alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Kadın cinayetleri ve AK Parti

27 yaşındaki Pınar Gültekin'in vahşice öldürülmesi memleketi yasa boğdu.

23 Temmuz 2020 09:23
A
a
27 yaşındaki Pınar Gültekin'in vahşice öldürülmesi memleketi yasa boğdu. Dünyanın her tarafında biz iki ayaklılar kendi türümüzü öldürmekle meşgulüz. Özellikle de cinayetleri daha çok erkekler işliyor ve kadınlar görece olarak daha fazla kurban oluyor. Yani biz iki ayaklılar saldırgan bir türüz ve biz erkekler de bu türün içindeki daha saldırgan olan cinsiz. Kıskanç bir erkeğin, kadınını öldürmesi Madagaskar'da da. Çin'de de görülen bir olay. Bu gerçekleri göz önünde bulundurursak hükûmete yüklenmenin mantıklı bir açıklamasını göremiyorum ben. Manyağın biri rakı şişelerini devirip, "O kasabın çırağı sana niye gülümsedi ulan?" diyerek karısının kalbine ekmek bıçağını saplıyorsa, buradan yola çıkarak mesela Abdülhamid Gül'ü suçlamak ne derece ahlaklı?
Tabii işin cılkının çıktığını da belirtelim. Son olarak Pınar'ın katili olan C.M.A'nın CHP üyesi olduğunun propagandası yapılıyor. Kardeşim senin trollerin hükumeti sorumlu tutarsa, aynı rezilliğin bir başka türlüsünü de karşı tarafın trolleri yapar. Tabii işin içine troller girince çirkinliğin bini bir para oluyor. Pınar'ın zaten İslam'a uygun yaşamadığından başlayıp, işi bir şekilde Ayasofya'daki fresklere, oradan da 650 milyon dolarlık özel uçağa veya Ekrem İmamoğlu'nun kayak tatiline getirebiliyoruz.
Gencecik bir kız ölmüş, oturup hıçkıra hıçkıra ağlamak çok mu zor? Batsın sizin siyasetiniz...
Kadına yönelik şiddet toplumsal bir sorun. Son olarak bir HDP Milletvekili'nin genç bir kadına tacizde bulunduğu ileri sürüldü. İspatlanmamış bu iddia doğru çıkarsa şaşırmam. Ancak saldırgan bir HDP'li olduğu veya AK Partili olduğu için değil. Koskoca IMF'nin Başkanı Dominique StraussKahn bile taciz ve cinsel salrıdıdan tutuklandıysa olayın milliyetle de, eğitimle de bir ilgisi yok demektir. Tabii bu arada kadına yönelik şiddette hükûmetin bazı sorumluluklarını yerine getiremediğini de görüyoruz. Mesela Eskişehir'de işlenen Ayşe Tuğba Arslan cinayeti bağıra bağıra geldi. Maktûle defalarca yetkililere korunmak için yalvardı ama sonuç ortada. Eğer koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti zavallı bir kadıncağızı koruyamamışsa, memleketi 18 senedir yöneten partiye de hesap sorulur. Kimse kusura bakmasın arkadaş. Son olarak İstanbul sözleşmesinden ayrılmayı ciddi ciddi düşünüyoruz.
Kadına yönelik şiddete karşı atılan bu önemli imzadan zinhar geri çekilmemeliyiz. Türkiye genelinde müftüler, "Kocanız sizi döverse, yemekten sonra çay vaktinde münasip bir dille nedenini sorun" diye fetvalar yumurtlamaya başladılar.
Şimdi kimse Diyanet İşleri'nin Saray'dan bağımsız hareket ettiğini söylemesin bana. Yeri geldiği zaman "Faizdir, az bir şeyi caizdir" gibi açıklama yapan Diyanet İşleri, efendisi izin vermeden ayakkabılarının bağcığını bile düğümleyemez. Tayyar Altıkulaç gibi Mehmet Nuri Yılmaz gibi saygın Hocalarımız eski ve saygın Türkiye'de kaldı. Şimdikiler dedenin torunla nikahı olur mu gibi konuları ele alıyor. Özetlemek gerekirse erkeklerin kadına yönelik şiddeti evrensel bir mesele ve buradan yola çıkarak AK Parti'yi eleştirmek – bana kalırsa elbette – doğru değil. Ancak eğer ki İstanbul sözleşmesinden geri çekilirsek, bundan sonra işlenecek her kadın cinayetinin altında bu partinin imzası olur. İşte o zaman AK Partili dostlarımız ağızlarıyla kuş tutsalar, "Bizim ne alakamız var kardeşim?" lafına kimseyi inandıramazlar. Bizden hatırlatması...
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat