alexa
Fast Express tepe banner kampanya 2

Doç. Dr. Turan Akman Erkılıç

Bir Ziya Öğretmen yazısı da benden…

Milli Eğitim eski Bakanı sayın Ziya Selçuk’un görevden çekilişi sonrası birçok yazı yazıldı. Öncelikle belirtmeliyiz ki Ziya Öğretmen son yıllarda bakanlık görevine gelenler arasında, umut ve motivasyon yaratmasıyla çok dikkat çekti.

14 Ağustos 2021 09:23
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk
Milli Eğitim eski Bakanı sayın Ziya Selçuk’un görevden çekilişi sonrası birçok yazı yazıldı. Öncelikle belirtmeliyiz ki Ziya Öğretmen son yıllarda bakanlık görevine gelenler arasında, umut ve motivasyon yaratmasıyla çok dikkat çekti. Ziya Öğretmen ayrıca yaptıkları ve yapamadıkları ile sürekli günlük haber ve yorumların odağındaydı. Özcesi gelişi, çalışmaları ve gidişiyle üzerinde en çok yorum yapılan bakanlardan biri oldu.
 
Ayrılışıyla birlikte medyada değişik görüşlere de yer verildi. Okuduklarımdan ve ulaşabildiklerimden çıkarttığım notları şu şekilde aktarabilirim:
Ziya Öğretmen üzerine yapılan değerlendirme ve yorumları üç farklı grupta toplamak mümkün:
Birinci grubu Ziya Öğretmene doğrudan muhalif olanların değerlendirmeleri oluşturmakta. Bu grup genel olarak Ziya Öğretmenin uygulamalarına olumsuz bakmaktalar.
Bu gruptakilerin paylaşımlarından birkaçı şöyle:
Sedef Kabaş hanımefendi şöyle ifade etmiş düşüncelerini. “Ziya Selçuk… Fırtına gibi geldi… Sivrisinek vızlaması ile gitti… Bakan olmasa daha iyiydi… Az biraz itibarı vardı… O da sıfırlandı, bitti… Ne kendine ne eğitime iyilik edebildi…”
Profesör Gaye Usluer hocamız görüşlerini “O gider öteki gelir, öteki gider beriki gelir. İşin özü, bu kafalar gitmeden eğitim düzelmez” şeklinde ifade etmiş.
Profesör Emre Kongar ise “Son dakika... Ziya Selçuk istifa etti! Kullanma süresi dolmuş herhalde.
Gelen gideni aratır (mı)… Tarikatlara ihale edilen sözde “Milli” Eğitim, tam bir karabasana ve baskı altında evlatlarımızın beyinlerini yıkama aracına dönüşmüş halde!” diyerek eleştirilerini sıralamış.
Bu gruptakiler hemen hemen her konuda mevcut iktidara doğrudan muhalif olan çizgidekiler.
 
İkinci gruptakileri genelde öğretmenler arasından çıkan saf ve temiz duyguları olan gençler oluşmaktadır denilebilir. Bunlardan birkaç örnek:
Enbiya Kekeçoğlu “Yolunuz açık olsun Ziya Öğretmenim.  Ben de yeriniz çok ayrı. Sizin zamanınızda göreve başladım, sizinle sohbet etme imkânı buldum. Her şey için teşekkür ederiz bakanım.”
Mai Örtmen rumuzlu paylaşımcı “Çabanız, emekleriniz, samimiyetiniz... Yanlış zamanda gelmiş doğru kişiydiniz. Özleyeceğiz...” diyerek görüşlerini belirtmiş.
Badi Ekrem’in zümresi adıyla değerlendirme yapan kişi ise “Böyle zor ve kötü bir döneme denk gelmeniz şansızlık oldu hocam. Bizden biri olduğunuz için geldiğiniz gün öyle mutlu olduk ki... Hep aramızdaydınız ama yine de hoş geldiniz! Emekleriniz için teşekkür ederiz. İyi ki vardınız ve hep var olun öğretmenim.” demekte…
 
Üçüncü grup Ziya Öğretmen ve bakanlığı sürecine daha nesnel ve daha çok yönlü bakan kişilerin oluşturduğu öbek… Bu grup genel olarak sayın Selçuk’un iyi niyetli bir eğitimci oluşunda hem fikirler. Geliş zamanı ve çalışma döneminin önemli bir olumsuzluk olduğu görüşündeler…
Bunlara bir örnek Helen takma adıyla yapılan paylaşımda şu biçimde: “Elleriniz ne kadar lezzetli olursa olsun, kötü bir mutfağa ve kötü malzemelere sahipseniz yaptığınız yemeğin tadı tuzu olmaz. Sofranızı ancak güler yüzünüzle doldurabilirsiniz. Ziya Selçuk tam olarak böyle bir sistemden geçti. Teşekkürler”

*                    *                   *

Bana kalırsa, …
Öncelikle Ziya Öğretmen onca sıkışmışlık ve çürümüşlük içinde “acaba dedirten” bir havayla gelen ender kişilerden olması ve eğitim kökenliği ile dikkati çekti. Uzun bir aradan sonra bir öğretmen, bir eğitimci olarak bakan olan; 1974 Ecevit kabinesindeki rahmetli Mustafa Üstündağ’dan sonra bir ilkti. Sert sağ-sol saflaşmasının başlangıcında atanmış olması ve sol kimliği ile Üstündağ öğretmenler içinde bu kadar ilgi uyandırmamıştı. Buna karşılık aktif siyaset dışından gelmesi, akademisyen kimliği ve okulculuğu ile eğitim pratiğinde bulunmuş olması Ziya Selçuk’un artılarıydı. Bakanlığa güçlü akademisyenleri ve danışmanları taşıması da ayrıca artıları arasında sayılmalıdır. Birçoğunu yakından tanıdığım ya da tanıma olanağı bulduğum bürokratları belki de Ziya Öğretmenimin en güçlü yanıydı.
Diğer yandan aktif politikada tabanı ve deneyimi olmayışı, şansızlığı ve eksileriydi.
 
Ziya Öğretmen mülayim; siyaset ve bakanlık kurtlar sofrası...
Ziya Öğretmenimin en büyük şanssızlığı kendisini ve bürokrat kadrolarını, bakanlıkta çok farklı bir kadronun bekliyor olmasıydı. Nitekim bizlere çok yansımayan durum, Selçuk ve arkadaşlarının daha çok akılcılık, bilimsellik, ulusal birliktelik ve görece laiklik yönlü anlayışlarına ve algılarına karşın, bakanlıkta egemen olan hava çoğunlukla tam tersi gibiydi. Bu durum da iki ara bir derede kalan Selçuk ve arkadaşlarını olumsuzluğa itiyordu.
Ziya Öğretmen’in tam bu noktada; ulusal politikalar oluşturma, eğitimde akılcı programları yürürlüğe koyma ve bilimselliği temele alma konularında adeta elleri kolları bağlanmış gibiydi. Bir bakıma bakanlığın beyin takımı; akademik, demokratik ve işlevsel modernliği temsil etmekteydi. Buna karşılık kimi merkez ve taşra teşkilatı yöneticileri adeta ağırlıklı olarak bu anlayışlara karşıtlık gösteren bir anlayışa sahipti… Merkezdeki çarkların aksine, alt sistem çarkları tam tersine dönüyordu ve gizliden gizliye bir çatışma vardı sanki…
 
Siyaset karşısında hep savunmada kalması; eğitimcilik bilgisinin, becerisinin ve tutumunun ikinci plana itilmesine neden oldu. Ayrıca salgın sürecinin de çoğu çalışmanın yapılmasını olumsuz etkilediği açık…
 
Ziya Öğretmenin başardıkları ve başaramadıklarından kıssadan hisse…
* Demokratik katılımcılık adına sendikaların Türkiye’de eğitimi olumsuz etkilediklerinin çok örneği var. Sendikaların kimi olumlu iyi örnekleri bir yana particilik, liyakatin hiçe sayılması, çalışma barışının bozulması ve daha niceleri… bu durum bu dönemde de kendini gösterdi.
* Akademik açıdan güçlü kadrolara sahip olmak başarı için gerekli ama yeter şart olamamaktadır.
* Taşra siyasetçisi, tarikat şeyhi ve sarı sendikacının fendi iyi niyetli yönetici, bürokrat ve öğretmenleri şimdilik yendi.
* Yönetici atamada sözlü sınavların yok hükmüne indirgenerek yazılı sınava dayalı atama yapılması yoluyla liyakat arayışını vurgulamalıyız. Nitekim öncesinde kimin, hangi okula, kaç puanla yönetici atanacağı masa başında cetvelle, ince hesapla sendika yöneticileri tarafından belirlenirken, bu dönemde yönetici atamada kayırmacılığın görece by-pass edilmiş olması önemlidir.
* Eğitim sosyal devletin en önemli saç ayaklarından biridir. Kuşkusuz demokrasilerde eğitim politikalarının akademi, eğitim emekçileri, mesleki örgütler, ekonomi dünyası ve politikacı katılımıyla belirlenmesi bir gerekliliktir. Ziya Öğretmenimin bu boyutlarda iş birliği yapacağı ayaklar ne yazık ki eksik kalmıştır. Çünkü meydan-ı siyasette kurtlar ulumaktadır.
Evet Ziya Öğretmen deneyimi; siyasetçiler, akademi ve eğitim dünyamız için daha nice derslerle dolu. Geçen süreci “iyi” okumak ve değerlendirmek zorundayız.
İşimiz kuşkusuz zordur. Ancak yarınlar için bugünden sorumluluklarımız var…
Ariman web reklam 2
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat