"EN BÜYÜK SIKINTI PLANLAMA YOK"
Tarım ve Hayvancılık konusunda neler yapılması gerektiği konusunda konuşan Adar özellikle tarım konusunda havza bazında üretime geçilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Adar, “Bu seçimlere biz sadece CHP olarak girmiyoruz. Seçimlere Millet İttifakı olarak 6 partiyle girdik. Bu 6 siyasi partinin tüm görüşlerini ortak mutabakat metninde topladık. Şimdi buradaki şeyler Türkiye’deki tarım sektörünün içinde bulunduğu sıkıntılarını birebir bilebilecek konuları bunlar. Ben bizzat içinde yaşayan bir insan olarak şu an çiftçinin en çok yaşadığı sıkıntı üreteceği bir ürün konusunda bir planlama yok. Geçen yıl kuru soğan, yani dönemin çok aktüel bir ürünü olduğu için söylüyorum. Üretici 1 liraya satamadı, ertesi yıl kimse ekmedi. Dolayısıyla ekim az olduğu içinde Türkiye’nin ihtiyacını karşılamadı ve fiyat 30 liralara kadar yükseldi. Şimdi böyle bir ekonomik sistem olmaz. Onun için biz diyoruz ki çiftçi ekim öncesi satacağı veya yetiştireceği ürünün fiyatını bilecek. O zaman insanlar kolaylıkla hangi yere yönelecekse o tercihini yapar. Diyoruz ki havza bazında üretime geçilmelidir. Ani her ürün her bölgede yetiştirilmemelidir. Ülkenin hangi ürüne ne kadar ihtiyacı var ve tüm Türkiye’deki toprak varlığı durumu nedir? O varlığın içerisinde hangi bölgelerde nerede ne yetiştirebiliriz, buna önem verilmelidir. Mutabakat metninde bu yer alıyor. Bu gerçekleştirilecek. Özellikle küçük ölçekli toprak varlığı olanlarla ilgili çok ciddi tedbirler var. Çiftçinin bir defa girdi maliyetlerini düşürmek zorundasın. 1 yıl gübrenin fiyatı 2 buçuk lira olup, diğer yıl 13 buçuk olmamalı… Şimdi bizim buradaki programımıza gübre ve tohumda yüzde 50 hibe yapacağız diyoruz. Bu ciddi anlamda çiftçiyi rahatlatacaktır. Bir başka desteğimiz üretimde çiftçiyi en çok zorlayan akaryakıt… Bunda da ÖTV’si kaldırılmış yani deniz kenarlarında yatlara verilen fiyata akaryakıt vermeyi öneriyoruz. Bu çiftçiyi ciddi anlamda rahatlatacaktır” ifadelerini kullandı.
"ÜRETİCİ ZORDA"
Adar, hayvancılığın geldiği noktayı da plansızlık olarak niteledi. İthal edilen hayvanların hem üreticiyi hem de tüketiciyi zora soktuğunu dile getiren Adar, “Ziraat ile hayvancılığı ayırmak bana göre mümkün değil. İkisini entegre olarak düşünmek gerekir. Devletin bu konuda Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerinde çok sayıda yetişkin Ziraat Mühendisi ve veterineri var. Ama bunlar nerede görev yapıyor? Bunlar büyük ölçüde ofiste görev yapıyor. Oysa bunlar alanda olmalıdır. Hayvancılıkta şu son yıl hayvan yetiştiricileri zarar etti. Niye, süt fiyatları çok düşüktü. Halbuki bunu veterinerler hesap etseler 1 kg süt kaça mal oluyor? Bunun hesabı o kadar çok zor değil. Eğer siz maliyetin altında sütü satmaya zorlarsanız çiftçiye zararı bir süre tamir edebilir. Ama daha sonra ben bu alandan çıkıyorum der. Sağılır ineği kestirir. Aynı zamanda sağılır ineğin kesilmesi eti de etkiliyor. Çünkü jenerasyonda yeni buzağılar yetiştirecek ve oradan da et elde edilecek. Bunlar da maalesef ortadan kalkıyor. Bir inek 9 ayda doğum yapıyor. Şimdi siz bu anaçları kestiğiniz zaman nereden bulacaksınız, ancak ithal yolla getirmek durumunda kalacaksınız. İthalat ayrıca pahalı bir olay ama onun dışında oradan verim alıncaya kadar geçen süre daha çok uzuyor ve kısa zamanda telafi edilemiyor. Şu anda etin 30 liralar kadar çıkan fiyatın kısa zamanda yine yukarılara artacağı yönünde… Ben çevremde üreticilerde de görüyorum bunu, hepsi sıkıntı içerisinde…” diye konuştu.
"TERMİK SANTRALDEN VAZGEÇİLMESİ İSABETLİ KARAR"
Alpu’ya yapılması planlanan ve vazgeçilen termik santrale ilişkin de Adar kararın isabetli bir karar olduğunu söyleyerek, “Plansızlık her şeyin içinde olduğu gibi termik santralde de var. Biliyorsunuz Alpu Ovasını sit alanı ilan ettiler. Orada aslında tarımın dışında hiçbir şey yapılmaması gerekir. Ama hükümet kendisinin yapmış olduğu şeyin daha önce de yapılmıştı o sondajlar ama kömür tespitleri için, denildi ki buradaki bir termik santral kurulacak. Şimdi termik santralin kurulacağı yeri ben çok yakından biliyorum. Oraya bir de baraj inşaatına başladılar. Yani tarımda sulama amaçlı bir baraj inşaatına başladılar, arkasına da geliyorlar termik santral yapacağız diyorlar. Şimdi ya o yatırım yanlış ya bu yatırım yanlış. Termik santralin yapılması başlı başına yanlış bir yatırım. Ama ikisini kıyasladığım zaman ya onu yapmayacaksın, ya onu yapmayacaksın, plansızlık var. Eskişehir halkı termik santral konusunda çok duyarlıydı. Bizim belediyelerimiz, Kent Konseylerimiz bu konuda öncülük yaptılar. Çiftçinin bu konuda desteği alındı ve bundan çok şükür vazgeçildi. Ama şimdi düşünüyorum ki ben, Sayın Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Fatih Dönmez’i getirdiler, milletvekili adayı yaptılar. Acaba o iş yeniden mi hortlayacak diyorum ama birkaç gün önce o işi biz yapmayacağız, ondan vazgeçtik demiş. Çok isabetli yapmışlar. O bölgenin temel sorunlarından birisi Alpu’nun yoludur. 2018 seçimleri öncesi orada bir kaç tane ölümlü trafik kazalar oldu. Orada bölgenin insanları geldiler, bir basın toplantısı düzenlediler. Hemen yapıyoruz dediler, hakikaten iş makineleri geldi ve başladılar. Ama yıl 2023 hala bir arpa boyu yol gitmedi” dedi.
Ekonomi konusunda mevcut hükümetin artık güven vermediğini dile getiren Adar, “Biz düzelteceğiz diyenler iki yıldır neden bunu düzeltmediler. İstikrar ve güven yok. Döviz artışlarından dolayı piyasa Allak bullak oldu. Her ne kadar hükümet dövizle alışverişleri sözüm ona yasakladıysa ama her şeyin fiyatı piyasada dolar ve euro olarak söyleniyor ve yazık ki dolar ve euronun da birkaç tane piyasada fiyatı var. Burada devletin almış olduğu tedbirlerin çok önemli payı var. Esas şey ithalata dayalı ihracat yapanlar da… Bir taraftan siz mal alıyorsunuz, onu döviz olarak ödemek zorundasınız . Öteki taraftan sattığınız ürünün parasını döviz olarak elinizde tutamıyorsunuz. Dolayısıyla kendi paranızı oraya kanalize edemiyorsunuz. Böyle bir ortamda sanayici, hele hele yabancı yatırımcı kesinlikle bu ülkede olmaz. Bu konuda güven vermek zorundayız. Her şeyiyle güven yaratmak zorundayız. Bana göre Adalet ve Kalkınma Partisi bu treni kaçırdı. Artık güven oluşturmuyor. Yeni hükümet bu güveni oluşturacaktır” vurgusu yaptı.