×

'Evet' ve 'Hayır' çadırlarının nabzını tuttuk

Sandığa 10 gün kala sahaya indim! Doktorlar’da yan yana açılan Evet ve Hayır çadırlarını ziyaret ettim. İki çadırda yaklaşık bir saat geçirdim. Halkın isteğine, tepkisine, önerisine, duasına ve fırçasına şahit oldum.

Çadırda kimler vardı? Hangi çadıra en çok ne soruluyor? Evet ve Hayır’cıların şikayeti ne? İki çadır arasındaki farklar, benzerlikler neler? Bu yazıda kent merkezindeki çadırların hikâyesini okuyacaksınız.
 
Referandum falan derken bir yoğun tempoda çalışıyoruz. Çarşıya bile inemez olduk! Salı akşamı ES TV’de AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı İbrahim Yılmaz Kaynarca’yı konuk ettik. Doktorlar’da yan yana Evet ve Hayır çadırları kurulduğunu Kaynarca’dan öğrendim. Çarşamba sabahı ilk işim çadırları ziyaret etmek oldu. Böylece halk oylamasına 10 gün kala sahaya inmiş oldum! Eski Kılıçoğlu Sineması’nın önündeki çadırlara gidene kadar iki ‘evet’ çadırı daha gördüm. Biri Taşbaşı’nda, diğeri de Köprübaşı’ndaydı. Köprübaşı’ndakinde kimse yoktu. Neyse çadırlara ulaştım. İlk önce ‘evet’ çadırına girdim. Tepebaşı İlçe Yönetimi’nden Hüseyin Öksüz ve İrfan Erdağ karşıladı beni. Babamı tanıyorlar, önce ‘babana selam söyle’ dediler. Oturduk, sohbete başladık. Önce Gecek suyu geldi ardından çay söylendi. 3 Nisan pazartesi günü açılan çadır, sabah 10 akşam 19.30 arası hizmet veriyor. Kadın kolları, gençlik kollarından görevliler de var. Avukat da uğruyormuş zaman zaman. Çadırda toplam 6-7 kişi vardı. Çadırda ilk göze çarpan şey AK Parti logosunun olmaması. Pek çok doküman gördüm. Evet Gazetesi, 23 maddelik ‘neden evet demeliyiz’ ile ‘iddialar ve gerçekler’ başlıklı bir broşür dağıtılıyordu. İsteyene Türk bayrağı ve evet bayrakları da veriliyordu. Evet çadırındakiler en çok ‘ne gerek vardı bu değişikliğe’ sorusuna muhatap oluyormuş. İlk zamanlar çalınan parçalar sıkıntı olmuş! Zabıta ‘esnaf şikâyetçi oluyor’ diyerek birkaç kez uyarmış. Ses düzeyinin normal olduğunu savunan Evet‘çiler bunu ‘mahalle baskısı’ olarak algılamış. Broşürlerde “18 yaş, Meclis’in feshi, Cumhurbaşkanı yargıyı ele geçirecek” gibi konulara cevaplar verilmiş. Evet çadırında ayrıca 270 sayfalık bir kitap vardı. Üzerinde Başbakan Binali Yıldırım’ın fotoğrafı olan kitapta Eskişehir’e yapılan hizmetler ayrıntılı olarak yazılmıştı. Çadırda Recep Tayyip Erdoğan fotoğrafı da görmedim. AK Parti’nin tüm etkinliklerinde kullandıkları Erdoğan fotoğrafı ‘nedense’ çadırlarda yoktu. Evet’çiler ‘içeriği konuşamamaktan’ şikâyetçiydi. Hüseyin Öksüz çadıra gelip ‘ben karşıyım’ diyenlere ‘hangi maddeye karşısınız’ diye sorduğumuzda cevap alamıyoruz. Öksüz “Bu yönde soru sorduklarımız hızla uzaklaşıyorlar. Maddeleri tek tek konuşabildiklerimiz düşüneceklerini ifade etti” dedi. Anayasa değişikliğiyle hiç ilgilenmeyenler de var. Çadıra gelip su ve bayrak isteyenler, ‘çay yok mu’ diyenler, adres soranlar da var. 15 Nisan saat 17’ye kadar açık olacak Evet çadırında geride kalan üç günde ciddi tartışma olmamış. Çadırın önünde bayrak sallayanlar görmek mümkün. Bu durum kadın ve gençlerin de görev aldığı Evet çadırına coşkulu ve neşeli bir hava katıyordu. Çadırdan ayrılmak üzereyken gelen vatandaşlardan biri “yüzde 60 yüzde 60. Benim hiç endişem yok” diyerek Evet’çilere moral verdi. Bir vatandaş da kimseyle konuşmadan çadırın önünde dua edip ayrıldı.
 
Evet çadırının beş metre yanına Hayır çadırı kurulmuş. Evet çadırı pazartesi, Hayır çadırı Salı günü öğleden sonra kurulmuş. İhlas Haber Ajansı ve Anadolu Ajansı’ndan muhabir arkadaşlar da ‘evet ve hayır çadırları yan yana’ temalı haber yapmak için oradaydı. Ben Hayır çadırına gittiğimde Abdülkadir Adar, ajanslara demeç veriyordu. Adar’ın konuşması bitince çadıra girdik. Evet çadırının tam yarısı kadardı. Tepebaşı İlçe Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Demir ile sohbet ettim. Hayır çadırında bir şey içemedim! Su, çay falan yoktu. Bayrak, flama da yok. İki sayfadan oluşan broşürler gördüm. Broşürler gayet basit ve sadeydi. Biri ‘Neden Hayır’ diğeri ise ‘Hayır için çok nedenimiz var’ başlıklıydı. Çadır o haliyle hayli gösterişsizdi! Hayır çadırı daha erken açılıyor. 09.00’da Gençlik Kolları’ndan biri açıyor çadırı. Benim gittiğim gün Mustafa Kaygısız açmıştı. Çadır kaçta kapanıyor diye sorduğum Demir “saat 22.00’ye kadar açık” deyince ‘çok iddialı bir saat’ dedim. Şaşkınlığımı gören Demir “Bu işin şakası yok” diye cevap verdi. Evet çadırı 19-19.30 gibi kapanıyor. Hayır çadırında da CHP logosu yoktu. CHP sürecin en başında ‘Bu parti meselesi değil’ diyerek parti sembollerini devre dışı bırakmıştı. Geç de olsa AK Parti’nin de aynı taktiği uyguladığını söyleyebiliriz. Hayır çadırında görevli personel sayısı da azdı. Kadınlardan kimse yoktu. Büyük bir eksiklik olarak gördüm. Çadıra ‘coşkuyu’ İzmir Marşı veriyordu. Taşınabilir bir anfiden beş parça çalınıyor. Evet çadırında profesyonel bir ses sistemi olduğunu ifade etmeliyim. Hayır çadırındaki taşınabilir anfide kullanılan pili de gençler almış. Haluk Levent ve Volkan Konak’ın seslendirdiği İzmir Marşları hayli revaçta. Çadıra yaklaşan yaşlı bir amca “Biz haklıyız” dedi ve başka bir şey demeden Espark yönüne doğru gitti. Hayır çadırına gelen bir başka kadın ise “Hele şükür bir hayır çadırı gördüm. Biraz faal olun ayol” diye fırça attı Mustafa’ya… Hayır’cılara en çok “Cumhurbaşkanına bu kadar çok yetki veriliyor mu” deniyor. İki genç kız geldi, hayli neşeli, hayli hareketli… Konsere gelmiş bir havaları vardı. Bilet alır gibi aldılar hayır broşürlerinden… Biri aldığı broşürü alnına doğru götürdü ve “Alnıma yapıştırıp gezeceğim” dedi. Gülüşmeler falan derken bir başkası yanaştı ve “Siz de bayrak sallayın” dedi Evet çadırını göstererek…