Prof.Dr. Alper Çabuk

Köşe yazmak

Prof. Dr. Alper Çabuk yazdı

6 Kasım 2017 09:36
A
a
Bir gazetede köşe yazısı yazmak oldukça zor bir iş. Ben sonuçta bu işi gerçekten bir köşe yazarı değil, köşe yazıları yazmaya hevesli bir akademisyen olarak yapmaya çalışıyorum. Her gün güzel yazılar yazabilen köşe yazarlarına imreniyorum.  Bu kişiler hayatın ve halkın içinde, toplumsal olaylarla ve dinamiklerle iç içe, toplumsal sorunlara duyarlı, toplumun nabzını iyi tutabilen, oldukça zeki ve üretken kişiler. Toplumun ilgisini çekecek ve keyifle okunabilecek bir yazı yazmak öyle her babayiğidin harcı değil. Zira ben, Pazar sabahları, bu köşedeki yazıyı yazmak için zaten oldukça az olan boş vakitlerimin önemli miktarında “Bu hafta acaba ne yazmalıyım?” diye düşünüyor oluyorum. Bazı zamanlar hiç boş vaktim olmuyor ve o haftalarda yazı yazamıyorum. Özetle haftada bir de olsa bu köşeden yazı yazmak beni oldukça zorluyor; ama yine de bu işi çok önemsiyor ve seviyorum. Çünkü bana göre, en azından benim akademik alanımdaki bilim insanları, tıpkı bir köşe yazarı gibi hayatın ve halkın içinde, toplumsal olaylarla ve dinamiklerle iç içe, toplumsal sorunlara duyarlı, toplumun nabzını iyi tutabilen kişiler olmalı. Sık sık söylediğim gibi bilim insanı, insanların hayatlarına dokunabilmeli, ortaya koyduğu çalışmalarla insanların hayatlarını olumlu etkilemeli. İşte bilim insanlarına ev sahipliği yapan üniversitelerin de böyle bir işlevi var. Üniversiteler de hayatın ve halkın içinde olmalı; toplumsal olaylarla iç içe, toplumsal sorunlara duyarlı, toplumun nabzını iyi tutabilen kurumlar olmalı; insanların hayatlarını olumlu etkilemeli.
 
Bu girişi yapmamın sebebi, geçtiğimiz ayın sonunda Anadolu Üniversitesi olarak açılışını yapmış olduğumuz arboretum, yani ağaç müzesi. Üniversitemiz girişinden başlayarak çevre yolu boyunca kampüs içindeki hastaneye kadar uzanan, Japon Bahçesi’ni de içine alan, içinde pek çok bitki türünü ve büyük bir havuzu barındıran bu güzel ve türler açısından zengin yeşil alan, çok uzun yıllardır bırakın halkımıza, öğrencilerimize bile kapalı bir alandı. Proje dersi kapsamında bu alanda çalışma yapacak Mimarlık Bölümü öğrencilerimizin bile Bölüm Başkanlığı vasıtasıyla özel izinler alarak alana giriş yapmaları mümkün olabiliyordu. İşte açılışı yapılan bu alan artık Eskişehir’e hizmet edecek bir arboretuma dönüştü. Bu alanın yeniden düzenlenerek ülkemizde örneği oldukça az bulunan yeni ve Eskişehir’e hizmet verecek çok özel bir alana dönüşmesinde başta Üniversitemiz Yönetimine, Rektörümüz Prof.Dr.Naci Gündoğan’a, Rektör Yardımcımız Prof.Dr.Yücel Güney’e, fikir babalığını yapan ve çalışmalarda akademik destek sağlayan Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Yücel’e,  Park ve Bahçeler Müdürlüğüne ve burada görev yapan peyzaj mimarı meslektaşlarıma, bugüne kadar emeği geçmiş herkese Eskişehir’de yaşayan bir vatandaş ve Anadolu Üniversitesinin bir mensubu olarak teşekkür etmek istiyorum.
 
Bu teşekkür içinde sevgili Ersin Yücel hocanın özel bir yeri var.  Arboretum içinde yer alan pek çok ağacın geçmiş yıllarda buraya dikilmesinde ve bölgedeki yeşillendirme çalışmalarında çok fazla emeği oldu şüphesiz. Prof.Dr.Ersin Yücel hocamız açılışta Anadolu Arboretum ile ilgili şunları ifade etti:
 
“Burası Anadolu Üniversitesinin kuruluşundan beri bitkilendirilen, ağaç dikilen bir kampüs. Şu anda baktığımızda yaklaşık 373 odunsu bitki çeşidimiz var. Bunlardan bazıları çok ekstrem yerlerden geliyor. Örneğin, Himalaya Dağları’ndan ya da Uzak Doğu’da Çin’den bitkiler var kampüsümüzde. Biz mevcut olan bu bahçeye, yürüttüğümüz çalışmalarla bilimsel bir işlev de yükleyerek herkesin hizmetine sunmaya çalıştık. Örneğin, artık parkta otururken aynı zamanda bir bitkinin bütün özelliklerini öğrenebileceksiniz. Arboretum, ağaç ve çalıların canlı örneklerinin sergilendiği botanik bahçelere denir. Arboretumlarda çiçeklerden, otsu bitkilerden çok, odunsu bitkiler kullanılır. Biz bunları bilimsel olarak da tanımlayarak öğrencilerimizin ve yaşamboyu öğrenme kapsamında tüm halkımızın hizmetine sunmuş olduk.”
 
Üniversitenin toplumla ve halkla bir araya gelmesi için mutluluk verici, çok güzel bir adım bu. Bana göre ülkemizdeki üniversiteler etraflarını çeviren duvarları kaldırdıklarında ve üniversite kampüsü içinde herhangi bir sorun yaşanmadığında, üniversiteler halkın çeşitli ihtiyaçları için, hatta sadece rekreasyonel amaçlarla ziyaret edilebildiğinde ve kentin içinde günlük hayatın içindeki mekanlara dönüştüğünde ülkemiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine gelmiş olacaktır.
 
Herkese iyi haftalar dilerim.
1000
icon
Muazzez hızli 7 Kasım 2017 00:27

Sayın hocam yazı yazmak zor diye diye epey uzun bir yazı yazmışsınız. Arada da alıntı yaparak yazıyı güzelce uzatmissiniz.ayrıca güzel turkcemizde "düşünüyor olmak"diye bir fiil ve kullanım yoktur .her hafta güzel Türkçemız güzel turkcemiz diyen birisine bu ve daha bunun gibi şimdi yazmadığım pek çok anlatım bozukluğunu yakıştıramadım .ayrıca sayın yorumcu okuyucu cambridge deki yazı bizde olsa " sessiz olun döner sermayeden gelen parayla hangi arabayı almalıyım yada o parayı nereye yatirmaliyim " diye düşünen akademisyenler var şeklinde olmali😁

0 0 Cevap Yaz
h ferhan odabaşı 6 Kasım 2017 18:14

Yaziniz bana Cambridge üniversitesinin bahçelerinde pazar günü piknik yapan sakinleri hatırlattı ve de bahçedeki su yaziyi, " Burasi bir üniversite bahçesidir ve tatil günlerinde bile bu toplum icin araştırmalar yapan hocalarımız odalarinda calisiyor olabilirler, lutfen sakinliğe yardimci olunuz"...Kaleminize sağlık, Ersin hocaya da buradan sevgi ve saygilar...

0 0 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat
Osman Usta
REPUBLIC