alexa

Önce kaynağı görelim

Osman Taş da "kaynağım hazır" diyordu! Sonuçta ne oldu? Sefil olduk!

2 Eylül 2019 09:00
A
a
Geçtiğimiz günlerde Eskişehirspor yönetimine talip olduklarını belirten Doç. Dr. Adnan Sevim, Mesut Çalışkan ve Hüseyin Dinç, bir basın toplantısı düzenledi. Özetle, “her türlü kaynağımızı hazırladık. Hedefimiz kısa sürede Eskişehirspor’u kurumsal yapıya taşımak” diyen grup, kulübün sorunlarını çözeceklerine vurgu yaptı. Bu toplantının hemen sonrasında, Eskişehirspor’un mevcut yönetimi, taliplileri kulübe davet etti. Tesislerde gerçekleşen toplantıda Eskişehirspor Başkan Vekili Mehmet Şimşek, “TOKO dosyasını çözeceğinizi söylediğiniz takdirde genel kurul kararını hemen alırız” diyerek önemli bir hamle yaptı. Talipliler ise bu hamle karşısında, konuyu istişare ederek karar vereceklerini ifade ettiler. Eskişehirspor’da son durum bu. Tabii yönetime talip olan birilerinin çıkması sevindirici, ancak aklımızı kurcalayan bir soru var. Talipliler, “her türlü kaynağımız hazır” diyor. E, Osman Taş da aynısını söylüyordu? Sonuçta ne oldu? Sefil olduk! Yani demem o ki, önce şu kaynağı bir görsek!

Emine Nur Günay’ın emeği büyük
 
Kuşkonmaz… Laçin’de birkaç çiftçi tarafından yetiştiriliyormuş. AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay kırsalda inceleme yaparken karşılaşmış, Kuşkonmaz’la… Bununla birlikte hemen kolları sıvamış ve başlamış tanıtımını yapmaya. Zira Kuşkonmaz isimli bitkiyi, açık konuşmak gerekirse bizler de Emine Nur Günay’dan öğrendik. Günay, bu bitkinin tanıtım ve üretim çalışmalarına aşağı yukarı iki yıl önce başladı. Ve o gün üretimi çok düşük olan Kuşkonmaz’ın, bugünkü üretimi oldukça fazla. Bilinirliği de öyle. Bizim mutfağımıza yeni giren Kuşkonmaz, özellikle Avrupalıların tükettiği önde gelen lezzetler arasında. Dahası, İl Tarım Müdürü Dr. Emine Sever, geçtiğimiz günlerde sevindirici bir haber verdi. Dedi ki: “Türkiye'deki Kuşkonmaz üretiminin yüzde 90’dan fazlası Eskişehir’de yapılıyor.” Harika değil mi! Ha, unutmadan, Kuşkonmaz’ı en çok ihraç ettiğimiz ülkelerin başında da Almanya, Hollanda, Romanya ve Singapur geliyor. Ne diyelim? Milletvekillerimizin tümünden, bu ve bunun gibi çalışmalara daha çok eğilmelerini diliyorum.
 
Günay Ayaz’ın iliği…
 
Son yıllarda, devlet ile sivil toplum kuruluşlarının ‘kan, organ ve ilik bağışlamaya ilişkin’ farkındalık çalışmaları arttı. Dolayısıyla yurttaşlarımız da, bu konuda daha çok vicdanlı hale gelmeye başladı. Söz konusu durumla ilgili, Eskişehir’de çok önemli bir örnek yaşandı. DİSK Eskişehir Bölge Temsilcisi Günay Ayaz, lösemi teşhisi konulan Öykü Arin’le ilgili başlatılan kampanya kapmamında iliğini bağışlamıştı. Günay’ın bağışladığı o ilik, Öykü Arin’e uymasa da, lösemi hastası başka bir can’ın hayatını kurtardı. Sonhaber gazetesinden Meltem Karakaş Kaya’nın konuya ilişkin söyleşi yaptığı Ayaz’ın özellikle şu ifadesi, empati ile vicdanın böyle hususlarda ne kadar motive edici olduğunu gözler önüne seriyor. Diyor ki Ayaz: “Ben bu süreçte kendi kızımla Öykü Arin’i bir tuttum. Onun da başına gelebilir, başkalarının da başına gelebilir.” Ayaz doğru söylüyor. O nedenle herkes, bir gün kendinin ya da bir yakınının da ‘ince hastalığa’ yakalanabileceği düşüncesiyle hareket etmeli; kan, organ ve ilik bağışlamaktan imtina etmemeli.
 
 
Büyükerşen’i örnek alın
 
Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir’de ciddi bir kırsal kalkınma hamlesiyle üretim seferberliği başlattı. Peki, Büyükerşen, şimdiye kadar ne yaptı? Ücretsiz olarak binlerce dut fidanı, milyonlarca marul fidesi, yine binlerce domates fidesi ve onlarca manda dağıttı. Dahası, BEBKA ortaklığında hayata geçen ‘Üretici Pazarı Geliştirme Projesi’ ile ilk Meyve Sebze Kurutma ve Gıda İşleme Tesisini Mihalıççık’ta açtı. Bu anlattıklarım, sadece bir çırpıda hatırlayabildiklerim. Bu anlamda şehrimizin üretici kadınları Büyükşehir Belediyesine gittiler ve can suyu olan destekleri için Büyükerşen’e teşekkür ettiler. Büyükerşen ise ders niteliğindeki konuşmasının bir bölümünde şunları söyledi: “Ülkemizin, içinde bulunduğu ekonomik dar boğazdan çıkmasının tek yolu hep birlikte üretime geçmektir. Kırsal kesimde yaşayan yurttaşlarımızı bu konuda desteklersek inanıyorum ki eski dönemlerde olduğu gibi kendi kendimize yetebilen bir ülke olur ve ithalatın önüne geçeriz.” Hükümet, bu açıklamayı dikkate almalı, elindeki belediyelerin yöneticilerine talimat vererek tarımsal kalkınmayı hızlandırmalı!
 
 
Zamdan zevk almaya bakalım!
 
“Ülkemizde çalışanların toplamının yüzde 43'ü, asgari ücretle geçimini sağlıyor. Avrupa’da bu oran yüzde 8 civarında, bize en yakın ülke olan Slovakya’da ise yüzde  19 oranında.  Avrupa ortalamasının 5 katı fazlası asgari ücretli çalışanımız var. Ayrıca ülkemizde, asgari ücretin altında gelir elde eden 1 milyon 800 bin kişinin olduğunu da vurgulamak istiyorum. Bütün bunlarla beraber Türkiye’de açlık sınırı 2 bin 58 lira ve 16 milyon kişi maalesef açlık sınırının altında yaşıyor.” Bu ifadeler İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Ektaş’a ait. Ektaş, ciddi bir gerçeği gözler önüne sermiş. Ben de buna bir ek yapayım. Son dönemde elektriğe, doğal gaza ve özellikle temel gıda maddelerine fahiş oranda zam yapıldı. Buna karşın memura ve emekliye yapılan zam, en alt sınırın dahi altında. Ya asgari ücretliler? Onlar zaten mahvolmuş durumda. Özetle, insanın yaşaması için gerekli olan her şey azami oranda zamlanırken, maaşı aynı oranda eriyor.
 
 
Tarım politikası sorunlu
 
Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, üç önemli unsura dikkat çekti. Bir tanesi üniversitelerle ilişkiler, diğeri ilçelerin potansiyeli, bir diğeri ise tarım konusu. Güler, ticaret erbaplarına seslenerek, üniversitelerin muazzam bir altyapısının olduğunu, ancak tüccarların bu imkanlardan faydalanmadığını, faydalanmak için üniversitelerle iletişim kurulması gerektiğini vurguladı. İlçelerimizde de ciddi bir turizm bereketinin olduğunu, fakat yine tüccarların bu potansiyelin farkına varmadığını, dahası Frig Vadisini dahi gören tüccarın çok az olduğunu söyledi. Ve tarım… Eskişehir’in, tarımda, Türkiye ortalamasının altında olduğunu ifade eden Güler, tarım politikasında ciddi sorunlarımızın olduğunun altını çizdi. Başkan Güler iyi diyor, hoş diyor da; hükümet bu işe ne diyor? Gördüğümüz kadarıyla, eli kolu bağlanmış durumda bekliyor! Her neyse, biz, 4 Eylül’de başlayacak Tarım Fuarına odaklanalım en iyisi…
 
 
Sosyal medya saldırganları!
 
Anadolu Üniversitesi SODİGEM Müdürü Doç. Dr. Levent Eraslan, sosyal medya saldırganlığına ilişkin ciddi açıklamalarda bulundu. Söz konusu açıklamanın şu bölümünü, siz değerli okurlarımızla aynen paylaşmak istiyorum ki, saldırganların ruh halini anlayabilelim ve önlem alalım: “Saldırganlık sebeplerinden biri; insanlardaki kontrol edilemeyen kıskançlık duygusu, bazen hakaret, taciz ve karşı tarafı itibarsızlaştırmaya yönelik hareketlerle sonuçlanabilir. Bir diğer sebep, güvensizlik olarak görülmektedir. İnsanlar yaşamlarındaki önemli şeylerin eksikliğinden dolayı acı çeker ve diğer insanların da acı çekmesini ister. Sosyal medya saldırganlığı konusundaki bir diğer sebep ise sindirmedir. Bazı insanların asla yapamayacağı şeyleri yapmış olabilirsiniz, bu durumda devreye giren nefret ve kıskançlık, başarınız karşısında sizi sindirmeye yönelik saldırganlıkla sonuçlanabilir.” İşte, bu saldırganlardan kısmen korunabilecek bir yöntem de söylüyor, Eraslan. Şöyle ki… Çok değil, diyaloğa girebileceğiniz nitelikli takipçileriniz olsun! Ayrıca, herhangi bir sosyal medya saldırganıyla karşılaşırsanız, hemen ekran görüntüsünü alıp ‘siber@egm.gov.tr’ posta adresine ihbarda bulunabilirsiniz.
 
 
Uğur Tepe farkı
 
Uğur Tepe, aşağı yukarı beş aydır Seyitgazi Belediye Başkanı. Çiçeği burnunda bir başkan diyebiliriz, ancak farkını beş ay içerisinde gösterdi! Nasıl mı? Uğur Tepe’nin, göreve gelir gelmez yaptığı ilk işlerden biri, kilit taş üretim tesisini faaliyete geçirmek oldu. Bu kapsamda belediye, satın almıyor, üretiyor. Dolayısıyla ciddi bir tasarruf elde ediyor. Tasarruf sonucunda elde kalan parayı da, yine hizmet için kullanıyor. Uğur Tepe, havalar güzelken, ilçenin yollarına bakım ve onarım çalışması yapmaya devam ediyor. Bu anlamda mahalleleri gezerken yaşlı bir çiftin sorununa şahit oluyor. Nedir o sorun? Geçtiğimiz haftalarda orman yangını ile gündeme gelen Yapıldak Mahallesinde yaşayan yaşlı bir çift, yolların bozuk olması nedeniyle Cami’ye gidemiyormuş. Tepe, talimat vererek o yolu yaptırmış. Basit bir şey gibi görünebilir, ancak belediye başkanının görevi bir kişinin dahi mutluluğunu düşünmek, öyle değil mi? Başkan Tepe de öyle yapmış, yaşlı çiftin duasını almış.
 

FOTOĞRAFIN DİLİ OLSA

Arif Anbar Fotoğrafın Dili Olsa 02 09 2019
Kazım Kurt: Komutanım sorar mısınız; Zihni Bey kongrede bir daha aday yapılacak mıymış; hih hih…
 
Zihni Çalışkan: Yani Kazım Bey, bizim partiyi karıştırmaktan vazgeçsen olmaz mı? En çok seninle uğraşıyoruz vallahi. Bak, yanımda Abdülkadir Bey var, önce ona sorsana aday yapılıp yapılmayacağını.
 
Kazım Kurt: Zamanı gelince onun da icabına bakacağız.
 
Abdülkadir Adar: Ah Hoca’m ah, Kurt’lar sofrasına attın beni.
 
Orgeneral Atilla Gülan: Bunların işlerine akıl sır ermez…

BİR TWEET

NADİR KÜPELİ
Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere; silah arkadaşlarını, İstiklal Savaşı’nın tüm kahramanlarını, kanlarıyla canlarıyla bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi, gazilerimizi saygı ve minnetle anıyor; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarının ve bütün vatandaşlarımızın 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyorum. 
 

AFİŞ

American History X
GEÇMİŞİN GÖLGESİNDE
1998 ABD yapımı dram türünde olan film, öldürülen babasının intikamını almaya çalışan bir gencin hikâyesini anlatıyor. Babasının uyuşturucu satıcısı bir siyahi tarafından öldürülmesinden sonra Derek, faşist bir çetenin önemli bir üyesi haline gelmiştir. Babasının ölümünün intikamını bu örgütle almayı amaçlayan Derek, bir gün, arabasını çalmaya çalışan iki siyahiyi öldürür ve hapse girer. Bu süreçte küçük kardeşi Danny de, ağabeyinin izinden gitmeyi seçer. Derek hapiste geçirdiği süre boyunca bambaşka bir adam olmuş, yaptığı hatalardan pişmanlık duymuştur. Artık bir ‘dazlak’ değildir ve tek amacı kardeşini bu yanlış yoldan geri döndürmeye çalışmak olacaktır. Yönetmen Tony Kaye’nin oldukça ses getiren bu ilk uzun metraj filminin başrollerinde, Edward Norton ve Edward Furlong var. 


DÜNYA İNSANLARI

Arif Anbar Dünya İnsanları 02 09 2019
FotoğraF:  Eric Grigorian/2002
İran’da asker ve köylüler, depremde ölen kurbanlar için mezar kazıyorlar. Bir çocuk ise ölen babasının pantolonuna sıkı sıkı sarılmış, yanı başındaki boşluğa babasının gömülmesini bekliyor.
 

KARİKATÜR

Arif Anbar - Karikatür - 02 09 2019
Akbar Pirjani

 
1000
icon
ercan 3 Eylül 2019 00:16

bu osmanı daha önce tanıyan varmı nereli bilen varmı bir sürü hava attı fossssssssssssssssssss

0 1 Cevap Yaz
eses 2 Eylül 2019 10:18

önce kaynagını görelim ne demek oluyor ne cüretle bunu yazailiyorsun işte eskişehiri bu duruma düşüren sizlersiniz.sizler sadece menfaatlerinizi düşünüyorsunuz.

4 4 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat