alexa

Peki ya bizde deprem olursa?

Elazığ depremi, ülkemizin ve Eskişehir'in depreme hazırlıklı olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme getirdi. Lafı eğip bükmeden bu akıllardaki soruyu hemen yanıtlayayım; Türkiye depreme ne kadar hazırlıklıysa, biz de Eskişehir'de o kadar hazırlıklıyız

3 Şubat 2020 08:03
A
a
Elazığ depremi, ülkemizin ve Eskişehir'in depreme hazırlıklı olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme getirdi. Lafı eğip bükmeden bu akıllardaki soruyu hemen yanıtlayayım; Türkiye depreme ne kadar hazırlıklıysa, biz de Eskişehir'de o kadar hazırlıklıyız. Belki biraz daha fazla hazırlıklıyız; ama hepsi o kadar... Önce iyi yönlerimizden bahsedelim. 1999 depremi olduktan sonra Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı en önemli icraatlardan biri Porsuk üzerindeki köprüleri yıkıp, yerine yenilerini yapması oldu. Eğer eski köprülerimizi hâlen kullanıyor olsaydık, o yapılar ilk ciddi depremde peynir gibi dağılırdı. Depremden sonra hiçbir yardım organizasyonunu yapamazdık. Bunun dışında Eskişehir'de deprem sonrasındaki toplanma alanları da yeterli gibi gözüküyor. Tabii bu değerlendirmeyi mahalle bazında yapmak lazım. Fakat Eskişehir geniş parkları ve nisbeten yeterli meydanları olan bir şehir. Dolayısıyla deprem toplanma alanlarımız konusunda Türkiye ortalamasıyla mukayese edilmeyecek kadar ileri bir seviyedeyiz.
Ayrıca Eskişehir'de çok iyi çalışan bir Hızır Acil Servis sistemimiz var. 112 Acil servisimiz çok iyi çalışıyor. Adlarına yakışır bir şekilde Hızır gibi yetişiyorlar. Tabii bir depremde işleri daha zor olacaktır. Muhtemelen burnu kanayan, parmağı 'uf' olan ambulans isteyecektir. Ancak bu yükün altından kalkacaklarına inanıyorum. Sivil toplum kuruluşlarımız da çok iyi organize olmuş durumdalar. Ayrıca Eskişehirliler bilinçli insanlar. Allah saklasın büyük bir deprem olursa, kent olarak çok daha organize bir şekilde davranacağımızdan şüphem yok.
Gelelim aklımızdaki soru işaretlerine. 99 depreminden sonra yapılan binaların çağdaş kurallara uygun olduğunu varsayalım. Pekiyi 99'dan önce yapılan binaların durumu nedir? Mesela kamuoyunu çok meşgul eden Yunusemre Meslek Lisesi, miğdemizin iyice bulanmasına sebep oldu. Hoş 1999'dan sonra yapılan yeni stadımızın çatısının durduk yere çatırdaması da midemizi bulandıran ayrı bir konu. Bir de 'Âfet Riskli' olarak gösterilen mahallelerimiz var. Büyükşehir yetkilileri, yaptıkları bilimsel çalışmalar neticesinde 8 mahallemizde afet riski bulunduğunu belirtti. Ancak bu konuda bütün bilimadamlarımız mutabık değil. Kimin haklı olduğu konusunda gazetecilere de politikacılara da söz hakkı düşmez. Burada son noktayı koyacak olan yine bilimadamlarıdır. Fakat bir an önce konunun netleşmesi gerekiyor. Boşuna mı telaş yapıyoruz, yoksa gerçekten bazı mahallelerimiz âfet riski mi taşıyor konusunun bir an önce çözüme kavuşması lazım. Eskişehir'de son olarak 1956 yılında büyük bir deprem yaşanmış. Jeologlar bu şiddette bir depremin yinelenmesinin an meselesi olduğunu ifade ediyor. Belki birilerine şaka gibi gelecek ama, 4 – 5 sene içerisinde merkez üssü Eskişehir olan ciddi bir depremle karşılaşmamız büyük ihtimal. Bir an önce aklımızı başımıza devşirmemiz lazım.
 

Hem iyi hem kötü haber 

Motorlu taşıtlar üzerindeki vergi yükü yüzde 10 oranında artırılıyor. Aslında bu haber vatandaş için hem iyi hem de kötü bir haber. Neden kötü bir haber olduğu açık; zaten zam bombardımanı altında inim inim inleyen vatandaşa yeni bir vergi yükü geliyor. Haberin iyi kısmına gelince, bu para doğrudan doğruya yerel yönetimlere vakfedilicek. Yani yeni vergi dilimleri yaparak, 9'uncu ve 10'uncu saraylar yapılmayacak. Söz konusu paralar belediyelerin trafik altyapı ve üst yapı çalışmalarına harcanacak. Bizim memleket tuhaf bir memleket. Şimdi bir muhalif belediye çıkarsa ve 'Asfalt katılım payı' alırsa ortalık ayağa kalkar. Aynı işi AK Partili bir belediye yaptığı zaman ve yine aynı çevreler, "Size yol yapıyoruz bre nankörler" diye kükrer. Ancak unutulmaması gereken bir şey var ki, yöneticilerimiz bize yine bizim vergilerimizle hizmet ediyor. Dolayısıyla ne kadar çok vergi, o kadar çok hizmet. Tamam kabul ediyorum; vergilerimizin İstanbul Boğazında oturan yandaş müteahhitlere gitmesi canımızı sıkıyor. Tamam kabul ediyorum; vatandaş acından intihar ederken, 'Asrın müteahhitleri'nin helikopterle öğle yemeğine gitmesi âdil değil. Ancak söz konusu kaynağın zaten zor durumda olan belediyelerimize de ilaç gibi geleceğini unutmamak lazım. İşin özeti yine vergi vereceğiz. Ancak bu kez vergilerimizin bize geri döneceğinden emin olabiliriz.
 

Sahte milliyetçilere gün doğdu 

Bir Yunanlı Milletvekilinin Avrupa Parlamentosu'nda Türk Bayrağını yırtması, 'Milliyetçi' taklidi yapanlara ilaç gibi geldi. Şimdi mevzubahis ırkçı melletvekiline tepkilerini gösterip, ne kadar yurtsever olduklarını ispatlamanın derdindeler. Zaman zaman böyle sahte milliyetçiler çıkar. Mesela rögar kapaklarına fanta gazozu döküp, ne kadar delikanlı olduklarını ispatlarlar. Ya da Amerikan menşeli bir eski telefona, plastik hamam terlikleriyle vurup kendilerini ispat ederler. Ya da ne bileyim kağıt 1 dolar alıp, zippo çakmakla yakarak yiğitliklerini sergilerler. Tabii aynı kişilerin bayrağımızın yırtılmasında gösterdikleri hassasiyeti, Yunanlıların Ege Denizi'nde gasp ettikleri Türk adalarına karşı da göstermelerini temenni ederiz. Farkında mısınız bilmiyorum ancak, Cumhuriyet tarihimizde ilk defa kutsal vatan topraklarımız işgal edildi. Şimdi diyeceksiniz ki, "Ne işgali? Ne gaspı? Ne adası?.." Siz de haklısınız tabii. Montajdır bunlar; dublajdır. Yormayın siz kafanızı bu işlere... Plastik hamam terlikleriyle meyveli gazozları pataklamaya devam edin. Devir sizin devriniz... 


 
1000
icon
Edirne 6 Şubat 2020 17:09

Edirne'de CHP lı belediye 8300 konutluk kentsel dönüşüm projesine başlıyor. Ve ödül almış idealkent ödülü. Tebrik ederim. Sormak istiyorum ilgililere Edirne de bu kentsel dönüşüm işini engelleyen yok sanırım. Tekrar söyleyim Edirne Chp li belediye! Ve biz Eskişehir kentsel dönüşüm projesini neden yapamıyoruz. Diyelim Danıştay Eskişehir ile ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. Aynı Danıştay neden bunu Edirne'ye yapmıyor? Eskişehir'de kim yalancı, kimin menfaatine uymadı bu kentsel dönüşüm, kim ya da kimler iptali için dava açıyor? Bu şehre ihanet eden kim ya da kimler? Biz niye Edırne gibi başaramıyoruz bunu? CHP li belediye diye engel olunuyorsa Eskişehir'de. Edirne'deki CHP başka mı?

0 6 Cevap Yaz
onuncu köy 3 Şubat 2020 22:04

İnönü’den başlayıp Oklubal Turgutlar Karacaşehir doğrultusunda, Eskişehir ve Sultandere güneyinden geçip Türkmentokat köyü cıvarına kadar uzanan yaklaşık 60 Km lik Eskişehir diri fay zonu üzerinde ve yakın çevresinde, 20. yüzyılda, 4 ve üzerinde en az 14 adet deprem meydana gelmiştir. 20 Şubat 1956 Eskişehir depremi (M=6.4) bu yüzyılda meydana gelen en büyük depremdir.1956 Eskişehir depreminin hasar dağılımına bakıldığında muhtemelen Oklubal-Turgutlar arasında uzanan yaklaşık 10 km uzunluğundaki BK BD GD doğrultulu segment üzerinde meydana geldiği anlaşılmaktadır. Tarihsel deprem kataloglarında ve Eskişehir'in tarihi ile ilgili literatürlerde 20. yüzyıldan önceki dönemlere ait önemli deprem kaydı yoktur. Ancak, , Eskişehir fay zonunu oluşturan segmentlerin bu bölgede aktif olduklarını ve son 10.000 yılda birkaç defa magnitüdü (büyüklüğü) 6 nın üzerinde deprem oluşturduklarını göstermektedir.( Prof.Aykut Barka İTÜ - Erhan Altunel EOGÜ. - 1998 ) Türkiye Jeoloji Bülteni. -Makale)

0 6 Cevap Yaz
Feyzullah 3 Şubat 2020 14:37

MTV nin %10 arttırılarak belediye aktarılacak parayla 9. ve 10 saray değil ama 1000. 2000, heykel yapılır heralde

6 11 Cevap Yaz
Koray 3 Şubat 2020 14:29

Kerem bey ben kimseye gerçek milliyetçi yada sahte milliyetçi diye değerlendirmeiyeceğim . fakat geçen yıl haziran ayında Eskişehirde Yunan bayrağı dalgalandı. dostluk konseri adı altında yapılan bir etkinlikti. bu asılan Bayrak ta mı montaj.

4 9 Cevap Yaz
Ahmet 3 Şubat 2020 12:44

Kahrolsun amerikan emperyalizmi diye bağırırken elmalı telefonla resim çekinenlere ne demeli

0 13 Cevap Yaz
Es 3 Şubat 2020 10:06

Diye diye olacak sayenizde deprem bir hayırlı konuşun. Bunlar yerine alınacak önlemler ve riskli binaların yenilenmesi icin uğraş verin,çaba sarfedin

4 10 Cevap Yaz
DKC 3 Şubat 2020 09:19

Deprem değil bina öldürür derler, ama ben buna inanmıyorum. Neden mi? Hayır bina öldürmez, hakkaniyetle yapılmayan işler ve bunun akabinde sorumsuzluk öldürür. Yapı denetim firmaları mesela, ne kadar hakkaniyetli bir şekilde yapıları denetliyor? Yada memlekette adam başına en az 10 tane düşen müteahhitler mesela, yaptıkları işin sorumluluğuna ne kadar önem veriyor? Önce cüzdan mı diyor, yoksa önce vicdan mı? Bizi binalar değil içten çürümüşlük öldürüyor. Ahlaki çöküntü içerisinde, dini para olanlar öldürüyor...

1 13 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat