Çiftçi kooperatife aidat öder, Oda’ya aidat öder, Koruma’ya aidat öder, Damızlık Birliği’ne aidat öder, Ticaret Borsası’na aidat öder. Her tarafa aidat öder. Allah rızası için düşünelim hangisi çiftçiye hizmet eder, önünü açar. Hiçbirisi... Hep göstermelik olduğumuz için bir yere varamıyoruz. Ziraat Odaları İl Temsilcisi ve Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Şen, ES TV’de Murat Taşkın ve Cihan Yıldırım’ın konuğu oldu. Tarım politikalarını değerlendiren Şen, şöyle konuştu: “Her ülkenin kendine ait milli bir tarım programının olması lazım. Bizde o yok maalesef. Bir program dâhilinde ülkenin gerçekleri, iklimi hiçbir ülke hiçbir ülkeye uymaz. A ülkesinin tarım politikası bana uymaz. Benim iklimim, sulama şartlarım, arazi yapım farklıdır. Coğrafi bölgelere göre tarım politikası oluşturmamız lazım. Önceki bakanımız bölgesel, milli tarım demişti. Çok doğru demişti. Çok ciddi köklü değişiklikler yapmamız lazım. Çiftçiliğin tanımı dahi yoktur. Çiftçi olmak çok kolaydır. Yarın hemen ilk yönetim kurulunda sizi çiftçi yapabiliyorum. Nasıl? Bir dönüm yer kiralarsanız ya da üç hayvanın iki kovanın olursa çiftçisin. Ama sürdürülebilir olması da önemli. Avrupa’da 50 yıllığına krediler verilir. Bu krediyi alan 50 yıl o işi yapmak zorundadır. Çok güzel destekler var. Destekler yok değil. Her ülkedeki tarım kesimi çok rahat değil. Tarım kesimi geliri az olan kesimdir. Bizdeki desteklerden çiftçi değil işe yeni girmiş kişiler yararlanıyor o da iki yıl sonra hemen vazgeçiyor. Yatırım atıl kalmış oluyor. Planlama lazım. Yeni pazarlar bulunması lazım. Pazar olarak bize bu ülke dar. Tarım potansiyelimize göre bu ülke bize dar. Bize pazar bulmaları lazım. Biraz fazla üretince ürün elde kalıyor. Geçen sene domates biraz fazla para yaptığı için, plan olmadığı için en az yüzde 30’u elde kalacak. Çiftçi ne yapacak? Mecbur bir şey ekmek zorunda. Ya tutarsa diyoruz. Hiçbirinin fiyatını bilerek ekmeyiz biz. Ya tutarsa diye ekersin biraz fazla ekildiyse elinde kaldı. Fiyatlar çöktü. Hem üreticiyi hem ülkeyi zarara sokuyor. Çiftçinin kaybı milletin de cebinden çıkıyor. Dünya standartlarında üreteceğimiz ürünler üretmeliyiz. Destekler bu yönde olmalı.”
Önünü göremeden işler yapıyorsun
Şen: Ne ekeyim diye düşünüyoruz. Buğdayda taban fiyat açıklandığı için az çok bilebiliriz. Ama bu senede başımıza ne geldi? Tam harman zamanı Sanayi Bakanımız gümrük vergilerini düşürdüğünü açıkladı. Bizden önce biçilen yerler güneydoğu falan 1 lira 10 kuruştan buğdayını sattı. Bizim buraya geldiği zaman o söylem fiyatları 70-75 kuruşa düşürdü. Geçen sene sattığımız fiyattan 10 kuruş daha aşağı düştü. Şimdi yeni yeni çiftçinin elinde buğday kalmadı 90 kuruşa çıktı. Hiç önünü göremeden işler yapıyorsun. Et Balık’ların kapatılması istikrarlı üretimi bozuyor.
Niye biz helva yapamıyoruz
Şen: Köylere bakın genç hiç yok. Ahırların yüzde 90’ı boş. Teşvikle, destekle bir sürü yerler yapılıyor. Esas hayvancılığın yapılması gereken yer kırsal kesimdir. Dünyada olan nasıldır? Maliyetin düşmesi için hayvancılığın yapıldığı yerde yem bitkisi olması lazım yani mera olması lazım. Dört duvar çevirmeyle hayvancılık olmaz. Maliyeti düşüremezsin. Ülkemizde Allah’a şükür güneş, su, toprak var. Niye biz helva yapamıyoruz. Çiftçiden kaynaklanmıyor, bunu bilin.
Hollanda bunun için başarılıdır
Şen: 30-40 yıl önce askeriyede 40 yıllık etler yeniyordu. Şoklanmış etler... Et Balık’lar vardı. Sözleşmeli besi yapardık. İyi besi yapana da teşvik vardı. Üretimin fazla da olsa stoklayacağı yerin vardı. Bir avuç yer olan Hollanda bunun için başarılıdır. Hollanda, üreticinin elinde hiçbir şey bırakmaz. Fazla oldu diye üreticinin elinde kalırsa istikrarlı üretim yapamazsın. Onun için devlet tarımın üzerinden elini çekemez. Çektiği zaman istikrar kaybolur. Gıda çok da stratejik bir alandır.
Siyasileştiği zaman iyi olmuyor
Şen: Çiftçi kooperatife aidat öder, Oda’ya aidat öder, Koruma’ya aidat öder, Damızlık Birliği’ne aidat öder, Ticaret Borsası’na aidat öder. Her tarafa aidat öder. Allah rızası için düşünelim hangisi çiftçiye hizmet eder, önünü açar. Hiçbirisi... Hep göstermelik olduğumuz için bir yere varamıyoruz. Bazı şeyler siyasileştiği zaman hiç iyi olmuyor. Siyasi temsili gibi olduğu zaman böyle yerler amacına uygun iş yapamıyor.