alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Prof.Dr. Alper Çabuk

Ekoloji / Ekonomi / Dirençlilik

Dünya Ekonomik Forumu, yaygın kullanılan tanımlamasıyla Davos Zirvesi, İsviçre’nin Davos kasabasında 21-24 Ocak’ta ellinci kez yaklaşık üç bin iş adamı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katılımıyla toplandı

17 Şubat 2020 08:20
A
a
Dünya Ekonomik Forumu, yaygın kullanılan tanımlamasıyla Davos Zirvesi, İsviçre’nin Davos kasabasında 21-24 Ocak’ta ellinci kez yaklaşık üç bin iş adamı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katılımıyla toplandı. Bu yılki Davos Zirvesi’nde dikkatimi çeken konulardan biri, Zirvede iklim değişikliklerinin dünya ekonomisine etkileri konusuna verilen özel yer oldu.  Davos Zirvesi’nde sunulan Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve PwC İngiltere tarafından hazırlanan rapora göre, dünyanın gayri safi yurtiçi hasılasının yarısını oluşturan 44 trilyon dolarlık ekonomik değer iklim değişikliği nedeniyle tehdit altında ve doğa ve iklim koşullarına yüksek derecede bağımlı olan inşaat, tarım ve gıda-içecek sektörleri küresel GSYH’nin yüzde 15’ini yani 13 trilyon dolarlık bir değer oluşturuyor. İklim koşullarına yüksek derecede bağımlı olan sektörlerden inşaat, yılda yarattığı 4 trilyon dolarlık değerle dünyanın gayri safi yurtiçi hasılasında ilk sırada gelirken, onu 2.5 trilyon dolarla tarım, 1.4 trilyon dolarla gıda ve içecek sektörleri izliyor. İklim koşullarına yüksek derecede bağımlı inşaat, tarım ve gıda-içecek sektörlerinin ardından gelen orta derecede bağımlı sektörlerinin dünyanın gayri safi yurtiçi hasılasındaki payı ise yüzde 37, yani 31 trilyon dolar civarında. Küresel ekonominin geleceği açısından insanlar ve doğa arasındaki ilişkinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Dünya Ekonomik Forumu yöneticisi Dominic Waughray, “ekonomik faaliyet nedeniyle doğaya verilen zararın artık küresel ekonomi açısından dış faktör olarak değerlendirilemeyeceği ve Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve PwC İngiltere tarafından hazırlanan bu raporun, doğadaki kayıpların ekonomiyi yaratan tüm sektörleri nasıl etkilediğini ve iklim değişikliklerine karşı ekonomik güvenliğimizi oluşturmamızın ortak geleceğimiz açısından acil olduğunu gösterdiğini” belirtiyor. 
Aslında Dünya Ekonomik Forumunda belirtilen “doğaya verilen zararın küresel ekonomiyi doğrudan etkilediği” fikrini yaklaşık otuz yıla yakın zamandır belirten pek çok kişi var. Gerçekten de aslında denklem çok basit; doğaya uyumlu olan, ekolojik olan, ekolojik olan ekonomik olandır. Aynı zamanda doğaya uyumlu olan afetlere karşı da en dirençli olan seçenektir. Yani kısaca ekolojik olan, ekonomik olan ve dirençli olandır. 
…………………………..
İklim değişikliklerine karşı ortaya çıkan emisyonları azaltmak amacıyla fosil yakıtlı araçların önümüzdeki birkaç on yıllık dönemde artık gelişmiş ülkelerde satışının durdurulacağı haberlerinden biri de İngiltere’den geldi.  Birleşik Krallık yönetimi tarafından daha önce açıklanan benzin ve dizel araçların satışının 2040 yılında yasaklama hedefi, ülke yönetimine danışmanlık yapan İklim Değişikliği Komitesi yayınladığı raporda, ülkenin net sıfır karbon emisyonu hedefi açısından 2040 yılının çok geç olduğunu belirtmesinin paralelinde güncellendi. Birleşik Krallık Başbakanlık Ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre, Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, hibrit araçlar da dahil olmak üzere fosil yakıt kullanan araçların satışının Birleşik Krallık’ta 2035 yılında yasaklanacağını, Kasım ayında Glasgow’da gerçekleşecek COP26 zirvesinin açılışında yapacak. Diğer taraftan Başbakan Johnson, Birleşik Krallığın 1990 yılından bugüne kadar ekonomisini %70 oranında büyütürken, aynı zamanda emisyonlarını Avrupa Birliği ortalamasının iki katına yakın şekilde %42 oranında azalttığına da dikkat çekti. Bu yönüyle aslında Johnson’un bu açıklaması benim biraz önce belirttiğim “ekolojik olan ekonomik olandır” tespitimi doğrular nitelikte. …………………………..
Herkese iyi haftalar diliyorum. 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat