alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Prof.Dr. Alper Çabuk

Virüs

Geçen haftaki yazımda COVID 19 salgınından en fazla etkilenecek sektörlerinden birisinin tarım ve beraberinde gıda güvenliği olduğunu belirtmiştim

6 Nisan 2020 09:06
A
a
Geçen haftaki yazımda COVID 19 salgınından en fazla etkilenecek sektörlerinden birisinin tarım ve beraberinde gıda güvenliği olduğunu belirtmiştim. Yazımda, ülkemizin dört bir yanında bitkisel üretim için ekim ve dikim ayları olması nedeniyle milyonlarca tarım işçisi ve çiftçinin önümüzdeki günlerde üretime başlayacağı ve yüzbinlerce mevsimlik tarım işçisi ve ailesinin harekete geçeceği düşünüldüğünde, COVID 19’un hem bu kişiler için risk anlamına geldiğini hem de bu kişiler üretime dahil olamayacak olursa önümüzdeki yıl bitkisel tarımsal üretimde ciddi bir düşüş olabileceğini vurgulamıştım. Salgına bağlı olarak, belki de mevsimlik işçilerin ve tarım işçilerinin önemli bir bölümünün çalışması mümkün olamayacak. Bu nedenle, önümüzdeki yıl gıda arzında önemli sorunlar yaşayabileceğimizi, bunların paralelinde gıda fiyatlarında yükselme ve bazı gıda maddelerinde kıtlık yaşanabileceğini yine geçen hafta belirtmiş, TÜSİAD, MÜSİAD, Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Ziraat Odaları Birliği gibi ülkemizin etkili STK’larının bu konuyu ülke gündemine taşımaları gerektiğini ifade etmiştim. Geçtiğimiz hafta içinde İçişleri Bakanlığı geçici tarım işçileriyle ilgili bir genelge yayınladı ve tarım işçilerinin şehirlerarası transferi, ulaştıkları yerdeki barınma koşulları gibi konulara açıklık getirdi. Umarım bu genelge harfiyen uygulanır ve mevsimlik tarım işçilerinin salgından etkilenmesinin önüne geçilmiş olur.
………………………………
Aşağıdaki satırları 2015 yılında “En Güçlü Kim?” başlıklı yazımda yazmışım. Yazımda insanların kendini en güçlü sanmaları kibrinin insanlığımızı tükettiğinden, hayatlarımızı tehdit ettiğinden bahsetmiştim. Gerçekten de ne kadar haklı olduğumu, insanoğlunun hala tam olarak çözümleyemediği küçücük bir patojen bir kez daha göstermiş oldu hepimize. Hala çözümleyemediğimiz, hatta canlı bile diyemediğimiz bu mikroskobik enfeksiyon etkeni, dünyanın en gelişmiş toplumlarını dize getirdi. Zira virüsler canlı olarak kabul edilebilmek için gerekli bazı anahtar özellikleri taşımazlar, ancak yine de genetik materyal taşırlar. Canlı organizmalara bulaşarak canlı özellikleri gösterirler, çoğalabilirler ve mutasyona uğrayabilirler. Konak olarak barındıkları canlıları çaresiz bırakabilir, bu özellikleriyle kendini evrendeki en güçlü ve en akıllı varlık zanneden insanoğlunu da dize getirmeyi başarabilirler. 2015’teki yazımda şu şekilde ifade etmişim bunu:
Dünyada gözlemlediğimiz çok temel bir kural var: “Ya en güçlü ya en akıllı olan ayakta kalır, ya da en iyi adapte olan” Bu gerçeği anlayıp, özümseyebilmiş olsaydı insanoğlu, her şey çok daha iyi olurdu. Nedense insanoğlu, her zaman hep en güçlü olmayı tercih etmiş ya da sadece kendini en güçlü görmeyi arzulamış. Adapte olmak zor gelmiş ona…
Oysa çok yanılmış… Gezegendeki en akıllı varlık ya, kendini en güçlü zannetmiş sadece… Belki aklı sayesinde diğer canlı türlerine karşı en güçlü olabilmiş, ama bu gezegenin kendisinin ve bu gezegeni oluşturan sistemlerin insanoğlundan çok daha güçlü olduğu gerçeğini ıskalamış… Güçlü olduğunu sanarak, doğaya rağmen kurmuş kentleri, inşa etmiş yapılarını, ona uyum sağlayarak değil... (Afetler olmuş) hükmettiğini zannettiği doğa gücünü göstermiş alt etmiş onu her seferinde... Aslında en kolay mücadele hükmetmek değil, uyum sağlamak, onu anlamak... Binlercesini yaşamış yine de anlamamış... Bazen de güçlü olmak için savaşmış, insanları öldürmüş... Kimi zaman güçlü olma hırsı terör olmuş, kimi zaman zulüm, kimi zaman geride kalmış milyonlarca yıkılmış hayat...
 
Görmüyor musun, hükmetme arzun insanlığımızı tüketiyor... Hayatlarımızı tehdit ediyor... İnsanları yok ediyor... İnsanlar ölüyor, insanlar... Açlıktan, kuraklıktan, susuzluktan, afetlerden, terörden, savaşlardan, (hastalıklardan).... Eğer gezegendeki en akıllı türsen, artık şunu anla... Güçlü olmak, mutlu olmak demek değil... Adapte olmaya çalış... Uyum sağla... Hükmetme arzuna yenik düşme... Hükmetme... İktidar hırsından vazgeç... En güçlü olmak yerine en uyumlu olmayı tercih et... Gerçek akıl, insanlara, insanlığa yararlı olan akıldır. İnsanların yaşamına olumlu olarak dokunacak şeyleri düşünen, onları uygulayan akıldır... (Bunu anlarsan) hayat hepimiz için çok daha kolay olacak...
Gerçekten de insanoğlu, bu mikroorganizma karşında çaresiz kaldı. Sıklıkla belirttiğim gibi bu yüzyılda her nerede olursa olsun, ekonomik olarak ne kadar güçlü olursa olsun, en çok ayakta kalma gücüne en iyi adapte olabilen ve en dirençli olabilen toplumlar sahip olacak... Dünyanın en güçlü ülkelerinin bugünkü çaresizliği gösteriyor bunu. Küçücük bir mikroorganizma bunu bizim anlamamızı sağlamış olur ve umarım insanoğlu bundan gerekli dersi çıkarır. Geçen hafta da yazımın sonunda belirttiğim gibi, COVID 19 sadece bir salgın değil, dünya düzenini değiştirecek etkilere sahip ve COVID 19 sonrasının dünya ve tüm toplumlar açısından daha yaşanabilir, daha güvenli ve daha adil olması dileğim. İnsanlığın bunu başarabilecek tecrübesi, bilgisi, aklı ve iradesi var sonuçta... İnşallah salgın bir an önce biter ve daha uzun yıllar sağlıklı ve mutlu günlerde yazılarımı sizlere ulaştırma şansına sahip olurum. Herkese COVID 19’un olası etkilerini azaltmaya yönelik en temel silahımızın bireysel hijyen ve sosyal izolasyon kurallarına uymak olduğunu anımsatarak, sağlıklı günler diliyorum.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Anadolu Gazetesini Facebook'ta da takip edin, habersiz kalmayın!