alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Büyükerşen ve Japon İmparatorluk saldırısı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Halk Evlerinin kuruluşunun yıl dönümünde anlamlı bir mesaj yayınladı

23 Şubat 2021 09:07
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk

Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Halk Evlerinin kuruluşunun yıl dönümünde anlamlı bir mesaj yayınladı. "Çocukluğumun ve ortaokul öğrenciliğimin ilk yıllarında, okul dışındaki bütün vakitlerimi Halkevi etkinlikleri içinde geçirmiş bir insan olarak, bugün bu kurumların kuruluş yıldönümünü, hüzünle anıyorum" diyen Büyükerşen'e katılmamak mümkün mü?

O Halkevleri ki sadece Büyükerşen gibi isimleri yetiştirmemiş. Bu memlekette tiyatronun, müziğin, halk danslarının da gelişmesini sağlamış. Kütüphaneler açmış, spor salonları açmış, konferanslar düzenlemiş bir bilim ve irfan yuvasından bahsediyoruz...

Büyükerşen'in paylaşımıyla birlikte, sosyal medyada 1932 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nin nüshası da dolaşmaya başladı. "Halk Dün Kendi Evlerini Açtı" başlığıyla okurlarıyla buluşan Cumhuriyet Gazetesi'nde daha küçük bir başlıkta yer alan bir haber var ki, o haber daha çok dikkatimi çekti. Haberde Japon İmparatorluk Ordusu'nun Amerika'nın telkinlerine karşın yeniden taarruza hazırlandığı yazıyor.

Cumhuriyet Gazetesi Halk Evleri 23 02 2021

1932 yılındaki bu gazete muhtemelen 2'inci Mançurya Savaşı'ndan bahsediyor. Ben sizi merakta bırakmayayım ve 89 sene evvelki o savaşın sonunu söyleyeyim; Japonlar Çan Kay Şek'in ordularını hezimete uğrattı. Bütün Çin'i zapteden Japonlar o hızla Moğolistan'a da girdiler. Hasan Gölü'nde Ruslar tarafından nihayet durdurulan Japonlar bütün bu zaferlerinin bedelini ağır ödedi. Çok ağır kayıplar verdiler. Ancak savaş hırsları yetmemiş olacak ki, daha sonra savaşı Pasifik'e taşıyıp 4 sene boyunca Amerikalılarla da dövüştüler. Milyonlarca insanlarını toprağa verdiler. Ülkeleri defalarca bombardıman edildi. En nihayetinde iki şehirlerinin atom bombasıyla yerle bir edilmesiyle birlikte teslim oldular. Felaketlerden felaketlere sürüklendiler.

Geldik 2021 yılına...

Bu arada dünyada çok şeyler değişti. Ne felaketler yaşandı...

Mesela Almanya önce yerle bir oldu. Bugün 15 kişi koronodan ölse ortalığı ayağa kaldırıyoruz. Amerikan ve İngiliz havacıları bir gecede Dresten şehrinde 25 bin sivil Alman'ı yakarak öldürdü. Sonra o zavallı Almanya ikiye bölündü, sonra tekrar birleşti. Almanlar ülkelerinde duvara çivi çakacak erkek bulamadılar. Türkiye'den işçi dilendiler... Şimdi o işçilerin çocukları korona aşılarını buluyor. Biz ise tıp fakültelerimizde Hacamat bölümü kurmayı tartışıyoruz...

Biraz önce bahsettiğimiz Japonların işgalinden kurtulan Kore'de tarihin en kanlı savaşlarından biri yaşandı. Koreliler açlıktan toprak solucanlarını yediler. Şimdi o Kore'nin başarısına bir bakın. Muhtemelen elinizdeki telefon Kore malıdır. Olmadı bilgisayarınız veya otomobiliniz Kore'de üretilmiştir. Biz ise led ışıklı ekmek kutusu, sayaçlı salavat köşesi icat ediyoruz. 1954'te Koreliler solucan yiyordu. Biz ise 1942'de ekmeği karne ile alıyorduk. Bugün Koreliler dünyanın kaymağını yiyor. Biz ise ekmeği karneyle almıyoruz, askıdan alıyoruz. Bir de üzerinde biriken solucanları silkeleyip, çöpten çürük elma topluyoruz. Değişen tek şey bu. Ama benimkisi de nankörlük kardeşim; çok şükür sayısını karıştırdığımız saraylarımız var. Kıskananlar çatlasın...

O Japonya'ya, o Almanya'ya bakın.

Bir de Türkiye'ye bakın; oturup ağlarsınız...

Tabii 1930'dan bu yana Halk Evleri de değişti. İttihatçı geleneğin Türk Ocakları'nın yerine kurulan Halk Evleri, günümüzde Türklük derdinde mi acaba? Veya halkı eğitmenin derdindeler mi?

Ancak 1930'ların Halk Evleri böyle değildi. Buraları ilim ve aydınlanma yuvalarıydı. O halk evlerini kapatmak, Türk Milleti'nin gelişmesinin önüne set çekmekten başka bir şey değil.

Türkiye "Odunpazarı Belediyesi bale adı altında ahlakımızı bozuyor" diyen örümcek kafalılar tarafından yönetilmeye devam ettikçe daha çok yüzyıllar geçiririz. Atom bombalarını, Berlin Duvarı'nı, topraktaki solucanları bir köşeye bırakın. Biz en büyük felaketi, yani gericiliği ve cehaleti yaşıyoruz. Din bezirganlarının tahakkümünü yaşıyoruz. O yüzden iki yakamız bir araya gelmiyor.

Japonlar Mançurya'da savaşmışmış... Atom bombaları atılmışmış... Geçiniz bunları bir kalemde. Biz yüz yıldır cehaletle savaşıyoruz. Atom bombasından bile tehlikeli bir düşmanımız var...

Yılmaz Büyükerşen'in hüzünlü anma mesajına sonuna kadar hak veriyorum. ulusça cehalete teslim olmuşuz; memleketin aydınlık kafaları hüzünlenmeyecek de kim hüzünlenecek?

 

Arıman masaustu reklami
1000
icon
eskişehirli 23 Şubat 2021 10:25

koreliler hala solucan yiyiyor. Ama biz artık ekmeğimizi çöpe atıyoruz. yılda kaç ton ekmek çöpe atılıyor biliyormusunuz.

5 4 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat