alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Doç. Dr. Turan Akman Erkılıç

Zafer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk değişim ve eğitim

Öncelikle 30 Ağustos bir zafer! 30 Ağustos büyük bir baş kaldırışın duraklarından biri.

30 Ağustos 2020 10:52
A
a
Öncelikle 30 Ağustos bir zafer!  30 Ağustos büyük bir baş kaldırışın duraklarından biri. Adım adım yeni bir toplum Ata’nın deyişiyle yeni sosyete inşa edişin bir aşaması… Aşama aşama gelinen nokta yeni bir devlet, yeni bir politik sistem ve yeni bir toplum… İşin özü değişik nedenlere bağlı olarak çökmeye yüz tutmuş bir imparatorluktan, çöküşe yüz tutuşla bu güzelim yurt topraklarına çökmüş baykuşlara ve içteki ağalarına karşı verilmiş çok yönlü bir mücadelenin bir ara zaferi. Çünkü 30 Ağustos’tan sonra daha çok iş vardı. Daha yapacak onca iş vardı ki sanki asıl işte burada başlıyordu…
 
Peki 30 Ağustos’un öncesi ve sonrasında yapılan edilen neydi?
Adım adım yapılan iktisadi olarak çökmüşlükle çökertilmişliğe direnişti…
Adım adım yapılan sosyal gel gitlerin içinde kendini bulamamaya karşı güçlü bir arayışın çıkışıydı…
Adım adım gelen yüzyıllardır horlanmış mazlum halkların bir bütün direnişinin ilk kurtuluş örneğiydi…
Adım adım gelen içte cehalete, dışta sömürücü işgalcilere, hanedanlığa velhasıl köhnemiş yapıya, kahpeliğe, satılmışlığa karşı garip Anadolulunun; oradan oraya sürülmüş Balkanlının ser verip sır vermeyen; bağımsızlığa adanmışlığın direnişinin zaferidir…
 
Peki yapılanın edilenin önderi Mustafa Kemal’in görüşleri ile oluşturulan yeni toplum sosyolojik ve pedagojik olarak nasıl yorumlanabilir?
Sabahattin Selek’in deyimiyle Anadolu İhtilali veya kurtuluş istiklal ya da bağımsızlık savaşı olarak nitelenen bu süreç nasıl yorumlanabilir? Bu noktada Türkiye ve oluşturulan Cumhuriyet üzerine farklı tezler kuşkusuz ileri sürülebilir. Bu son derece doğal. Bu durum salt bize özgü de değil! Tüm ülkelerin tarihlerinin farklı yorumlanması mümkün. Bu tür farklı yorumlamaların kimi gerekçeleri de var kuşkusuz. Öncelikli belgeye dayalı olması gereken tarih üzerine konuşuyoruz. Üstelik eski olay ve durum üzerine belgesiz konuşanlarımız hiç de az değil. İkinci temel gerekçe farklı referanslarımız var yani bakış açıları farklı. Günümüze göre; nabza göre şerbet verme…
 
Farklı tartışmalar olsa da ulusal kurtuluş ve Cumhuriyete geçiş şu perspektifle değerlendirilebilir. Aslında ulusal kurtuluş, yüzyıllar öncesine giden sosyolojik, ekonomik ve politik olarak geri kalmış veya bıraktırılmış bir toplumsal yapının yeniye evrilmesi mücadelesidir. Şöyle ki Batı’nın Osmanlı’ya göre Coğrafi Keşifler, Rönesans, Reform ve Sanayi Devriminin öncelikli yaşanmış olması üstünlüğü bulunmaktadır. Bunun Batı’ya sosyal, eğitsel, ekonomik ve politik üstünlük kazandırdığı açık… Bu giderek kapitalizmin tekelcilik aşamasıyla emperyalist işgalci anlayışa evrilmiştir. Bu nedenle bizim Anadolu İhtilali anti emperyalisttir. Bu durum, mücadelenin dışa dönük yönüdür. Mücadelenin içe dönük yönü ise cehalete, padişahlığa yönelik olan yönüdür. İşin özcesi, Anadolu Devrimi bir boyutuyla dışta emperyalizme karşı geç milliyetçiğin reaksiyonudur. Yine Anadolu Devrimi içte çürümüş totaliter rejime karşı ilerlemeci bir mücadeledir.  
 
Peki Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının bu mücadele çizgisinin düşünsel temelleri nasıl yorumlanabilir? Mustafa Kemal ve arkadaşlarının uygulamaya koydukları ekonomik ve politik eylemlerin özü altı ok ilkelerinde ifade edilmektedir. Altı oktan milliyetçilik, laiklik ve cumhuriyetçilik Fransız devriminin; halkçılık, devrimcilik ve devletçilik ise sosyalist ideolojinin bir yansıması olarak yorumlanır (Kışlalı, 2018). Mustafa Kemal ve yol arkadaşları milliyetçiler ama faşist değiller. Gazi ve yol arkadaşları devrimcidirler ama sosyalist veya Bolşevik hiç değiller. Şöyle ki benimsenen ilkelerin bire kendi özgün modellerinin değil; yurt topraklarında uygulanabilir pragmatik bir seçmecilikle uyarlandığı kolaylıkla görülür. Bir bakıma ilkeler hem evrensel yönü hem de biz bize benzeriz anlayışıyla milli ve yerli olmanın pratiğe aktarılmanın örnekleridir.
 
Eğitime nasıl bakıyordu sorusuna gelirsek, …
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendini bir öğretmen olarak görme istemi başlı başına güzel bir idealizm göstergesidir. Daha Kurtuluş Savaşı devam ederken bile eğitim işlerine soyunmuş olması eğitime verdiği önemin bir başka işaretidir. Mustafa Kemal’in eğitimle ilgili görüşlerini burada özetlemek olanaklı değil. Ancak bir özet yaparak ulusal kurtuluşla bağı şu biçimde ifade edilebilir. Savaş kurtuluş için bir zorunluksa eğitim de kuruluş ve gelişme için bir gerekliliktir. Bu nedenle yeni toplumun eğitim anlayışı modern pedagojik ilkelere bağlı olarak akılcı, bilimsel ve pragmatik olması amaçlanmıştır. Yeni toplumsal oluşumla milli devletin amaçlanması nedeniyle milliyetçilik; çağdaş uygarlığın yakalanması için devrimcilik ilkeleri temel alınmıştır. Din ile devlet işlerinin ayrık tutulması için eğitimin laiklik ilkesine oturtulmaya çalışılmıştır. Eğitimin kamusal yönü merkeze alınarak halkçılık ve eğitim yatırımlarının sürdürülmesi için devletçilik ilkesinin pratiğe konulduğu söylenebilir. Eğitim felsefi yönü bağlamında cumhuriyetçilik ilkesi ile pratiğe konulmaya çalışıldığı görülmektedir.
 
Atatürk’ün kurtuluştan kuruluşa geçişte eğitimle ilgili olarak görüşlerini şu biçimde özetlenebilir. Cehaletle mücadele temel alınmalıdır. Ezberciliğe karşıtlık, pragmatik uygulamalı öğretim yöntemleri uygulanmalıdır. Çocuk üzerinde aile baskısının kaldırılmasını savunulmalıdır. Eğitimin milli esaslara dayalı olmasını temel alınmalı ve istikrarlı eğitim politikalarının saptanması amaçlanmalıdır (Akyüz, 2019).
 
İşin daha da özü Gazi Mustafa Kemal Atatürk ideolojik bağnazlık, tekçi otoriter rejim anlayışında asla olmamış. Kurtuluşu Gazi Meclis’le birlikte yönetmiş; çağdaş bir ülke ve toplum amaçlamıştır. Çağının çok ötesinde ileri görüşlü vizyon sahibi olduğu çok ama çok açık… Sosyalizm ile kapitalizmden dersler çıkarmış reel sosyalizmin yıkılacağını onlarca yıl önce görmüş bir lider. İdeoloji ve teorileri pragmatik sonuçları bakımından değerlendirmiş muhteşem bir lider…
 
Bilinmektedir ve unutmamak gerekir ki yeni toplumu yaşatmak muasır medeniyeti (çağdaş uygarlık) yakalamakla mümkündür bunun yollarından biri de nitelikli eğitimdir. Eğitim sistemimizi ezbercilikten kurtarmak, etkili, verimli, pragmatik, bilimsel ve laik esaslara oturtmak bir zorunluluktur…
 
Bir 30 Ağustos’ta daha Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yol arkadaşları, şehitlerimizi ve ülkemize emek veren alın teri döken herkesi saygıyla anıyoruz!
Yitirdiklerimizi rahmetle, büyüklerimizi saygıyla küçüklerimizi sevgiyle…
 
KAYNAKÇA
Akyüz, Y. (2019). Türk eğitim tarihi. M.Ö. 1000- M.S. 2019. (Gözden Geçirilmiş 32. Baskı). Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.
Kışlalı, A. T. (2018). Kemalizm, laiklik ve demokrasi. İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınları.
 
KUVÂYİ MİLLİYE DESTANINDAN
         
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
          Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
                                      bu memleket bizim.

          Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
          ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
                                      bu cehennem, bu cennet bizim.

          Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
          yok edin insanın insana kulluğunu,
                                      bu dâvet bizim...

          Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
          ve bir orman gibi kardeşcesine 

bu hasret bizim...
NAZIM HİKMET
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat