alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Büyükerşen’in ‘yerel yönetimler yasa tasarısı’ için önerileri ne ölçüde dikkate alınacak?

Bir dönem Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan ve halen AK Parti’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkanlığı görevini sürdüren Mehmet Özhaseki, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in, ‘Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı’ için dikkat çekici önerileri olduğunu söylemişti

14 Temmuz 2020 09:00
A
a
Bir dönem Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan ve halen AK Parti’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkanlığı görevini sürdüren Mehmet Özhaseki, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in, ‘Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı’ için dikkat çekici önerileri olduğunu söylemişti.
Mehmet Özhaseki 14 07 2020
*
 
Bu açıklama üzerine Yılmaz Büyükerşen’i aradım ve telefonda önerilerini sordum.
Daha doğrusu, hükümetin hazırladığı Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı için sunduğu önerilerinin detaylarını merak ettim.
Büyükerşen, önerilerini 5 ana başlık altında topladığını söyledi ve başlıkları şöyle sıraladı:
 
  • Büyükşehir belediye meclis yapısı
  • Mali konular ve gelirler
  • Görev ve yetki
  • İmar ve kentsel dönüşüm konuları
  • Diğer sorunlar
 
*
 
Başkan Büyükerşen, yukarıdaki sıralamayı aktardıktan sonra, ifadelerini şöyle sürdürdü:
 
CUMHURBAŞKANLIĞI’NA SUNDU
“5’inci dönemimde, yani 21 yıl boyunca yaptığım Belediye Başkanlığı döneminde karşılaştığım tüm sorunların ‘yerel yönetimler sistemi’nin yasalardan kaynaklanan, demokrasiye aykırı ‘bir bozuk düzen’, ya da ‘çarpık bir yapı’ olduğunu dile getirip, çözüm önerilerini de Cumhurbaşkanlığı’na arz ettim.”
 
*
Yılmaz Büyükerşen Recep Tayyip Erdoğan Ekrem İmamoğlu Külliye'de yerel yönetimler toplantısında

Başkan Büyükerşen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la yerel yönetimlere ilişkin Külliye'de düzenlenen toplantıda görüşmüştü



 
Yılmaz Büyükerşen’in önerilerinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet nezdinde ne ölçüde kabul göreceğini, yeni yasa tasarısı içinde ne kadarının yer bulacağını merakla bekliyoruz.
 
*
 
Lafı daha fazla uzatmayayım…
 
*
 
 
Büyükerşen’den aldığım bilgiye göre, söz konusu önerileri, olabildiğince özetleyerek siz değerli okurlarımıza aktarmaya başlıyorum.
 
*
 
Önce, ‘büyükşehir belediye meclis yapısı’na ilişkin öneriye bir göz atalım. Yılmaz Büyükerşen, bu konuyla ilgili sıkıntılarını sıklıkla dile getiriyor zaten. Büyükşehir belediye meclislerinin yapısından kaynaklanan bu sorun, rahmetli Turgut Özal döneminde, Bedrettin Dalan tarafından hazırlanan yasada, büyükşehir belediye meclis üyelerinin ayrıca seçilmemesi sorunu. Peki, büyükşehir belediye meclisleri nasıl oluşuyor? İlçe belediye meclis üyelerinin, seçilme sıralarına göre büyükşehir belediye meclisleri oluşuyor.
Bu noktada, Büyükerşen, şunları söylüyor:
 
HATALI KARARLAR DÜZELTİLİYOR
“Bu sisteme göre, ilçe belediyelerinin bütçeleri ve yalnızca 1 bölü 1000 ölçekli uygulama planları kendi meclislerinde karara bağlanmakla beraber, sevk edildikleri büyükşehir belediye meclisinden ‘kabul’ oyuyla geçmeksizin yürürlüğe girememektedir. Bu doğru bir uygulamadır. Çünkü bir şehrin ahenkli ve uyumlu bir büyüme gösterebilmesi için her ilçede temel ilke ve esasların farklı şekilde uygulanmalarına müsaade edilmemesi gerekir. Bu nedenle ilçe meclis kararlarının büyükşehir belediye meclisinde incelenip, olumsuzlukları varsa düzeltilip onaylanması icap eder. Büyükşehir belediye meclisi karar alırken, farklı ilçelerin farklı ihtiyaçlarını şehrin toplam faydasıyla tamamlayıcı bütünleştirici bir rol oynar. Alt belediyelerde alınabilecek hatalı kararları düzeltir. Üst ölçekli planların yapımında da bu amaç vardır. Onun için üst ölçekli planlar büyükşehir belediyesince hazırlanıp yine kendi meclisinde kabul edilerek yürürlüğe girer.
 
HALK BÜYÜKŞEHİR MECLİSİNİ SEÇMİYOR
Ama ne yazık ki bu sistem sağlıklı olarak işlememektedir. Çünkü seçmenler ilçelerde ilçe belediye başkanını, ilçe belediye meclisini, birde yalnızca büyükşehir belediye başkanını seçmekte ve fakat uygulamada, büyükşehir belediye meclis üyeleri için ayrıca oy vermemektedirler. Yani halk, büyükşehir belediye meclis üyelerini belirlememektedir. Böylece büyükşehir belediyesinde kentte yaşayan halk tarafından seçilmiş tek unsur başkandan ibaret kalmaktadır. Çünkü büyükşehir belediye meclisini de alt belediye başkanları ile onların meclis üyeleri oluşturmaktadır. Bu çelişik ve antidemokratik durumun getirdiği sorunlar sürekli karşılaşılan problemlerin ana nedenidir.
 
TEMSİLDE ADALET YOK
Ayrıca, temsilde adalet ilkesi gereği, ilçelerden Büyükşehir Meclisine gelen belediye meclis üye sayısı o ilçenin nüfusu ile doğru orantılı olmalıdır. Oysa mevcut uygulamada, temsilde adalet söz konusu değildir. Örneğin Eskişehir’de 700 bin küsur nüfuslu Odunpazarı ve Tepebaşı merkez ilçeleri büyükşehir belediye meclisine 16 üye göndermekte ve toplam nüfusları aşağı yukarı 90 bin küsur civarında olan kırsaldaki diğer on iki ilçe ise 29 üye göndermektedir. Bu durum, nüfusa göre temsilde adaletsiz sonuçlar doğurduğu gibi, demokrasiye de aykırıdır.”
 
Yılmaz Büyükerşen ayrıca, istifa ya da vefat eden meclis üyesinin yerine yine aynı partiden bir meclis üyesinin gelmeyebildiğini, yedek üyelerin aldıkları oya göre bir başka partiden de gelebildiğini belirterek bunun da seçmenin iradesine ters bir durum yarattığını kaydetti.
 
Peki, bu sorunlar üzerine sunulan çözüm önerisi ne?
Diyor ki Büyükerşen:
 
BÜYÜKŞEHİR MECLİSİ AYRICA SEÇİLMELİ
 “Türkiye’de modern ve çağdaş şehirlerin gerçekleştirilebilmesi ile yerel yönetimlerde gerçek demokrasiye ulaşılabilmesi için mevcut iki kademeli meclis sisteminin düzgün işleyebilmesi gerekmektedir. Bunun için tek çözüm yerel seçimlerde bütün şehir seçmenleri tarafından büyükşehir belediyesi başkanı ile birlikte, büyükşehir belediye meclisi üyelerinin de ayrıca seçimi yapılmalıdır.”
 
*
 
Şimdi gelelim, belediyelerin ‘para’ meselesine. Aynı zamanda maliye profesörü olan Başkan Büyükerşen ‘belediyelerin mali konuları ve gelirleri’ ile ilgili yaptığı açıklamasına şöyle başladı:
 
YETKİ ARTTI GELİR ARTMADI
“6360 sayılı yasa ile görev alanı il mülki sınırlarına genişleyen büyükşehir belediyelerinin, görev ve yetkileri olağanüstü artmasına rağmen, gelirlerinde aynı oranda bir artış olmamıştır. Belediyelere gelir yaratmak için vatandaşa yeni vergiler ve mesuliyetler yüklenmesine, prensipte karşı olduğumuzu vurgulamak isterim.”
 Büyükerşen, vatandaşa yeni vergiler ve sorumluluklar yüklenmesine karşı olduğunu söylemekle beraber, Cumhurbaşkanlığı’na şu önerileri sıralıyor:
 
            ADALETSİZ DAĞILIM
  • “Belediye gelirleri, genel bütçe vergi gelirleri tahsilatlarından alınan paylar ve öz gelirlerden oluşmaktadır. Genel bütçeden alınan payların dağıtımı, 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkındaki Kanuna göre yapılmaktadır. Payların dağılımı adaletsizdir. Bu konunun ivedilikle düzenlenmesi gerekmektedir.
BORÇLAR AFFEDİLMELİ
  • Belediyelerin kamuya olan borçları, genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları paylardan kesilmektedir. Son aylarda, Belediyelerimize gelen paylardan yapılan kesintiler, mali yapımızı son derece olumsuz etkilemektedir. Geçici bir düzenleme ile belediyelerin kamuya olan borçları bir defalığına affedilmeli ya da en azından faizsiz bir şekilde yapılandırılmalı ve kaynaktan kesme uygulamasına son verilmelidir.
HAVAGAZI VERGİSİ?
  • Belediyelerce 2464 sayılı kanunun 34. maddesine göre alınan elektrik ve havagazı vergisinin, elektrik ve doğalgaz vergisi olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Çünkü günümüzde havagazı kullanımı sona ermiş olup bunun yerini doğalgaz almıştır.
YENİ VERGİLER DAHİL EDİLMELİ
  • Belediyelerce, 2464 sayılı kanunun 29 ve 32. maddelerine göre; telefon, data, teleks ve faks ücretleri üzerinden alınan haberleşme vergisine, internet ve cep telefonu ücretlerinden alınacak vergiler de dahil edilmelidir.
ŞEREFİYE VERGİSİ YENİDEN GETİRİLMELİ
  • Özellikle turistik şehirlerde, konaklama tesisleri nedeniyle, alt yapı, yol, su, kanalizasyon, ulaşım gibi hizmetlerden dolayı belediye harcamaları artmaktadır. Bu sebeple, gelişmiş Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, konaklama bedeli üzerinden kent vergisi veya konaklama vergisi gibi belediyelere yeni kaynak oluşturacak vergiler alınmalıdır. Şerefiye vergisi yeniden konulmalıdır.
AKARYAKITTAN ALINAN KDV KALDIRILMALI
  • Toplu taşımada kullanılan akaryakıttan alınan yüzde 18 olan KDV oranının kaldırılması ya da düşürülmesinin yararlı olacağı düşüncesindeyiz. Büyükşehir belediyelerinin en büyük gider kalemlerinden birini toplu taşıma oluşturmaktadır. Özellikle 6360 sayılı yasa ile kırsal ilçe ve mahalle yapılan yüzlerce köyün toplu ulaşımları da eklenince, katlanması zor bir yükle karşı karşıyayız.
MELİH GÖKÇEK YASASI MASAYA YATIRILMALI

Melih Gökçek 14 07 2020

Büyükerşen, Cumhurbaşkanlığına sunduğu raporda "vergi dağılımında adaletsizlik yaratıyor" dediği kanunun, Melih Gökçek'in müdahaleleriyle çıktığını öne sürdü ve bir türlü düzeltilemediğine dikkat çekti.

 
  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun beyan esasıyla ilgili 14. maddesinin 6. fıkrasında ‘mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi, kurumun kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yerin vergi dairesidir’ hükmü yer almaktadır. Bu maddeye istinaden örneğin, Buzdolabı üreten Koç Holding’in Arçelik fabrikası; İstanbul, Ankara ve Eskişehir’deki tesislerinde üretim yapılmasına karşın, işyeri merkezi İstanbul’da olduğu için Eskişehir’den elde ettiği katma değerin, ticari kazanç payına düşen kurumlar vergisini de kurumun bağlı olduğu vergi dairesi itibariyle İstanbul’da ödemektedir. Kurumlar vergisine tabi gelirlerin, elde edildikleri şehirde, yararlandıkları Belediye hizmetlerine karşılık, ödenmesi gereken payın önemli bir kısmı bir havuzda toplanıp daha sonra belediyeler arasında nüfuslarına göre dağıtılmakta, bundan da İstanbul, Ankara ve İzmir haksız olarak yararlanmaktadır. Böylece hak edilen gelirlerin dağılımında adaletsizlik olmaktadır. ‘Vergi adaleti’ kadar verginin dağılımında da adaletsizlik yaratılmaktadır. Bu durum, Melih Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak TBMM’de kanunlar çıkarken yaptığı müdahaleler sonucu ortaya çıkmış ve durum bir türlü düzeltilememiştir. Aynı kanunun 7. fıkrasında ‘Maliye Bakanlığı, mükelleflerin bağlı oldukları vergi dairelerini, kanuni veya iş merkezlerine bakmaksızın belirlemeye yetkilidir’ hükmü mevcuttur. Bu madde hükmünün Maliye Bakanınca uygulanması bile, adaletsizliği ortadan kaldırabilecektir.
KUR FARKINI HÜKÜMET ÜSTLENMELİ
  • Yakın zamana kadar kolayca ödeyebildiğimiz dış kredi anapara ve faiz borçlarımızı, son zamanda meydana gelen döviz artışlarından dolayı ödemede zorluk çekmekteyiz. Dövizdeki kur farkının getirdiği artışın hükümetçe üstlenilmesi zaruri hale gelmiştir.”
 
*
Gelelim, Yılmaz Büyükerşen’in başka bir konuya ilişkin sunduğu çözüm önerilerine…
Kurumlar arasında sıklıkla şunu duyarız: Yetki karmaşası!
Başkan Büyükerşen, çokça tartışılan ‘görev ve yetki karmaşası’ meselesini ‘belediye temelli’ ele alarak Cumhurbaşkanlığı’na şu önerileri sundu.
Kendi anlatımıyla okuyoruz:
 
            BELEDİYENİN YAPTIRIM GÜCÜ YOK
  • “Şehir içi trafik hizmetleri, Belediye Kanunu ile belediyelerin görevi olarak düzenlenmiş olmasına rağmen Emniyet ve Karayolları ile yetki karmaşası yaşanmaktadır. Şehir içi trafik hizmetlerinin altyapısını oluşturmak belediyelere verilmişken, yönetimi ve denetimi verilmemiştir. Örneğin yaptırım gücü Trafik polisindedir. Tüm bu hizmetlerin bir bütün olarak görülmesi ve sistemi kurma, işletme, denetleme, gerektiğinde ceza kesme yetkileri tek elde toplanmalı, bu yetkiler belediyelere verilmelidir.
TAHSİLAT SORUNU
  • Atık Su Alt Yapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’ hükümlerine göre; atık ücretinin su ve kanalizasyon idareleri tarafından su faturası üzerinden tahsili öngörülmektedir. Su ve Kanalizasyon idarelerinin görevi olmayan ve büyük oranda ilçe belediyeleri için yapacağı tahsildarlık görevi tahsilat, toplam fatura bedeli içinde yer alacak ve kent halkı tarafından su bedeli artışı gibi algılanmaktadır. Böyle bir uygulama, vatandaşta ‘suyu daha pahalı alıyorum’ düşüncesine yol açacaktır. Yönetmeliğin uygulanması bu sorunlar nedeniyle 2011 yılından beri ertelenmektedir. Bu nedenle, ilçe belediyeleri bu alacaklarını emlak vergileri ile beraber tahsil etmelidir. Büyükşehir Belediyelerinin su ve kanalizasyon idareleri, bu vergilerin tahsilinde tahsildar olarak kullanılmamalıdır.
OTOPARK ÜCRETLERİ
  • İlçe belediyeleri tarafından tahsil edilen otopark ücretlerinin, 5216 sayılı Kanunun 27. maddesine göre belirlenen sürede büyükşehir belediyesi hesabına aktarılması gerekmektedir. Bu madde uygulamada pek çok zorluğa yol açmaktadır. Örneğin ilçe belediyesinin hesabında haciz bulunduğunda, haciz veya tedbir kalkmadan paranın transferi sağlanamamaktadır. Bu nedenle, otopark ile ilgili ücretin ilgilisi tarafından doğrudan büyükşehir belediyesine yatırmasını sağlayacak hukuki düzenleme yapılmalıdır.”
*
 
Fırsat buldukça anımsatırım…
Türkiye’nin çoğu şehri, imar ve kentsel dönüşüm sorunlarıyla boğuşuyor.
Söz konusu sorunlar Eskişehir’de yok mu?
Elbette var, ancak genellikle çözümsüz kalıyor.
İşte, Yılmaz Büyükerşen, ‘imar ve kentsel dönüşüm’ konularında da kapsamlı bir çalışma yapmış.
Bu noktada, konuya ilişkin fikirlerini anlatmaya, şöyle başlıyor Büyükerşen:
KAYNAKLAR AZALIYOR
“Küreselleşmeyle birlikte hızlanan kentleşme olgusu, günümüzde, kent yönetimlerini giderek büyüyen sıkıntılar ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bir taraftan mevcut hizmetler iyileştirilip il bütününde sunulmaya çalışılırken, diğer taraftan giderek artan ve çeşitlenen hizmet taleplerine, maalesef hızla azalan kaynaklarla, cevap verilmeye çalışılmaktadır. Yerel yönetimlerin, yerelin sorunlarını, taleplerini, ihtiyaçlarını en yakından bilen olduğu şiar edinilerek yapılacak her türlü uygulama, yerelin kimliğini koruyarak gelişmesini sağlayacaktır.”
 
Başkan Büyükerşen, anlatımına, şöyle devam ediyor; kolay okuyabilmeniz için maddeler halinde aktarıyorum:
  • “Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilen plan yapmak, ruhsat vermek ve benzeri imar uygulamaları ilgili belediyelerin görüşü alınmadan yapılmakta ve plan bütünlüğünü bozmaktadır. Bakanlıkların bu yetkileri kaldırılmalı veya sınırlandırılmalıdır. Her ölçekte plan yapma yetkisi münhasıran yerel yönetimlere, belediyelere bırakılmalıdır.
 
  • 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile 5393 sayılı Belediye Kanununa ilişkin yeni düzenlemelerin yapılması; sonrasında ise uygulama yönetmeliklerinin hazırlanmasının Belediye Meclislerine bırakılması büyük önem arz etmektedir.
 
  • Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği doğrultusunda şehirlerin kendi hazırladıkları imar yönetmeliklerinin yürürlüğe girmesi yerelin şehir kimliğini ortaya koyması açısından önemlidir.
 
  • 5393 sayılı kanunun 73. maddesi kapsamındaki kentsel dönüşüm ve gelişme projeleri için uzlaşmaya dayalı imar uygulama yönetmeliği çıkarılmalı; bu alanlarda yürütülen bürokratik işlemleri azaltacak düzenlemeler yapılmalıdır.
 
  • 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu ve alt mevzuatları arasındaki çelişkilerin ortadan kaldırılması gerekmektedir.
 
  • KUDEB Yönetmeliğinin büyükşehir belediyeleri yetki ve sorumlulukları dahilinde güncellenmesi gerekmektedir.
 
  • Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Ait Katkı Payı dağılımları valilikler tarafından yürütülen bir işlem olup kamu kurumları arasında adil olarak paylaştırılmamaktadır. Kültür varlıklarının korunmasına ve yaşatılmasına yönelik en büyük yatırımları yapan büyükşehir belediyeleri kaynak sıkıntısı yaşamakta olup, katkı paylarına dair adil paylaşımın zorunlu olacağı yasal bir düzenleme veya Katkı Payının dağıtılması görevinin büyükşehir belediyelerine devir işlemi yapılmalıdır.”
 
  •  
 
  •  
Yavaş yavaş sona yaklaşıyoruz…
Başkan Büyükerşen, bu bölüme kadar; büyükşehir belediye meclislerinin yapısı, mali konular ile gelirler, görev-yetki karmaşası ve imar-kentsel dönüşüm meselelerine ilişkin yaşanan problemleri ve bu problemlerin çözümü için hayata geçirilmesi gereken kararları paylaştı.
Şimdi ise, Büyükerşen’in, belli bir başlık altına alınamayacak çeşitli konulara ilişkin sorunların çözümüne dönük önerilerini okuyacaksınız.
Şöyle ki:
 
YOL HARCAMALARINA KATILIM PAYI ALINMASI ZORUNLU OLSUN
  • “2464 sayılı kanunun 86. maddesine göre; yol harcamalarına katılma payının alınması meclis kararına bağlanmıştır. Bu düzenleme, vergide kanunilik ilkesine aykırı olup belediyeler arası keyfi ve farklı uygulamalara yol açabilmektedir. Bu düzenleme kaldırılarak belediye meclislerine bu konuda herhangi bir yetki verilmemeli, yol harcamalarına katılım payının belediyelerce alınması kanunla zorunlu hale getirilmelidir.
65 YAŞ ÜSTÜ YOLCULARA DÜZENLEME GETİRİLMELİ
  • Toplu ulaşımda 65 yaş ve üzeri vatandaşların ulaşım hizmetlerinden ücretsiz yararlanması, toplu ulaşım araçlarındaki doluluğu artırmakta ve özellikle işe-okula gidiş ve dönüş saatlerinde araçlarda büyük sıkışıklıklar yaratmaktadır. Bu sebeple ücretsiz yararlanma hakkı, doluluğun nispeten az olduğu örneğin 10.00-16:00 saatleri gibi belli saatlere özgülenmeli ya da günde ancak iki defa kullanım gibi kısıtlanmalıdır. Bunun mümkün olmaması halinde, belediyelerin ücretsiz toplu taşımadan kaynaklı maddi zararlarının, aynen özel halk otobüslerinde olduğu gibi, bakanlık tarafından finanse edilmesi gerekmektedir.
SAYIŞTAY VE DANIŞTAY KARARLARI?
  • Pazarlık usulünün düzenlendiği 2886 sayılı kanunun 51/g maddesinin belediye taşınmazlarında uygulanmayacağına ilişkin Sayıştay ve Danıştay kararları bulunmaktadır. 2886 sayılı kanun kapsamında olan belediye taşınmazlarında bu usulün uygulanamayışı büyük sorunlara sebebiyet vermektedir. Bu nedenle anılan kanunun 51/g maddesinin belediyelerde de uygulanmasını sağlayacak yasal düzenleme yapılmalıdır.
BÜYÜKŞEHİRLERDE DE BAŞKAN YARDIMCILARI OLMALIDIR
  • Büyükşehir belediyelerinde, ilçe belediyelerinde olduğu gibi, meclis üyeleri arasından başkan yardımcısı atama yetkisi verilmemiştir. Genel Sekreter ve yardımcıları kurum içi bürokrasiyi yönetmektedir. Bu nedenle büyükşehir belediye başkanına meclis üyeleri içinden siyasi erk yetkisi olan en az üç tane başkan yardımcısı atama yetkisi verilmelidir.
ÇELİŞEN ‘ŞİRKET’ MADDELERİ
  • Belediye Kanununun 70. maddesi, belediyelerin görev ve hizmet alanlarında şirket kurabileceklerini düzenlemiştir. Büyükşehir Belediye Kanununun 26. maddesinde ise hafriyat sahası, toplu ulaşım hizmetleri, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerinin işletmesini ihale mevzuatına tabi olmaksızın meclis kararıyla belediye şirketlerine devredebileceği düzenlenmiştir. İki madde birbiriyle çelişmektedir. Belediye hizmet ve görevine giren tüm alanlarda şirket kurulabilmesi olanaklı olduğuna göre, belediye şirketlerinin tümü 26. maddede tanınan imkandan, sınırlama olmaksızın yararlanabilmelidir.”
 
*
Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in, hazırlanmakta olan yeni Yerel Yönetimler Yasası için ‘sorunlardan ve çözümlerden’ oluşan önerilerini okudunuz.  Yazımın başında dile getirdiğim üzere, Büyükerşen’in önerilerinin ne ölçüde dikkate alınacağını önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz…
 
 
 
 
1000
icon
Recep Habuk 14 Temmuz 2020 15:00

Asfalt ve Tretuar katılım payları vatandaştan alınması zorunlu olmadığını Yılmaz BÜYÜKERŞEN de söylüyor.Yasaya aykırılığını iddia eden ve vatandaşı aldatan beyanları oldu.Pekala CHP li Belediyeler AK Partili Burhan SAKALLI döneminde hasbel kader benimde meclis üyesi olduğumuz 2009-2014 yılları arasında asfalt katılım paylarını vatandaştan almamıştık.Takdir halkımızın.

2 3 Cevap Yaz
Adnan 14 Temmuz 2020 09:46

demekki asfalt parası zorunlu değilmiş . bu sayın Büyükerşenden duymak güzel. bunu birde sayın Kurt'a söylese iyi olur.

3 5 Cevap Yaz
Aytekin 14 Temmuz 2020 09:42

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİNİ direkt olarak halk seçtiğinde Eskişehirin 12 ilçesinden hiç temsilci gelemez. bu daha adaletsiz bir durum olur. ilçe belediyelerinden seçilenlerin gelmesi en uygun olanıdır.

1 5 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat