Öğretmenler Günü

Tufan Çakır yazdı

25 Kasım 2017 09:30
A
a
Bu haftaki yazımı ÖĞRETMENLER Gününe ayıracağım. 24 Kasım Türkiye’de Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor. Bir öğretmen olarak izninizle tüm öğretmenlerin, bu saygın mesleği hakkıyla yapanların Öğretmenler gününü kutluyorum. Niçin böyle bir gün kutlanıyor. Bu günde bize, diğer ülkelerden gelmiş bir kutlama günü mü diye merak ettim.
 
24 Kasım 1928,  Atatürk’ün “Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği’ni kabul ettiği gündür. 1981’den bu yana okullarımızda Öğretmenler Günü olarak kutlanır.
Pek çok ülkede 1994’ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. 5 Ekim günü, 1966 yılında Paris’te gerçekleşen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetlerarası Özel Konferansı’nın sona erip UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ni oybirliği ile kabul edilişinin yıldönümüdür.
Kendi kültürel ve tarihi özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiştir. Örneğin 12 Arap ülkesinde (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, Katar, Libya, Mısır, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen) her yıl 28 Şubat günü, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Öğretmenler Gününün tatil olup olmadığı da ülkesine göre değişir.
Sonuç olarak değişik tarihlerde birçok ülkede böyle bir gün kutlanıyor. Ama bizde ki tarih bayağı eskilere dayanıyor. Bu da bu milletin bu mesleğe ne kadar değer verdiğini gösteriyor.
Eti senin kemiği benim.” Velilerin çocuklarını öğretmene teslim ederken söyledikleri bu deyim hiç dikkatinizi çekti mi? Ortada çok ciddi bir teslimat olduğu kesin de, veliler bunu söylerken “kemiklerini kırma da, cilt ve kas dokusuna ne yapacaksan yap” diyor olamazlar, değil mi?
Gerçekten de ilk çocukluk sonrası, öğretmenlerimiz ve arkadaşlarımız hayatımızda ailemizden daha fazla yer kaplamaya başlar. Ergenlikte bizi en çok onlar şekillendirir, hele ki yatılı okuduysak.
Öğretmenler de tıpkı arkadaşlarımız gibi çeşit çeşittir: kimine hayran oluruz, kimine uyuz; kiminden korkarken, kimine gizliden aşık bile oluruz çocuk aklımızla. Ama hepsinden mutlaka öğreniriz: Envai çeşit bilgiyi, kendimizi ifade etmeyi, açık fikirliliği, despotizmi, direnmeyi… ama en, en, en önemlisi; öğrenmeyi öğreniriz öğretmenlerimizden.
Uygulamalı öğreten öğretmenleri bir başka seviyoruz.
Öğretmen”in kaynağı olan Türkçeöğrenmek” fiili neredeyse atomlarına ayrışabiliyor: Bu fiilin Eski Türkçe’de “düşünmek” anlamına gelen “ö-mek” fiilinden gelip gelmediği konusunda kamplaşma mevcut. Fakat “ög” kelimesinin “akıl, zihin” anlamına geldiği konusunda kaynaklarımız hemfikir. “Ög” aynı zamanda “anne” anlamındayken (bkz: ögsüz / öksüz), “öge” kelimesi “yaşlı, bilgin kişi” anlamında kullanılmış.*
Öğüt” kelimesi verilen aklı anlatırken, ilk anlamı “akılla kavramak” olan “öğrenmek“, aynı zamanda “alışmak“, “evcilleşmek” demek olduğundan. Biz insanlar için de öğrenmenin büyük bir bölümü “alışmak”tan ibaret olduğunu kabul ederiz. Mesela bir çalgı veya dil öğrenirken, verileri tekrarlama sayesinde içselleştirdikçe, yeni ve karmaşıklarına yer açarız.
Öğrenmeyi öğrenmek” de aslında bir nevi “öğrenmeye alışmak” değil mi?
Başöğretmenimiz Atatürk’ü ve görevi için şehit olan öğretmenlerimizi saygı, şükran ve rahmetle anıyor; başta öğretmenlerimiz olmak üzere tüm eğitim camiamızın 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyor,
Bizleri merak etmeye, sorgulamaya ve öğrenmeye alıştırarak, topluma ve bizlere en büyük iyiliği etmiş tüm öğretmenlerimize sonsuz sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat