×

Atatürk Türkiye’yi Eskişehir gibi görmek isterdi

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen görev yaptığı süre içinde Eskişehir “Cumhuriyet şehri” olarak anılmaya başladı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, görev yaptığı süre içinde Eskişehir “Cumhuriyet şehri” olarak anılmaya başladı. Doğduğu günden bu yana hep Eskişehir’de kalmayı ve Eskişehir’de yaşamayı tercih etti.  Cumhuriyetin 100. Yılını kutladığımız şu günlerde Başkan Büyükerşen, Cumhuriyet’e bağlılığını ve Atatürk sevgisini şu cümlelerle ifade ediyor: “Kimsenin Cumhuriyete olan sadakatini ölçmem ama benim neslim Cumhuriyete çok bağlıdır ve ona borçludur. Benim hayatım bu hiç bitmeyecek borcu ödemeye çalışmakla geçti. Çünkü bizleri bu Cumhuriyet okuttu, çeşitli olanaklar sağladı. Onun içindir ki, benim yaptığım her işte Atatürk ve Cumhuriyet motivasyonu vardır.”

Büyükerşen ile Eskişehir ve Cumhuriyet üzerine konuştuk. 

-Hocam, Eskişehir’i sürekli bir Cumhuriyet kenti olarak tanımlıyorsunuz. Bu tanım artık bütün Türkiye’de kanıksandı. Eskişehir denince akıllara artık Cumhuriyet geliyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

-Öncelikle Eskişehir'in bir "Cumhuriyet şehri" olarak anılması, Eskişehirli olarak benim için gurur vesilesidir. Biliyorsunuz bu şehir Osmanlının kuruluşuna ev sahipliği yaptı, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın en önemli muharebeleri bu topraklarda yaşandı. Cumhuriyetin fazileti ve ruhu Eskişehir topraklarına sinmiştir. Şehir, Cumhuriyetin ilanından sonra da hiçbir dönem bu vasfını kaybetmemiş, Atatürk ilke ve devrimlerine her zaman sahip çıkmıştır.

Ben, bu şehirde doğmuş, büyümüş ve kısa aralıklar dışında hep bu şehirde yaşamış bir kişi olarak, Eskişehir'in Cumhuriyete sahip çıkma refleksine defalarca tanık olmuş biriyim. Eskişehir, ülke olarak çok büyük çalkantıları yaşadığımız dönemlerde bile bu tavrından ödün vermemiş, Cumhuriyet karşıtı hareketlere hiçbir zaman müsamaha göstermemiştir. Bugünkü sosyal yapısı, farklı bölgelerden gelen göçler sonucu oluşan demografik yapısı, barış, hoşgörü ve yeniliklere açık oluşu Eskişehir'in bir Cumhuriyet kenti olarak anılmasına neden olmuştur. Bunu defalarca söyledim, yine söylemek istiyorum, eğer Atatürk'e nasıl bir ülke ve nasıl şehirler görmek isterseniz diye sorma şansımız olsaydı, eminim Eskişehir'in bugünkü halini anlatırdı.

-Cumhuriyetin 100. Yılı kutluyoruz. Geçmiş yıllara baktığımda Eskişehir’deki kutlamalara Türkiye’nin çok az kentinde rastlıyoruz.  Eskişehirliler de bununla gurur duyuyor. İlk organizasyonlar yapıldığında halkın bu kutlamaları sahipleneceğini düşünüyor muydunuz?

-Elbette Cumhuriyeti kutlamak da önemlidir, ancak daha önemlisi ona sahip çıkmaktır. Yukarıdaki sorunuza verdiğim yanıtta söz ettiğim gibi Eskişehir, Cumhuriyetin ilkelerini iliklerine kadar benimsemiş bir kenttir. Öyle olunca, kutlamalar da büyük katılımlarla gerçekleşiyor. Yalnızca Cumhuriyet Bayramlarında değil, diğer ulusal bayramlarda da bunu görebilirsiniz. Ben kendimi bildim bileli Eskişehir Cumhuriyet Bayramı dahil tüm ulusal bayramlarımızı coşkuyla kutlamaktadır. Akademi Başkanı ve Anadolu Üniversitesi kurucu rektörüyken de öyleydi, Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra da devam etti bu coşku. Bir katkımız olduysa ne mutlu bize.

-“Çağlar Boyunca Eskişehir Sempozyumunda” bir sunum yapan Prof. Dr. Barış Doster, sizi şöyle tanımlıyor: Büyükerşen sadece bir akademisyen, bir siyasetçi, bir Eskişehirli değil aynı zamanda devlet adamı kimliği ile de öne çıkmaktadır. Motivasyonunun arkasında ise Cumhuriyet ve Atatürk vardır.” Bu gerçekten de sizi anlatan ve onur verici bir tanım. Günümüz şartlarında Cumhuriyet ve Atatürk konusunda karamsarlığa düştüğünüz oldu mu?

Özellikle benim neslim, genç Cumhuriyet çocukları olarak çeşitli sıkıntılar yaşadık. Cumhuriyet kurulalı 20 yıl olmuştu. Ülke olarak daha yeni yeni toparlanmaya başlamıştık. Dünyada İkinci Dünya Savaşı yaşanıyordu ve savaşa girmemiş olsak bile hazırlıklı olmak zorundaydık. O nedenle de ülke kaynakları son derece sınırlıydı. 

Kimsenin Cumhuriyete olan sadakatini ölçmem ama benim neslim Cumhuriyete çok bağlıdır ve ona borçludur. Benim hayatım bu hiç bitmeyecek borcu ödemeye çalışmakla geçti. Çünkü bizleri bu Cumhuriyet okuttu, çeşitli olanaklar sağladı. Onun içindir ki, benim yaptığım her işte Atatürk ve Cumhuriyet motivasyonu vardır. Hayatım boyunca ana ilkem, Atatürk’ü anlamaya çalışmak ve O’nun kurduğu Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmak ve yükseltmek olmuştur.

-Eskişehir Kurtuluş Müzesi, Balmumu Heykeller Müzesi, Ulus anıtı, Cumhuriyet Meydanı gibi pek çok eseri şehrimize kazandırdınız. Bu eserlerde Atatürk ve Cumhuriyet sevgisi hep öne çıktı! İnsanların bu müzeler önünde kuyruk oluşturması, fotoğraf çektirmek için birbiriyle yarışmasını görünce neler hissediyorsunuz?

Böyle şeyler beni mutlu ediyor. Yaptığımız, emek ve zaman harcadığımız bu tür proje ve hizmetlerin halkta karşılık görmesi elbette çok güzel. Eminim ki her Eskişehirli en az benim kadar Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve devrimlerine bağlıdır. Bunun izlerini, Balmumu Heykeller Müzesi’nde, Kurtuluş Müzesi’nde, Canlı Tarih Sahnesi’nde görebilirsiniz. Balmumu Heykel Müzesi’ni gezen hemen her ziyaretçinin mutlaka Atatürk heykeli ile bir fotoğrafı vardır. Bunu görmek ve biliyor olmak bana, bir taraftan mutluluk, bir taraftan da gurur veriyor.

- Cumhuriyetin 100. Yılında özellikle gençlere neler söylemek istersiniz?

-Onlara söyleyeceğim ilk şey, sahip oldukları Atatürk’ün eseri olan Cumhuriyete sıkı sıkıya sarılsınlar. Atatürk ilkelerinden ve O’nun gösterdiği hedeflerden asla vazgeçmesinler. Cumhuriyeti biz nasıl atalarımızdan, babalarımızdan, analarımızdan devraldıysak, zamanı geldiğinde onlara devredeceğiz. Onların da en önemli vazifeleri aldıkları emaneti kendilerinden sonraki nesillere ulaştırmak olmalıdır. Hem ülkemizin geleceği hem de kendi gelecekleri için çok çalışsınlar. Atatürk’ün çok güzel sözlerinden biri de şudur, gençlere seslenerek “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak olan sizlersiniz” demiştir. Yani Cumhuriyeti yaşatmak, onlar için, bizzat Atatürk tarafından verilmiş bir vazifedir. Ayrıca, kültür sanat faaliyetlerini yakından takip etmeliler. Unutmasınlar ki, bir ülkenin gelişmişlik seviyesi yalnızca ekonomisinin, sanayisinin büyüklüğüyle ölçülmez. Aynı zamanda kültür ve sanat alanında yaptıkları ve sahip oldukları değerlerle ölçülür.