alexa
Fast Express tepe banner kampanya 2

Doç. Dr. Turan Akman Erkılıç

Öğretmenlik ve maaşları

Emek en yüce değerdir. Öğretmenlik mesleği yücedir. Öğretmenliğe verilen değer salt günlük kutlama ve veciz sözlerle geçiştirilemez.

29 Temmuz 2021 09:24
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk
Emek en yüce değerdir. Öğretmenlik mesleği yücedir. Öğretmenliğe verilen değer salt günlük kutlama ve veciz sözlerle geçiştirilemez. O halde resmi ve özel okul öğretmenlerimize, emeklerine değer bir ücret verilmesinin hukuksal alt yapısını hazırlanmalıdır. Öğretmenlerimizin sosyal, kültürel ve mesleki gelişimlerinin sağlanması ile ücretlendirilmelerine ilişkin uygar bir devlete uygun yasal düzenleme yapmak zorunluluktur.
Bu sesleniş Millî Eğitim Bakanlığı ile birlikte tüm partilere, milletvekillerine ve kamuoyuna bir çağrıdır.
Bizim kültürümüzde öğretmenlik, en yaygın deyimiyle kutsal bir meslektir. O kadar ki örneğin öğretmenin vurduğu yerde gül biter. Öğretmenliğe değer veriş, özellikle Cumhuriyet önderlerinin en çok önemsediği stratejik bir politika olmuştur. Daha ulusal kurtuluş mücadelesi sürerken Maarif Kongresi’nin toplanmış olması değer verişin hem bir örneği hem de teorisinin oluşturulasının ilk basamağıdır. Ayrıca Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarının her vesileyle öğretmenliği ve öğretmenleri onurlandıran söz ve eylemleri ayrı birer değerbilirlik örnekleridir.
Hepimizce bilinen şu sözleri tekrar tekrar özenle anımsamalıyız.
"Öğretmenler!... Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. ...
"Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır…" "Öğretmenler! Gençliği yetiştiriniz.”
 
Kuşkusuz kimilerimiz yazılanları onca akademik lafazanlık dururken küçümseyebilir. Ancak bu gaflettir ki bizleri 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 15 Temmuz gibi tarihimizde onulmaz yaralar açan günlere sürüklemiştir.
Eğer öğretmenlerimizle birlikte okuma, yazma alışkanlıklarını iyi geliştirebilseydik…
Eğer öğretmenlerimizle birlikte aktif politik militan yetiştirme yerine demokrasiyi kavrayabilseydik…
Eğer öğretmenlerimizle birlikte akıl, bilim ve demokrasiyi öncelikli amacımız yapabilseydik…
Eğer öğretmenlerimizle birlikte muhbir ve yandaş memur anlayışı yerine uygar kamu görevlisi yetiştirebilseydik, …
Eğer öğretmenlerimizle birlikte tüm okullarımızı elimizden geldiğince köy enstitüleri, ziraat okulları, Galatasaray Lisesi, TED ve Darüşşafaka Cemiyeti benzeri kolejler gibi nitelikli kılabilseydik, sizce nerelerde olurduk?
Denenebilir ki abartısız İskandinav ülkeleri gibi…
Kimilerine göre de en azından kurtarmak için asker gönderdiğimiz Kore gibi…
 
Peki neden bu haldeyiz?
Bu sorudan çok kötüyüz gibi sonuçta çıkarılmamalı bence. Politik olarak oraya buraya savrularak kahvehane ya da taşra politikacıları gibi değerlendirmek bugün için doğru değil. Yarın da doğru olmayacağı açık.
Başardıklarımızla gururlanmalı ve ileriye bakmalıyız…
Aynı zamanda sorunlarımızı görmeye ve çözmeye de koyulmalıyız.
O zaman peki neden bu haldeyiz?
Kuşkusuz bir yazı kapsamında böylesi çok boyutlu karmaşık soruna reçete yazar gibi yanıt vermek olanaksızdır; üstelik pek akılcı da değildir.
Ancak gazete yazısı boyutunda da olsa, sorunun yanıtına geçersek ve eğitim alanından bakarsak, işin özü nitelikli öğretmen yetiştirme, uygulanabilir pragmatik eğitim ve etkili, verimli çalışan öğretmen istihdamıdır. Bu üç boyutta başarılı olmanın iki temel koşulu var:
Uygulanabilir, akılcı yol, yordam bulabilmek,
Süreçleri liyakat ve ideale dayandırabilmek.
 
Ancak başarılı olabilmek için katılımcı bir esasla hazırlanmış makro ve mikro planlara ihtiyaç var. Eğitimin yeniden yapılandırılması Cumhuriyetin ikinci yüzyılı için bir gereklilikten öte zorunluluktur. Çağdaş uygarlık turnuvasında yer alacaksak, eğitim, hukuk ve ekonomide gerekli radikal değişiklikleri yapmak zorundayız.
Tekrar eğitime bakarsak,
* Eğitim sistemi işlevselliğe sahip olmalı…
* Kademeler arası geçişlerde alt ve orta gelir grupları için de fırsat tanıyan bir yapılandırmaya yer verilmelidir…
* Ortaöğretim yörelere özgü farklı yapı ve işleyişlere sahip olabilmelidir…
* Yaparak-yaşayarak öğrenme odaklılık ilkesi ile güzel sanatlar eğitimine yer verilmelidir.
 
Tüm bunlara karşılık işin özü eğitim sisteminin insan kaynakları açısından başat ögesi, öğretmenlerdir.
Öğretmen yetiştirmenin A’dan Z’ye gözden geçirilmesi artık şart olmuştur.
Ayrıca öğretmenlik mesleğinin sosyal, kültürel ve ekonomik açılardan cazip hale getirilmesi eğitim süreçlerinden başarının kritik taşlarından biri olarak görülmektedir. Meslek özendirilmeli, sosyal statü ve değer kazanımı için tüm önlemler geliştirilmelidir.
 
Nereden başlayalım dersek, belki maaşlar birinci sıraya konulabilir.
Buraya nereden geldik dersek, son altı ayın memur net maaşlarına bakayım derken geldiğimi ifade edeyim.
 
Tablo 1: Temmuz 2021 itibarıyla memurların aile yardımı dahil net maaşları (*)
 
 
Unvan Derece Ocak Temmuz
Genel Müdür 1/4 14.917 16.110
Şube Müdürü (Üniversite Mezunu) 1/4 7.862 8.493
Öğretmen 1/4 6.074 6.553
Kaymakam 1. Sınıf 1/4 13.671 14.792
Uzman Doktor 1/4 9.337 10.093
Mühendis 1/4 8.025 8.669
Profesör 1/4 12.881 13.936
Vaiz 1/4 6.311 6.810
Avukat 1/4 7.663 8.277
* Erişim adresi: https://www.trthaber.com/haber/guncel/memur-maaslari-ne-kadar-oldu-2021-doktor-ogretmen-polis-maaslari-594174.html (16 Temmuz 2021)
 
Burada göreve yeni başlayan öğretmenin 9/1 öğretmen Temmuz maaşı 4.956 lira olduğunu belirtelim.
Tabloya bakıldığında öğretmenlik mesleğinin yerinin pek te iyi olmadığı görülmektedir. Profesyonel meslek grupları içinde sayılan ayrıca Milli Eğitim Temel Kanunu gereğince de meslek olarak kabul edilen öğretmenliğin bu duruma düşürülmüş olması üzüntü vericidir. Bu utanç hepimize yeter. Hele hele mebus maaşlarıyla öğretmenlerin maaşlarını kıyaslayan Mustafa Kemal’in torunları olarak hepimize yeter…
 
Mustafa Kemal’in yakın çalışma arkadaşlarının genel olarak önemli bir kısmının eğitimci olmaları ya da öğretmen kökenli olmaları önemli bir göstergedir.  Bu durum, bizlere bu yüzyılda da eğitime, eğitimcilere nasıl bakacağımız konusunda iyi bir örnektir.
 
Bir öneri olarak şunu eklemeliyiz.
Ne edip edip öğretmenlerimizin maaşlarına en az iki bin lira eğitim tazminatı gibi bir destekle başlamak gerekir. Öğretmenlik mesleğinin değeri para ile ölçülmez gibi beylik sözlerle bir yere varılamaz. Öğretmenlerimiz bizim toplumumuzun seçkin birer değeri olarak gerektiği yüce yerlerini almalarına maddi destekle başlayabiliriz.
Hele hele özel okullarda çalışan öğretmenlerimizin durumu daha vahimdir. Özel eğitim kurumları konusunda muhakkak maaşla ilgili bir düzenleme yapıp özel okul öğretmenlerinin köle gibi çalışmalarına engel olmalıyız…
 
Emek en yüce değerdir demek yetmiyor öğretmenlik kutsaldır demek de öyle
Muallimlere ayrı bakmak gerekir…
Ariman web reklam 2
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat