alexa

İmamoğlu’na seçimi kazandıracak formülü buldum!

Eğer Adar ve yönetimi İstanbul’a gidip orada kamp kurmazsa, vay İmamoğlu’nun haline. Kaybeder maazallah!

15 Mayıs 2019 08:42
A
a
Bitmez kardeşim, CHP’deki olağanüstü kongre tartışması bitmez! Niçin? Çünkü CHP’de, yasa ile tüzüğü konjonktüre ve kişiye göre eğip bükme eğilimde olan muktedirler var! Daha net bir ifadeyle söylemem gerekirse… CHP’de, koltuğa ihtiyacı olan, koltuk gittiğinde işi bitecek olan, bu nedenle canhıraş bir biçimde koltuğa yapışarak yasaları ve tüzüğü kazımayan isimler var! Ve onların ağa babaları ile yancıları!
*
Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, yasa ve tüzük geçte olsa işleyecektir…
*
E, yasanın ve tüzüğün bir şekilde işleyeceğini bilen koltuk seviciler, niçin ısrarla olağanüstü kongrenin olmamasını istiyor? Çünkü olağanüstü kongre süreci ne kadar uzatılırsa, partinin o kadar karışacağını biliyorlar.
İşte bu koltuk seviciler, kaostan beslendikleri, geçmişte de partiyi yapay kaos ortamına çekerek mevzi kaptıkları ya da yapay kaos ortamı üretenlerin yancıları oldukları için, bugün de aynı operasyonu çekiyorlar. Yani onlar için ne parti, ne tüzük, ne de yasanın önemi yok; önemli olan -küçük ya da büyük- hedefledikleri politik-ticari konumları…
*
Her neyse… Eskişehir’e gelelim... Eskişehir CHP’deki Olağanüstü kongre tartışmalarının ardından, konu mahkemeye taşınmıştı. Mahkeme sürecine ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Dilerseniz, o gelişmeye geçmeden önce, söz konusu kongre tartışmalarını kısaca özetleyelim…
*
CHP eski il başkanlarından Sinan Özkar, Erdal Çakıcıer, Yahya Çelik, Esma Altınel ve Muharrem Elibüyük, olağanüstü kongre istemiyle atanmış İl Başkanı Abdülkadir Adar’la görüştü ve dilekçe vererek konuyu resmileştirdi. Bununla birlikte atanmış il yönetimi, olağanüstü kongre talebini Genel Merkeze iletti ve topu Genel Merkeze attı. Süreç içerisinde Gaye Usluer, Atilay Dalgıç, Rahmi Çınar, Sinan Özkar, Yunus Emre Karabulut ve Rabia Akman gibi isimler, olağanüstü il kongresinin yasa ve tüzüğe göre hızla toplanması kararının verilmesini savundu. Ancak mevcut il yönetimi, olağanüstü kongre talebi ve yükselen tepkiler karşısında suskun kalmayı tercih etti. Aradan 19 gün geçmesine rağmen, il yönetimi herhangi bir karar almayınca, Rabia Akman ile Butay Erdoğan konuyu mahkemeye taşıdı ve olağanüstü kongre yapılması istemiyle il yönetimine kayyum atanmasını talep etti.
*
Bu hatırlatmadan sonra, gelelim yeni gelişmeye… Sulh Hukuk Mahkemesi, ilk duruşma tarihini 18 Temmuz 2019 olarak belirledi. Bununla beraber, parti tüzüğünü, en son yapılan olağan kongrenin dökümünü ve seçim kurulunda görevlendirilmesi istenen isimleri (kayyum) talep etti. Ayrıca, 2009’da Abdülkadir Adar’ın da içinde bulunduğu ekip, yerel seçim sürecinde olağanüstü kongrenin yapılması istemiyle konuyu mahkemeye taşımış ve kayyum talep etmişti. Mahkeme, Abdülkadir Adar’ın da içinde bulunduğu partililerin kayyum talebini kabul etti ve kayyum, olağanüstü kongreyi topladı. O kongrede aday olan Abdülkadir Adar, başkan olarak seçildi. Hah, mahkeme, o dosyayı da yeni görülecek davanın içine delil olarak ekledi!
*
Tabi deliller mahkeme tarafından toplandıktan sonra, duruşma tarihinin öne çekilmesi talebinde bulunulabilir. Mahkeme, duruşmanın öne çekilme talebini kabul edebilir de, kabul etmeyebilir de. Duruşma tarihinin öne çekilmesi ihtimali konusunda en önemli unsur, dosyanın ‘hasımsız’ olması.
*
Bu gelişmeyle beraber, mevcut il yönetiminin öne sürdüğü ‘İstanbul seçimi mazereti’ de ortadan kalkmış oluyor. İstanbul seçimleri, 23 Haziran’da yapılacak. Olağanüstü kongre talebinin görüşüleceği ilk duruşmanın tarihi ise, değişiklik olmazsa 18 Temmuz. Yani anlayacağınız, atanmış il yönetiminin hiçbir mazereti kalmadı!
*
O nedenle… İl Başkanı olan Abdülkadir Adar ve yönetiminin, Eskişehir’de olağanüstü kongre çalışmaları yapmak yerine İstanbul’a gidip Ekrem İmamoğlu için çalışmasını öneriyorum. Çünkü İmamoğlu’nun seçimi kazanması noktasında, Adar ve yönetiminin çok önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum. Eğer Adar ve yönetimi İstanbul’a gidip orada kamp kurmazsa, vay İmamoğlu’nun haline. Kaybeder maazallah! 
 

Kazım Kurt: Tüzük ihlal edilmek için yapılmamıştır!


Eskişehir CHP örgütünde kongre deyince, akla gele ilk isim Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt oluyor. Peki, Kazım Kurt, CHP’deki olağanüstü kongre tartışmalarını ve konunun mahkemeye intikal etmesini nasıl yorumluyor? Kurt’la görüşmedim; olağanüstü kongre süreci ve konunun mahkemeye intikali noktasında pozisyonu nedir bilmiyorum. Ancak Kurt’un, geçmişte yaptığı bir açıklaması, sürecin neresinde olduğu konusunda fikir veriyor…
*
Kazım Kurt, 6 Aralık 2017’de esgündem 26’ya bir açıklama yapmıştı. Açıklamanın ana teması, CHP Odunpazarı İlçe Kongresiydi. Hatırlayın… Ferda Kavaklı, o kongrede aday olmak istiyordu ancak delegelere baskı yapıldığı, bu nedenle Ferda Kavaklı’nın gerekli imzayı toplayamadığı ve aday olamadığı iddia edilmişti. Yaşanan bu olay üzerine, ‘CHP Odunpazarı İlçe Kongresinde demokrasi katledildi’ yorumları aldı başını gitti…
*
Peki, Kazım Kurt, bu olay üzerine ne demişti? Şunu:

ANAYASAYI BİR KERE DELMEKLE…
“Bunlar tamamen uydurma tartışmalardır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir tüzüğü var. Cumhuriyet Halk Partisi’nde yapılan işlerin tamamı bu tüzüğe göre olmalıdır. Bu tüzükte şöyle diyor: ‘Bir kişinin ilçe başkanı adayı olabilmesi için mevcut delege sayısının yüzde 10’u kadar delegenin onu divan başkanlığına önermesi gerekir.’ Bu arkadaşımız, bu sayıya ulaşamamıştır. Bu sayıyı bulmadan aday olmak, bu sayıyı bulmadan başka bir ilçeden buraya transfer olmak ayrı tartışmalar gerektirir. Tüzük çok açık. Bir kişi iki önergede de imza sahibi olamaz. Akın Sallarel’in adaylığı için önerge veren kişi, diğer bir adayın adaylığı için önergenin altına imza atamaz.  Divan Başkanlığı, böyle bir durum varsa, iki listede de imzası olan delegeleri yanına çağırır ve sorar; ‘Hangisini destekliyorsunuz, ya da hangi imzanızı geçerli sayalım’ diye. O da birini tercih etmek zorundadır. Bu durumda olan bir kişiye divan başkanının bunu sorması, bir baskı olarak kabul edilemez. Baskı olarak değerlendirilemez. Divan Başkanının yasal görevidir.  İki listeye de imza atan delegeler çağırılmıştır, sorulmuştur. Onlar da Akın Başkanın listesindeki imzayı tercih etmek gerektiğini söyleyince, diğerinden düşmüştür. Bu abartılacak, ‘giriverseydi, oluverseydi’ denecek bir durum değil. Bu aynı ‘anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz’ demek gibi bir şey olur. Tüzük ihlal edilmek için yapılmamıştır. Tüzük kuralları uyulmak için yapılmıştır.  O nedenle buradaki tartışma doğru bir tartışma değildir.”
*
Evet… Kurt’un ifadelerini okudunuz… O dönemde, Ferda Kavaklı’nın Odunpazarı İlçe Kongresinde neden aday olamadığını, tüzüğe göre çok güzel açıklamış, Kurt… Demiş ki: Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir tüzüğü var. Demiş ki: Cumhuriyet Halk Partisi’nde yapılan işlerin tamamı bu tüzüğe göre olmalıdır. Demiş ki: Bu aynı ‘Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz’ demek gibi bir şey olur. Demiş ki: Tüzük ihlal edilmek için yapılmamıştır. Demiş ki: Tüzük kuralları uyulmak için yapılmıştır.
*
Kazım Kurt, çok doğru söylemiş, o günlerde…
*
Yazımın başında ne demiştim? Şunu: Kurt’la görüşmedim; olağanüstü kongre süreci ve konunun mahkemeye intikali noktasında pozisyonu nedir bilmiyorum. Ancak Kurt’un, geçmişte yaptığı bir açıklaması, sürecin neresinde olduğu konusunda fikir veriyor…
*
İşte, Kazım Kurt’un, tüzük ile ilgili 2017’deki değerlendirmesinden yola çıkarak, şunları ifade edebilirim… Kazım Kurt’un, olağanüstü kongrenin yasa ve tüzüğe göre ivedilikle yapılmasını istemesi olasılığı oldukça yüksek. Kazım Kurt’un, olağanüstü kongrenin yapılmaması üzerine, konunun mahkemeye taşınması kararını destekleme olasılığı oldukça yüksek.
*
Ne dersiniz… Sizce de öyle değil mi?








 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat