alexa

Tepebaşı ile OSB anlaşırken, Odunpazarı ile ESO niye anlaşamadı?

İl örneğim, Tepebaşı Belediyesi ile Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Başkanlığı arasındaki iletişim olacak.

12 Ekim 2019 09:56
A
a
Ş imdi size, kurumlar arası iletişim noktasında iki önemli örnek vereceğim…

*

İl örneğim, Tepebaşı Belediyesi ile Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Başkanlığı arasındaki iletişim olacak.

*

Biliyorsunuz…
Tepebaşı belediyesinin yıllardır sürdürdüğü bir proje var. Nedir o proje? Engelliler Montaj Atölyesi! Bu projeyle zihinsel engelli bireylerimiz; üretim sürecine katılıyor, sosyalleşiyor ve mutlu oluyor. Engelli bireylerimizin aileleri ise; rahatlıkla iş hayatına devam edebiliyor, hayat kaliteleri artıyor. Kısacası söz konusu proje, insan onurunu önceleyen örnek bir proje…

*

İşte, Tepebaşı Belediyesi ile EOSB, söz konusu projeye ilişkin işbirliği kararı aldı ve Organize Sanayi Bölgesine Engelliler Montaj Atölyesi açtı. Önceki gün gerçekleşen açılışta, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ile EOSB Başkanı Nadir Küpeli omuz omuza vererek engelli bireylerimizle birlikte bu başarılı ve faydalı işi kutladı.

*

Kurumlar arası işbirliğine ilişkin ilk örnek bu. Şimdi, gelelim ikinci örneğe…

*

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un en önde gelen ve aileler tarafından beğeniyle karşılanan bir projesi var. Nedir o? Kreş projesi! Kreş eksikliği, sadece Eskişehir’in değil, Türkiye’nin genel bir problemi. Kazım Kurt bu problemi görmüş ve ilk döneminde, örnek bir kreşi yurttaşlarımızın hizmetine açmıştı. Biliyorsunuz ki kreşin katkısı büyük; hem çocuklarımız iyi bir eğitim alıyor, hem de aileler rahatlıkla işine gücüne bakıyor. Öte yandan, devletin yükünü de bir anlamda hafifletiyor.

*

Bu anlamda Kazım Kurt, çıtayı yükseltmek istemiş ve 31 Mart yerel seçimleri öncesi “100 yeni kreş yapacağım” şeklinde bir söz vermişti. Kurt’un bu çalışması Eskişehir Sanayi Odası (ESO) tarafından beğenilmiş ve belediyeye destek sözü verilmişti. Hatta ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, 18 Nisan 2019’da Kazım Kurt’la yaptığı bir görüşmeden sonra, şu ifadelere yer vermişti: “Odunpazarı Belediyesi ile şehrimizde kadın çalışan sayısını arttırmaya, kadınların başta sanayi olmak üzere iş dünyasında daha çok yer almasını sağlayacak iyi uygulamaların oluşmasında pilot çalışmalar yapacağız. Bunlardan en önemlisi ise kreşlerin kurulmasıdır. Başlatılacak pilot uygulamalara biz de destek vereceğiz. Çünkü nitelikli istihdam ihtiyacımız şehrimizde her geçen gün artıyor. Bunu ancak kurumlar arası yapacağımız çeşitli işbirlikleri ile azaltabiliriz. Bu noktada da şehrimizde ne kadar çok kreş açılırsa, kadınlarında o kadar çalışma hayatında yer alacağını düşünüyorum.”

*

Ancak öğrendik ki, Odunpazarı Belediyes ile ESO arasındaki bu önemli işbirliği anlaşması bozulmuş! Celalettin Kesinbaş, kreş konusunda işbirliği yapmayacaklarını Kazım Kurt’a bildirmiş. Ve aldığım bilgiye göre, iki kurumun arası açılmış.

*

İki kurum arasındaki söz konusu işbirliğinin bozulduğunu kamuoyuna duyuran Kazım Kurt, şöyle bir açıklama yaptı: “Ne olursa olsun ben bu kreşleri yapacağım. Yani biz bu kreşleri açarız, hiç kimseden de destek istemiyorum. Çünkü Eskişehir’de böyle bir ortak iş üretme kültürü maalesef yok.”

*

Şimdi özet geçelim… Tepebaşı Belediyesi ile EOSB işbirliği kararı almış ve örnek bir projeyi hayata geçirmiş. Odunpazarı Belediyesi ile ESO da işbirliği kararı almış ancak anlaşma bozulmuş; ek olarak tarafların arası da bozulmuş.

*

İşte, tam da bu noktada Kazım Kurt’un şu görüşüne katılmıyorum: “Eskişehir’de böyle bir ortak iş üretme kültürü maalesef yok.” Evet, Eskişehir’de birliktelik sağlayabilmek zor, kurumlar arası iletişim zayıf; ancak ortak iş üretme kültürü yok denemez. Bunun en iyi örneğini de Tepebaşı Belediyesi ile EOSB gösterdi; kıskanılacak bir çalışmaya imza attı.

*

O halde Kazım Kurt, iğneyi kendine batırmalı. Ondan sonra “ortak iş üretme kültürü yok” demeli.

*

Bitirirken, geçtiğimiz günlerde sorduğum soruları genişleterek bir kez daha gündeme taşımak istiyorum… Celalettin Kesikbaş, Kazım Kurt’la ortaklıktan niye vazgeçti? Arkasında kaya gibi duran birisi nedeniyle olabilir mi? Ya da Kazım Kurt’u 2024 seçimlerinde rakip olarak mı görüyor? Kazım Kurt cephesinden gelen olumsuz bir davranışla mı karşılaştı? Para harcamak istemiyor da olabilir. Hiçbiri değilse, keyfidir…

Haydar Çorum’a eleştiri


Geçtiğimiz günlerde, Mihalıççık Belediye Başkanı DSP’li Haydar Çorum’u, ES TV ekranlarında ağırlamıştık. Çorum, konuşmasının bir bölümünde, Beylikova, Sivrihisar ve Mihalıççık’ta yer alan maden alanının genişletilmesi kararını olumlu bulmuştu.

*

Tabii Eskişehir’in büyük bölümünün tepki gösterdiği bu karara Çorum’un gösterdiği olumlu tavır, şaşkınlıkla karşılandı.

*

Hatta Süleymaniye Mahallesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Celal Öngel, tepkisini kağıda döktü. Üç muhtarla beraber maden sahası genişletme kararının iptali için mahkemeye başvuran Başkan Öngel, Haydar Çorum’un tavrına ilişkin MIH sütunlarına şu açıklamayı yaptı:

*

ÇED RAPORUNU ONAYLIYOR

“Sayın Haydar Çorum, üç ilçeyi ve beş köyü ilgilendiren Adahisar, Dumluca, Kıcılcaören, Süleymaniye, Yalınlı mahallelerinin yaşam alanlarını doğrudan ilgilendiren demir nikel kırma eleme tesisi ve krom, manyezit kapasite artışıyla ilgili bir şirkete verilen olumlu ÇED raporunu olumlu kabul ediyor.

PORSUK TEHLİKEDE

31 bin hektarlık ormanlık alanı kapsayan proje gerçekleşirse 187 bin ağaç kesilecek deniyor, ancak en az bunun beş katı ağaç katliamı olacak. Adı geçen mahallelerin suyu ve tarım alanları yok olacak. Porsuk tehlikeye maruz kalacak, kirlenecek.

ÜRETİM DURACAK

Mihalıççık Orman Müdürlüğü tarafından kurulan bal ormanı katledilecek. Tarihi Yalınlı Hamamı adıyla bilinen jeotermal su kaynağımız yok olacak. Süleymaniye Köyü, Beylikova’nın Çukurova’sı; meyve ve sebze ürünlerinin en kaliteli yetiştiği bir mahalle, meyve sebze üretimi büyük tehlike altında girecek.

HALKIN ÇIKARLARI YOK SAYILIYOR

Bütün bu madencilik faaliyetinde devletin payının yüzde 2 olacağı söyleniyor. Üretilen cevher Yunus Emre İstasyonundan limanlara ve oradan yurtdışına işlenmeden satılacak deniyor. Peki, bunun neresinde kamu yararı var? Sayın Haydar Çorum’un ilçesi, maden bakımından zengin bir bölge. 500 yıllık ocaklar var deniyor. Öyle de, cevheri ham satmak Mihalıççık’a yaramamış; ne göç durmuş, ne ilçe kalkınmış. Tonu 220 dolara dünyanın en kaliteli krom cevherini yurt dışına satıp, tonu 7 bin dolara krom metali alarak sömürge haline düşüyoruz. Aynı durumun yeni bir projeyle Adahisar, Dumluca, Kızılcaören, Süleymaniye ve Yalınlı maden sahasında devamını istemek, halkın çıkarlarını yok saymaktır.

SOL İLKELERLE BAĞDAŞMIYOR

Eğer maden kanunu gerekçe gösteriliyorsa, başkan ve partisi, sömürge ülkelerin durumuyla benzeşen madencilik kanununun değişmesi için çalışmalıdır. Başkan yöre halkının yanında durmalıdır, iştahla doğa katliamı yapmayı bekleyen maden şirketinin yanında olmamalıdır. Başkanın söyledikleri ‘sol ilkelerle’ uyuşmamakta, ‘halkçılık’ ile örtüşmemektedir. Daha çok ‘bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler’ diyen uluslararası sermayenin istediği söylemlerdir. Sayın başkanı bölge halkının çıkarlarına uygun, doğa dostu tavır almaya davet ediyorum.”

BEM BİR SEN’den cevap geldi

1 Ekim 2019 tarihinde “Kanun tanımaz belediyeci” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Yazımda, Odunpazarı Belediyesinde çalışan bir personelin kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı olarak hareket ettiğini, bu nedenle belediye tarafından kınama cezası aldığını, söz konusu cezanın iptaline ilişkin açılan davada ise belediyenin haklı bulunduğunu ifade etmiştim. Dahası, bir üst mahkemeye gidildiğini, ancak istinaf yolunun da kapandığını eklemiş, belediyenin yine haklı bulunduğunu belirtmiştim.

*

Söz konusu yazım üzerine, BEM BİR SEN cevap hakkını kullanmak istedi. Beni biliyorsunuz; insanların cevap haklarını, yazdıklarımda haklı olsam da kullanmalarını savunur ve gönderilen cevapları sütunlarımda muhakkak yayınlarım. O nedenle, BEM BİR SEN’in cevabını da yayınlıyorum: “Sendika üyemiz Levent Altın’ın Odunpazarı Belediyesi ile arasında 2’si halen derdest olan, 1 tanesi ilk derece mahkemesinde Levent Altın tarafından kazanılmış ve 2’si Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvurusu’nda olan 5 davası bulunmaktadır. Söz konusu davaların 2 tanesinin Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi, 1 tanesinin Bölge İdare Mahkemesinde yargılaması, 2 tanesinin ise İdare Mahkemesinde yargılaması devam ederken ve henüz sonuçlanmamış olmasına rağmen, sendikamız ve üyemizin kişisel veri gizliliğini ihlal ederek, kamuoyu nezdinde sendikamıza yönelik gerçeğe aykırı ve somut dayanaktan yoksun ithamlarda bulunan haberin gerçeği yansıtmadığını kamuoyuna saygıyla bildiririz.”
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat