alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Polis polise konuşmuşlar

Amerika'da Türklerin yoğun olarak yaşadığı Peterson şehrinde bir Eskişehirli Türk olan İbrahim Mike Bayçora Emniyet Müdürü olmuş, bu haber de Eskişehir'de olumlu bir şekilde yankılanmıştı

17 Mart 2020 08:45
A
a

Amerika'da Türklerin yoğun olarak yaşadığı Peterson şehrinde bir Eskişehirli Türk olan İbrahim Mike Bayçora Emniyet Müdürü olmuş, bu haber de Eskişehir'de olumlu bir şekilde yankılanmıştı. Bu olaydan sonra bir çağrıda bulunduğumu hatırlıyorum; Eskişehir Emniyet Müdürü Engin Dinç ve Amerikalı mevkidaşının buluşmasının, biz basın mensupları için kıymetli bir haber olacağını belirtmiştim. Artık benim çağrım mı işe yaramış orasını bilemeyeceğim: fakat her iki emniyet müdürünün görüntülü olarak birbirleriyle konuşmalarına çok sevindim. Dünya üzerindeki her mesleğin kendine göre karakteristiği bulunuyor. Mesela Fransız yetkililer, Fransız gazetecileri ne kadar severse, Türk yetkiler de bizi o kadar sever. Doktor dünyanın her yerinde doktordur. Polisler de öyle. Adı Engin olan bir polis Eskişehir'deki kötü adamların peşinden koşarken, Mike olan bir başka polis hayatını Jersey'de tehlikeye atar. Her iki polisin de Türk olması ve bir şekilde hayatlarının Eskişehir üzerinde kesişmiş olması bizleri çok mutlu etti.

 

Kesin bilgi; biyolojik silahmış... 

Korona virüs salgınıyla birlikte bir takım komplo teorileri de ortaya atılmaya başlandı. En başında "Ağbi virüs biyolojik silahmış aslında" iddiası. Şimdi insanları öldüren biyolojik silahların küçük bir kusuru var; düşman ülkenin insanlarını öldürür ama sizin insanlarınızı da öldürür. O yüzden elinizde panzehir yoksa biyolojik silah kullanamazsınız. Şu anda dünya üzerindeki bütün milletler bu virüsten etkilenmişse, ortada bir biyolojik silah iddiası olamaz. Ne yani Amerikalılar bir biyolojik silah yapacak kadar akıllı da, panzehir yapmayı unutacak kadar aptallar mı? Peki kim yaptı bu biyolojik silahı? Amerikalılar mı? Adamların ekonomisi Çin'den beter olmadı mı? Dünyayı yöneten ve kafasına kukuleta geçiren, mum ışığında mahsenlerde kedi kesen gizli 7 aile mi yapmış bu silahı? Güldürmeyin Allah aşkına adamı...

Son olarak konuyu TBMM gündemine Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu da getirmiş. Kabukcuoğlu, "Yani Koronavirüs salgınının bir biyolojik silah olmadığı ispata muhtaçtır" ifadelerinde bulunmuş. İşte burada Sayın vekille katılmıyorum. İddia sahipleri ispatla mükellef olanlardır. Ortada biyolojik silah filan olduğunu düşünmüyorum. Sadece ciddi bir salgın hastalık var. Dünya üzerinde 7 buçuk milyar insan yaşıyor. Bu sayı artacak ve arttıkça başka salgın hastalıklarla da karşılaşacağız. Şimdiden bu gerçeği kabullenelim.

 

Korona hainleri ve korona kahramanları

Korona virüsün yayılmasıyla birlikte ilginç insan davranışları görüyoruz. 2 liralık makarnayı 8 liraya satan fırsatçılardan bahsetmiyorum. Ya da market rafındaki limon kolonyası için birbirinin saçına yapışan ev kadınlarından da bahsetmiyorum. Bazı hastaların evinde oturup, topluma hastalık bulaştırmaması gerekirken bunun tam tersini yapıyorlar. Bunun benzer bir örneği 1980'lerdeki AİDS salgınında da görülmüştü. AİDS hastası bazı kişiler, bilerek başkalarına da bu hastalığı bulaştırmaya çalışmışlardı. İnsanların hainliğini görünce, bazen şeytanlar bile utanırmış...

Öte yandan aynı insanların kahramanlığı gören melekler bile ağlarmış. Bunların başında da sağlık görevlileri geliyor. Hani o acil serviste dayak atılan sağlık görevlileri... İşte onlar melekleri bile ağlatacak bir kahramanlık örneği sergiliyor. Tek tek hastalarla uğraşan sağlık görevlileri, hastalığı kapma ihtimallerinin ne kadar yüksek olduğunun elbette farkındalar. Ancak insanüstü bir özveriyle çalışıyorlar. Bunların başında da hayatını koronavirüs nedeniyle kaybeden Çinli Doktor Li Wenliang geliyor. Wenliang salgını baştan duyurmak için çok çaba harcamış fakat susturulmuştu. Buna karşın pek çok insanın hayatını kurtardı ve kendi canından oldu. Kahraman doktorların milleti olmaz. Hepsinin karşısında saygıyla eğiliyoruz.

 

1000
icon
Mayk Efendi 17 Mart 2020 09:08

Adam Eskişehir'de doğmuş. bebekken, Amerikanın Kafkasya'dan, Sovyet baskısı nedeniyle göçenlere verdiği bir hakla Amerika'ya gitmiş. Orada eğitim görmüş.Emniyet müdürü olmuş. Anladığımız kadarıyla hayatı boyunca Türkiye'ye gelmemiş. Biz de can sıkıntısından mutlu olmuşuz. Gökten üç elma düşmüş...

1 2 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat