Aynı siyasi görüşten gelmiş olsanız bile Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında problemler yaşanıyor. Yani çift başlılık oluyor. Değişiklik teklifi kabul edilirse çift başlılığı önlemiş olacak. Belirsizliklerden kurtulacağız. Siyasi ve ekonomik kaos olmayacak.
ES TV’de Rasim Kılıç’ın konuğu olan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ayşe Türkmenoğlu, anayasa değişikliği hakkında soruları cevapladı. Türkmenoğlu, değişikliğin neden yapıldığı sorusunu şöyle yanıtladı: “Tek partili dönemden çok partili döneme geçiş sürecinde yaşananlar, sonrasında çok partili dönemde yaşanan sıkıntılar bu sürecin geç kalınmış bir süreç olduğunu gösteriyor. En önemlisi de biz Cumhurbaşkanını halkın seçmesi doğrultusunda yasal bir değişiklik yaptık. 22. Dönem Meclisi’miz 11’nci Cumhurbaşkanını seçememişti. 367 gibi anayasada olmayan toplantı yeter sayısı arandı. Anayasa Mahkemesi de o dönem buna hukuksuz bir şekilde destek verdi. Ve yapılan referandumda halkın yüzde 70’i ‘Cumhurbaşkanını ben seçeceğim’ dedi. Terleyen, koşturan bir Cumhurbaşkanı olacağım diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan da yüzde 52 gibi bir oyla seçildi. Mevcut sistem her zaman krizlere açık, bir anlamda da açık bir yara gibi de değerlendirebilirsiniz. En ufak bir şeyde mikrop kapan ve sürekli krizler üreten bir sistem. Düşünün Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız şuanda aynı partiden geldiler. Onların arasında şuanda bir şey yok ama ayrışma olur mu? Olabilir insanız, hepimizin farklı düşünceleri olabilir. Yakın tarihe baktığımızda bu tip ayrışmaları çok yoğun bir şekilde yaşadık. Ahmet Necdet Sezer Anayasa Mahkemesi başkanıydı. Sayın Bülent Ecevit’in isteği ve çabasıyla Cumhurbaşkanı seçildi. O dönemde Bülent Ecevit başbakandı. Aralarındaki anlaşmazlık o dereceye vardı ki Cumhurbaşkanı Başbakanın suratına anayasa kitapçığı fırlattı ve ekonomimizin yerle bir olduğunu hatırlayın. Sayın Süleyman Demirel DYP Genel Başkanıydı. Tansu Çiller’i kendi partisinden milletvekili, bakan yaptı. Kendisi Cumhurbaşkanı oldu daha sonra Çiller başbakan oldu. 28 Şubat sonrası Sayın Erbakan Başbakanlığı bırakınca aslında o dönem başbakanlık görevi, hükümeti kurma görevi Çiller’e verilmesi gerekiyordu. En çok milletvekili olan siyasi partinin lideriydi. Demirel aynı partiden gelmiş olmalarına rağmen Çiller’i atlayarak hükümet kurma görevini Mesut Yılmaz’a verdi. Bunu neden anlatıyorum? Aynı siyasi görüşten gelmiş olsanız bile Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında problemler yaşanıyor. Yani çift başlılık oluyor. Kaldı ki 82 Anayasa’ndaki Cumhurbaşkanı yetki ve görevleri çok fazla olmasına rağmen karşılığında sorumluluk yok.”
Belirsizliklerden kurtulacağız
Türkmenoğlu, yeni sistemin kazanımlarını şöyle anlattı: “Değişiklik teklifi kabul edilirse çift başlılığı önlemiş olacak. En önemlisi bu. Partili Cumhurbaşkanı olabilir olmayabilir de bilmiyoruz ama bunun önündeki engel kaldırılmış oldu. Cumhurbaşkanı yürütmeye müdahale edebilir, yetkileri var. Ama aynı zamanda da sorumluluğu yok. Demokratik bir sistemde zaten böyle bir şeyin kabul edilmesi doğru değil. Bu anayasayı o dönemin cuntası yaptı. O dönemin cunta liderine göre yapılmış bir anayasa. O dönemin cunta liderine verilmiş görev ve yetkiler var Cumhurbaşkanına. O dönem milletin iktidar olacağını pek kestiremediler herhalde. Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde her zaman krizler yaşadı. Meclis kilitlenmeleri oldu. Halkın Cumhurbaşkanını seçmesi noktasında en azından onu 2007’de kaldırdık. Bu değişiklikten sonra zaten sistem kendisi değişti. Halk kendi seçeceği Cumhurbaşkanının sembolik olmasını zaten istemeyecek. Yeni sistemde belirsizlik olmayacak. O süreçte birinin seçilip hükümet kuracağını vatandaş bilecek. Belki Cumhurbaşkanı ilk turda seçilmeyebilir ama ilk turdu meclis mutlak surette seçilecek. 2019’daki seçimler şöyle olacak. Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimi için iki ayrı sandık kurulacak. Eşzamanlı seçim diyoruz. Cumhurbaşkanı adaylarından birisi 50+1 oyu alamadı. İkinci tur en çok oy alan iki aday arasında yapılacak. Yine bir adayın yüzde 50+1 alması gerekiyor. Şayet ikinci turda da sonuç alınmazsa üçüncü tura en çok oy alan aday kalacak. Üçüncü tur referandum şeklinde olacak; bunu istiyor musunuz istemiyor musunuz? Sandığa giden seçmen bir iki ay içinde de olsa Cumhurbaşkanının mutlak surette seçileceğini ve Cumhurbaşkanı seçildikten sonra onun hükümetini kuracağını, yürütmenin oluşacağını bilecek. Acaba koalisyon mu olacak, birbirleriyle anlaşacaklar mı, kaç bakanlık öbür partiye verilecek, şu parti acaba Meclis’te bir bakanlık için yarışacak, şantaj, tehditler mi olacak, koalisyon üyesi partiler birbirlerine şantaj yapıyordu, gensorular veriyorlardı, birbirlerini hükümeti düşürmekle tehdit ediyorlardı. Türkiye çok çirkin pazarlıklara ve ilişkilere sahne oldu. Belirsizliklerden kurtulacağız. Ekonomik ve siyasi istikrar korunacak. Siyasi ve ekonomik kaos olmayacak.”
Uzlaşma kültürünü getiriyor
Yeni anayasanın uzlaşı kültürü getireceğini ifade eden Türkmenoğlu, “Diyelim ki siyasetle ilgili bir kişiyi cumhurbaşkanı görmek istemiyorsunuz. Ne yapabilirsiniz? Yüz bir imza toplayıp sivil birisini aday gösterebilirsiniz. Siyasetle ilgisi olmayan birini Cumhurbaşkanı adayı gösterebilirsiniz. Ya da siyasi partiler kendi aralarında anlaşıp bir aday üzerinde uzlaşabilirler. O aday siyasi de olabilir siyasetle ilgisi olmayan biri de olabilir. Bu anlamda yeni anayasanın ayrıştıracağını söylemek çok yanlış. Aksine Türkiye’ye uzlaşma kültürünü getiriyor. Esas ayrışma, kutuplaşma şu anki sistemimizde var” diye konuştu.
Doğru iletişim sağlanmamış
Sahadaki izlenimleri sorulan Türkmenoğlu, şöyle devam etti: “Bazı vatandaşlarla doğru bilgilerle iletişim sağlanmamış. Bunu görüyorum. Salon toplantıları yapıyoruz. Karşılıklı soru-cevap şeklinde… Yüzde karşı olanların ‘aa biz böyle bilmiyorduk. Cumhurbaşkanı seçilirse istediği yasayı yapacakmış, istediği zaman başkenti değiştirecekmiş, para birimini değiştirecekmiş böyle söyleniyor’ dediğine şahit oluyoruz. Aksine Cumhurbaşkanının yasa teklifi verme yetkisi bile yok. Böyle bir şey nasıl olabilir? Cumhurbaşkanının sadece kararname çıkarma yetkisi var. O da şuandaki durumla kıyaslayacak olursak bakanlar kurulu kararnamesiyle eş durumda. Anayasa değişikliği gerçek anlamda anlatılırsa, hiçbir yalana ve uydurma bilgilere dayanmadan olduğu gibi anlatılırsa… Aslında bizim anlatmamıza da gerek yok. Vatandaş okursa muhalefetin eleştirilerinin haksız olduğunu, haksızlığı da bırakın yalan ve gerçek dışı olduğunu anlayacaklar. Bu Türkiye’nin, hepimizin menfaatine bir değişiklik. Asla rejim değişikliği söz konusu değil. Sistem değişikliği söz konusu. Türkiye’nin gelecek yıllarda dünyayla yarışması, söz sahibi olabilmesi, oyun kurucu olabilmesi için artık sistemin değişmesi gerekiyor. Mevcut sistem her zaman Türkiye’yi tökezletecektir.”