alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Ataç'ın samimiyeti sorgulanamaz

Geçmiş yıllarda Max Stirner’in egoist anarşizm akımı ile ilgili bir yazı kaleme almıştım

31 Aralık 2020 08:01
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk reklam
Geçmiş yıllarda Max Stirner’in egoist anarşizm akımı ile ilgili bir yazı kaleme almıştım. Bu akım bireye elindeki güç ve kudreti bencilce kullanma hakkı tanıyordu. Dinsel ya da geleneksel inançları yok sayan ego ve mülkiyeti en üst kazanım olarak gören bir akımdı.
Bu akım 1800’li yıllarda pek tutmadı. İnsanlık, vicdan, adalet gibi değerler daha ağır bastı ve destek bulamadı.
Ancak yaklaşık 160 yıl sonra hem de bu akımın en dik karşısında durması gereken bir coğrafya da yani ülkemizde egonun bencilliği, kutsalın çok rahat ayaklar altına alınabildiği söylemlere şahitlik ediyoruz.
Bir düşünceye karşı durmak ya da siyasi rekabet nedeniyle kendinde her icraata söz hakkı hisseden egoistler Emek ve Emekçi kavramları hiçe sayarak, onların elde ettikleri hakkı fikren gasp etme yarışına girişiyor.
Buraya kadar karışık geldiyse biraz daha sadeleştireyim.
Maalesef CHP’li Belediyelerin bünyelerinde çalışan emekçi maaşlarına yaptıkları zamlar, iyileştirmeler ve sosyal hak kazanımlarının içini boşaltmak için üstün gayret sarf edenler var.
Konuyu asgari ücretle kıyaslayan, bunun popülist bir tavır olduğunu savunan, parayı cebinizden mi veriyorsunuz diye ahkâm kesen ve emekçinin bir anlık hevesini kursakta bırakanlar var.
Resmen hem din hem felsefe kavramlarının tamamında yüce değer olan Emekçi’nin aldığı 3 kuruştan rahatsız olanlar var.
Bu itirazın sebebini bal gibi biliyoruz. Maksat CHP’li Belediye puan kazanmasın, sempatik gözükmesin, siyaseten kendine avantaj sağlamasın isteniyor. Aynı hamleyi kendileri yapacak olsa göğsünü şişire şişire gezecek olanlar basıyor yaygarayı.
“Bu popülist bir hamleymiş. Bu halkın parasıymış, halk parasıyla şov yapılamazmış. Başkanlar bu parayı kendi cebinden mi veriyormuş”
Bir kere bu şov denilen şeyin emekçinin aldığı zam, kazandığı haktır. Belki popülist bir hamledir, belki siyasi bir avantaj için yapılmıştır orasını bilemem ama işin asıl kazananı emekçidir.
Bu halkın parasıymış diyenler haklı. Evet, halkın parası halkın emekçilerine ve yani hak edenlere veriliyor. Belediye Başkanları bu paralarla uçak almıyor, saray yaptırmıyor, ejder meyveli kokteyllere yatırmıyor bu parayı, emekçiye veriyor.  
Şov kısmında pek yorum yapmak istemem. İtibardan tasarruf olmaz diyen ve 50 milyon dolar için tank palet işletmesine yabancı ortak alınmasını, Tunus’a 5 milyon dolar gönderilmesini, ülkede maske dağıtamazken uçak uçak avrupaya gönderilen yardımları alkışlayanlar da bir zahmet yorum yapmasın.
Ve en sık, en düşünmeden kurulan cümle “Maaşları kendi cebinden mi veriyorsun
Doğrudur aslında bunu genişleterek sormak lazım. Mesela lise diploması şaibeli banka yönetim kurulu üyeliği ve danışmanlık maaşı alanların, eşi ile çeşitli kurumlardan 5’er maaş alanların, pandemi de seyircisiz konserlerle 2 şarkı için 30 milyon lira alanların veya sayıları vekil sayısını geçen ama ihtisas alanı olmadan danışmanlık falan yapanların maaşlarını birileri cepten mi ödüyor?
Saniyelik masrafı 1000 TL olan sarayın parası için soran oldu mu için cepten mi ödeniyor diye?
Son olarak CHP’li belediyelerin açlık sınırı üstünde ama yoksulluk sınırı altında olan 3100 ile 3475 arasında verecekleri maaşları yüksek bir maaş zanneden ve özel sektör ne yapacak, belediyelerle mi yarışacak diyenlere seslenelim.
Özel sektör için belirlenen rakam 2825 lira ama bu farz değil. İsteyen, imkanı olan işletme bundan fazlasını verebilir. Bunun üstüne çıkacak durumu yoksa kimse onları zorlamaz. Zaten ülkedeki ana sorun çalışan 2 kişiden birinin asgari ücretli olarak gözüküyor olmasıdır. Bunu yüzde 49,5 yerine yüzde 10’a indirmeden bu tartışma ve kıyasları yapmak sağlıksız bir yaklaşımdır.
Hem Belediyelerin yaptığı bu zam sadece özel sektör değil halen devlet kurumlarında çalışan, taşeron kadro ile görev yapan ve maaşı kamu tarafından ödenen milyonlar içinde emsal temsil eder. Yani olumludur.
Bu konuda belki haklı tek eleştiri vardır. Sendikaların çabalarını boşa çıkaran bir hamle gibi değerlendirilip, sendikaların işlevi sorgulanabilir. Ama buna işçinin hakkını savunmak için örgütlenmiş sendikaların da itiraz edeceğini düşünmem.
Peki yazının başlığında neden Ahmet Ataç’ı parantez dışına alalım dedim. Buraya kadar yazdıklarımın içinde Ataç nerede diye düşünenleri hemen cevaplayım.
Bu maaş zam ve iyileştirmeleri CHP’li Belediyeler arasında 27 Aralıkta başlayan ve işçinin lehine ilerleyen bir rekabete dönüştü.
Belki kamuoyuna bu kadar yansımasa ve rekabet olmasa pek çalışan 3100 TL gibi CHP Genel merkezinin belirlediği en düşük ücreti alacaktı. Ancak rekabet emekçiye yaradı ve rakamlar bir tık daha yükseldi. Kazanan işçi oldu ama Belediyelerin rekabeti samimiyeti biraz şüpheye düşürmüş olabilir.
Fakat Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç bu sürecin en samimiyeti sorgulanmaz ismi olarak parantez dışında kaldı.
Çünkü henüz 14 Aralık tarihinde üstelik sendika temsilcileriyle bir araya gelerek bir toplu iş sözleşmesi imzaladı.
Ortada bir rekabet yoktu. Asgari ücret belirlenmemişti. Ancak en düşük ücretin 3475 TL olacağı sözleşmeyi imzalayarak, emekçiye hakkını tam olarak veremesek dahi elimizden geleni yaptık dedi.
Üstelik bunu siyasi bir fırsat olarak görüp işin reklamını yapmadı. Hatta belediyenin basın bülteninde bu rakam küçük bir satır içinde kaldı gitti.
Biz birkaç önce  3100 TL, 3200 TL gibi rakamları alkışlarken Ataç 15 gün önce 3475 TL demişti.
O yüzden Ahmet Başkanı parantez dışında tutalım.
Ve emekçiye gerekçe ne olursa olsun destek olanlara teşekkür edelim.
 
 
 
 
Arıman masaustu reklami
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat