alexa

Sinan Özkar: 5 yıllık emeğimiz boşa gitti!

CHP eski İl Başkanı Sinan Özkar ve beraberindeki heyet, olağanüstü kongrenin gerçekleştirilmesi için mevcut İl Başkanı Abdülkadir Adar’la görüştü ve ardından partiye bir dilekçe sunarak olağanüstü kongre talebinde bulundu.

24 Nisan 2019 08:57
A
a
CHP eski İl Başkanı Sinan Özkar ve beraberindeki heyet, olağanüstü kongrenin gerçekleştirilmesi için mevcut İl Başkanı Abdülkadir Adar’la görüştü ve ardından partiye bir dilekçe sunarak olağanüstü kongre talebinde bulundu.
*
Bu talebin ardından parti içerisinde çeşitli tartışmalar cereyan etti.
*
Partinin bir kanadı, parti tüzüğünün bazı maddelerini öne sürerek, olağanüstü kongrenin yapılamayacağını, Haziran’da zaten olağan kongre sürecinin başlayacağını ifade ediyor. Partinin diğer kanadı ise, yine parti tüzüğünün bazı maddelerini dayanak sunarak, olağanüstü kongrenin derhal toplanması gerektiğini belirtiyor.
*
Bunun yanı sıra, partinin bir kanadı, olağanüstü kongre talebinin, partinin başarısına gölge düştüğünü, ‘CHP yine kavga ediyor’ algısına yardımcı olduğunu iddia ediyor. Partinin diğer kanadı ise, parti tüzüğünün es geçilemeyeceği, tüzüğün işletilmesinin parti içi karışıklığa değil, partinin düzgün bir zeminde ilerlemesine yardımcı olacağını belirtiyor. 
*
Bu noktada, söz konusu tartışmaların muhatapları olan Abdülkadir Adar ile Sinan Özkar’ın görüşlerine başvurdum.
*
Abdülkadir Adar sürecin işlediğini, son kararın CHP Genel Merkezi tarafından verileceğini ifade etti ve partiyi herhangi bir tartışma ortamına çekmemek adına, Genel Merkezin kararı tebliğ edilinceye kadar açıklama yapmayacağını söyledi.
*
Sinan Özkar ise, olağanüstü kongre tartışmalarına ilişkin görüşlerini açıkladı; mevcut il yönetimini de bazı hususlarda eleştirdi.
*
Önce, Sinan Özkar’ın, olağanüstü kongre talebine ilişkin açıklamasını okuyalım…

KARIŞIKLIK DÜŞÜNCEMİZ YOK
“Bizim böyle bir talepte bulunmamızın amacı, partimizin tüzüğünün uygulanmasıdır. Tüzükler, partilerin anayasalarıdır ve uygulanması gerekmektedir. O nedenle, bazılarının ifade ettiği gibi, parti içerisinde karışıklık yaratma gibi bir düşüncemiz olamaz. Şimdi soruyorum: Partinin tüzüğünün uygulanmasını istemek, ne zamandan beri karışıklık çıkarma amacı taşımaktadır? Böyle bir şey olabilir mi?

ORTADA MAZERET KALMADI
Bakın, tüzük açık. Tüzüğümüzün ilgili maddesi uyarınca, mevcut yönetim, olağanüstü kongreyi toplamakla yükümlüdür. Mevcut yönetim, seçim sürecinde atandığı için sesimizi çıkarmadık ve partimiz için çalışmaya devam ettik. Ancak artık seçim bitti. Ortada hiçbir mazeret kalmadı. Dolayısıyla parti tüzüğümüzün maddeleri uygulanarak olağanüstü kongre bir an önce toplanmalı.”
*
Peki, Özkar, olağanüstü kongre yapılırsa, il başkan adayı olmayı düşünüyor mu? İşte sorunun yanıtı:

İSTİŞARE DEDİ, AMA…
“Şimdi benim, çıkıp da kendi başıma aday olduğumu ifade etmem söz konusu değil. Kongreye girdiğim arkadaşlarımla istişare ederiz ve ona göre bir karar verilir. 
Ha, şunu da söyleyeyim: İl başkanlığına aday değilim, diyemem.”
*
Özkar, mevcut yönetimin, danışma kurulu toplantıları yapmaktan kaçındığını da öne sürdü ve şu ifadeleri kullandı:

SAĞLIKLI ÇALIŞMA YAPABİLMEK İÇİN…
“Pazar toplantıları tabii ki yapılsın, yapılmalı, hiçbir itirazımız olmaz. Biz de yaptık görevi bırakmadan önce. Ancak asıl olması gereken, danışma kurulu toplantılarıdır. Şimdi, Pazar toplantısında birkaç kişi konuşma yapıyor ve toplantı bitiyor. Ancak danışma kurulu toplantısında, isteyen partililerimiz fikirlerini beyan ediyor, eleştirilerini sunuyor; toplantıda, nerelerde eksik olduğumuzu ve nerelerde başarılı olduğumuzu görebiliyoruz. Toplantı bitince de, ortaya bir sonuç çıkıyor ve o sonuca göre çalışmalar daha sağlıklı yapılabiliyor. Ancak gelin görün ki, bu yönetim, danışma kurulu toplantısı yapmıyor. Pazar toplantısıyla yetiniyor.”
*
Sinan Özkar son olarak, partinin ilçelerde yürüttüğü çalışmayı eleştirerek, tartışma yaratacak iddialarda bulundu. O iddiaları okuyoruz ve hiçbir yorum yapmadan takdiri size bırakarak bu bölümü kapatıyoruz…

BEŞ YILLIK EMEĞİMİZ BOŞA GİTTİ
“Şimdi, Çifteler gitti. Ben, Çiftelerin nasıl gittiğini biliyorum. İnönü gitti. Ben, İnönü’nün nasıl gittiğini biliyorum. Mihalıççık gitti. Ben Mihalıççık’ın nasıl gittiğini biliyorum. Sivrihisar’da, partimize dönük ilk defa olumlu bir tablo oluşmuştu, niçin değerlendirilemedi? Partimiz, Günyüzü’nden niçin aday çıkaramadı? Yani oralarda, beş yıllık emeğimiz boşa gitti. İşte bunların tartışılması ve değerlendirilmesi lazım. Bu değerlendirme nerede yapılacak? Danışma kurullarında yapılacak tabii ki.

SEÇİM BİTTİ, YÖNETİMİN İŞİ BİTTİ
Bakın, siyasi süreç devam ediyor. Önümüzde yeni bir beş yıl daha var. Bu beş yılın çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Seçim bitti, il yönetiminin işi bitti mantığı yanlış. Bizim sürekli çalışmamız lazım, sürekli üretmemiz lazım, üyelerimizi diri tutmamız lazım ki istikrarlı bir başarı gelsin. Fakat mevcut yönetim, böyle bir çalışma yapmıyor.”
 

MHP, Kadir Bıyık’a ahde vefasını gösterdi


MHP’li Kadir Bıyık ile CHP’li Zehra Konakçı’nın aday olarak katıldığı Çifteler’de seçimlerin kafa kafaya geçmesi, itirazları, tartışmaları, şaibeleri ve istenmeyen olayları da beraberinde getirdi. Kadir Bıyık sadece 8 oy farkla seçimi kazanınca ve geçersiz oy sayısı 456 olunca, CHP oyların yeniden sayılması için itiraz etti. Ancak yerelde yapılan itirazlar reddedildi. Nihayetinde, Kadir Bıyık mazbatasını aldı. Bununla beraber CHP, oyların tekrar sayılması için, bu sefer Yüksek Seçim Kurulu’na olağanüstü itirazda bulundu. Fakat CHP’nin bu talebi de reddedildi.
*
Kadir Bıyık, 24 Haziran Parlamento seçimlerinde MHP’den ikinci sıra milletvekili adayı yapılmıştı. Ancak ben ve benim gibi düşünen bazı meslektaşlarım, bu kararın yanlış olduğunu, Kadir Bıyık’ın birinci sıradan milletvekili adayı yapılması gerektiğini savunmuştuk. Parlamentoya, Eskişehir’le sürekli haşır neşir olan, yeteri kadar tecrübeli ve gelecek vadeden genç bir ismin girmesinin, çok daha faydalı olacağını düşünüyorduk. 
*
Partisi, Kadir Bıyık’a, ahde vefasını gösterdi ve Bıyık’ı, 31 Mart yerel seçimlerinde Çifteler Belediye Başkan Adayı yaptı. Bıyık ise gitti ve Çifteler’i MHP’ye kazandırdı. Kadir Bıyık, artık belediye başkanı!
Milletvekili olamadı, ancak belediye başkanı seçilmesi, belki de daha hayırlı olacak. Bıyık’ın, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’le de iyi iletişim kurarak, Çifteler’e faydalı işler yapacağını düşünüyorum. Ne diyelim? Tebrik ediyor, hayırlı olmasını diliyorum.
*
NOT: Eskişehir’de, CHP ile AK Parti’nin belediyecilik anlayışını biliyoruz. Artık, MHP’nin nasıl belediyecilik yapacağını da görme ve değerlendirme şansımız olacak. Keşke, İYİ Parti ile BBP’de birer belediye alabilseydi de, bu iki partinin de nasıl belediyecilik yaptığını inceleme fırsatı yakalayabilseydik.

Hem partilerin malı olacaksın, hem de ağlayacaksın öyle mi?!


CHP’nin İstanbul ve Ankara Belediyelerini almasıyla beraber, bazı sendikaların yöneticileri arasında yükselen tartışmalar başladı. Vay efendim, İstanbul ve Ankara Belediyelerinin yetkili sendikaları tarafsızmış da; alnının teri kurumadan işçinin hakkını veriyormuş da; o sendikaların üyelerine, başka sendikaya geçmeleri için CHP yönetimleri tarafından baskı yapılıyor muş da, vesaire… Geçin kardeşim bu safsataları!
*
Neden böyle söylüyorum? Anlatayım… Türkiye’de sendikacılık, hatta dernekçilik ve vakıfçılık öyle bir hale getirildi ki; sendikalar, dernekler ve vakıflar, deyim yerindeyse partilerin malı oldu. Sendikacılar, dernekçiler ve vakıfçılar bu ifademe kızacaklar ama hiç kusura bakmasınlar, doğrusu bu ve bu doğruyu, söylemek zorundaydım!
*
Bu hastalıklı yapının oluşmasında, iktidarlar kadar muhalefetlerin ve sendikacıların, dernekçilerin ve vakıfçıların da suçu var. O halde, bağırıp çağırmayacaksın kardeşim!
*
Şu, yanlış ama gerçek: Belediye başka bir partiye geçince, yetkili sendika çok büyük ihtimalle değiştirilir. Çünkü o sendikanın yetkilileri, militanca particilik yapmıştır ve üyelerini de particilik yapmaya zorlamıştır. Dolayısıyla farklı partiden gelen belediye başkanı, kendisi için militanca particilik yapacak ve üyelerine particilik yaptıracak yeni bir sendikayla anlaşır. İşte, durum bu kadar basit…
*
O nedenle, kimse ağlamasın! Partilerin malı olmayı kabul etmiş örgütler, bu çarpık tablodan bir gün zarar göreceklerini anlamalılar. Bu durum solcu sendikalar, dernekler ve vakıflar için de geçerli; sağcı sendikalar, dernekler ve vakıflar için de geçerli…

Sorumluluk hisseden başkan…


Eskişehir Barosu, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla bir gece tertip etmişti. O gecede, Baro Başkanı Mustafa Elagöz’le ilgili dikkat çeken bir detaya şahit olmuştum, ancak hem seçim atmosferi, hem de kısa süre izin kullanmam münasebetiyle o detayı kaleme alamamıştım.
*
Neydi o detay? Başkan Elagöz üzücü bir kaza geçirmiş ve o nedenle bir süreliğine yürüyemez hale gelmişti. Söz konusu geceye kadar biraz iyileşmiş olsa da, yürümekte oldukça güçlük çektiği görülüyordu. O nedenle Elagöz, hiç gocunmadı ve geceye koltuk değnekleriyle geldi. Konukları tek tek karşıladı. Zorunlu kalmadıkça oturmadı, masa masa dolaşarak davetlilerle ilgilendi.
Rahatsızlığı nedeniyle, baro başkanlarının geleneksel olarak yaptığı açılış dansını da yapamadı; bir başka çifte bu dansı devretti… 
*
Mustafa Elagöz’ü, rahatsızlığının artma ihtimali pahasına söz konusu geceye katılıp meslektaşlarıyla ilgilenmesi, bu noktada sorumluluğunu her şeye rağmen yerine getirmesi münasebetiyle kutluyorum.



 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat