İlim öğrenmek ve öğretmek

25 Kasım 2016 09:27
A
a
24 Kasım 2016 Perşembe günü Öğretmenler günü idi. 24-30 Kasım tarihleri arası da Öğretmenler Haftası’dır. Bu nedenle bu günkü yazımda öğrenmek ve öğretmekten bahsedeceğim.
 
İnsan olarak yönelişlerimiz, tercihlerimiz, çalışmalarımız ve değer verdiğimiz kazançlarımız vardır. İlim/bilgi bütün bu özellikleri tek başına hak etmektedir. Zira hayatımız boyunca rağbet ettiklerimiz, tercihlerimiz, çalışma amacımız ve kazançlarımız içinde en değerli olanı hiç şüphe yok ki bilgidir. İslam fıtratına göre insan anasından doğarken günahsız ve sevapsız olarak doğar. Kendi cinsinden diğer insanlara göre doğuştan getirdiği hiçbir ayrıcalığı yoktur. Ancak sonradan kazandığı bir takım özellikleriyle insan, diğer insanlara göre daha fazla saygınlık ve fazilet sağlayabilir ki, bu da ancak bilgi ve bilgiyi Allah’ın razı olacağı yollarda, insanlık için kullanmakla mümkün olabilir.
 
Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Ey Habibim onlara söyle. "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”[1] buyurarak, âlim ve cahillerin derecelerinin bir olmayacağını; “Allah’ın emir ve yasaklarını tam olarak ancak âlimler anlar”[2] buyurarak da ilmin şerefinin âlimlere ait olduğunu bizlere haber vermektedir. Hz. Peygamber (sas)’e inen ilk ayetlerin okumak ve ilim ile ilgili olması İslam Dini’nin ilme verdiği değeri anlatmak için yeterlidir. Bu ayetlerde Yüce Allah şöyle buyurur:  “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak” dan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini öğretendir.”[3] Sevgili Peygamberimiz (sas) de: “İlim öğrenmek her müslümana farzdır”[4] buyurarak, ilmin hükmünü belirlemiştir. İlimden maksadın sadece dini ilimler olmadığını belirtmek için de yine Peygamberimiz “İlim Çin’de dahi olsa alınız”[5] buyurmuş, akli ve beşeri diğer bütün ilimleri de bu kapsamda değerlendirmiştir. İslam’ın dördüncü halifesi ve Peygamberimizin damadı Hz. Ali (ra)’nin ilim ve âlimle ilgili oldukça veciz sözleri vardır. Maverdî’nin Edebü’d-Dünya ve’d-Din adlı eserinde de zikredildiğine göre O, şöyle demiştir: “Kişinin kıymeti ancak bilgi ve hüneri nispetindedir.”
 
Görüldüğü gibi tarihin her döneminde ortak akıl insanı ilme/bilgiye davet etmiştir. Herhangi bir ayırım gözetmeksizin bilgiye sahip olanlar, görünüşte değilse de, gerçekte her şeye sahip olmuşlardır. Tarihe tanıklık etmiş bu şahsiyetlerin kendi çocuklarına yaptıkları öğütler bu gün de hala geçerliliğini korumaktadır. Öyleyse biz de genç-yaşlı, kadın-erkek demeden, her dönemde öğrenebileceğimiz bir şey mutlaka vardır diyerek yola çıkalım ve okumaya başlayalım. Tıpkı Peygamberimizin kırk yaşında iken başladığı gibi. Allah’ın ilk emrini de asla unutmayalım. OKU!
 
Hayatımızı bu kadar değerli kılan bilgiyi bize öğreten, bu uğurda her türlü fedakârlıktan kaçınmayan öğretmenlerimize teşekkür ediyor, hayatta olanlara sağlıklı ömürler, ölenlere de Yüce Allah’tan mağfiret diliyorum.
 
Orhan TOSUN
İl Müftü Yardımcısı
 
 
[1] Zümer, 39/9
[2] Ankebut, 29/43
[3] Alak, 96/1-5
[4] Sünen, İbn Mace, Bab 17, 1/81
[5] Fethu’l-Kebir, 1/182
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Osman Usta
REPUBLIC