alexa
Fast Express tepe banner kampanya 2

Rus'u kazıyın altından Tatar çıkar

Eskişehir, başta Kırım Hanlığı olmak üzere Altın Orda bakiyesi devlet ve topraklardan, 19. Yüzyıl başlarından itibaren göç almaya başlamış, bu göç neticesinde Çifteler ve Seyitgazi bölgesinden başlayan Eskişehir kent merkezine ulaşan çevrede Tatar köyleri oluşmuştur.

31 Ağustos 2021 11:51
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk
Rıdvan Aras 31 08 2021
RIDVAN ARAS


Eskişehir, başta Kırım Hanlığı olmak üzere Altın Orda bakiyesi devlet ve topraklardan, 19. Yüzyıl başlarından itibaren göç almaya başlamış, bu göç neticesinde Çifteler ve Seyitgazi bölgesinden başlayan Eskişehir kent merkezine ulaşan çevrede Tatar köyleri oluşmuştur.
•    Tatarlar gerek çalışkanlıkları ve gerekse ileri tarım teknikleri ile şehir ekonomisine katkıda bulunmuş, bu etkinliklerini ticari ve sanayi alnına taşımayı başarmışlardır. Etkinlikleri, kültür, spor ve sosyal yaşamda da görülebilmektedir. 
•    Bu nedenledir ki, kent bir tatar kenti olarak anılmaya başlamıştır. Nitekim tatarların milli yiyeceği olan çiböreğin Eskişehir adına Coğrafi İşaret alması tesadüf değildir.  
•    Eskişehir’in, Karadeniz’in kuzeyi olarak ifade edebileceğimiz, şu anda çoğu Rusya içerisinde kalan bölgeyle, dolayısıyla Altın Orda Devletiyle tarihsel bağı bulunmaktadır. 
•    Bu sebeplerle Altın Orda-Rusya ilişkileri ve bu ilişkilerde Tatarların rolünü içeren aşağıdaki yazının Eskişehir için ilgi çekici olacağını düşünmekteyiz.

Yazı Dizisi 31 08 2021
Türk tarihi söz konusu edildiğinde Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya gelişleri çokça işlenir. Kuşkusuz bunda 20. yüzyıl başlarında etkisini artıran ulus devlet ve modern Türkiye’nin varlığı en önemli etkendir. Ancak, Karadeniz’in kuzeyinden yapılan Türk göçleri Avrupa/Avrasya siyasetini belirlediği kadar, mensubu olan aydınlar (Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan gibi) vasıtasıyla Türkiye’deki çağdaş milliyetçilik akımlarına etki edecek boyutta süreklilik arz etmiştir.
İlk olarak Hunlar’la kayıtlara geçerek Macar ovalarına ve İtalya’ya ulaşan akınlar, sonrasında Bolkar/Bulgar devletini ortaya çıkarmış; çeşitli Türk kavimleri Bizans ordusunda yer almış; Türkopol adını taşıyan bu askerler, sıklıkla bahsonulduğu üzere, Peçenek ve Uzların 1071 yılında, Malazgirt’te Doğu Roma ordusunda bulunmasını aşan nitelik taşımıştır. En üst askeri rütbeye ulaşan Aksuk bunlardan biridir.  Şüphesiz Hazar Devlerinin yıkılmasını takiben Orta Avrupa üzerine gerçekleştirilen göçler de bu çerçevede ele alınmalıdır.
Anılan göçler en nihayetinde kuzey, kuzeydoğu Karadeniz bölgesinin Deşt-i Kıpçak olarak anılmasına yol açacak düzeyde yoğun olmuştur. 
Bizde “Türk-Rus teması” deyince akla (Osmanlı ile temasının başladığı) 1497 tarihi gelse de, ilk Türk-Rus temaslarının Avarlar ve Slav kabileleri arasında olduğunu düşünürsek, yaklaşık 1300 senelik aralıksız süregelen bir etkileşim tarihinden bahsetmek mümkündür. 1300 senedir, bölgesindeki önemini yitirmeden birbirini dikkatle takip eden iki devletin günümüzde de temkinli bir politika izlediğini söyleyebiliriz. 
Şüphesiz çeşitli milletlerin kurdukları devletler birbirleriyle rekabet içinde yapılanır, büyür ve nihayet zamanla yorgun düşerek egemenliğini devreder. Türklerin ve Rusların ortak yaşam alanını teşkil eden Doğu Avrupa bu anlamda tarihin en çetin siyasal mücadelelerine sahne olmuştur. Daha milattan önce Türk kavimleri çeşitli nedenlerle batıya doğru akmaya başladılar; zamanla bu hareket süreklilik ve yoğunluk kazandı. Bu süreçte Avrupa Hunları, Bulgarlar, Avarlar, Peçenekler ve diğer Türk kavimleri bölgede siyasi yönetimlerini kurdular. Rusların neşet ettiği kavim olan Slavları siyasi düzenlerine dahil ederek birlikte yaşama alışkanlığı geliştirdiler ve Avrasya kıtasında büyük ve benzersiz siyasi, ekonomik ve toplumsal altyapılar kurdular. Türk boylarının bu coğrafyadaki idari tecrübesi son olarak Altın Ordu devletiyle taçlandı. Bu devletin zamanla zayıflayıp parçalanması ve nihayet egemenliğini Ruslara devretmesi 16. yüzyılın ikinci yarısına denk geldi. Bu idari dönüşüm sadece yapısal bir devlet düzenini kapsamayacak aynı zamanda iktidarın etkin gücü olan hükümdar sülalelerini de değiştirip yöneticilerin köken ve kaynaklarını da değiştirecektir. 
Bu yazımızda, özetle geçtiğimiz, ancak çok kapsamlı bir çalışma alanına sahip Kuzeydeki göçler ile Türk devletleri ve Osmanlı ilişkileri hususlarını ele almayacak, daha özel bir bölümünü, Altınorda Devleti ile bu devletin Rus Devletiyle ilişkileri ve oluşum sürecinde Rus Devlet yapılanmasındaki etkisine kısaca değinmeye çalışacağız. 
Altınorda Devleti ve tebasına Tatar denilmektedir. Tatar kelimesi tarih boyunca farklı anlamlar içermiş, değişik etnik gruplara farklı gruplarca Tatar denilmiştir. Biz yazımızda bu kavramı dar anlamda bugünkü Kazan, Kırım ve Sibirya bölgesinde yaşamış olan, daha geniş anlamıyla ise Kafkasya, İdil’den Polonya ve Litvanya’ya uzanan Rusya içindeki Türk kavimleri olarak ele alacağız.
Altınorda, 1241-1502 yılları arasında Deştikıpçak’ta hüküm süren bir Türk-Moğol devletidir. Orda Moğolca “çadır, otağ” mânasına gelmektedir. Devletin kurucusu Batu Han’ın ak otağının üst kısmının altın yaldızlı olması sebebiyle bu devlete Altın Orda veya Ak Orda denmiştir. 
Halikov Tatar-Rus ilişkilerini 7 devreye ayırdığı ilişkiler bütününde, bu dönemi Bulgar-Slav Devri (X – XIII. Asırlar)nden sonra gelen, 3. Evredeki Bulgar – Ordu ve Kadim Rus devri (XIII – XV. Asırlar) ve 4. Evredeki Kazan – Rus devri (XV – XVI. Asırlar) olarak ele alır.  Sözkonusu münasebet aşağıda değerlendireceğimiz üzere günümüze değin devam etmiştir.
Altın Orda'nın Rusya üzerindeki etkileri ilgi çekici ve çok az incelenmiş bir konudur. Türkçe kaynakların günümüze ulaşmaması ve tarihçilerimizin kaynakların Rusçalarına erişme şansına sahip olmamaları yüzünden bu konuda yapılan araştırmalar çok sınırlı kalmıştır. Altın Orda Devleti tarihi, Türk tarihi içinde en az bilinen alanlardan olmuştur.  
Altın  Orda  döneminde  Rusların  kültür  bakımından geliştiği;  ancak  Rus  yurdunun  tam  bir  siyasi  anarşi  içinde çalkalandığı görülmektedir. Bu dönemde de Rusların yaşayış, düşünüş ve görüşlerinde Türkler etkili olmuştur. Altın Ordu’da bulunan güçlü bir merkeziyetçi devlet rejimi de Rus knezlerine örnek olmuştur. 
Siyasi etkilerin başında Moskova Rusyası’nın kuruluşu meselesi gelmektedir. Moskova’nın birbirleriyle mücadele halinde olan diğer Rus knezliklerini kendi etrafında birleştirmesi ve Çarlık Rusyası’nın temellerini atması, Altın Orda hanları sayesinde mümkün oldu. Hanların, Rus knezliklerini arasındaki mücadelede, Moskova knezlerini desteklemeleri, onlara diğer knezlere tanınmayan hak ve imtiyazları tanımaları, Moskova’nın güçlenmesini ve diğer knezlikleri kendi etrafında birleştirmesini sağladı. Moskova knezliğini gerek diğer Rus knezliklerine karşı gerekse de yabancı düşmana karşı koruyan Altın Orda hanları, aynı zamanda Rus topraklarını Latin ve Litvanya yayılmacığına karşı destekledi ve böylece Rus topraklarının Katolikleşmesini engellediler. 
Ayrıca hanlar tarafından vergi ve diğer yükümlülüklerden muaf tutulan ve tarihinin en rahat dönemini Altın Orda hâkimiyeti altında yaşayan Rus Ortodoks Kilisesi de bu dönemde elde ettiği güçle Moskova’yı destekleyerek Çarlık Rusyası’nın kurulma sürecini hızlandırmış, Hristiyanlığın Rus topraklarında yayılmasına hizmet etmiştir. 
İlyas Kemaloğlu eserinin sonuç bölümünde, Moğolların Rusya’ya yerleştikten sonra buralardan vergi almalarının yanı sıra asker de aldıklarını, Rusların bu askere almalar sayesinde ilk defa onluk, yüzlük, binlik gibi askeri düzenle tanıştıklarını ve bu sistemi kendi ordularında da kullanmaya başladıklarını yazar. Bunların yanı sıra Knezlerin, Altın Orda Hanlarının yanına 1242-1430 yılları arasında 70 kez gittikleri, bu yolculukların sadece yarlık almak amacıyla olmadığı, Knezlerin birbirlerini Han’a şikayet etmek için de gittikleri anlatılmaktadır. Yine üç asır Altın Orda hakimiyetinde kalan Rusların, vergiden postaya, paradan kıyafete kadar Altın Orda’dan etkilendikleri sonuç bölümünde yer almaktadır. 
İki ayrı ulusun birbirlerini ne ölçüde ve hangi alanda etkilediklerinin en önemli göstergelerinden biri dildir. Rus-Tatar ilişkilerinde de etkileşim dil konusunda belirgin biçimde kendini göstermiştir.
Uzun yıllar birbirine yakın coğrafyada yaşayan iki millet arasındaki derin ilişkiler, Rusça ile Türkçede ve bu dillerin lehçe ve ağızlarında izler bırakmıştır. Avarlar dönemine kadar uzanan iki dil arasındaki ilişkiler, Altın Orda dönemindeki siyasi ilişkilere bağlı olarak artmış ve dil ilişkileri bu dönemde ilk tercümanların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. 12. – 15. yüzyıllardaki Moğol saldırılarından sonra Rusçadaki Türkçe sözcük sayısı artmış, hanlıklar döneminde ise bu sayı daha da çoğalmıştır. 

Rusçaya giren Türkçe unsurların genel kronolojisi şöyledir: 
1. Ana Slav döneminde girenler: tovar, çekan, bolvan. 
2. Moğol öncesi dönemde giren Bulgarizmler: biser, kovçeg, kumir, san, çertog.
3. Altın Orda döneminde çokça Rusçaya geçen kelimeler: yam, yaşçik, yarlık, kazak, karaul, koçevat‟, kazna, tamga, kirpiç, buza, almaz, atlas, alıy, kurgan, tyurma vd. 
4. XVI. yüzyılda girenler: artel, çulan, ambar, taz, kuşak, kolçan vd. 
5. XVII. yüzyılda girenler: kakakuli, ştanı, yaşma, ayva, balagan, izyum, oçag, karga vd. 
6. XVIII. yüzyılda girenler: baklajan, kaban, kabık, parça, kamış, balık, buran vd. 
7. XIX. yüzyılda girenler: ayda, alıça, balbes, kizil, sarıç, tahta, çekmen‟ vd. 
8. Zamanı tespit edilemeyenler: babay 

1   Başbuğ Fırat, Başbuğ Fatih, Türk-Rus İlişkilerinin Tarihi Süreçte Avrasya’daki Sosyal ve Kültürel Yansımaları / Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi (38. : 2007 : Ankara, Türkiye), Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu yayınları ; 12/1, yay. haz. Zeki Dilek...[ve başk.]. s. 327. (Tümü s. 325-343)
2 Topsakal İlyas, Tarihi Süreçte Rusya-Türkiye İlişkileri, Marmara Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Cilt III, Sayı 2, Sonbahar 2016, ISSN 2148-6743,  s. 50. ( Tümü. S 33-53)
3  İslam Ansiklopedisi. Altınorda Hanlığı. https://islamansiklopedisi.org.tr/altin-orda-hanligi
 4 Halikov A. H., (Çev. Mustafa Öner), Rus Tanınan 500 Bulgar_Tatar Türk Asıllı Sülale, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 1995, s. 3.
 5 Kemaloğlu İlyas, Altınorda ve Rusya, Rusya Üzerindeki Türk-Tatar Etkisi, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2009. (Açıklama). 
 6 Kurat,  Akdes  Nimet, IV-XVIII.  Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk   Kavimleri ve Devletleri, Ankara: Türk Tarih  Kurumu Basımevi, 1972.
 7 Kemaloğlu İlyas, a.g.e., s. 196-198, 210-218. (İlyas Kemaloğlu, Rusların Gözüyle Türkler, Kaknüs Yayınları, 1. Basım, 2015, İstanbul, s. 42)
 8 Çelebi Ayten, Kitap Tanıtımı ve Değerlendirme (Rusların Gözüyle Türkler), Karadeniz Araştırmaları Dergisi, Sayı: 50, 2016, S. 243. 
 9 Umut Yolsever, Kitap Tanıtımı (İlyas Kemaloğlu, Altın Orda ve Rusya, Ötüken Yayınları, İstanbul 2015), VAKANÜVİS- Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi/ International Journal of Historical Researches, Yıl/Vol. 5, Sayı/No. 1, Bahar/Spring 2020, s. 509, 510.
 10 Özeren Mehmet, Rusçanın Ağızlarındaki Türkçe Sözcükler, - Kuzeydeki Vologod ve Arhangel Ağız Grupları A-B Maddeleri Örneğinde-, AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi Cilt: 6 Sayı: 13 Sayfa: 221 - 247 Mayıs 2018, Türkiye, s. 222.


 
Ariman web reklam 2
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat