapmayabilir. Ama çarşaf listelerde anahtar, anahtarın anahtarı olabilir. Bu bir tercih. Sayın Adar’ın Sayın Ünal’ın listesinde hem Yılmaz Hoca hem Kazım Başkan hem Ahmet Başkan vardı. Ama anahtarın anahtarında bir taraf bazı isimleri çizmiş. Bu yanlış ya da doğru demiyorum bu bir tercihtir. Ama bu tercihin sonunda seçilen kişi kırgınlıkları ayrılıkları bitireceğini söylemek zorunda kalıyor” dedi.
ÜYELERLE YAPILMASI DAHA SAĞLIKLI OLUR
“İlerde bir ön seçim gündeme gelirse bu delege ile mi yapılması gerekiyor yoksa üye bazında mı?” sorusunu yanıtlayan Çakırözer, “Parti tüzüğümüz değişmediği sürece mevcut sistem devam ediyor. Benim tercihimi sorarsanız, benim tercihim bütün üyelerle yapılmasının daha sağlıklı olduğu yönünde. Sizin de sözünüzle şık olmayan görüntü ama öyle ya da böyle delegenin takdiri. Tabii ki bu arkadaşlarımız CHP’nin başarılarına daha yenilerini eklemek ve sadece Eskişehir yetmez tüm Türkiye’de başarılı olmak için var gücümüzle çalışacağız. Ben hem Recep Taşel’e hem de yönetimdeki arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Gördüğüm kadarıyla da kendi içlerinden geçer mi geçmez mi bilmiyorum ama sizin kullandığınız “seçtirilmeyen” ya da “çizilen” kişilere baktığımızda onlar da yeni yönetime hemen başarılar dileyen isimler. Her ne yaşanmışsa yaşansın sosyal medya hesaplarında süratle başarılar dileyen isimler” ifadelerini kullandı.
YATIRIM PROGRAMINDA YOLLARIMIZ YOK
Alpu- Seyitgazi yolunun akıbetiyle ilgili konuşan Çakırözer, “Eskişehir’in en fazla trafik kazası yaşanan yolundan bahsediyoruz biri Alpu, Mihallıççık, Beylikova yolu diğeri; Seyitgazi, Kırka ve Afyon il sınırına kadar olan bölüm. Çünkü gidiş geliş arasında refüj yok. Birçok yolla övünülüyor Türkiye’de ama buralara bir türlü uğramıyor bu iş. 12 Şubat 2020 Çarşamba Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı yatırım programını gelirken yanımda getirdim. Tahminim 300-500 sayfa vardır. Burada yollar yok. Hatırlarsanız Eskişehir’de bir toplantı yapılmıştı Karayolları’nın Bölge Müdürü Seyitgazi yolunu koyacağız, demişti. Maalesef burada yok. Benzer şekilde temeli atılan Sarıcakaya, Alpu yolu var. Orada da bir şeyler yapıldı sonra durdu. Bütçesi nereden çıkacak belli değil. Seçim öncesi greyderleri soktular… Benim kendi gördüğüm şeylerde bu programda ne var, derseniz; sadece termik santralin sondaj işlemlerinin devamı var. Çok büyük bir para harcanmış 2019’da. Büyükşehir’in kendi imkanlarıyla yapılan tramvayı var burada. Onun ötesinde çevre yolunu benim baktığım şeylerde göremiyorum. Kuzey Çevre Yolu da maalesef benim gördüğüm kadarıyla yok” ifadelerini kullandı.
ONLAR YANIT VERSİN
Yolun iktidar kanadının ilgisizliği sebebiyle yapılmadığını öne süren Çakırözer, “AKP’nin Eskişehir’e olan ilgisizliği diyorum. Aslında benden ziyade onların yanıt vermesi lazım Afyon’dan buraya kadar yapılıyor da bundan sonrası niye yapılmıyor diye. Çünkü o yolun oraya kadar yapılmasını sağlayan AKP’nin bakanıydı, biliyorsunuz. O bakan sadece Afyon’un bakanı değil aslında. Bakan diyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanı. O yüzden bir yol başladığında o yolun devam etmesiyle yükümlü aslında ama öyle bir şey olmadı maalesef. İktidar kanadından da bu konuya, yüksek sesle en azından, sizin ve benim duyabileceğim şekilde itiraz eden de olmadı. Şunu duyuyoruz, değerli milletvekili arkadaşlarımız “Biz de söylüyoruz Ulaştırma Bakanlığı’na vs.” diyorlar ama bunun, söylenmeden söylemeye fark var, çok büyük bir ayıp olduğunu söylememiz lazım. ‘Bunu yapar mısın?’ ricası değil de ‘Bu hepimiz için artık bir büyük rezalet bir büyük ayıp.’ diye söylemek lazım galiba” dedi.
ORTAKLIĞI DESTEKLİYORUM
Hızlı trenin başka bir kentte yapılmasına ilişkin bir planlama olup olmadığı sorulan Çakırözer, “Burada değil o, siz de biliyorsunuz ki, ayan beyan biliniyor, yüksek hızlı trenlerin yapılması için devlet BMC şirketi ile bir sözleşme imzaladı. Bununla ilgili bir şey yapıldı mı derseniz, bir şey yapılmadı, duruyor öyle ama sözleşme imzalandı. Eskişehir’in uğraşı gerek TÜLOMSAŞ’ın gerek Sanayi Odamızın, Ticaret Odamızın, biliyorsunuz MUSİAD aynı şekilde meclise geldiler, bize bu konuda destek verin, biz bütün şeyleri bir araya getireceğiz, diye. Biz ‘Varız.’ Dedik. Herkes bunu çevirmeye çalışıyor. Bu iş Eskişehir’de olur, TÜLOMSAŞ’ta olur, tabi ki başka illerin katkısı olur, birçok ilde bir şey vardır. Vagonu bir yerde üretilir, motoru, lokomotifi burada olur da diğer parçaları diğer yerde olur ama bu işin bence beyni olması gereken yer Eskişehir. Bunu TÜLOMSAŞ da söylüyor, Demir Yolu Sendikası da söylüyor, işçiler de söylüyor, sanayici söylüyor, yan sanayi de burada gelişmiş durumda ama bir türlü bunu döndüremiyoruz biz ve defalarca bunu söyledik, gidiyorlar müjde veriyorlar ama, sizler gazeteci olarak zaten yazdınız da aynı müjdeyi iki ay önce Adapazarı’nda vermiş setleri burada üretilecek diye. İki gazeteyi yan yana koyun, aynısı” ifadelerini kullandı. Konuyla ilgili Ali Baş’ın “Ortak yapılsın” demesi üzerine, Çakırözer, “Ben ortaklığı destekliyorum” yanıtını verdi.
NE KADAR ÇOK TREN O KADAR İYİ
Çakırözer, şöyle devam etti: “Bu önemli parçalar, bana göre, burada olsun ve oradan gelsin diğer parçalar ama Adapazarlı hemşerilerimiz de diyebilir ki ‘Burada olsun ve Eskişehir’den gelsin ama ortak olsun. Ama bu hükümetin yaptığı sadece hazır alım. Şu anda yeni setlerin siparişi yakında verilecek, Almanya’dan diye biliyorum, yine set siparişi verilecek. Yine üretime bir şey yapılmadı. Hatırlar mısınız, aslında TÜLOMSAŞ’a da bir sipariş verilmişti. Tam gününü de hatırlatayım size, 17-25 Aralık yolsuzluğunun patladığı 17 Aralık tarihinde Ankara’da garda bir imza töreni yapılıyordu. Binali Yıldırım TÜLOMSAŞ’a yüksek hızlı trenin birini yapma şeyini veriyordu. Ama ondan sonra o da orada kaldı, bir daha ilerlemedi. Keşke biz bunun güçlü bir şekilde arkasında durabilsek, MÜSİAD’a da söyledik, Sanayi Odası’na, Ticaret Odası’na, Organize Sanayi Bölgemize, hepsine söyledik, TÜLOMSAŞ’a da söyledik. Bunun arkasında hep birlikte duralım ama Ankara’dakiler bu işlerin böyle çok yerli ve milli üretimine çok sıcak bakmıyorlar benim gördüğüm kadarıyla. Olabildiğince dışarıdan hazır alım ya da montaj yapalım bir yerlerde gibi, BMC ile yaptıkları şeyden de hiçbir şey çıkmadı bugüne kadar ama anlaşma, sözleşme orada duruyor. Bunu inşallah çevirebiliriz Eskişehir’e, bu çok büyük bir şey olur. Hem şehrimiz için hem işçimiz için hem Türkiye için büyük bir şey olur ama şimdi 96 set ihtiyaç var. 12 tanesi daha hazır alınacak diye duyuyoruz belki daha da fazla. Bu durumda 80’lere düşüyor rakam. Eğer bundan sonra bir hazır alım daha paket yapılırsa, ondan sonra üretimin zaten feasible olmayacağını tahmin edersiniz herhalde. Bütün hepsi hazır alındıktan sonra son 20-30 tanesinin üretimi. O yüzden şimdiden bence bir tane prototipin buralara verilmesi gerekir. Ne kadar çok tren olursa Eskişehir’den o kadar iyi bence, fayda var.”
ÖZELLEŞTİRMENİN TEMELLERİ ATILIYOR
Tek çekincesinin üst üste yapılan zamlar olduğunu söyleyen Çakırözer, “O olayda geri adım atılmadı. Tam tersine, insanın aklıyla alay eder gibi açıklamalar yapıldı. Bu şekilde adalet sağlandığı, indirimde indirim yapıldığı gibi açıklamalar. Ama işin aslı, biliyorsunuz siz de bir gecede yüzde yüz yetmiş zam yapıldı. Yıllık bazda baktığınızda da yüzde 200-300 arasında zam yapıldı öğrencilerin ve özellikle kamu çalışanlarının tren abonman kartlarına. Ben sürekli gidip geldiğim için biliyorum, çok sıkıntılar var. Şu anda kimi evini taşıma derdinde, kimi işten ayrılma derdinde çünkü 600 küsur lira ödediği bilet şu anda bin 600 küsur lira oldu. Az bir artış değil yani bir memur için ya da bir öğrenci için. Ama, şunu söylemek istiyordum, demiryollarını özelleştirmek istiyorlar. Asıl mesele bu. Demiryollarının özelleşmesi demek, bu özelleştirmeyi birçok alanda görüyoruz, çok büyük oranda başarısız özelleştirmelerin. Belki tek istisnası buradaki, Eskişehir’deki Sümer Bank özelleştirmesidir, Sarar’ın alması. Belki Eskişehir de Sümer Bank’ın o kalitesini daha da arttırdı ama o özelleştirmeler gene de kamunun zararına, vatandaşın zararına. Üçe beşe aldığı hizmeti 10’a 20’ye 50’ye almasına neden olacak şeyler. Demir yollarındaki özelleştirmenin temelleri atılıyor ve maalesef bu yine sizin, benim, hepimizin, vatandaşın cebinden alınarak atılıyor” şeklinde konuştu.
İMKAN VERMİYORLAR
Tarifeli uçak seferlerine Çakırözer, “Ankara’dan değil de Eskişehir’den duyuyorum. Sizin de duyduğunuz bir şey biliyorsunuz. Türk Hava Yolları maalesef başlatmıyor. İktidar kanadı da bu konuda yeterince ağırlığını koymuyor. Bugüne kadar defalarca sorduk, mecliste sorduk burada da sorduk. Hep söylenen bunu vatandaş kendisi çözsün. Garantinin ötesinde, onlar bir çözüm bulsun. Ticaret Odası, Sanayi Odası vs. Ama başka yerlere baktığınızda, örneğin Kütahya’ya baktığınızda Kütahya Havaalanı’na uçmayan yolcu için Euro cinsinden şirketlere para ödüyorlar. Burada uçuyor insanlar. Burada maalesef yok, yatırım programında Eskişehir’de tarifeli sefer yok. Ama şunu duydum, Almanya’dan bir sefer başlayacağını. Sanırım Duesseldorf. Oraya, inşallah, tabi ki Duesseldorf da iyi bir bölge, ama asıl Emirdağlıların yoğun yaşadığı Brüksel. Şöyle oluyor, Türk Hava Yolları uçağını kullanıyor ama biletleri kendisi satıyor Brüksel’de bir iş adamı ve fahiş fiyatla satıyor. Normalde Türk Hava Yolları’nın tarifeli uçağı olsa bugün mart ayından biz ağustos ayına Eylül ayına biletimizi alırız, ucuza alırız. Ama ona imkân vermiyorlar. Sadece belirli dönemlerde çalıştırarak fahiş bir şekilde bu biletleri satıyorlar. Vatandaşa da maalesef çok büyük bir kazık atıyorlar” ifadelerini kullandı.