Beypazarı’nda bulunan Çayırhan Enerji İşletmesi’ne ait maden ocağında meydana gelen tavan çökmesi sonucu bir maden emekçisi yaşamını yitirirken, çok sayıda işçi de yaralandı. Kazanın ardından TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamada, hayatını kaybeden işçinin ailesine ve çalışma arkadaşlarına başsağlığı, yaralanan işçilere ise acil şifalar dilendi.
“Maden kazaları kader değil”
Madenciliğin doğası gereği risk barındıran bir sektör olduğu belirtilen açıklamada, kazaların büyük bölümünün önlenebilir ihmaller ve denetim eksikliklerinden kaynaklandığı savunuldu.
Jeoloji Mühendisleri Odası, maden sahalarında jeolojik etütlerin yeterli şekilde yapılmaması, yeraltı yapısının özelliklerine uygun üretim yöntemlerinin uygulanmaması ve etkin kamu denetiminin sağlanmamasının kazalara zemin hazırladığını ifade etti.
Açıklamada, üretim baskısının ve iş güvenliğinden ödün veren anlayışın çalışanların can güvenliğini tehdit ettiği belirtilerek, “Maden kazaları bir ‘kader’ değil, sermaye yanlısı politikaların etkisiyle doğan ihmallerin sonucudur” denildi.
“Sorumlular tespit edilerek yargılanmalı”
Oda, Beypazarı’ndaki kazanın tüm yönleriyle araştırılması çağrısında bulundu. İhmali bulunan işletme sahipleri ile denetim görevini yerine getirmeyen sorumluların belirlenerek yargı önüne çıkarılması istendi.
Jeoloji Mühendisleri Odası'nın talepleri şöyle sıralandı:
- Kazanın tüm boyutlarıyla aydınlatılması ve etkin bir soruşturma yürütülmesi.
- İhmali bulunan işletme sahipleri ve kamu görevlilerinin tespit edilmesi.
- Maden sahalarındaki üretim süreçlerinin ilgili teknik personelin denetiminde yürütülmesi.
- Bilimsel ve teknik gerekliliklere uygun üretim yapılması.
- İşçilerin yaşam hakkını güvence altına alacak etkin bir denetim ve adalet mekanizmasının oluşturulması.
“Sürecin takipçisi olacağız”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, maden sahalarındaki denetim süreçlerini takip etmeyi sürdüreceğini açıkladı.
Oda, denetim görevini etkin şekilde yerine getirmeyen kurumların uyarılacağını ve kazada sorumluluğu bulunan kişilerin yargı önüne çıkarılması için hukuki ve toplumsal mücadelenin sürdürüleceğini bildirdi.