alexa
Fast Express tepe banner kampanya 2

Ektaş büyük tehlikeyi işaret etti

Kısa adı AHPADİ olan Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Platformu dönem sözcüsü Mehmet Ektaş Daraltılmış Bölge Sistemi tartışmalarını endişeyle takip ettiklerini belirtti

6 Ağustos 2021 09:26
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk

Kısa adı AHPADİ olan Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Platformu dönem sözcüsü Mehmet Ektaş Daraltılmış Bölge Sistemi tartışmalarını endişeyle takip ettiklerini belirtti. İYİ Parti'nin yakın bir zamana kadar İl Başkanı olan Mehmet Ektaş, bu konuda kaygılanan tek kişi değil.

Sayın Ektaş'ın görüşlerini paylaşmadan evvel şu "Daraltılmış Bölge" nedir ona bakalım. Dar Belge, demek 7 milletvekili çıkartan Eskişehir'i 7 ayrı bölgeye ayırmak demektir. Buna göre vatandaş tek bir milletvekili adayına oy verir. Daraltılmış Bölge ise daha farklı. Burada Eskişehir'deki oylar sayılır ve en çok oyu alan parti, ne kadar milletvekili varsa siler süpürür. Mesela yüzde 30 oy alan parti 7 milletvekili alırkin yüzde 29 ve altında oy alan partiler avuçlarını yalar. Tabii Eskişehir'i iki ayrı bölgeye ayırıp, 3 ve 4 milletvekillik iki ayrı daraltılmış bölge oluşturulması ihtimali de var. Ancak ortadaki adaletsizliği değiştirecek bir öneri değil bu.

Bu sistemi, "Ya Hep, Ya Hiç!" olarak tanımlayabiliriz.

Söz konusu yeni sistem arayışının, halkın oylarını daha iyi Meclis'e yansıtmak' kaygısı taşımadığı açık. Bunu daha ziyade, "Nasıl olur da yüzde 30 gibi bir oyla, yeniden iktidarda kalırız?" arayışları olarak değerlendirilmeli.

Bir hukukçu olan Mehmet Ektaş, "Seçime ne kadar parti girerse girsin ve seçime giren partiler ne kadar oy alırsa alsın, seçime giren partiler arasında seçimde kullanılan geçerli oyların diğerlerinden bir fazlasını alan tüm milletvekillerini kazanacak, Eskişehir’in o seçim bölgesinden sadece o partiden milletvekili olacak, o seçim bölgesindeki diğer hemşerilerimiz mecliste temsil edilmeyecek ve yönetime, yasamaya ve denetime katılamayacaklardır" ifadelerinde bulunmuş. Ektaş ayrıca, "Cumhur ittifakının dayatmak istediği, çoğunluk sistemi fikrinden yola çıkan daraltılmış bölgeler seçim sisteminde ise, siyasal partilerin aldıkları oy oranı ile parlamentoda temsil oranları arasında barajın neden olduğu uyumsuzluk daha da artacak, meclis iki partili yapıya bürünecek, çatışmacı kültürün hâkim olduğu siyasal ortamımızda, siyasal fay hatlarının daha da derinleşmesine yol açacaktır" ifadelerinde bulunmuş. Sayın Mehmet Ektaş'a sonuna kadar katıldığımı belirteyim. Eğer ki halkın desteğini kaybediyorsanız, nasıl bir seçim sistemi uydurursanız uydurun, isteğinize ulaşamazsınız. Sadece toplum içerisinde gerginlik yaratmış olursunuz.

 

Baskın basanın olur mu?

Tabii seçim sistemini değiştirip, hemen baskın seçim yapmak mümkün değil. Yapsanız bile eski seçim sistemiyle sandık başına gidersiniz. Anayasamıza göre seçim sistemini elbette değiştirebilirsiniz. Ancak bu sistem resmi gazetede yayınlandıktan 365 gün sonra yürürlüğe giriyor. Yani Saray yönetimi "Oyunun kurallarını değiştirdim" diyerek, kazanacağı düzmece bir oyunu hemen yürürlüğe koyamaz. Bu konuda kimsenin endişe etmesine gerek yok. Hatta seçim sistemini değiştirmek, "AK Parti bir sene daha seçime gitmeyi düşünmüyor" olarak da yorumlanabilir.

Üstelik Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Bugün, "Küçük bir oy farkıyla da olsa birinci partiyim" diyenler, 365 gün sonra küçük bir oy farkıyla da olsa geriye düşerlerse ne olacak? 1950 seçimlerine CHP kendinden emin girmişti. Öyle bir seçim sistemi kurmuşlardı ki, birinci olan parti her şeyi alacak, ikinci sıradaki Demokrat Parti üç – beş milletvekiliyle avutulacaktı. Ancak yüzde 40 gibi hatırı sayılır bir oy alan CHP yalnızca 69 milletvekiliyle avunacaktı. Kendi kurduğu tuzağa kendisi düşen CHP, umalım ki AK Partililere ibret olur...

 

Baraj MHP ve CHP'nin işine yarar

Bir de yüzde 10'luk seçim barajının düşürülmesi meselesi var. Bu konuda MHP'nin çok ısrarcı olduğu kulağımıza geliyor. Barajın düşürülmesi, HDP'nin oylarının azalmasına neden olur. Çünkü Türkiye'nin batı illerinde bulunan HDP seçmenleri, sadece "Partim baraji geçsin" diye oy veriyor. Mesela Eskişehir'de yüzde 4 oy alan HDP seçmeni, zaten milletvekili çıkartamayacağını bildiği için, barajın düşmesi durumunda başka partilere yönelebilir. Bu durumda (Benim hesaplarıma göre) yüzde 1 oy AK Parti'ye, kalan yüzde 3 oy da CHP'ye geçer ki, genel dengede CHP lehine 2 puanlık bir fark yaratır. Ancak bu oy kaybı, HDP için milletvekili kaybı anlamına gelmez. Çünkü zaten Eskişehir'den milletvekili çıkartmıyorlardı ki. Doğu illeri ve üç büyük metropolden kaç vekil çıkaracaklarsa, yine aynı sayıda milletvekili çıkarırlar. Dolayısıyla bu iş AK Parti'nin işine gelmez. HDP'nin milletvekillerini azaltmadığı gibi, AK Parti'nin vekil sayısı azalır ve CHP'nin vekil sayısı çoğalır.

MHP'nin çıkarına gelince. MHP'li yöneticiler seçimlerden önce pazarlık masasına, "Biz iktidar olmanızı sağlıyoruz" diye oturuyor, AK Partililer de buna cevap veremiyordu. Ancak anket neticeleri ortada. Artık AK Partililer de MHP'lilere, "Bizim sayemizde Meclis'e gireceksiniz" diyebiliyorlar. Bu da MHP'nin pazarlık gücünü kırıyor. Dolayısıyla barajı yüzde 5 seviyelerine çekip, "Bizim size ihtiyacımız yok. Tek başına da barajı aşabiliriz" demek istiyorlar.

 

Ariman web reklam 2
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat