alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Büyükerşen ‘örgütlenin’ dedi, ama…

Başımıza gelen bunca belanın arkasında ne var? Basiretsiz yöneticiler ve uyuyan toplum

27 Ocak 2020 08:03
A
a
Başımıza gelen bunca belanın arkasında ne var? Basiretsiz yöneticiler ve uyuyan toplum. Toplum kendine gelip ayağa kalksa, birçok sorunun ortadan kalkacağına inanıyorum. Bu noktada Yılmaz Büyükerşen’in bir açıklaması dikkatimi çekti. Tüm Yerel Sen ve Eğitim İş Merkez Yürütme Kurulu temsilcileriyle bir araya gelen Büyükerşen örgütlenmenin öneminden bahsettiği konuşmasında, şunları söyledi: "Sendikaların güçlü ve örgütlü olması, herkesin özgürce dilediği sendikada yer alması biz yöneticileri mutlu eder. Ben örgütlü mücadelenin haksızlıklar karşısında kısa sürede sonuç elde edebileceğine inanan birisi olarak, sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.” Büyükerşen’in şu ifadesi çok önemli: “Ben örgütlü mücadelenin haksızlıklar karşısında kısa sürede sonuç elde edebileceğine inanan birisi olarak…” Bu ifadeyi merkeze oturtarak değerlendirme yaptığımız zaman, haksızlıklar karşısında herhangi bir sonuç alınamadığını, aksine haksızlıkların bir hayli arttığını görüyoruz. O halde şunu net ifadelerle belirtebilirim: Hiçbir alanda örgütlenemiyoruz, sendikalarımızın da ayırt etmeksizin ‘cacık’ olduğunu söyleyebilirim.

DSİ, AK Partilileri de çileden çıkarıyor!

 
Geçtiğimiz günlerde yapılan İl Koordinasyon Kurulu toplantısında, Eskişehir’in birçok sorunu güdeme geldi. Bu kapsamda dikkat çeken bir talep vardı. Neydi o? Anlatayım… Bugüne kadar DSİ’yi en çok eleştirenler CHP’liler oldu. AK Partililer ise DSİ’yi, canhıraş bir biçimde sürekli savundu. Ancak DSİ, öyle ‘enteresan işlerle’ uğraştı ve yapması gerekenleri ihmal etti ki, artık AK Partililer de isyan noktasına geldi.  Bu noktada AK Partili İnönü Belediye Başkanı Kadir Bozkurt dedi ki: “Yüksek yerlerdeki kar eridiği zaman sel felaketi ile karşı karşıya kalıyoruz. Ben, ya hava ısınırsa diye uyku uyuyamıyorum.  Bundan bir sene önceki toplantıda da arz ettim. Sel önlenmesi DSİ’ye ait. Sel kapanı yapılması gerekiyor. Yetkililer geliyor, ama kararların hiç biri hayata geçirilmiyor. İnönü’nün ikinci büyük mahallesi, sel tehlikesi ile karşı karşıya.” Eyyy DSİ, CHP’lilerin taleplerine burun kıvırıyorsun da, bari AK Partilileri çileden çıkarma!
 

TOKİ’nin işi stadyum yapmak değil!

 
TOKİ’nin asli görevi nedir? Ekonomik durumu dezavantajlı olan yurttaşlarımızı ucuz ve uzun vadeli ödemelerle konut sahibi yapmaktır, öyle değil mi? Peki, TOKİ, ne yapıyor? Asli işini unutmuş olmalı ki, olur olmadık yerlere koca koca stadyumlar dikiyor! Haliyle stadyum inşaatlarını da toplu konut mantığıyla yapıyor. Ancak olmaz, olamaz, toplu konut mantığıyla stadyum gibi karmaşık ve nazik yapılar inşa edilemez. Örnek mi? Hemen yanı başımızda! TOKİ’nin şehrimize yaptığı yeni stadyum, az daha başımıza çöküyordu. Bu noktada bakın İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Deniz Kılıç ne diyor: “Eskişehir’de yaşanan bu musibetin, asli görevi toplu konut yapmak olan TOKİ için bir nasihat olmasını, konut dışındaki her türlü inşaat ve arsa ticaretinden elini çekmesini umuyoruz.” Başkan Kılıç’ın bu ifadesinden şu da anlaşılıyor: TOKİ para kazanamaz, işi kar etmek değil, yoksula ev yapmak!
 
 

Saadet, teşkilatını güçlendiriyor

 
Saadet Partisi durmak bilmiyor! Sanki parlamentoda grubu, Eskişehir’de milletvekili olan bir teşkilat gibi çalışıyor. Hem yerel hem genel problemlere ilişkin çok yerinde açıklamalar yapıyor, bununla yetinmeyip çözüm önerileri de sunuyor. En son ne yaptı biliyor musunuz? Esentepe ve Sütlüce Mahallesi Temsilciliği açtı! Partiler neden temsilcilik açarlar? Temsilcilik açtıkları mahallelerin sorunlarına daha yakından eğilmek ve o mahallelerde güçlü bir teşkilatlanma gerçekleştirmek için. Başka? Yerel ve genel yöneticileri, ilgili mahallelerin sorunlarını çözme noktasında baskı altına almak için. Bu anlamda partinin Tepebaşı İlçe Başkanı Muhammet Ali Köse, bakın ne diyor: “Halkımızın büyük bir çoğunluğunun yaşadığı zorlukları bizzat yerinde, yani halkın içinde bulunarak tahlil etmeyen yöneticiler, hakkıyla halkına hizmet edebilir mi? Bu yöneticilerin, klasik hizmetler ve ezber projelerin dışına çıkmaları mümkün olabilir mi?” Bu sorunun cevabı belli: Kesinlikle hayır!
 
 

Sorumsuz sorumlular

 
Elazığ ve Malatya’da deprem oldu. Kayıplarımız ve yaralılarımız var. Ülke olarak kenetlendik, yardım kampanyaları düzenledik. Sürecin özeti bu… Peki, yıkılan çürük binaların sorumlusu ya da sorumluları kim? Müteahhit mi? Sağlam raporu veren şirket mi? Yoksa devlet mi? Üçü de sorumlu, ancak herhangi bir hesap soran olacak mı? Her zaman olduğu gibi tabii ki hayır! Ölen öldüğüyle kalacak. Sonra yeni yeni depremler olacak, aynı acılar bir daha yaşanacak, ancak sorumlular göbeğini kaşıya kaşıya gaz çıkarmaya devam edecekler. Gelelim Eskişehir’e… Elazığ ve Malatya’da yaşanan şehrimizde yaşanmaz mı? Bal gibi yaşanır ve bu işi bilen isimlerden aldığım bilgiye göre, Eskişehir’de, Elazığ ile Malatya’ı geride bırakacak büyük bir facia olur! Ne diyor Prof. Dr. Can Ayday: “Eskişehir’de önlem alınması gerekiyor. Sorumlular -dilimizde tüy bitti, tüy değil aslında ağaç bitti diyebilirim- söylediklerimize bugüne kadar hiç önem vermediler.” Can Hoca’ya katılmıyorum; onlar sorumlular filan değil, düpedüz sorumsuzlar!
 
 

Önce ittifak değil, şehir sorunları geliyor

 
MHP Milletvekili Metin Nurullah Sazak farklı bir politikacı. Niye böyle söylüyorum? Anlatayım… Sazak, Cumhur İttifakı mensubu bir isim olsa da, Eskişehir’in sorunları konusunda AK Parti’ye ciddi bir baskı unsuru olarak öne çıkıyor. Çeşitli soru önergeleri veriyor, açıklamalar yapıyor, vesaire… Bu noktada Eskişehir’in iki güncel sorununu, ilgili bakanlıklara soru önergesi vererek gündeme taşıdı. İlki, Eskişehir’deki asbestli köylerin durumu. Özellikle Mihalıççık ilçesinin Tatarcık köyünde bulunan ve 30 yıl önce terk edilen asbest maden ocağına vurgu yaptı, Sazak. İkincisi ise abonman biletlerinin afaki düzeyde artışı konusu oldu. Durumun takipçisi olacağının altını çizen Sazak, Ankara-Eskişehir abonmanının 624 TL’den 1,687 TL’ye çıkmasının ve diğer hatlardaki fiyat artışının yeniden gözden geçirilmesini istedi, fiyat artışının makul düzeyde tutulması gerektiğini savundu. Sazak’a, politik saikleri bir kenara bırakıp şehrimize ilişkin gösterdiği duyarlılık nedeniyle teşekkür ederim.
 
 

Bir güldüm, bir güldüm ki sormayın


Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal, Eskişehir Ticaret Odası (ETO) tarafından düzenlenen ‘Geleceğe Değer Katan Liderler Ödül Töreni’ne katıldı. Tören sırasında ETO Başkanı Metin Güler, önemli bir konuya değindi ve dedi ki: “Eskişehir’in 100 yılı aşkın demiryolu ve raylı sistemler tecrübesi var. Eskişehir’in bunun için teknik donanımı, tecrübesi, yetişmiş insan kaynağı var. Bu potansiyeli artık hayata geçirmeli ve yüksek hızlı trenimizi Eskişehir’de üretmeliyiz.” Bakın Naci Ağbal, Metin Güler’in bu ifadelerine nasıl karşılık veriyor: “Türkiye raylı üretimde önemli bir pazar ve önemli bir kapasiteye sahip, TÜLOMSAŞ’ı stratejik bir firma olarak belirledik. Raylı ulaşım sistemlerinde büyük bir sıçrama hedefliyoruz.” Size aktardığım bu iki konuşma oldukça önemli ve değerli. Yıllardır Eskişehir’in kurduğu hayalin gerçekleşmesi için umut veriyor. Ama her nedense, bu açıklamaları okuyunca aldı beni bir gülme!
 
 

Soru önergeleri de işlevsizleştirilmiş

 
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle beraber, parlamentonun ve dolayısıyla milletvekillerinin gücü bir hayli azaldı. Özellikle iktidarı denetlemekle yükümlü olan muhalefet milletvekillerinin elinde, sadece soru önergesi ve araştırma teklifi kaldı. Bu noktada, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukçuoğlu dikkat çekiyor! Kabukçuoğlu, milletvekili olduğu günden bu güne kadar çoğunluğu Eskişehir ile ilgili olmak üzere tam tamına 117 soru önergesi verdi. Verdi, vermesine de 15 gün içerisinde cevaplanmak zorunda olunan soru önergelerinin yarısına, hala cevap yok. Cevap verilenlerin bir bölümü de yine yasal süre olan 15 gün içerisinde değil, daha sonra cevaplandırıldı. Kabukçuoğlu’nun bu vaziyetle ilgili yorumu şöyle: “Gelen cevapların özensizce hazırlandığını veya soruların etrafından dolaşılarak asıl konunun uzağında kaldıklarını görüyoruz.” Özetle, vekillerin elinde kalan soru önergeleri de işlevsizleştirilmiş!
 

FOTOĞRAFIN DİLİ OLSA

Fotoğrafın dili olsa  27 01 2020
Eskişehirspor Başkanı Mustafa Akgören: Stadyumun çatısı sanki olmamış gibi, çökmez herhalde değil mi, ben mi kuruntu yapıyorum yoksa?
Esgroup Genel Koordinatörü Ali Baş: Çöker mi çöker, hiç belli olmaz valla…
 

BİR TWEET

MEHMET ŞİMŞET
Besle stadyumu oysun gözünü. Sakla stadyumu gelir zamanı. Damlaya damlaya stadyum olur. Gelen stadyum giden stadyumu aratır. Üzümü ye stadyumu sorma. Stadyum stadyuma baka baka kararır. Ne oldum dememeli stadyum olacağım demeli. Gülme komşuna stadyum gelir başına. 
 

AFİŞ

Face Off 27 01 2020
YÜZ YÜZE
1997 yılında vizyona giren ABD yapımı gerilim türünde olan filmde, Sean Archer, sıkı bir FBI ajanıdır ve halen ölen oğlu Micheal’ın yasını tutmaktadır. Archer, oğlunun katilinin, yeminli bir düşman, güçlü bir suçlu olan Castor Troy olduğuna inanmaktadır. Bir gün Archer, nihayet Troy’u köşeye sıkıştırır ancak aralarında geçen kavga sırasında Archer, onun tüm Los Angeles şehri ve yaşayanlarını yok edecek bir bomba geliştirdiğini öğrenir. Bombanın yerini ne yazık ki bilen diğer tek kişi Castor’un erkek kardeşi Pollux’tur ve o da konuşmayı reddeder. Geriye tek bir çare kalmıştır. Sıra dışı bir operatör doktor, insanların yüzünü keserek baştan aşağı bir başkasının yüzü ile değiştirebilmektedir. Archer, bu operasyona girerek değişen yüzü sayesinde Pollux ile iletişim kurmayı deneyecektir… 
 

DÜNYA İNSANLARI

Tolstoy 27 Ocak 2020
 YIL: 1909 
Tolstoy, torunlarına hikâye anlatırken...
 

KARİKATÜR

Karikatür 27 Ocak 2020
Abdullah Orhan


 
1000
icon
SAFFET 27 Ocak 2020 19:27

onu bunu bırak yeni vergi dairesi önünde yeni yapılan köprüye bak kültür kentimi halka hizmet mi hakka hizmetmi anlarsan birde bunun için ufacık yazı yaz mahalle ye girişi bulmak için lütfen mahalle halkından yardım iste veya 14 numara belediye otobüsünü zamanında geldini görürsen bin güzergahı takip yeni garajdan 2 km ileri alpu kavşagı dön yeni garaja 1,5 km geri geldiğini mahalleye gir ve ne kadar komik olduğunu görürsün canın sıkılmaz hiç degilse gülerek gelirsin

1 1 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat