×

Anahtar Parti’den sert çıkış: Hukukla siyaset dizayn edilmez

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Fuat Geçen, “YSK’nın görev sahasında olduğunu sandığımız bir konuda hukuk mahkemelerinin aldığı karar üzerinden CHP’nin yönetimsel açıdan kayyuma götürülmesi konusunda hukukla siyasetin dizayn edilmesine şiddetle karşıyız” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Fuat Geçen, bir dizi program kapsamında geldiği kentte, partisinin il başkanlığında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Geçen, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) kurultay davası üzerinden siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesine karşı çıktıklarını vurgulayarak, Meclis’ten geçen maden yasasının ekolojik dengeler gözetilmeden ticari kaygılarla çıkarılmasının ülke için ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Geçen, iki yıl aşkın bir süre geçmesine rağmen CHP’nin genel kurultayının iptali davasına varan bir sürecin başladığını aktararak,“YSK’nın görev sahasında olduğunu sandığımız bir konuda hukuk mahkemelerinin aldığı karar üzerinden CHP’nin yönetimsel açıdan kayyuma götürülmesi konusunda hukukla siyasetin dizayn edilmesine şiddetle karşıyız.Bunların ülkeye ve siyaset iklimine hiçbir faydası olmadı. Bu bir tespit değil, bir gerçektir. Diğer yandan, ‘Hukukun verdiği kararı biz uygulatmayız’ söylemi de doğru değildir. Yargı bir karar vermişse, elbette eleştirmek, onaylamamak, itiraz etmek mümkündür. Ancak CHP tarafından ‘Biz bu yargı kararlarını kabul etmiyoruz, taraftarlarımızı sokağa çağırırız’ tarzındaki yaklaşımları da parti olarak uygun görmüyoruz.Ez cümle, siyaseti yargı eliyle dizayn etmeye kesinlikle karşıyız. CHP’nin iç işlerinin yargıyla dizayn edilmeye çalışıldığı kanaati yayılmaya başladıktan sonra CHP’li belediyelerin AKP’ye geçmesi yönünde bir trafik oluştuğunu görüyoruz. Bu tam anlamıyla siyasi mühendisliktir. Bu önce ana muhalefet partisini kaosa sürüklemek, ardından ‘Bizim yanımızda olursanız güvende olursunuz’ mesajı vermektir” diye konuştu.

DOĞA TAHRİP EDİLİYOR

Geçen, Meclis’ten geçen maden yasasının maden sahalarının işletilebilir hale getirilmesi konusunda ülkede ciddi sorunlar yarattığına da dikkat çekerek, “Türkiye’de yer altı madenlerinin, yerüstü ekolojik dengeyi bozmadan çıkarılması konusunda uzun süredir hassasiyetlerin göz ardı edildiği bir dönemden geçiyoruz. Bu yaklaşık 15 yılı aşkın bir süredir devam ediyor.Burada siyasal iktidar eş zamanlı olarak iki şeyi başaramadı. Bir iş insanı ‘Burada maden var, ben çıkaracağım’ diyerek ruhsata başvurduğunda, gelişmiş ülkelerde önce şu soruya bakılır: ‘Ne kadar maden var?’ sorusundan önce, ‘Maden çıkarma süreci doğayı ne kadar tahrip eder? Ekolojik dengeyi nasıl bozar? Yer altı ve yerüstü kaynaklarımızı nasıl etkiler?’ sorularına cevap aranır. Analitik bir rapor öne çıkarılır.Fakat Türkiye’de bu asla böyle olmadı, olmuyor. Ticari kaygılar ön planda tutuldu. Zeytinliklerle ilgili durum ortada, son çıkan yasa ortada. İktidarın Meclis çoğunluğu olduğu için muhalefetin tüm itirazları yok sayılabiliyor. Böylece geleceğimizi, ekolojik dengemizi hiçe sayan yasalar çıkıyor” dedi.