Firuz Kanatlı'yı uğuruyoruz

Dimyata giderken evdeki bulgurdan olmayalım

Tufan ÇAKIR yazdı

7 Ekim 2017 09:14
A
a
Motorlu taşıtlar vergisi, Gelir vergisi, Kurumlar vergisindeki artışlardan sonraki halkımızın, sivil toplum örgütlerinin tepkisi karşısında hükümetin geri adım atıp yeniden değerlendireceği sözü bana Verginin Reddi ve Vergi Grevi kavramlarını hatırlattı. 
Bu iki kavramı vergi ile ilgili olanların bile pek sık karşılaşmadıkları. Fakat çok önemli iki kavram. Özü ise;  “Bir ülkede yürürlükte bulunan bir verginin o ülke vatandaşlarına ağır bir yük getirmesi halinde toplumda o verginin uygulamadan kaldırılmasına yönelik ortaya çıkan tepkidir. “Bu tepki kanunlar dahilinde verginin ödenmemesi veya yeniden düzenlenmesini istemek. Verginin grevi olarak adlandırılır. Çünkü grev kanuni bir haktır. Ancak kanun dışı verginin toplum tarafından ödenmemesi veya kanun dışı tepkilerle yeniden düzenleme yapılmasının istenmesi ise; Verginin reddi olarak adlandırılır. Kısaca vergiler karşısındaki bu türlü tepkiler kanuni ise vergi grevi, kanun dışı ise; Verginin reddi olarak adlandırılır. Bizdeki ise tepkilerin kanuni olduğunu söyleyebiliriz. Bu tepkilerde doğru algılanmış ve yeniden hükümet tarafından değerlemeye alınmıştır. Bu toplum psikolojisi açısından toplumun tepkisi şimdilik en aza indirilmiştir.
Tabi bu açıklamalar biraz kitabi olması sebebiyle biraz sıkılmış olabilirsiniz. Konuyu hemen biraz daha netleştirelim. Bu tür yüksek orandaki vergiler. Toplum da infialler yaratan ölçüde vergi artışlarının sonuçta, mükelleflerin vergiyi hiç ödememek gibi bir sonuca kadar sizi götürebilir. Bunun örnekleri çoktur. 1954 yılında önce Fransa’da Mr. Poujade’in başlattığı vergi aleyhtarı halk hareketleri Fransa’nın yalnız vergi politikası üzerinde değil, fakat siyasi hayatı üzerinde de derin tesirler bırakmıştır. 
Bizim hükümetimiz, vergi oranlarını arttıracağına vergi oranlarını indirmesi belki toplamda toplayacağı vergiyi arttıracaktır. Yani mükellefler şöyle bir düşünceye sahiptir. Daha yüksek vergi oranları daha fazla vergi kaçakçılığı sonucunu doğurur. Çünkü mükellef yüksek vergiler karşısında vergi kaçakçılığı riskini alabilir. Vergi kaçırmaktan kazanacağı avantaj, ödeyeceği vergi cezalarından daha fazla ise o mükellef vergi kaçırır. Buda toplamda vergi hasılatını düşürür. Yani “Dimyata giderken evdeki bulgurdan oluruz” onun için hükümetler esasında mükellefler üzerindeki bu yüksek vergileri azaltmalıdır. Düşük vergi oranları mükellefin vergi kaçırma isteğini azaltır. Mükellef vergi kaçırma riskine girmez. Böylece toplamda herkes vergisini öder. Vergi hasılatı da artar.
Tabi bu benim yorumum. Çok vergi, mükellefleri çok riske (vergi kaçırma açısından) girmesini doğurur. Az vergi, mükellefleri isteyerek doğru, dürüst vergilerini tam ödemelerini sağlar. Bu da vergi hasılatını arttırabilir. Onun için bizi yönetenler bu kıyaslamaları çok iyi yapmak zorundadır. Yukarıda da belirttiğim gibi “Dimyata giderken evdeki bulgurdan olmayalım” daha çok vergi toplayalım derken, şimdiki vergi hasılatından da olmayalım. Ne dersiniz…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Eskişehir Fotoğrafçı
Osman Usta
ET EVİM