Hatipoğlu-WEB

Teşekkürler hocam tebrikler kardeşim

Cihan Yıldırım yazdı

17 Ağustos 2018 09:30
A
a
Diğer fotoğraflar için tıklayın
Foto Galeri

2007 yılında Doktorlar Caddesi’nde yürürken iki kolu olmayan bir kız çocuğu gördü. Üç dört yaşlarındaki çocuk, anne ve babasıyla yürüyordu. Yanlarına gitti, çocuğu sevdi. Sevmekle kalmadı... Yardım etmek istedi. İçinden geldi... Ama böyle pat diye nasıl olacaktı? Bunu aileye nasıl söyleyecekti? Söylese aile nasıl bir tepki verecekti? Yolda geçen bir hanımın tanımadığı bir çocukla görüşmek isteği elbette garipti! Topladı cesaretini... İçinden gelen duygulara hakim olamıyordu. Anneye “Evinize gelip çocuğu ziyaret edebilir miyim” dedi. Anne şaşkın, baba “Ne alaka, ne oluyor” havasında... Biraz da ısrar edince evde ziyaret ‘iznini’ koparıyor. Eve umutlu dönüyor... Tanımadığı bir memlekette, yolda gördüğü bu ‘özel’ çocuğu yeniden göreceği için mutluydu.
Ziyaret günü gelip çatıyor... Heyecanına hakim olamıyor. Hediye diyor, hediye almalıyım... Ne alacağını düşünüyor uzun süre... Balık almaya karar veriyor. Kavanoz türü bir akvaryumda balık alıyor. Stat arkasındaki evlerine gidiyor... Anne çekingen, baba ortalıkta yok, hediyesini gören çocuk mutlu... Hediyesini teslim ederken çocuğa “Bak balıkların da kolları yok. Ama yüzüyorlar, mutlular” diyor.
Çocukla hikâyesi böyle başlıyor...
Tek bir amacı var; çocuğun mutlu olması...
Bu ziyarette ailenin, çocuğa biyonik protez taktırmak istediğini öğreniyor. Hemen harekete geçiyor. THY geliyor aklına... Oturup mektup yazıyor. Mektupta “Eskişehir’de bir melek var. Ama kanatları yok, uçamıyor. Ona yardım eder misiniz” diye sesleniyor. THY’den olumlu cevap geliyor... Bu sırada boş durmuyor. Moskova’da da girişimler yapıyor. Temasta olduğu vakıfları, bürokratları da ayağa kaldırıyor... Çok işlevi olmadığı için biyonik protezden vazgeçiliyor.
Bu kez gerçek ‘kanatlar’ takmak için çabalıyor... İşte bu çabalar esnasında tanıştım kendisiyle... Çocuğa bir uğraş kazandırmak istiyor. Kendini ifade edeceği bir uğraş. Çocuktaki iradeyi ve ışığı o zamanlar görmüştü. Önce aileyi ikna ediyor ardından çocuğa ‘resim yapabilirsin’ diyor... Resim yapmaya başlıyorlar... Ayaklarını kullanarak resim yapıyor. Bu sırada kendi kızıyla birlikte Rusça’dan bir masal kitabı çeviriyor. Kitaptaki resimleri çocuklar çiziyor. Özel bir proje... Bu özel projede ‘özel’ çocuğu da yer veriyor. Onun yaptığı resmi kitabın kapağında kullanıyor. Bir yandan da yaptıklarının duyulması için, imkanları genişletmek için ‘diplomatik’ ilişkiler yürüttü. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Moskova ziyaretini fırsat olarak gördü. Gül, Moskova’da konsere gidecekti. O konserde, konservatuvar okuyan kızı da görevliydi. Kızına “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü mutlaka yakala, kızımızdan bahset” dedi. Bir yolunu bulup Gül’ü yakaladılar... Hikâyeyi anlattılar. Türkiye’ye dönünce Çankaya’ya davet edildiler. Hep birlikte gittiler. Moskova’da açılacak resim sergisi için destek aldılar. Çocuğun ayaklarıyla yaptığı resimlerin Moskova’da sergilenmesini sağladı. Kapağında resmi bulunan kitap o dönem Rusya Devlet Başkanlığı yapan Medvedev’e Türkiye ziyaretinde hediye edildi.
Eserleri Eskişehir’de de sergilendi...
Bu sırada eğitim çağı gelip çatmıştı. Okullar onu kabul etmiyordu. Özel okullar da ailenin bütçesini aşıyordu. Pes etmedi... Dönemin Valisi Kadir Çalışıcı’ya gitti. Çalışıcı, özel kaleme “Erdoğan Ercan’ı bağlayın” dedi. Kuyumcu Ercan Kardeşler’in ortağı olan Erdoğan Bey, destek oldu. Eğitim hayatı başladı...     
Ebru sanatının ‘kanatsız meleğine’ çok yakışacağını düşündü. Ve adım attı... Kurs alması için destek gerekiyordu. Bunun için de Vali Çalışıcı’nın kapısını çaldı. O sorunu da çözdü. Böylece çocuğumuz ebru öğrenmeye başladı...
Resim, ebru ve eğitimi tamamdı. Şimdi sırada yüzmeyi öğrenmesi vardı... Anemon Otel’in kapalı havuzunu ayarladı. Kısa sürede yüzmeyi de öğrendi. Azmi herkesi hayran bırakıyordu. Bu arada ebru sergisi bile açtı. Kanatlı AVM’nin ev sahipliği yaptığı sergi, hayli ilgi gördü. Yüzme işini ciddiye aldı ve ciddi ciddi ilgilenmeye başladı. Vali Çalışıcı’dan bir isteği daha oldu... Antrenman sırasında çocuğu ziyaret etmesini ve madalya vermesini rica etti. Çok büyük moral oldu... Kendine güven geldi... Artık kollarının olmamasını ‘engel’ olarak görmüyordu. Kanatlanmıştı bir kere... Bırakın yüzmeyi uçmayı öğrenmişti...
 
Not: Yazımda bahsettiğim çocuğun adı Sümeyye Boyacı. O artık 15 yaşında genç bir kız... Türkiye onu Dublin’de düzenlenen 2018 Avrupa Paralimpik Yüzme Şampiyonası'nda kazandığı altın madalya sayesinde tanıdı. Ben yaklaşık 10 yıldır tanıyorum, takip ediyorum. Kanatsız Sümeyye’nin ‘uçmasını’ sağlayan ise Anadolu Üniversitesi Konservatuarı’nda görevli Öğretim Görevlisi Amine Aygistova... Sümeyye’nin hepimizi gururlandıran, ilham veren başarısını duyunca Amine Hoca’yı arayıp “Hocam teşekkür ederim. Bu başarıda katkınız çok büyük” dedim... Bu nedenle “Teşekkürler Amine hocam, tebrikler Sümeyye kardeşim” diyorum.
 
1000
icon
Ceyhan Erarslan 22 Eylül 2018 18:22

Herkes hikayesini kendi yazarmış ...bazılarıı başlar ve sular gibi yazar gider ...okunur şöyle böyle denir ...ama bazıları her harfin dibinde uğraş verir ter akıtır ...okursunuz kendinize gemeniz uzun sürer ...bu böyle bir hikaye... yazan kanatları öpüyorum ve kocaman alkışlıyorum👏👏👏😀💕👍👍👍

0 0 Cevap Yaz
Ahmet KAHRAMAN 17 Ağustos 2018 10:09

Teşekkürler Cihan Yıldırım böyle önemli bir olayı bizlerle paylaştığın için. Tebrikler yavrumuza ve başta Amine Hoca olmak üzere emeği geçen herkese.

1 4 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat