İletişimle otorite kurma

4 Ocak 2017 10:17
A
a
“Hayvanlar koklaşa koklaşa; insanlar konuşa konuşa anlaşır” ya da anlaşamaz. Dil yaratmak yalnızca insana has bir yetenek olmasına rağmen anlaşma konusunda doğru kullanılmazsa ayırıcı bir etken olarak da karşımıza çıkar.  Tarih içinde diline yüzde yüz hâkim olmuş ve bir insanı kırmadan ya da bir hata yapmadan yaşayabilen tek bir insan yoktur. İncil’de; “Dilde hata yapmayan, kâmil (kusursuz) bir insandır” der. Bu nedenle hepimiz sözde sürçeriz. Bazen demek istediklerimizle dediklerimiz ya da anlaşılan ve anlaşılanın etki alanı arasında fark doğar.
Kişisel gelişim kitaplarının pek çoğu iletişime dayanır. İletişimle nasıl başarı kazanılacağı, en kısa zamanda nasıl satış yapılabileceği, beş dakikada karşıdakini nasıl ikna edeceğimiz konusunda yönlendirme bilgileri sayfaları doludur. Bu türden eserlerde “Ne yapacağınız ya da sözü nasıl söyleyeceğinize” yönelik bilgilerle kendinizi öylesine kurgulayabilirsiniz ki kendinizden emin tavrınızla karşı taraf ne derse desin hükmünün kalmayacağına inanırsınız?  Bu “Ver coşkuyu” kitapları özellikle pazarlama sektöründe karşınızdaki anlama yetinizi değil, bilakis kendi dediğinizde direnme gücü vermeye kurgulanır.
 
Konuşa konuşa anlaşılabilir mi?  Karar sizin!
“Tatlı Dil Yılanı Deliğinden Çıkarır” mı?
İletişimde ““Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” sözü uyarıcı ve yol gösterici bir sözdür. Sözümüzü balla yoğurursak balla da kesilir. Ancak bu tatlı dili konuşurken üslubunuz ve tavrınız rol kazanma amacıyla yapılırsa istediğiniz sonuca ulaşabilirsiniz; ancak bu yöntemin derin bir çatışma yaratacağını da bilmelisiniz.  Birçok kişi dilini yumuşattığını düşünen, “Bebeğim, çiçeğim, bir tanem, bi tanesi, güzelim, aşkım, aşkitom, minnoşum, bebişkom, balım, papatyam…” kelimeler kullanılıyor. İçtenliğe dayalı gibi görünen bu sözlerin arkasından özellikle bir talep geliyorsa dikkat edin. Bu talep, aynı zamanda bir direktif verme tavrını da yansıtır. Sizi edilgen duruma düşüren bu hitapların arkasından sizden istenileni yapmazsanız “Nankör kedi” durumuna düşer, iyilikten güzellikten anlamayan biri haline dönüşebilirsiniz.  Tatlı dil, böylece yılanı deliğinden çıkarmak şöyle dursun; içsel bir çatışmanın çıngırağını öttürebilir.”
 
Konuşa konuşa anlaşılabilir mi? Karar sizin!
“Yemek Yaptım”
Dilin böyle manipüle edilmesi hayatımızın her alanına öylesine hâkim ki çoğu zaman fark etmeden etki altında kalıyoruz. İş hayatında olduğu kadar aile içi iletişimde de size seçenek bırakmayan durumlar var.
Annelerden gelen telefonları bir düşünün. “Akşama yemek yaptım.” Açıklaması genellikle annenin gün içinde yaptığı bir şeyin ifadesi değildir. Akşam evde olunmalıdır. Üstelik erken saatte. “Saat kaç oldu biliyor musun” sorusu bazen kalkış bazen de uyku saatinin bir talimatıdır.
 
Bir eşin; “Hayatım! Gelirken eve ekmek, yoğurt al”; “Bebeğim şunu yapar mısın?” Sorularına vereceğiniz cevap bu durumda sizin bir seçiminiz olamaz. 
 
Konuşa konuşa anlaşılabilir mi?  Karar Sizin!
Ahmet İhvani,  “Yar Olmayınca” adlı türküsünde  “Dile mihman olan gönüle girer” diyor. Dilimiz, dostluğun, arkadaşlığın gönüle girmenin yolunu da açabilir, gönlü de kırabilir. Konuşa konuşa anlaşmaktan yana isek,”Dile mihman, dilde mihman” olmak zorundayız. Ya değilse gönül kırarak, statü pazarlayarak, “Aldım verdim, ben seni yendim” diyaloglarıyla işimiz sarpa sarar, yol tıkanır.
Konuşa konuşa anlaşmak mı istiyorsunuz?  Adım sizin!
1000
icon
necmi pereksiz 6 Ocak 2017 00:36

yazınızı yine bir solukda okuduk zehra hanım kaleminize klavyenize sağlık.

0 0 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Osman Usta
REPUBLIC