Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın makam odası müzeyi andırıyor. Ağaç, cam, seramik, taş, lületaşı, toprak ve demirden eserler odayı diğer makam odalarından ayırıyor.
Atatürk, Nazım Hikmet, Bülent Ecevit, Fidel Castro ve Che Guevara odada dikkat çeken isimlerden. Ataç’ın Havana ziyaretinde verdiği bir poz var, o fotoğrafı Ahmet Demir çekmiş.
Babasının iş yerinde kullandığı telefon, ‘Benim için çok kıymetli’ dediği Köy Enstitüsü mezunlarından seramik obje, çocukların Pişmiş Toprak’ta yaptığı ‘eserler’ de yer alıyor
Başkan Ataç ile makam odasını gezmeye başlıyoruz. Ataç, konuşmaya başlamadan “Bazıları hediye, bazıları kendimin yurt içi ve yurt dışı gezilerden aldığım şeyler” diyor. Che Guevara ile başlıyoruz… Che’nin Küba'dan aldığı resmi var odada. Bir arkadaşı da Che Guevara'nın küçük heykelciğini hediye etmiş. Ataç “Benim Che Guevara'yı sevdiğimi bildiği için hediye etti” dedi.
Sonra çok şık bir vazo aldı eline… Son Hititli Necip Usta ve eserlerinin hikayesini Ataç’tan dinleyelim: “Kendisi rahmetli oldu. Çok büyük bir ustaydı. Pişmiş Toprak Sempozyumu'na da iki üç kez katılmıştı. Kendisine 'Son Hititli' derdi. Denizli'nin bir köyünde yaşıyor. Orada atölyesi vardı. Yaptığı eserlerden dolayı çok kere gözaltına alınmış. Eski eser kaçakçısı diye... Bir kaymakam keşfetmiş, ben de sahip çıktım.”
Sürprizlerle dolu, keyifli gezimize devam ediyoruz. Serpil Çamoğlu'nun başkanı olduğu Yardımsevenler Derneği hediye ettiği 'şehrin anahtarı' da var. Hemen yanında bir ağustos böceği dikkat çekiyor... Ataç, yurt dışından almış. Kanatları zeytin dalı şeklinde. Duvara asılıyor, içine çiçek de konulabiliyor.
Bilgehan Uzuner'in lületaşından yaptığı Yazılıkaya figürü var. Eseri eline alan Ataç, “Güzel bir çalışma, iyi bir tasarım” diyor. Sonra lületaşı üzerine sohbete başladık. Ailesinin lületaşında çok ciddi geçmişi olduğunu anlatan Ataç, “Dedemin Yukarı Mahalle'de evi hala durur. Evin bir kısmı lületaşı atölyesiydi. Dedem ticaretini yapıyordu. Viyana'ya ihraç ederlerdi. Lületaşının içinde büyüdük. Lületaşına farklı tasarımlar yapılması lazım. Güzel Sanatlar Fakültesi bir tasarım bölümü ele alıp lületaşını çok ciddi çalışması lazım. Belki başka madenlerle de karıştırarak... Gümüşle karışımı da güzel olabilir. Süs eşyası, takı olabilir... Farklı bakmak lazım. Biz toprağa farklı baktık, aynı şekilde lületaşı da ele alınmalı. Belki üniversite özel bir bölüm açmalı. Cam var, seramik var... lületaşı neden olmasın”
Ataç’ın bir fotoğrafını gördüm. O fotoğrafı işaret ederek “Başkanım oldukça keyifli ve genç görünüyorsunuz” dedim, gülümseyerek… Ataç, fotoğrafın Havana'da çekildiğini söyledi. Bölgenin hikâyesini anlattı biraz. Fotoğrafı Ahmet Demir çekmiş.
Odayı gezdikçe Eskişehir’e dair yeni şeyler öğreniyorum. “Çini'nin Picassosu” denilen Kütahyalı Sıtkı Usta’nın da bir eseri var. İlgi çeken objelerden biri de Pişmiş Toprak Sempozyumu'nda yapılan 'akıllı telefon' tasarımı… Topraktan bir Iphone… İlginç çağrışımlar yapıyor insanda. Devam edelim… Kızı Zeynep ile çekilmiş bir fotoğraf ve Arzu'nun Bebekleri’ni, üç dört tane nazar boncuğu, Nasrettin Hoca figürleri, Zehra Çobanlı'nın şık seramik tasarımlarını gördüm.
Üzerinde ‘Ahmet Ataç’ yazan avuç içi kadar bir metal parçası var, merak edip soruyorum. Ataç “Berlin'den metal işi yapan bir heykeltraş geldi. Espark AVM önünde yer alan bir çalışması var. Onu çalışırken ziyaret ettim. Demir parça verdi, ne yaparsın dedi.
Ben de aletlerle ismimi yazdım. Bu sanatçısının babası Hitler döneminde kitaplar yakılırken protesto etmek için 'demirden kitaplar' yapmış” diyerek anlattı.
Eline küçük bir seramik parça aldı ve “Benim için çok kıymetli” dedi. Elime aldım, baktım ‘sıradan’ bir görünüşü vardı. Berza daha baktım, arkasını çevirince anladım! Köy Enstitüsü'nün 52 mezunlarının 50’nci buluşma anısına yapılmış küçük bir seramik figür. Ataç “Çok güzel, çok seviyorum bunu. Bunun rozetini de çok seviyorum” dedi.
Anıtlar, heykeller, figürler
Pişmiş Toprak'ta kızı Zeynep ve bazı çocukların yaptığı 'eserler' de bulunuyor. Odanın ‘resmi ve ciddi’ havası bir anda dağılıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse ‘öyle bir hava’ fazla da hissedilmiyor. Magnezit AŞ'nin müdürünün taşa işlediği güzel bir çalışma var, Başkan eseri çok beğendiğini ifade ediyor. Ataç, 2003’te Küba’ya Atatürk ve Nazım Hikmet büstü götürmüş. Parka konulan büstler arasındaki fotoğrafı da odadaki yerini almış. Nazım Küba'ya giden büstün aynısı odada da var. Sabiha Gökçen'in küçük heykeli var. Çanakkale'den gelen rehberlerin getirdiği Şehitlik Anıtı ve Nusret Mayın Gemisi ile elektrikli otobüs maketi makam masasının hemen arkasında duruyor.
Orgeneral Abidin Ünal’ı ziyaretinde çekilmiş bir fotoğraf dikkatimi çekiyor. Çalışma masasının hemen arkasında. Yanlış hatırlamıyorsam başka ‘ikili’ fotoğraf görmedim. Neden diye soruyorum elbette… Ataç “Abidin Paşa'yı ziyarete gitmiştim, iki gün sonra darbe oldu. Beni çok sever, ben de onu çok severim, takdir ederim. Makamını kullanmayan bir insan. Halkın arasına kolay girebiliyor. Çerkeslerin bütün toplantılarına katılır” diye konuştu.
Eserlere değer veren bir başkan
Darphane'deki bir para tasarımcısının yaptığı Atatürk çalışması da var. Alanya'ya geziye giden muhtarlar Ataç'a tahtadan yapılmış bir at getirmişler. Ataç “Atı da çok severim, binerim. At onurlu bir hayvandır, herkesi sırtında tutmaz” diyor gülümseyerek… Anıtkabir'den iki Atatürk figürü almış. Onlar da odada… Pişmiş Toprak’ta yapılan eserler var odasında. Müze yapıldığı zaman oraya gidecekler. Ataç’ın onları bir depoya ya da merdiven altına koymaya kıyamadığını anladım. Tepebaşı, son yıllarda çevreci çalışmalarla öne çıktı. Türkiye’de adından söz ettiriyor. AB’den aldığı hibeler var. Hatırı sayılır hibeler… Böyle bir belediyenin başkanını odasında “güneşle çalışan mini bir rüzgar tribünü” görmek elbette beni şaşırtmadı.
Orman’a lületaşı kartal…
Odadaki televizyonun önüne geliyoruz… Televizyonun pek açılmadığını öğrendim.
Daha çok müzik yayını için kullanıyormuş. Bir ‘kartal başı’ görüyorum. Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Eskişehir ziyaretinde Ataç’a hediye etmiş, Ataç da lületaşından yapılmış kartal hediye etmiş. Odada yüzlerce plaket var. Bazılarını okuyoruz… Mesela biri 'eğitimcilerden' gelmiş. Ataç burada 'Eğitimcilerle aramız iyiyken verilmiş' diyor gülümseyerek… Ecevit etkinliklerine katkı verdiği için teşekkür plaket verilmiş. DSP Örgütü vermiş…
Ataç’ın makam odası bazı odalardan oluşuyor. Büyük olan pek kullanılmıyor. Misafirleri orada ağırlıyor. Daha çok küçük odada çalışıyor. İşte bu odanın duvarında 'Atatürk, Che ve Ecevit' birlikte duruyor. Ecevit’in fotoğrafının altında kendisine ait şiir de var. Bu duvarın tam karşısındaki duvarda Fidel'in iki resmi var. Başkan, Küba'dan almış... Ataç “Küba'da büyük kapalı bir pazar var. Sadece resim satılıyor. Binlerce resim var. Orayı saatlerce gezerim” diyor.
Ataç “Tarihi bir vesika” diyerek büyükçe bir çerçeve içindeki fotoğraf ve belgeleri gösterdi. İsmet İnönü ve diğer siyasi liderlerin Milli Birlik Komitesi Başkanı Cemal Gürsel'i ziyareti görülüyor. Adnan Menderes'in idam kararının kaldırılmasıyla ilgili bir ziyaretmiş. Ecevit de var. Sanırım gazeteci olarak ziyareti takip etmiş. Tarih 6 Eylül 1961... İnönü, Ragıp Gümüşpala, Ekrem Alican... Dönemin bütün siyasileri orada. İnönü ve liderler, 1960’daki darbeyi yapan Gürsel’den Menderes'in idamının kaldırılmasını istiyor.
Maket arabalar görüyorum. Ataç “Klasik araba merakım var. Bunların sahicileri de var. 57 chevrolet, Ford Fairlane 500” dedi. Eski, büyük ama bir o kadar da haşmetli bir telefon var. Rahmetli babasının iş yerindeki telefonuymuş. Başkan “Eftaş ekmek fabrikası vardı. Babam oranın hem hissedarıydı hem de yöneticisiydi. 1964 yılında İsrail'e gidiyorlar, oradan ekmek fabrikasını alıyorlar. Türkiye'de öyle bir sistem yok. Rahmetli çok farklı adamdı” diye konuşuyor, telefonun başında…