Hatipoğlu-WEB

Olcay ablamız…

Arif Anbar yazdı

18 Haziran 2018 09:30
A
a
Olcay ablamız…

Odunpazarı Belediye Başkan Yardımcısı, bir dönem mesai arkadaşım olan ve öz ablam gibi gördüğüm Olcay Öz Çokar yaşamını yitirdi. Çokar hakkında pek çok şey yazılabilir ancak özellikle bir tanesinin vurgulanması gerektiğini düşünüyorum. Çokar, Ali İsmail Korkmaz cinayetinin aydınlatılmasında üstün bir gayret göstermişti. Osmangazi Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı olduğu sırada, baskılara ve tehditlere rağmen Ali İsmail Korkmaz’ın yok edilen görüntülerini kurtardı. İşte Çokar’la ilgili sadece bu aktardığım bilgi bile, onun nasıl kişilikli bir insan olduğunu gösteriyor. Kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.    
 
Vahşet
 
Sakarya’da yaşanan vahşet niteliğindeki olay, Türkiye’nin dört bir yanında tepkiyle karşılandı. Bu tepkilerden bir tanesi de Vali Özdemir Çakacak’tan geldi.
Dedi ki Çakacak: “İnsanların verdiği yiyecekle yaşayan yavru köpeğin patilerini keserek ölüme sürükleyen insan olamaz... Bunu yapan canavar cezasını bulmalı.” Çakacak’ın tepkisinin yerinde ve değerli olduğunu düşünüyorum. Değerli çünkü “Bunu yapan canavar cezasını bulmalı” diyor Çakacak. Peki, nasıl cezalandırılacak? Kanunla tabii ki! O nedenle Çakacak’ın da istediği gibi hayvanlara yapılan insanlık dışı saldırıların cezalandırılabilmesi için bir an önce caydırıcı kanunlar çıkarılmalıdır.  
 
Teröre darbe
 
Türk Silahlı Kuvvetleri, Kandil ve Sincar başta olmak üzere Kuzey Irak’ta yer alan 12 hedefe bomba yağdırdı ve terör yuvalarını imha etti. Peki, TSK söz konusu hava harekatını yaparken Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar neredeydi? Tabii ki Eskişehir’de! Akar, kentimizde yer alan Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi’ne geldi, harekatı bizzat yöneterek takip etti. Akar o sırada Türk milletine bir de mesaj verdi ve dedi ki: "Bu sefer bu dönemde biz azimle, kararlılıkla tüm terör örgütlerinin, tüm teröristlerin üzerine gitmek suretiyle bunların sonunu getirmekte kararlıyız. TSK, Anayasa çerçevesinde ve yasalar doğrultusunda milletinin emrinde ve daima görevinin başındadır.” Ne diyelim? Devletimizin terörle mücadele konusunda gösterdiği azim ve kararlılık, yurttaşlarımızı umutlandırıyor. Allah bu azim ve kararlılığa zeval vermesin.
 
153 milyon
Eskişehirspor’un kongresi nihayet bitti. Kulüp, bir kez daha Halil Ünal’a teslim edildi. Bununla birlikte Ünal’ın Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Yıldırım Demirören, Mustafa Destici, Firuzhan Kanatlı gibi isimlerle kulübümüzün geleceği için başarılı görüşmeler yapması camiamızı heyecanlandırdı. Avukat ve icra masrafları, vergiler ve faizler ile kur farkını hariç tuttuğumuzda kulübümüzün borcunun 153 milyon TL olduğu düşünüldüğünde; Ünal’ın para bulabilmek adına yaptığı bu görüşmelerden olumlu bir dönüş alması, takımımız için can suyu anlamına gelecektir. Hadi bakalım… 24 Haziran seçimlerinden sonra Ünal’ın ağzından hayırlı haberler bekliyoruz. 
 
Hilal ve Haçlı?

Hilal ve Haçlı?

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Harun Karacan’ın tek başına parti teşkilatı gibi çalıştığını sık sık dile getiriyorum. Bu sözümün de hala arkasındayım. Ancak bu sefer vurgulamak istediğim konu farklı. Sayın Karacan bir iftar programında pek de kabul edilemeyecek bir açıklama yaptı ve dedi ki: “24 Haziran sadece ve sadece bir cumhurbaşkanlığı seçimi değil. Milletvekili seçimi değildir. 24 Haziran Hilal ile Haçlının savaşıdır. Ya Hilal ya Haçlı kazanacak.” Karacan’ın bu söylediğine göre, AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan dışında seçimi kim kazanırsa kazansın Haçlılar kazanmış olacak. Buna hiçbir biçimde katılmıyorum. Zira seçime girme hakkı olan tüm partiler devletimizin partileri, tüm cumhurbaşkanı adayları ise Türk milletinin evlatlarıdır. O nedenle kim kazanırsa kazansın, devletimize ve milletimize hizmetkar olacaktır!  
 
İYİ çıkış

İYİ çıkış

İYİ Parti Eskişehir Teşkilatı, kurulduğu günden bugüne kadar belki de en iyi ve en akıllı çıkışı yaptı. Neden mi bahsediyorum? Bakın, İYİ Parti Teşkilatı aldı milletvekili adaylarını TÜLOMSAŞ’ın önüne gitti. Bununla beraber, TÜLOMSAŞ’ın Yüksek Hızlı Tren üretim süreci dışına itilmesinin kabul edilemez bir vaziyet olduğunu vurgulayan bir basın açıklaması yaptı. Özellikle Milletvekili Adayı Arslan Kabukçuoğlu’nun seçildikten sonra TÜLOMSAŞ’ı hafif raylı sistem araçlarının merkezi yapacaklarının sözünü vermesi tebrikle karşılandı.
İYİ Parti’yi kent sorunlarına duyarlı bu çıkışı nedeniyle yürekten tebrik ediyor, verilen sözlerin de takipçisi olacağımı ifade ediyorum.
 
Vatandaşların doktor isyanı
 
Birkaç haftadır Yunus Emre Devlet Hastanesi’nin acil servisi ile ilgili okuyucularımızdan şikayet alıyorum. Şikayetlerin odağında ise acil serviste görev yapan bir kadın doktor var. Söz konusu doktorun ağzının çok bozuk olduğu söyleniyor. Hastalara hem söylemsel hem de eylemsel anlamda şiddet uyguladığı ve aşağıladığı öne sürülüyor. Özellikle yaşlı hastalara sıkça bağırdığı ve şu cümleyi kullandığı ifade ediliyor: “Osu…..nı buraya getiriliyorlar, başka hastane yokmuş gibi neden hep bitikleri buraya gönderiyorlar?” Yine o doktorun, bu hal ve hareketleri nedeniyle mahkemelik olduğu da okuyucularımız tarafından vurgulanıyor. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü ve hastane yöneticilerine, bu duruma müdahale etmelerini ve derhal soruşturma başlatmalarını öneriyorum. Zira şikayetler devam ederse, söz konusu doktorun ismini de vermekten, mahkeme dosyalarını da açmaktan çekinmeyeceğim.
 
Günay ve santral

Günay ve santral

AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay’ı ES TV stüdyolarında konuk etmiştik. Günay programda, kömürlü termik santral meselesine ilişkin oldukça samimi bir cevap verdi ve dedi ki: “Termik Santral konusunun siyaset üstü bir konu olduğuna inanıyorum. Şehrimizi, geleceğimizi, çocuklarımızı yakından ilgilendiren bir konu. Ekonomik tarafını da biliyorum ama bu konuda bir şeyler yapıldı. Enerjide yerli kaynakları mümkün oldukça kullanmalıyız fakat Termik Santral konusunda bu konunun uzman kişilerinin gelip vatandaşımızı bilgilendirmesi gerekiyor. Yapılsın diyende yapılmasın diyende ön yargısız bir yaklaşımla dinlemeli.” Harika bir açıklama değil mi? Bakın Sayın Günay, termik santral kurulsun veya kurulmasın demiyor, konunun uzmanları önyargısız bir biçimde dinlenmeli ve karar verilmeli diyor. Günay’a katılıyor, bu durumla ilgili Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi’nin de katkıda bulunmasını diliyorum.

Samimiyet

Samimiyet

CHP’nin parti binasında yaptığı bayramlaşma merasiminde haliyle partinin önde gelenleri bir takım konuşmalar yaptı. O konuşmaların içerisinden Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın konuşması dikkatimi çekti. Ne dedi Ataç? Şunu: “OHAL’i kaldıracağım’ diyor, ‘ekonomiyi düzelteceğim’ diyor, ‘bedelli askerliği çıkaracağım’ diyor. Şimdi çıkar, elini tutan mı var? İşi gücü yalan. Bunlar beş vakit namaz kılar, elli beş vakit yalan söyler arkadaşlar.” Şimdi elimizi vicdanımıza koyup düşünelim. Ataç’ın bu söylediklerinin neresi yanlış? Diyor ki Ataç, ‘Güç sende, kudret sende, yetki sende, o zaman şu anda yapabileceğin işi seçim vaadi olarak sunma da bir an önce yap.’ Ama yapmıyorlar işte. Çünkü samimi değiller. İşte Ataç tam da bundan bahsediyor. Halka karşı samimiyetten…   


FOTOĞRAFIN DİLİ OLSA

FOTOĞRAFIN DİLİ OLSA

AK Parti 4. sıra Mv. Adayı Dündar Ünlü: Adamlar göz göre göre hakkımı yedi, şimdi şıkıdım oynayarak meclise gidecekler, ben de kara kara düşüneyim böyle…
Odunpazarı Bld. Bşk. Kazım Kurt: Bizim Sinan’ı vekil yapamadık, tekrar nasıl il başkanı yaparız acaba? 
Odunpazarı Kent Konseyi Bşk. İsmail Kumru: Biraz kestireyim, belki rüyamda milletvekili olduğumu görürüm. 
Akademisyen Prof. Dr. Haydar Aras: Ah bir fırsatını bulsam da rektör olsam, sonra oradan ver elini parlamento.

BİR TWEET

BİR TWEET

Mansur Yavaş
Eskişehir’i, Ankara ve İstanbul gibi betonlaştıramayan Sn. Büyükerşen hemen görevi bırakmalıdır. @Y_Buyukersen

DÜNYA İNSANLARI

DÜNYA İNSANLARI

Bir Afgan vatandaşı, Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren emperyalizme inat yine insanlığını gösteriyor ve görevi başındaki Amerikan askerine çay ikram ediyor…

AFİŞ / Mommo kız kardeşim

AFİŞ / Mommo kız kardeşim
 
Film, Konya’nın Hüyük ilçesine bağlı Çavuş beldesinde çekilen ödüllü bir başyapıt olarak karşımıza çıkıyor ve gerçek bir hikayeyi anlatıyor. Annesi ölen, babası tarafından terk edilen iki çocuğun birbirlerine olan bağlılığı üzerine kurgulanan bir film. Dokuz yaşında bir çocuk; hem ağabey, hem baba, hem anne, hem de bir bilge olabilir mi? Ve hatta kız kardeşi için hiçbir şeyden korkmayan bir ağabeydir o.  Yalın bir dille köyü, köyün insanlarını, kardeşlerin ilişkini anlatan film, sürpriz bir finalle bitiyor…

KARİKATÜR

KARİKATÜR
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat