×

“Türkiye'nin kaynakları Türk milletinin refahı için işletilmeli”

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementi rezervi üzerinden Türkiye’nin kaynaklarının Türk milletinin refahı için işletilmesi gerektiğini vurguladı. Uysal, İmralı süreci, yolsuzluk ve etnik bölücü siyasetin Türkiye için ciddi tehditler oluşturduğunu söyledi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Eskişehir’de basın mensuplarıyla bir araya geldi. TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun İmralı’ya yaptığı ziyarete tepki gösteren Uysal, 50 artı bir sisteminin Cumhur İttifakı’nı İmralı ile ittifaka mecbur bıraktığını söyledi. Eskişehir Beylikova’da tespit edilen nadir toprak elementi rezervi hakkında da konuşan Uysal, Türkiye’nin yerli ve milli kaynaklarının yine Türk milletinin menfaati için kullanılması gerektiğini ifade etti.

“50 artı bir İmralı ile ittifaka mecbur bıraktı”

İmralı ziyareti üzerinden Cumhur İttifakı’nı eleştiren Uysal, “Özellikle 16 Nisan 2017 referandumuyla beraber Demokrat Parti olarak da ısrarla, şiddetle itiraz ettiğimiz bu keyfi düzenin her manada ortaya çıkardığı olumsuzlukların bedelini 86 milyon olarak ödüyoruz. Bugün bu bedellere hayat pahalılığı, enflasyon, çift haneli işsizlik, çift haneli faiz oranları, konkordatolar, iflaslar eklendi. Bunlara bir de İmralı sürecinin eklendiği kanaati içerisindeyiz. Bugün geçmişte de açık yüreklilikle ifade ettim, meydanlarda zaman zaman 2023 seçimleri öncesi Altılı Masa’nın altında HDP’yi, PKK’yı arayanlar bugün hiçbir utanma duygusu içermeden, siyasi saiklerle, kısa vadeli şahsi önceliklerle bir iş birliği yolunda bir süreci işletmekten de imtina etmediklerini görüyoruz. Maalesef Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin ortaya çıkardığı yüzde 50 artı 1 dengesi bugün iktidarı, Cumhur İttifakı’nı, Sayın Erdoğan’ı ve Sayın Bahçeli’yi Öcalan üzerinden, terörist başı Öcalan üzerinden ittifak kurmaya mecburiyetinde bırakmıştır. Bu da bir nevi Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin bir başka olumsuz sonucudur” diye konuştu.

“İktidar başarısızlıklarını muhalefete yüklüyor”

İktidarın başarısızlıklarını muhalefetin üzerine yıktığını vurgulayan Uysal, “Türkiye’de yaşadığımız bunca yıkım mühendisliği projesinin 23 yıldır uygulanmış olmasına, neredeyse 5 tane 5 yıllık kalkınma planı uygulanabilecek Türk milletinin kendilerine zaman tanımış olmasına rağmen iktidarın hâlâ başarısızlıklarını perdelemek, bunu muhalefetin üzerine yıkabilme becerisini zaman zaman göstermişlerdir. Ama bugün özellikle ifade ettim, altını çizdim, bu keyfi düzenin maalesef Türkiye’nin tarihi ıskalamasına da vesile olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.

“Demokrasi ve hukuk işler hale getirilmeli”

Demokrasi ve hukuk sisteminin işler hale getirilmesi gerektiğine dikkat çeken Uysal, “Türkiye’de küresel rekabette insanımızın bu rekabet içerisinde donanımlı hâle getirecek eğitim sisteminden başlayarak, Türkiye’de işleyen bir demokrasi, işleyen bir hukuk düzenini kurmamız gerekirken, maalesef adeta ikili bir hukuk düzenine geçirilerek, iktidara karşı, iktidarı değiştirecek imkan, kapasite ortaya koyan siyasetçi, aktör, siyasi partilerden başlayarak bugün operasyonlara da muhatap oluyoruz. Kademe kademe demokratik rekabet sahasının yok edilmeye çalışılmasını Türkiye için bir büyük tehlike olarak görüyoruz” dedi.

“PYD’nin özerk alanı ele geçirmesine AKP vesile olmuştur”

Uysal, “Bu açıdan baktığımızda, özellikle bölgemizde değişen şartlar, Türkiye dahil olmak üzere bölgeyi yöneten ülkelerin öngörü eksikliği olması, kendi kudret kapasitesini aşan birtakım teşebbüslerle, Suriye başta olmak üzere iktidar değişikliğine gitmek adına bu bölgelere müdahaleler yapılmış olması, maalesef Ortadoğu’da, Suriye üzerinden Ortadoğu’nun bel kemiğinin kırılmasına vesile olmuştur. Orada çıkan iktidar boşluğu neticesinde ABD gözetiminde PKK’nın uzantısı PYD’nin bir özerk alanı ele geçirmesine de AKP iktidarının siyaseti en nihayetinde vesile olmuştur” diye konuştu.

“Milli güvenliğimize yönelik tehditler oluşuyor”

“Şimdi Türkiye’ye bir anlatıyla beraber, Suriye’den Türkiye’ye yönelik, milli egemenliğimize, güvenliğimize yönelik birtakım tehditler oluşmakta” diyen Uysal, “Bu tehditleri bertaraf etmek için böyle bir süreç başlattığını iddia eden karşımızda bir Cumhur İttifakı var. Sağdaki gerçekliğe baktığınızda ne PKK’nın ne de diğer unsurların göstermelik birkaç silah bırakma görüntüsüyle beraber fiiliyata baktığınızda çok uzun süredir stratejik odaklanmasını Suriye’ye çevirdiğini görüyoruz. Bugün Türkiye’de yürütüldüğü iddia edilen bu İmralı sürecinin bağlı olduğu değişken, Suriye’de PKK’nın neyi kotarıp neyi kotaramayacağıyla ilgilidir” dedi.

“Abdullah Öcalan Kürtlerin temsilcisi olamaz”

Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın Kürtlerin temsilcisi olamayacağını vurgulayan Uysal, Türkiye'de etnik bölücü siyasetin egemenlik sahasından Doğu ve Güneydoğu'daki Türk kökenli vatandaşlarımızı çıkarmamız gerekirken, PKK'yı ve PKK'nın lideri terörist başı Öcalan'ı Kürt vatandaşlarımızın tek ve meşru temsilcisi hâline getirmeyi çok büyük bir yanlış olarak değerlendiriyoruz. Türkiye'de karşımızdaki sorunun adı sadece terör değildir. Sorun, terörü araç hâline getirmiş etnik bölücü siyasettir ve etnik bölücü siyasetin nihai programı hiçbir şekilde değişmez. Türk milletinin vatandaşları olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendi vatandaşlarını ne Kandil ne Erbil ne İmralı ne de Avrupa başkentleri üzerinden değil, işleyen bir demokrasiyle ve işleyen bir hukuk düzeni içerisinde eşit vatandaşlık hukukunu sağlamasını, sadece Cumhuriyet'in değil, İmparatorluk'tan kalma bir miras olarak aldığımız bir referans olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu.

“Türkiye'nin sahip olduğu kaynaklar Türk milletinin refahı için işletilmeli”

Nadir toprak elementleriyle ilgili konuşan Uysal, “Bugün Türkiye'nin farklı farklı yönlerden, özellikle son Erdoğan'ın ABD ziyaretiyle de ortaya çıkmış, bir yönüyle de Eskişehir'imizi ilgilendiren dünyada yeni yeni yapılanmaların, gelişmelerin olduğuna da şahit oluyoruz. Özellikle nadir elementler hususunun uluslararası küresel rekabette devletler arasında bir büyük mücadele sahası haline gelmiş olduğunu görüyoruz. Demokratik meşruiyeti zayıflamış hükümetlerin, arka kapılar arkasında kendi ülkelerinin birtakım menfaatlerini yabancı ülkelere sevk ederek kendi iktidarlarını sürdürme gayretleri içerisinde olduğunu bölgenin diğer ülkeleri üzerinden de okuyabiliriz. Ümit ve temenni ederiz ki Türkiye'nin sahip olduğu tüm bu yerel kaynaklar yine Türk milletinin refahı için işletilir, yine Türk milletinin geleceğini tahkim etmek için işletilir. Adeta kayıt dışılığın bir usul haline getirildiği, Türkiye'de yolsuzlukların bilinçli bir politikayla beraber adeta sistematik hale getirildiği bu sürecin sonucunda Türkiye'de yoksulluğun derinleştiğine şahit oluyoruz” ifadelerini kullandı.

“Türkiye kravatlı soyguna maruz kalıyor”

Türkiye’nin kaynaklarını heba ettiğini söyleyen Uysal, “Geçmişte de birkaç vesileyle ifade ettim. Türkiye'de tarihinde olmadığı kadar yolsuzluklar sistematik hale getirilmiştir. Sadece bir veriyi sizlerle paylaşsam, bütçenin 2024 yılında yüzde 62'si Kamu İhale Kanunu dışında keyfi olarak sarf edilmiştir. Yolsuzluklar, usulsüzlükler, öncelik sıralamalarının yanlış teşhis edilmesi dolayısıyla Türkiye kaynaklarını heba etmektedir. 23 yıldır öncelik sıralamalarının yanlış belirlenmesi dolayısıyla ve kötü niyetle, adeta bir kravatlı soyguna muhatap kılınarak Türkiye'nin kaynakları yağmalanmıştır” dedi.

“Bunların yaptığı usulle biz yağmalayalım, anlayışını reddediyoruz”

Uysal, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Kirli kaynaklarla siyaseti finanse edenler, yolsuzluğun kitabını yazmış olanlar bugün Cumhuriyet Halk Partisi başta olmak üzere muhalefetin kimi belediyeleri üzerinden kamuoyunda sureti haktan görünerek yolsuzlukla mücadele ettiklerini bir büyük utanmazlık içerisinde iddia da edebilmektedirler. Biz Demokrat Parti olarak Türkiye'nin içine sıkışacağı şu parantezi de reddediyoruz: "Bunlar gitsin, bunların yaptığı usulle biz yağmalayalım" anlayışını reddediyoruz. O nedenle, Türkiye'nin önümüzdeki süreçte bir arınmayla beraber Türkiye'de ifade ettiğim gibi işleyen bir demokrasiyi kurmak, işleyen bir hukuk düzenini kurmak Türk milletinin birliğinin, beraberliğinin en önemli teminatı olduğu kanaati içerisindeyim.”