×

“Sarıcakaya’yı batırmak istiyorlarsa madeni yapsınlar”

Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinde Bilal Habeşi Mahallesi’ne yapılmak istenen altın-gümüş madeni, çevresel ve tarımsal endişeler nedeniyle büyük tartışma yarattı.Bilirkişi incelemeleri devam ederken, yöre halkı ve sivil toplum kuruluşları madene karşı tepkilerini sürdürüyor.

Sarıcakaya Bilal Habeşi mahallesine yapılmak istenen altın-gümüş madenini istemediklerini söyleyen hayvan üreticisi Ekrem Dedeoğlu, “Sarıcakaya’yı batırmak istiyorlarsa yapsınlar” dedi.

Koza Altın tarafından Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinin Bilal Habeşi Mahallesi’ne altın-gümüş madeni yapılmak isteniyor. Madenin yapılmak istendiği 1498 ruhsat ve 22 hektarlık ÇED alanında 5 Aralık tarihinde bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapıldı. İncelemeye bilir kişi heyeti ile beraber, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi vekili, TEMA Vakfı vekili ve Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi vekili ile şirket avukatları katıldı.

TEMA ve şirket avukatından açıklama

Bilal Habeşi mahallesine yapılmak istenen altın-gümüş madenine ilişkin bilirkişi heyetinin incelemesine dair konuşan TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkan Yardımcısı Onur Küçük, ÇED raporundaki çelişkili noktalara dikkat çekti. Şirket vekili olarak konuşan avukat Emrullah Aydın ise son teknoloji ile madencilik işlemi yürüttüklerini, raporda da çevreye duyarlı işlem yapacaklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.





“Maden suyumuzu bitirir”

Çayırhan Maden Ocakları’ndan emekli olduğunu söyleyen Halil Yıldırım, madenin bölgeye ve tarıma zarar vereceğini anlattı. Madenin açılmasını istemediğini belirten Yıldırım, “Zeytin bahçelerimiz var. Zarar görür. Suyumuzu bitirirler. Üzüm, zeytin, yonca ekiyorum. Sıkıntı yaşarız. Açılmasını istemiyoruz. Maden ürünlerimize zarar verir. Siyanür var. Zararlı madde. Emekliyiz. Emeklilerin şehirde yaşadığı gibi biz de öyle yaşarız. Alternatif çiftçilik yapıyoruz. Ben kendim madenden emekliyim, Çayırhan’dan. Maden bitirir” dedi.





“Zeytin tarlalarımız gidecek”

Bölgede zeytin ağaçlarının olduğunu söyleyen Hasan Hüseyin Kocatepe, madenin zeytinciliği bitireceğini ifade etti. Kocatepe, “Madenin her türlü zararı olacak. Doğayı bozacak, yaban hayatını bitirecek. Ormanlarımız çok kıymetli. Onlar yok olacak. Zeytin tarlalarımız gidecek. Her şeyden önce çocuklarımızın sağlığı, geleceği ipotek altında. Çocuklarımızın geleceği için madene şiddetle karşı çıkıyoruz” diye konuştu.



“Kötü reklamımız çıkarsa ürünlerimiz satılmaz”

Bölgede maden olduğu duyulursa ürünlerinin satılmayacağından endişe eden Kocatepe, “Ekonomik sıkıntıdan dolayı millet zeytine daha çok önem vermeye başladı. Çünkü seracılık çoğaldı. Çoğalınca mahsuller para yapmaz oldu, rokamız, soğanımız para yapmıyor. Şu an zaten bitik durumdayız. Bu maden burada olursa benim tahminim, bir zamanlar ıspanakları satamadık. Ispanakta ölümlü vakalar oldu. İçindeki ottan dolayı dediler. Antalya gibi bir iklimimiz var. İstanbul’a, Ankara’ya yeşilliğimizi, domatesimizi yaz kış sürekli buradan 8-10 tane arabalarımız kalkıyor. Bu arabalarla giden mallarımız çok değerli. Satılıyordu şu ana kadar. Ama neden oldu bilmiyorum, milletin alım gücü mü azaldı, artık satılmıyor. Burada maden yapılıyormuş denilirse, madenden dolayı bizim kötü reklamımız çıkarsa o malımızı biz nereye satarız? Tüm mallarımız geri gelirse o zaman burada durmamızın anlamı kalmaz” dedi.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi de itiraz etti

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Hukuk Müşavirliği ile İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, “Projenin hayata geçmesiyle önemli bir orman alanı yok olacak. Su kaynakları zarar görecek, çok sayıda ağaç kesilecek. ÇED gerekli değildir kararının iptalini istiyoruz. Kaç ağaç kesilecek bilmiyoruz. Proje orman içinde” savunmasını yaptı.



“Raporda analiz ve çalışma yok”

Ruhsat alanı içinde keşfin yapıldığı ilk noktada konuşan TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkan Yardımcısı Onur Küçük, “Şev açıları raporun bir bölümünde 32 derece, bir bölümünde 38 derece olarak belirlenmiş. Raporun kendi tablolarında basamak yüksekliği 10 metre olarak alınmış. Patlatma tasarımı hesabı yapılırken basamak yüksekliği 5 metreye göre hesaplama yapılmış. Rapor kendi içerisinde bu konuda çelişmektedir. Patlatma sayılarına baktığımızda raporun bir yerinde günlük 327 metreküp kayaçtan bahsediyorken, bir tarafta 709 metreküp kayaçtan bahsedildiğin gördük. ÇED raporunda düşünülmektedir, edilmektedir yani bir analiz yok, bir çalışma yok. Asit kaya drenajı çok önemli. Çünkü rehabilitasyon sürecinde açık ocağa doldurulacağı söyleniyor. Fakat bununla ilgili bir tablo yapılmamış” şeklinde konuştu.



“Arıcılık ve yaban hayvanları etkilenecek”

ÇED raporundaki çelişkilere dikkat çeken Küçük, “En yakın hane 4 bin 490 yani 4,5 km olarak belirtiliyor raporda. Fakat hava kalitesi modellemesine baktığımız zaman en yakın haneyi 1,36 km almışlar. Onun dışında gürültüyle alakalı hesaplamalara baktığınızda 250 metrelik en yakın hane mesafesi alınmış. Burada üç tane hane mesafesi var. Rapordaki tüm hesaplamaları da sakatlamakta” ifadelerini kullandı. Küçük, ikinci keşif noktasında, bölgede arıcılığın yapıldığını ve madenden bölgedeki yaban hayvanlarının da etkileneceğini belirtti.



Şirket avukatı: “Son teknoloji ile madencilik yapıyoruz”

İkinci keşif noktasında şirket vekili olarak konuşan avukat Emrullah Aydın, “Şirketimiz özel bir şirket değildir. Devlete aittir. Bilgileri halka açıktır. Borsada işlem görmektedir. Bizim şirketimizin geçmişini madencilik alanında ne kadar iyi bir tecrübeye sahip olduğumuzu, tüm madencilik alanında uzman hocalarımız gayet iyi bilmektedir. Bizim alanlarımızda, madenlerimizde bir taş ocağı ile kıyaslanacak bir madencilik faaliyetimiz bulunmamaktadır. Son teknolojiye ve çevresel etkiye gayet hassas bir şekilde yaklaşarak bir madencilik faaliyetlerimizi yapmaya çalışıyoruz. Şu an içinde bulunduğumuz alan, burada zeytinlikleri göstermeye geldik ama bu alanın ÇED dosyasıyla uzaktan yakından alakası yoktur. Yapmamız gereken ÇED alanını incelemektir. Eğer bilirkişiler isterse kendileri ile beraber alana kadar yürüyebiliriz. Şu an ÇED alanında değiliz. Buna biz açıkça karşıyız. Biz zaten dosyamızda ne kadar güzel madencilik faaliyeti yapacağımızı açık şekilde taahhüt ettik” dedi.



“Sarıcakaya’yı batırmak istiyorlarsa yapsınlar”

Çocukluğundan bu yana hayvancılık yapan Ekrem Dedeoğlu, madeni istemediğini söyledi. “Sarıcakaya’yı batırmak istiyorlarsa yapsınlar” diyen Dedeoğlu, “Yaptırmak istemem madeni. Ben bu malı nereye götüreyim? Bu mal ölürse biz de ölürüz. Sarıcakaya da bitmiş sayılır. Hayvancılığı canlı yere gömmüş oluruz. Maden olursa hayvanları satacağız. Kendimiz de dilenmeye çıkacağız. Milleti öldürmek istiyorlarsa, Sarıcakaya’yı batırmak istiyorlarsa yapsınlar. Bir ben değil, bütün Sarıcakaya gider” diye konuştu.



“Eskişehir Ekoloji Derneği de davaya müdahil oldu”

Bilirkişi heyetinin yaptığı incelemenin ardından değerlendirmelerde bulunan Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, “Biz de bu davaya müdahil olduk. Sonra bilirkişi heyetiyle birlikte keşfe katıldık. Keşif üç noktada gerçekleşti. Birinci noktada gittiğimiz yerde oldukça ormanlık alan vardı. Ve bilirkişi heyeti o alanı değerlendirdi. İkinci noktada ise bu maden ocağına yakın yerleşim merkezleri vardı. Yerleşim merkezleri derken, insanlar burada hayvancılık yapıyor, zeytin üretiyor. İkinci noktada o yerleşim alanlarını gördü bilirkişi heyeti. Bence keşif çok verimli geçti. Davacılardan Büyükşehir, TEMA, Ziraat Mühendisleri Odası’ndan katılımlar vardı. Biz Ekoloji Derneği olarak katıldık” şeklinde konuştu.



“Bilirkişilerin değerlendireceğini umut ediyoruz”

Bilirkişi heyetinin yaptığı inceleme hakkında konuşan Onur Küçük, verimli bir keşif yapıldığını söyledi. Küçük, “Bizce güzel keşif oldu ama sonucunu görmek lazım. Bilirkişiler istediğimiz tüm noktalara gittiler. Raporda çok çelişkili vardı patlatma hesapları, en yakın hane mesafesi, hava kalitesi modelindeki çelişkiler. Bunlar raporun güvenirliğini sakatlayan unsurlar. Dolayısıyla çevresel etkileri de etkileyen hususlar. Bunları bilirkişilerin değerlendireceğini umut ediyoruz” dedi.

“Bu havza yok oluşun eşiği altında”

“Bunun ötesinde çok nadir ve önemli ekosistemde bu projenin yapılması planlanıyor. ÇED raporunda bölgede su varlığı, tarım alanı yoktur gibi ifadeler var. Bunlar mesnetsiz ifadeler” diyen Küçük, “Çünkü bölgede Sarıcakaya tarımsal üretimiyle bir kırsal kalkınma bölgesi. Çok önemli bir bölge. Hiçbir eksiklik olmasa bile bu raporda, projenin bulunduğu yer sebebiyle bu projenin hayata geçmemesi gerekir. Zaten davada birinci kademe mahkeme ÇED gerekli değildir kararını bozmuştu, iptal etmişti. Danıştay bozdu. Ümit ediyoruz ki bu sefer de kazanacağız. Çünkü bölgede birçok maden projesi de var. Alpagut Atalan Projesi, Sarıcakaya Projesi, Bilecik’teki projeler tamamını beraber düşünürseniz bu havza yok oluşun eşiği altında. Bu havzayı korumak tarımsal üretimi korumak hepimizin görevi” ifadelerini kullandı.