alexa
Hatipoğlu-WEB

Prof.Dr. Alper Çabuk

Hayatı ıskalamak

Prof. Dr. Alper Çabuk yazdı

12 Şubat 2018 09:27
A
a
 Bir özeleştiri yapmak gerekirse, biz akademisyenlerin önemli kısmı, belki iş yoğunluğundan belki bir başka sebepten, çok da fazla hayatın ve halkın içinde değilizdir. Biraz dışından bakarız hayata. Hiç olmayı istememekle birlikte, sanırım biraz ben de öyleyim. Elimden geldiğince kıyısında yer almamaya çalışsam da, içinde olmaya gayret etsem de,  gündemi ve sorunları takip etmeye çalışsam da, kimi zaman iş yoğunluğundan günlük hayata yeteri kadar dahil olamadığımı, yeteri kadar hayatı anlayamadığımı ve ıskaladığımı, çarşının-sokağın derdine ortak olamadığımı düşünürüm. Oysa ne güzeldir ve ne kadar önemlidir, benim gibi uygulamalı bir alanda çalışan bir akademisyen için sokakta, hayatın içinde olmak. Hayatın yeterince içinde değilseniz sorunları tam olarak anlayamazsınız ve  yaptığınız çalışmalarla tam dokunamazsınız hayatlara; daha yaşanabilir kılmak için hayatı. Bu, hem hayatlar için yok oluşun, hem de akademisyen için kifayetsizliğin başlangıcıdır.
 
Geçen Perşembe günü tesadüfen öğrendim, Eskişehir’deki bir hazır giyim firmasının üretimi neredeyse bir yıl önce durdurduğunu... Yalanı yok, çok üzüldüm. Ekonomik sistemde üretim demek istihdam demek, istihdam demek ekonomik büyüme, kalkınma ve refah demek. Diğer taraftan Eskişehir’in yerel ekonomisi açısından da çok önemli fabrikalarımızda üretimin sürmesi. Ne yazık ki yeteri kadar hayatın içinde olamadığım için yeni öğrendiğim, Eskişehir için çok önemli olduğunu düşündüğüm bir haberi paylaşmak istiyorum sizlerle.  Eskişehir’de 1953’ten beri erkek giyim üzerine üretim yapan bu hazır giyim firması neredeyse bir yıl önce üretimini durdurmuş.  Firmanın üretimi durdurmasıyla ilgili olarak Çetintaş Giyim Sanayi'nin Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Çetintaş’la yapılan görüşmeyi, oldukça eskimiş olsa da, Dünya Gazetesi'nin haberine dayandırarak bu köşeden de aktaracağım sizlere...
 
“Fabrikamın kapanmasını istemiyorum. Burayı 1953 yılında tırnaklarımızla kurduk, 64 yıldır aralıksız üretim yaptık. Ama artık dayanacak gücümüz kalmadı. Yabancı veya yerli bir ortak bulmak veya satmak istiyorum. 890 kişilik istihdamı olan günlük 1000 takım elbise üreten bir firmadan bu günlere geldik, şahsi mülklerimi satıp işçilerin kıdemini ödüyorum. Bölgede 500 tane fabrika var, yarısı boş, yarısı depo olarak kullanılıyor. 700 -800 kişi çalışacak fabrikada 50 kişi 100 kişi çalışıyor. Böyle sanayi olmaz, sanayiciyi desteklemezseniz ülkeyi ileri götüremezsiniz. Ben gayret ettim, az iş çıksa bile devam ettirelim dedim ama iş baş edilecek gibi değil. İşletmelerin belini büken yüksek faiz. Piyasadaki uzun vadeler, halkın alım gücünün azalması, komşu ülkelerde yaşanan savaş, önümüzü görmemizi engelliyor. Alman firmasıyla yılda 20 bin adetlik takım elbise anlaşması yapmıştık. Ankara üzerinden gelmeye kalktılar, orada da patlama olunca, korktular vazgeçtiler. Biz Almanya, İngiltere, İsveç, Norveç, Danimarka gibi Avrupa ülkeleriyle çalışıyorduk, böyle olunca bu müşterilerimizin hepsi kaçtı. Bunlar kaçınca ne yapacaksınız? Bizim aylık en az 17 bin - 18 bin takım elbise yapmamız lazım, bunu yapamadık, yapamayınca da üretimi durdurmak zorunda kaldık. 5-6 yıldır bu işletmeyi kapatmamak için direniyorum. Türkiye'nin değişik şehirlerine 15 AVM'de mağazalar açtık. Ama AVM'lerde kiralar dövizle, bu defa döviz yükseldi. Genel giderleri yüksek. Baktık ondan da bir şey kazanılmıyor içeri gidiyoruz. Onu da tasfiye ettim yavaş yavaş. Her AVM için yaptığımız 200-210 bin liralık dekor da boşa gitti. 5 yılda 5 milyon lira mağazalardan zarar ettim. Üretim yapılan fabrika, 700-800 kişi çalışabilecek kapasitede. 24 bin metrekare arazi üzerinde 13 bin 500 metrekare kapalı alanı var. Bu fabrikanın değeri bugün 28-30 milyon lira… Böyle bir fabrika kapanır, atıl olursa çok yazık olur. Bu yüzden fabrikayı kapatıp gitmek yerine işletilmesini sağlamak gerekir. Her şey hazır, sadece sermayeye ihtiyaç var. Ben istiyorum ki, bu tesis atıl olmasın, yabancı bir ortak bulalım, ya da satalım"
 
diye konuşmuş.
 
Kalkınma yerelden başlar. Yerel kalkınmazsa ülke kalkınmaz. Dolayısıyla yereli düşünmek lazım. Gelecek hafta Eskişehir’de giderek ölmeye yüz tutan, yerel kalkınma ve Eskişehir’in somut olmayan kültürel mirası açısından çok önemli sokakta alışveriş kültürüyle; Hamamyolu’yla, Kızılcıklı’yla, Doktorlar Caddesi’yle, Taşbaşı’yla, Sıcak Sularla ve alışveriş merkezlerinin somut olmayan kültürel mirasımıza olan etkileriyle devam edeceğim bu konuya.
 
...........................
 
Iskalamamak lazım hayatı, hayatlara dokunmak lazım daha yaşanabilir kılmak için. Seyirci olmamak lazım neticede... Bilerek ya da bilmeyerek ıskaladığımız ve dokunmadığımız, yok olmasına seyirci kaldığımız hayatlar ve hikayeler bir gün kendi hayatlarımızı da alacaktır.
 
Herkese iyi haftalar.

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat