alexa

Prof.Dr. Alper Çabuk

Bir 'insanlık' hikayesi

Dervişe bir gün sormuşlar: ‘‘Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır’

9 Eylül 2019 07:47
A
a
Dervişe bir gün sormuşlar: ‘‘Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır’’ Size farkı gösteriyim deyip, önce sevgiyi dilden kalbine indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi sofrada yerlerini almışlar. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Derviş şöyle bir şart koymuş: ‘‘Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz’’. Peki deyip çorbalarını içmeyi denemişler. Fakat kaşıklar uzun geldiğinden sıcak çorbayı döküp saçmaktan, hem kendilerini yakmışlar, hem de ağızlarına bir damla bile götürememişler. En sonunda bakmışlar olacak gibi değil sofradan aç kalkmışlar. Daha sonra derviş, bu defa sevgiyi gerçekten bilenleri yemeğe çağırmış. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen insanlar gelmiş, sofraya oturmuş. Onlara da aynı şartı dile getirmiş. Her biri uzun kaşığını çorbaya daldırmış, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak, çorbaları birbirlerine içirmişler. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve sofradan afiyetle şükrederek kalkmışlar. Derviş sevgiyi gerçekten yaşayanların farkını soranlara; ‘‘İşte! Kim ki, hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de, onu doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır’’ demiş. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat akarken her zaman alan değil, veren kazançlıdır. İşte böyle bir motivasyonla, bir yıl kadar önce Avrupa Birliği desteğiyle AFAD Eskişehir İl Müdürlüğü, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Ostrava Teknik Üniversitesi, çeşitli sivil toplum kuruluşları, özel kuruluş ve enstitülerle ortak engelli mültecilere yönelik bir barınak tasarımı yapmak ve yaşam mekanları için standartları belirlemek amacıyla bir projeye başladık. Erişilebiliyorsam Güvendeyim isimli bu projenin ilk çıktıları, standartlar, mimari tasarımlar yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Aslında bu yazıda özellikle dikkat çekmek istediğim konu şu: Şu anda küresel iklim değişikliklerinin çeşitli olumsuz etkileri, bölgesel çatışmalar, savaşlar vb. sebeplerle yeryüzünde yaşayan yaklaşık her 120 kişiden biri mülteci durumuna düşmüş durumda. Yani aslında bugün kaşığın ucundan tutup, yedirmezsek, belki bir gün biz kaşığın ucundan tutup, yedirecek birisini bulamamanın çaresizliği içinde kalacağız. Burada bahsettiğim şey, sadece yardım etmek değil. Sorunu ortadan kaldıracak ya da hafifletecek çözümler ortaya koymaya çalışmak. İhtiyacımız olan şey dünya genelinde ülkelerini çeşitli sebeplerle terk etmiş olanları toplumun dinamiklerine entegre olmuş, sosyo-kültürel olarak uyum sağlamış, sağlıklı ve üretken bireyler haline getirebilmek. Çözebilirsek şimdilik yeryüzünde yaşayan her 120 insandan birinin hayatına dokunmuş oluruz. Çözüm çok da zor değil üstelik. Bu konuda pek çok farklı üniversiteden araştırmacıların yer aldığı Anadolu Üniversitesi BAP destekli olarak yürüttüğümüz bir başka projemiz kapsamında da oldukça rasyonel çözümler ortaya koyduğumuzu da eklemeliyim. Herkese iyi haftalar.

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Anadolu Gazetesi'ni Facebook'ta da takip edin!