alexa
Eskişehirspor'a destek ol, SMS gönder

Tek adamdan kazanan adama!

Ali Baş yazdı

19 Temmuz 2018 09:28
A
a
Tek adamdan kazanan adama!

CHP’nin tarihini kısaca şöyle özetlemek mümkün…
Tek Adam…
İkinci adam…
Üçüncü adam…
2018’de sonuç…
Adam kazandı…
…/…
1980’li yıllarda ortaya çıkan iki çizgi film vardı…
Birisi He-Man’di…
Diğeri ise Voltran…
He-Man, tek başına bir kahramandı. Olağanüstü bir güç sayesinde elindeki kılıcıyla süper kahramana dönüşüyordu.
Tek başına işleri hallediyordu…
Voltran’da ise tek tek beş robot vardı. İnsanın iki kolu, iki bacağı ve bir de kafası…
Ayrı ayrı düşmanlarla baş edemiyordu. Ancak birleştiklerinde tüm kötülüklerin üstesinden geliyordu…
Yaklaşık bir hafta önce CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, CHP’nin kurtuluş reçetesini açıklarken bu iki çizgi film karakterini örnek verdi…
CHP’nin derlenip, toparlanıp iktidar alternatifi haline gelebilmesi için “kadro hareketi” oluşturması gerekiyor. Süper kahraman yaratıp bir başka süper kahramanı yenemezsiniz.
CHP, kendisi için “Tek adam” döneminin geride kaldığını unutmamalı…
Ancak, birlikte hareket edilirse, “ortak akıl” kullanılırsa ileriye yönelik ayağı yere basan sözler söylenirse CHP iktidara alternatif olabilir…
 
AYAKLAR BAŞ OLURKEN!

Yunan kralı kızını evlendirmeye karar verir. Ancak uygun damadı nereden bulacaktır. Sonunda kızını evlendirebilmek için bir yıl süren bir damat bulma yarışı başlatır.
Yüzlerce adayı bir yıl boyunca tanıma şansı bulur…
Güreş yaptırır gücünü ölçer. Koşturur, hızını öğrenir. Ancak bunlar yeterli değildir. Yemeği nasıl yediğine, kibarlığına ve insanlığına da dikkat eder.

Sonunda içlerinden biriyle kızını evlendirir.
Ve düğün gecesi içkiler içilir dans başlar.
O sırada ilginç bir olay yaşanır…
Damat elleri üstüne amuda kalkıp masalar üstünde ayakları havada tempo tutar.
Kral ayaklarıyla tempo tutan damadı hemen kovar ve kızını boşar.

“Ayaklar baş oldu” sözünü unutmamak gerekir.
Kimi zaman ölçüsüzlük, abartılı sevinçler ayakların baş olmasının en büyük göstergesidir.
 
KISA SÜRELİ GERGİNLİK
 
15 Temmuz gecesi vilayet meydanındaydık…
AESTV ekranlarından aralıksız 6 saate yakın canlı yayın yaptık!
Konuşmaları, konseri canlı verdik. Ara sıra 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki yapılan programı da canlı olarak ekrana getirdik.
Valiliğin önüne kadar rahatça geldik. Gazetecilerin olduğu platforma yöneldik. Oradaki görevli “kimlik göstermemizi” istedi…
Tam gösterecektim ama aklıma bir şey takıldı…
Kimliği soran kişi kimdi?
Valilikten bir memur mu?
Polis mi?
Parti görevlisi mi?
Kimdi?
Göstermedim, kısa bir gerginlik yaşandı. Kimlik soran kişi güvenlik görevlisi değilse neden kimlik göstereceğiz ki! Partililerin “Gazeteci gazeteci” diye bağırmaları sonucu kapı açıldı…
Böylesi önemli günlerde, önemli yerlerde duran kişilerin şehri biraz tanımasında fayda var. Bir de mümkünse parti görevlisi olmasın…
Devlet memuru olursa işini daha ciddi yapar diye düşünüyorum…
 
İYİ VE ADALET!
 
İyi olmak…
İnsanlara iyi davranmak kolaydır…
Bunu herkes yapabilir, yapmalıdır da…
Zor olan kısım “Adil olmaktır”
İnsanların arasında adaletli davranmaktır.
Ne yazık ki bunu çok az insan yapabilir!
 
SAVAŞ YERİNE SEVGİ
 
-Propagandayla zehirlenmedikleri sürece, kitleler asla savaş düşkünü değildir. Biz kitlelere, propagandaya karşı bağışıklık kazandırmak zorundayız. Çocuklarımızı militarizme karşı aşılarken, onları pasifizm ruhu içinde yetiştirmeliyiz. Okul kitaplarımız savaşı ululamakta ve vahşetini gizlemektedir. Çocuklara nefret yerine barışı, savaş yerine sevgiyi öğretmek isterdim. (Albert Einstein)
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat