alexa
Fast Express tepe banner kampanya 2
Fashion Eskişehir masaüstü

Sahnede tek başına!

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Senfoni Orkestrası’nın Temmuz ayında “Kybele” oyununu izleyicilerle buluşturdu…

18 Eylül 2021 09:23
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Senfoni Orkestrası’nın Temmuz ayında “Kybele” oyununu izleyicilerle buluşturdu…
Ama ne buluşmaydı!
Sahne, doğal bir alandı. Yazılıkaya…



Yüzlerce kişi oyunu izlemek için Midas Anıtı Yazılıkaya’ya akın etmişti…
Harika bir oyun, unutulmaz bir geceydi. Kalabalık bir arkadaş gurubuyla birlikte izledik oyunu. O havayı soluduğumuz için kendimi şanslı ve ayrıcalıklı hissedenler arasındaydım…
Yaşamın içinde hepimizin yalnızlık çektiği anlar vardır. Tek başımıza kalırız. Kimisi için bu yalnızlık harikadır. Kimileri için ise ürkütücü!
Peki ya sahnede tek kişi olanlar, acaba onlar neler hissediyor…



Tiyatro eleştirmeni Begüm Kakı, şu tanımı yapıyor:
- Sahnede tek kişi olmak “benim” diyen oyuncu için bile gerçek bir meydan okumadır. Hem oyunun tüm sorumluğunu sırtlanırken hem de izleyicinin dikkatini tek başına oyunda tutmak için çaba harcar.
Tek başına Kybele’yi oynayan şehir tiyatroları oyuncusu Burcu Tutku Turan ile meslektaşım Ayşegül Hümmet çok harika bir söyleşi yaptı. Bu söyleşi sırasında bende ufak notlar aldım. Bu notları size aktarmak istiyorum…
 

ANNE OLMAK CESARET İSTER!

Burcu Tutkun, şanslı bir kuşağın insanı…
Çocukluğunda ailesiyle birlikte Metin Akpınar, Zeki Alasya, Kemal Sunal,  kabareleri izlemiş, kasetleri dinlemiş bir isim…
Tiyatro sevgisinin nasıl başladığını şu cümlelerle anlatıyor:
  • -Üniversite sınavlarına hazırlanırken bir karar vermiştim eğer kazanırsam mutlaka amatör olarak tiyatroyla ilgileneceğim demiştim; konservatuvar hevesim yoktu o zaman. Üniversitede işletmeyi kazanmakla beraber hemen tiyatro koluna gittim, orada çalışmalara başladım.  Adana Tiyatro Atölyesi diye bir başka tiyatro projesine dahil oldum. Adana’da 7 yıl kadar amatör tiyatro yaptık. Tiyatroda kendimi çok iyi hissetim ve ben bu işi yapmak istiyorum dediğim anda işletme dördüncü sınıftım ve o bölümü bırakıp konservatuvar sınavlarına hazırlandım, anneme babama hiçbir şey söylemedim.
  • Gizlice sınavlara girdim ve kazandım aileme de sonra açıkladım. Duyunca çok şaşırdılar, özellikle annem. Evde akrabalardan bir heyet kuruldu, bölümü bırakmamı istemediler. ‘Yapma, etme, mesleğini bırakma, eline bir altın bilezik aldın diplomanı duvara asalım dediler; evde ağıtlar yakıldı.’ Aslında ortada daha bir meslek de yoktu, okuyordum.  
Babasını telefonla arıyor ve aralarında şöyle bir diyalog geçiyor:
-Babacım ben işletmeyi okuyorum ama konservatuvar sınavlarına girdim!
- Nasıl yani?
-Baba ben tiyatro okumak istiyorum, sınava girdim kazandım işletmeyi bırakacağım konservatuvara devam edeceğim…
Telefonda 1-2 dakikalık bir sessizlik oluyor ve babanın yanıtı:
-Tamam kızım ne istiyorsan öyle yap!
Konservatuar bitiyor, 2003 yılında sınavları kazanıp Eskişehir Şehir tiyatrolarında görev alıyor…
…/…
Burcu Tutkun’dan bunları dinleyince şaşırdım. O yıllarda o yaşlarda genç bir kız için verilen son derece cesur bir karar…
Sanırım pek azımız hayatımızda böyle kararlar alabiliyoruz.
Tutkun’a hayatınızda verdiğiniz en cesur karar nedir? Diye soruyorum:
  • Benim için başka cesaret gerektiren şey ise anne olmak oldu. Bu ülke şartlarınca bence anne olmak çok özel ve zor bir süreç. Şu anda da hala çocuğumun iyi şekilde eğitilmesi, sanatla iç içe olabilmesi için mücadele ediyorum.


SEYİRCİNİN İLGİSİ HEP CANLIYDI

Tiyatro söz konusu olunca bizim gördüğümüzün dışında çok kalabalık bir ekip var…
Dekor, kostüm, reji, müzisyenler ve çok daha fazlası…
Büyük bir organizasyon…
En önemli görevleri seyircinin ilgisini olabildiğince canlı tutmak! Her zaman başarılı olunmuyor. Çok kalabalık oyuncu kadrosunun başaramadığını kimi zaman tek kişinin oynadığı bir oyun harikalar yaratabiliyor…
Burcu Tutkun’un performansı da böyleydi…
Seyirci ilgiyi hiç kaybetmedi. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık!
Pandemi nedeniyle, ülkemizde adeta hayat durdu. Tiyatro perdeleri kapandı.
Şehir tiyatroları Ana Tanrıça Kybele ile yeniden sahneye döndü!
Burcu Tutkun, neler hissettiğini şu cümlelerle anlatıyor:
  • Neredeyse 6 bin yıllık bir tarihin getirdiği bir süreç var. Kybele kendi başına çok uzun bir süreçte çok farklı farklı şekillerde kültürlerde karşısına çıkıyor insanların. Hitit döneminde başka, Frigya Döneminde başka, Osmanlı’da başka, Efes’te başka!  6 bin yıllık süreçteki ana tanrıça. Orada da ben şöyle hissediyorum genelde; annelik duygusu, doğuran, doğurgan, analık. Zaten Anadolu topraklarında çok fazla ‘ana’ denen şeyin getirdiği o çeşitlilik çok fazladır ya.
  • Oyuncu olarak ne oldu benim için; daha çok yaklaştığım kısmı annelik kısmı, ana tanrıça olma kısmıyla annelik kısmının birleştirdim diyebilirim. Benim için o pandemi koşullarından sonra çok şahane bir şey oldu. Nefes aldığım bir proje oldu.
  • Güngör Dilmen’in ‘Ben Anadolu’sundan yola çıkılarak uyarlanan kısmı çok içime sindi. Şu anda islediğiniz oyunun hazırlaması 1 yılı buldu. Çünkü Ben Anadolu kendi başına bir kült yapıt, onun içinden bir şeyleri alıp uyarlamak, günümüzden bazı şeyleri entegre etmek çok kolay olmadı. Çok çalıştık titiz çalıştık.
  • Bir de salona geçerken ayrıca çalışacağız çünkü bu bir açık hava projesi şu anda tam olarak bir oyun metnini karşılamıyor. Yanlış anlaşılsın istemiyorum bu bir söylence, müzikli anlatı. Tam olarak bir oyunculuk, karakter analizi yapabileceğim bir şey değil. Şimdi salona geçtiğimiz zaman Kübele’nin içinde dinlediğiniz kadınların hikayeleri işin içine girecek ufak ufak. O konsept içinde bir oyuna dönüşecek yine tek kişilik olacak.



CUMHURİYET KADINLARI!

Oyunda adı geçen kadın kahramanlar var. Onlarla ilgili bir dolu soru kaldı izleyicilerin aklında!
Seçimleri nasıl yapıldı? Sıralama nasıl oluşturuldu?
Tutkun seçimleri kendilerinin yaptıklarını söylüyor. Ortak özelliklerini bir çırpıda söylüyor:
-Ortak özelliklerinden biri de Cumhuriyet kadınları, Cumhuriyet dönemi kadınları. Özel bir tercihi yok aslında. Kadın olması ve cumhuriyet döneminde yaşıyor olmaları yetti bizim için. Bahriye Üçok anmadan geçmeyelim dedik. Muazzez İlmiye Çığ hala yaşayan bir dev! Biraz şuna önem verdiğimizi söyleyebilirim; kendi alanında yaptıklarının yaydığı toplumsal farkındalık. Türkan Saylan; nasıl es geçebiliriz? Mümkün değil. Bu kadınları seçerken de bunlara önem verdik. Lamassi var, Niobe var, Hürrem Sultan var. Bu tarihteki kadınların hepsinin çok ciddi dönüm noktaları, karakter özellikleri var. Çok ciddi kararlara imza atmışlar.



İSİMLER…
Söyleşi yaptığımız kişiler konuşurken bizlere isimler de verir. Burcu Tutkun ile yaptığımız söyleşide adı geçen kişileri bir çırpıda aktaralım…
Metin Akpınar, Zeki Alasya, Kemal Sunal…
Yılmaz Büyükerşen, Genco Erkal…
Yener Büyükerşen, Güngör Dilmen…
Murat Atak, Şafak Özay…
Söyleşinin tamamını okumak isteyenler için iki linki paylaşıyorum…
http://www.anadolugazetesi.com/kadin-her-cagda-hayatin-gobeginde-165949.html
https://www.sonhaber.com.tr/kadin-her-cagda-hayatin-gobeginde-209757.html
Ariman web reklam 2
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat