5 Yaşında doğduğu topraklarda, Ingolstadt'da başlayan bir kariyer. 1860 Munih'e transferi, 5 yıl boyunca üşenmeden, usanmadan çekilen Munih yolları ve gidilen antrenmanlar... Daha sonra oradaki performansıyla kulüplerimizin radarına giriyor ve akabinde Eskişehirspor'a yolu düşüyor.
Sezon başı Dede'nin sakatlığından sonra bir sağ bek olmasına rağmen hocası ona sol beki emanet ediyor. O da görevini layıkıyla yerine getiriyor. Yağız Sabuncuoğlu’nun Tarık Çamdal’la yaptığı röportaj ses getireceğe benziyor. İşte Tarık Çamdal’ın Almanya’da başlayan hikayesi…
Almanya'da başlayan bir kariyer ve şimdi de Eskişehirspor. O günden bugüne kariyerini kısaca bizler için özetlemenizi istesek neler söylersin?
Almanya'da doğdum ve futbola da orada başladım. 5 yaşındayken Türklerin kurduğu bir kulüp olan Ingolstadt Türk Gücü'nde futbola ilk adımımı attım. Babam aynı zamanda oynadığım takımda antrenörlüğümü de yapıyordu. 12 yaşına kadar o kulüpte futbola devam ettim ve hazırlık maçında 1860 Munihli scoutlar beni izleyip keşfetmişler. Bunun akabinde 1860 Munih kulübüne transferim gerçekleşti. 17 yaşına kadar bu kulüpte futbol hayatıma devam ettim. Geçen 5 yıllık sürede Munih'e 80 kilometre uzaklıktaki Ingolstadt'ta oturmamıza rağmen babam her gün üşenmeden benimle birlikte gidiş-geliş 160 kilometre yol çekip antrenmanlara geliyordu. O yüzden onun bendeki emeği tartışılmaz. 17 yaşında 1860 Munih'de profesyonel hayata ilk adımımı attım ve hemen akabinde bu sıkıntımı çözmek için Munih'de eve çıktım. Daha sonra da 2 sene 1860 Munih'in A Takımı'nda oynayıp Eskişehirspor'a transfer oldum.
Sağ ayaklı bir oyuncusun ama sol bek pozisyonunda seni izliyoruz. Ters ayakla oynamanın avantajları ve dezavantajlarını sana sorsak neler söylemek istersin?
Avantajları ve dezavantajları ile açıkçası pek ilgilenmiyorum. Çünkü ben genç bir oyuncuyum ve tek düşündüğüm şey sahada Eskişehirspor formasıyla oynuyor olmak. Sağ bek pozisyonunda ne yapıyorsam sol bek pozisyonunda da aynılarını yapmaya çalışıyorum. Sağ bek, sol bek veya bir başka pozisyon fark etmiyor benim için.
A2 takımında sağ açıktın, A takıma sağ bek olarak çıktın şimdi de sol beksin. Seçme şansın olsa Tarık Çamdal, hangi mevkide oynamayı ister ve hangi mevkide kendisini daha başarılı olarak görüyor?
1860 Munih'de de sağ açık ve sol açık pozisyonlarında oynuyordum. Türkiye'ye geldiğim günden bu yana sağ bek ve sol bek pozisyonlarında görev alıyorum. Açıkçası bek pozisyonunda oynamak hoşuma gidiyor. Bu pozisyonu sevdim diyebilirim.
Leonardo Dede gibi doğduğun ülke olan Almanya'da efsane olan bir oyuncu ile birlikte aynı takımda oynuyorsun. Onun gibi efsanevi bir oyuncu ile aynı takımda olmak nasıl bir duygu, faydalarını görüyor musun?
Sol bek pozisyonunda idolün kim dersen kesinlikle bu soruya cevabım Dede olur. Türkiye'yi geçiyorum, Bundesliga'da bile onun gibi şu ana kadar bir sol bek oyuncusu görmedim. Ciddi anlamda o tam bir efsane. Sağolsun benimle de her zaman ilgileniyor. Onunla birlikte aynı kulüpte olmam benim için çok büyük avantaj. Sol bek pozisyonunda bu sezon oynamaya başladığım ilk zamanlarda bana gelip ''Sağ bekte nasıl oynuyorsan aynı şekilde sol bekte de oynayacak kapasite ve yetenek sende var'' demişti. Benimle her zaman ilgilenmeye çalışıyor. Sürekli görüştüğüm ve desteğini her zaman hissettiğim özel bir isim benim için.
Ülke olarak yıllardır sol bek mevkisinde büyük sıkıntılar çekiyoruz. Gerek Milli Takım gerekse kulüplerde beklentileri karşılayan bir sol bek oyuncusu tam anlamıyla çıkmadı desek yanılmış olmayız. Bir sol bek olarak bu konu hakkında neler söylemek istersin?
Almanya ile karşılaştırmam gerekirse orada hiç bir zaman bir oyuncuyu tek mevkide geliştirmiyorlar. Ben sağ ayaklı olmama rağmen sol kanatta forma şansı verip o pozisyonda da kendimi geliştirmemi istiyordu hocalarım. Philiph Lahm'ı burada örnek verebiliriz bu söylemlerime. Ülkede neden sol bek yetişmiyor açıkçası ben de bilmiyorum. Ben de bildiğiniz üzere sağ bek oyuncusuyum fakat hocamız sezon başında gelip benimle bir görüşme yaptı. ''Sol bekte oynayabilir misin?'' dedi. Ben de oynayacağımı ve elimden gelenin en iyisini yapacağını ona söyledim. Daha sonra Ertuğrul hocam bana güldü ve kendine güvenini ve bu düşünce tarzını sevdim dedi. Akabinde formayı verdi.
Peki, şu ana kadar Avrupa'dan veya ligimizden herhangi bir kulüpten resmi veya dolaylı yoldan teklif aldın mı?
Menajerimle zaman zaman görüşüyorum. Almanya'dan seni takip eden kulüpler var diye bana söylüyor fakat transfer konularını genel anlamda menajerimle çok fazla konuşmamaya çalışıyorum. O da benimle bu konuları pek konuşmaz çünkü bu tarz söylentilerle kafamı karıştırmak istemiyor. Dediğim gibi menajerim her zaman bana destek olmaya çalışır. Maçlardan önce bazen beni arar ve destek verir. ''Sen elinden gelenin en iyisini yap zaten adın her zaman gündemde olur'' diye.
Yukarıdaki satırlarda kısmen de olsa bu konudan biraz bahsettin ama ben bir kez daha sormak istiyorum. Kendine idol olarak gördüğün bir oyuncu var mı?
Bir bek oyuncusu olarak Gökhan Gönül'ü çok beğeniyorum ve her maçını takip etmeye çalışıyorum. O benim için bir idol diyebiliriz. Gerçekten müthiş yeteneklere sahip bir bek oyuncusu.
İzlediğimiz maçlarda kondisyon olarak ciddi anlamda bir birikiminin olduğunu görüyoruz. Antrenmanlardan sonra veya boş günlerinde bu devamlılığı sağlamak ve kendini geliştirmek için ekstra çalışmalar yapıyor musun?
Kondisyonumun bu şekilde olması Allah vergisi diyebilirim. Genç takımlarda oynadığım dönemlerde yapılan laktak testlerinde her zaman 1. çıkıyordum. Akabinde 1860 Munih'de A takıma çıktım ve oradaki antrenmanlarda da kondisyon olarak ciddi anlamda iyi seviyedeydim. Orada da sezon öncesi kamplarında yapılan fizik-kondisyon testlerinde 1. oluyordum. Allah'a şükürler olsun ki bu konuda futbol hayatım boyunca bir sıkıntı çekmedim. Gelecekte de çekmeyeceğimi düşünüyorum çünkü izin günlerim olsun, tatiller olsun hiçbir zaman futboldan kopmadan yaşamaya çalışıyorum. Boş zamanlarımda koşularımı yapıyorum. Yıllardır boş bulduğum zamanlarda kondisyonumu ve kendimi geliştirmek için özel çalışmalar yaptım. Uzun süreli yaz tatili dönemlerinde bile 5-6 gün dinlendikten sonra çalışmalarıma başlarım. Çünkü eğer futbolcuysanız futboldan soğumamanız lazım. Her zaman çalışmak zorundasınız.
Genç takımlarda Almanya Milli Takımı'nı seçtiğini biliyoruz fakat şu anda durum ne yönde ilerliyor. Milli Takım tercihini hangi takımdan yana kullandın, son durum nedir?
U17, U18 ve U19 takımlarında Almanya Milli Takımı'na gidiyordum. Daha sonra Türk Milli Takımı'na çağrılmaya başladım. O dönemde Almanya Milli Takımı'na gidiyordum fakat hayalim her zaman Türk Milli Takımı'nda oynamaktı. Alt yapılarda da forma giymek istiyordum fakat o dönemlerde bir türlü davet alamamıştım. Türk Milli Takımı'ndan davet bekliyorduk fakat Almanya'ya o dönemlerde bizi izlemeye gelmiyorlardı ve takip etmiyorlardı. Daha sonra alt yapı döneminde U17'de bir hazırlık maçımız oldu ve oraya gelen Türk Milli Takım Scout'ları beni beğendiklerini babama iletmişler ve kendileri için oynamamı istemişler. Babamda o dönem için Türk Milli Takım Scout'larına ''Oğlum şu anda Almanya Milli Takım'ı için oynuyor'' demişti. U19 seviyesinden sonra bir daha Almanya Milli Takımı'ndan davet almadım. Geçen sezon Türkiye A2 Milli Takımı'ndan davet aldım ve orada 3 maç oynadım. Bundan sonra da inşallah Türk Milli Takımı için oynamaya devam edeceğim.
Ertuğrul Sağlam ile yavaş yavaş ritmini bulan bir Eskişehirspor görüyoruz. Eski hocanız Ersun Yanal da Fenerbahçe ile şu anda ligin lideri konumunda. Ersun Yanal ve Ertuğrul Sağlam arasındaki farkları sorsak birkaç kelime ile neler söylemek istersin?
Ersun Hoca da Ertuğrul Hoca da bana forma veren hocalar. Bu yüzden ikisine de çok şey borçluyum. Fakat Ertuğrul Hoca'nın bendeki yeri çok ayrı. Bugünlere gelmemde çok büyük etkisi olduğunu söyleyebilirim. Çünkü gözünü kırpmadan sezonun başında formayı bana verdi. Ben de onun yüzünü kara çıkartmamak için her şeyi yaptım ve yapmaya da devam edeceğim. Benimle her zaman yakından ilgileniyor. Bana güvendiğini ve inandığını söylüyor. Ben de onun bu güvenini boşa çıkarmamak için dediğim gibi çok çalışıyorum. Gerçekçi olmak gerekirse ben de formayı hemen alıp, oynamaya başlayacağımı ummuyordum fakat Ertuğrul Hoca sağ olsun bana güvendi ve formayı verdi bu yüzden onun bendeki yeri çok ayrı.
Ülkemizin en önemli taraftar topluluklarından birine sahipsiniz. Senin de bu konudaki fikirlerini alalım istiyorum. Eskişehirspor taraftarı hakkında neler söylemek istersin?
Almanya'dan da Süper Lig'i takip ediyordum. Orada da tanınan, bilinen bir taraftar grubumuz var. Eskişehirspor taraftarlarının gücünü ve etkisini orada da herkes biliyor. Babamda Eskişehir'e gelmeden önce bana Eskişehirspor'un taraftarını ve tarihini anlatmıştı. Ben de bunları bilerek buraya geldim. Gerçekten çok etkili bir taraftar kitlemiz var. Almanya'da oynadığım dönemlerde Bayern Munih ile Allianz Arena'yı paylaşıyorduk fakat oraya gelen seyirciler destek verseler dahi bu şekilde bağırmıyorlardı. Maçları izleyip, evlerine gidiyorlardı. Fakat burada ortam çok farklı. Taraftarlar her maç içeride, dışarıda bizlere inanılmaz destek veriyorlar. İlk oynadığım maçta sahaya adımımı attığımda tüylerim diken diken olmuştu ve taraftarımızdan çok etkilenmiştim. Gerçekten onlar gibi bir gücün arkamızda olduğunu bilmek güzel bir şey.
Ligimizde bir çok önemli oyuncu var. Bir soru da buradan sormak istiyorum. Karşısında oynarken en çok zorlandığın ve ligimizde en çok beğendiğin oyuncu kim desek hangi ismi söylersin?
Maçlarda öyle aklıma gelen ve beni çok fazla zorluyor diyebileceğim bir oyuncu şu anda yok fakat idmanları da bu soruya dahil edersek Erkan Zengin kariyerim boyunca beni en çok zorlayan oyuncu oldu diyebiliriz. Erkan Zengin gerçekten inanılmaz bir oyuncu ve müthiş bir yetenek. İdmanlarda onunla karşı karşıya oynamak gerçekten çok zor. Bu soruya cevap olarak onun ismini verebilirim.
Tarık Çamdal olarak gelecek yıllardaki hedefin ne desek bize neler söylemek istersin?
Henüz bu sezon yeni yeni oynamaya başladım. İlk hedefim Eskişehirspor'da sürekli oynamak ve kalıcı olmak. Her zaman içimden uzun yıllar Eskişehirspor formasıyla oynamayı geçiriyordum bu sezon bu şerefe eriştim diyebilirim. İnşallah bu böyle devam edecek. Takım olarak da hedeflerimiz gerçekten büyük. Üst sıralarda kalıcı olmak ve her sezon Avrupa'da oynamayı alışkanlık haline getiren bir takım olma hedefindeyiz. Yavaş yavaş hem kendi özelimde hem de takım olarak bütün hedeflerimize ulaşacağımızı düşünüyorum.