Hatipoğlu-WEB

Anadolu Üniversitesi ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi…

Arif Anbar yazdı

16 Ağustos 2018 09:28
A
a
Sekiz ayda sıkı bir çalışmayla tam teşekküllü bir üniversite kurulur, üniversitenin akademisyenleri ve personelleri bulunur, rektörü atanır, öğrenci kabulüne başlanabilirdi.
Ancak gelin görün ki…
Türkiye’nin en köklü ve marka değeri en yüksek üniversitelerinden biri olan Anadolu Üniversitesi’nin rektörü hala atanamadı!
1 Ocak 2018’de görev süresi biten Naci Gündoğan, sekiz aydır vekaleten rektörlük yapıyor.
 
*
 
Durumun vahametini şöyle anlatmak istiyorum…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetim sistemi bir gecede değişiyor, yerine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi getiriliyor.
Sonrasında Başbakanlık kalkıyor.
Ardından Meclis Başkanı belirleniyor.
Ve…
Yeni sistemin yeni kabinesine sadece iki haftada karar veriliyor ve bununla beraber şakır şakır bakan atamaları gerçekleştiriliyor.
Peki, her şey neden bu kadar hızlı yapılıyor?
Bunun tek bir amacı var.
Sistem otursun, kargaşa çıkmasın, işler hızlansın.
 
*
 
Ya Anadolu Üniversitesi?
Sanki…
Ortalık karışsın, türlü türlü dedikodular havada uçuşsun…
Karar alma mekanizması çalışmasın...
Akademisyeninden personeline, personelinden öğrencisine kadar herkes diken üstünde olsun, herkesin her saati tedirginlikle geçsin, herkes sinir ve stres harbi yaşasın…
Her şey muallak olsun, kampuste sisli bir hava hakim kılınsın...
Diye, bir türlü rektör atanmıyor.
Bakın atanamıyor demiyorum.
Atanmıyor!
 
*
 
O zaman burada ciddi bir sorun var.
Ancak sorun her ne olursa olsun bir an önce çözülmeli
Anadolu Üniversitesinin kurumsal işleyişi bozulmamalı.
Dedikodularla itibarsızlaştırılmamalı.
Tüm bu nedenlerden dolayı da bir an önce kaliteli bir rektör atanmalı!
 
 
Santral bilgilendirmesi
 
Eskişehir’e kurulması planlanan kömürlü termik santrale karşı verilen hukuki mücadeleden, başarılı sonuçlar alınıyor.
Önce tarım topraklarının tarım dışı kullanılabilmesini kolaylaştıran yönetmelik değişikliği mahkeme tarafından iptal edildi ve Toprak Koruma Kurulu’nun “Alpu Ovası tarım dışı kullanılabilir” kararı geçersiz hale geldi.
Daha sonra Sevinç Mahallesindeki kömürü çıkarmak için ÇED Raporuna gerek olmadığına ilişkin görüş de, mahkeme tarafından doğru bulunmadı ve ÇED raporu zorunlu hale geldi.
Ardından, dün yapılması gereken kömürlü termik santral ihalesi üçüncü kez ertelendi.
 
*
 
 Tüm bunlarla beraber Eskişehir’in geleceği için umutlandık.
 
*
 
Bu noktada Eskişehir’de yaşayan yurttaşlarımızın kömürlü termik santral mücadelesinde kazanılan başarılar hususunda bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü…
Söz konusu olumlu sonuçlar, yurttaşlarımızın santral mücadelesine daha umutlu ve cesur bir biçimde katılmalarını sağlayacaktır.
 
*
 
Ayrıca…
Kömürlü termik santrale ilişkin hazırlanan ÇED Raporunda birçok eksik ve yanlış bulunuyor.
Bu noktada Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Prof. Dr. Can Ayday öncülüğünde; Necla Şaylan, Hüseyin Alan, Mehmet Horuş, Ayhan Kösebalaban, Vedat Oygür, Mustafa Kemal Özşen, Ali Yılmaz gibi isimlerin katkılarıyla ÇED Raporunu değerlendiren bir dosya hazırlandı ve kitapçık haline getirildi.
Söz konusu kitapçıkta ÇED Raporuyla ilgili tüm eksiklikler ve yanlışlar titizlikle incelenmiş.
Dahası, bir solukta okunabilecek, herkesin anlayabileceği dille hazırlanmış bir dosyadan bahsediyorum.
Yurttaşlarımızın bilgilendirilmesi konusunda hazırlanan bu kitapçığı oldukça önemsiyorum.
Peki, söz konusu çalışma nasıl temin edilebilir.
İsteyen her yurttaşımız Jeoloji Mühendisleri Odası’na giderek temin edebilir.
Hatta konunun uzmanlarıyla görüşerek yüz yüze de bilgi alabilir.
 
*
 
Kömürlü termik santral meselesinin hukuki aşamaları konusunda da yurttaşlarımızın bilgi edinebileceği bir isim var.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Hukuk İşleri Daire Başkanı Suat Kadan’dan bahsediyorum.
Yine dileyen her yurttaşımız, Suat Kadan’ın yanına giderek santralin hukuki süreci hakkında aklına takılan her şeyi sorabilir.
 

Yaparsa Nabi Hoca yapar!

Yaparsa Nabi Hoca yapar!
 
Pazartesi günü VAZİYET sütunlarında da kaleme aldım.
Bir de MIH sütunlarında konuyu gündeme getirmenin faydalı olacağını düşündüm.
 
*
 
Atatürk Stadyumu vadesini doldurduğu için yıkılıyor.
Yerine Eskişehir’e yakışır, hemşerilerimizin nefes alabileceği Millet Bahçesi isminde bir yaşam alanı inşa ediliyor.
Buraya kadar güzel…
 
*
 
Ancak o stadyumda yediden yetmişe hepimizin anıları var.
Eskişehirspor’un yanında, birçok Eskişehir takımının geçmişi var.
O stadyumda bir tarih yatıyor ve o tarih, stadyumun yıkılmasıyla birlikte yok olup gidecek.
 
*
 
Ben de diyorum ki Atatürk Stadyumunun tarihi, anılarımız yok olmasın.
İnşa edildiği günden yıkımı tamamlanana kadar o stadyumda ne yaşandıysa derleyelim toparlayalım ve ciddi bir belgesel haline getirelim.
O belgesel sayesinde anılarımız yaşasın, tarihimizi unutmayalım ve yine o belgesel Türkiye’ye mal olsun.
İnanın ulusal yayın kuruluşları, söz konusu belgeseli yayınlayabilmek için peşimizden koşacaktır.
Kötü mü olur yani?
 
*
 
Peki, bu belgesel kim isterse yapılabilir?
Tek bir isim var.
Millet Bahçesi’nin mimarı, ismi Eskişehirspor’la özdeşleşen AK Parti Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı isterse bu belgesel yapılabilir.
İsteyip istemeyeceğini bilmiyorum, bu konuya ilişkin kendisiyle herhangi bir görüşmem olmadı ancak isterse ve bu belgesel yapılırsa, Nabi Avcı’nın Eskişehir ve Eskişehirspor tarihine çok büyük bir katkısı olacağı kesin.
Ayrıca bu sayede Nabi Avcı, Eskişehir’in spor tarihine geçerek yıllarca anılan bir isim olacaktır.
 
*
 
Son söz.
Bu belgeseli yaparsa Nabi Hoca yapar.
Değilse, konuyu kapattım gitti.
 
 
Tarık Yılmaz neden atandı?
 
Son dönemde ciddi görevler üstlenen iki isim oldukça dikkatimi çekti.
İlk olarak Tarık Yılmaz’dan bahsetmek istiyorum.
Tarık Yılmaz genç bir isim ancak buna rağmen oldukça tecrübeli.
Eskişehir Ticaret Odası’nda (ETO) uzun yıllar görev yaptı, yönetici pozisyonunda çalıştı.
Bu sayede Eskişehir ticaretini ve ticaret yapan kişilerin ciğerini çok iyi bilen bir isim.
Sadece Eskişehir mi?
Tabii ki hayır.
Türkiye ticareti konusunda da kalburüstü tecrübesi olduğunu ifade etmemiz yanlış olmaz.
 
*
 
Yılmaz, ETO’daki görevinden ayrıldıktan sonra bir süre AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Harun Karacan’ın danışmanlığını yaptı.
Bu görevi icra ederken Karacan’ın sağ koluydu, yani en güvendiği adamıydı.
Yılmaz, Karacan’ın danışmanlığını yaptığı süre içerisinde hem parlamentoda hem de AK Parti Genel Merkezi’nde ciddi bir yasama deneyimi ile siyasi deneyim sahibi oldu.
Dahası, kişi ve kurumlarla olan iletişim ağını da arttırdı.
 
*
 
İşte o Yılmaz, Harun Karacan’ın danışmanlığından ayrılarak KOSGEB İl Müdürü olarak atandı.
Bununla beraber kariyerinde yeni bir sayfa açtı.
Hem Eskişehir’i çok iyi tanıması, hem ETO’daki ticari tecrübesi, hem parlamentodaki yürütme tecrübesi hem de AK Parti Genel Merkezi’ndeki siyasi tecrübesi dolayısıyla Tarık Yılmaz’ın bu göreve atanmasını yerinde bir karar olarak değerlendiriyor, kim neyi hak ediyorsa ona göre tavır alacağına inanıyor ve yeni görevinde başarılar diliyorum.
 
AK Parti’nin medya işleri…

AK Parti’nin medya işleri…
 
Yine dikkatimi çeken görevlendirmelerden bir diğeri ise Hasan Burgaz’la ilgili.
Hasan Burgaz’da genç bir isim ancak deneyimleri bir hayli fazla.
Özellikle Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı’ndan (TDKB) tanıyoruz Burgaz’ı.
Görevi, Kalıcı Eserler Dairesi Koordinatörlüğüydü.
TDKB’nin Eskişehir’e kazandırdığı başarılı kalıcı eserleri düşündüğümüzde, Hasan Burgaz’ın da iyi iş yaptığını söyleyebiliriz.
 
*
 
Burgaz şimdilerde Türk Dünyası Vakfı’nda görev yapıyor.
TDKB’deki görevinin aynısını icra ettiğini ifade edebiliriz.
Kalıcı Eserler Proje Koordinatörü olarak çalışıyor.
Hatta Millet Bahçesi Projesi için gayret gösteren ekibin içerisinde yer alıyor.
Sorumluluğu büyük.
Millet Bahçesi bittiğinde; beğenirsek Burgaz’a da teşekkür edeceğiz, beğenmezsek Burgaz’ı da eleştireceğiz.  
 
 
*
 
Burgaz en son AK Parti yönetimi içerisine dahil oldu.
Tanıtım ve Medya Başkanlığı görevi verildi.
Bundan böyle AK Parti’nin basınla olan ilişkilerine ve algısına o yön verecek.
Geçtiğimiz yıllarda gençlik kollarında yerel yönetimler başkanlığı, seçim işleri başkanlığı ve son yerel seçimlerde seçim koordinasyon merkezi başkanlığı görevlerini de yapan Burgaz’ın, siyasi ve teşkilatlanma tecrübesinin de olduğunu ifade etmemiz mümkün.
O nedenle, TDKB Ajansı ve Türk Dünyası Vakfı’nda yaptığı çalışmalar ile parti içerisinde gösterdiği gayrete bakıldığında, Burgaz’ın, aldığı bu görevin de hakkını vereceğini düşünüyorum. 
 
1000
icon
cemil kabalak 16 Ağustos 2018 17:09

uzun zamandan beri böyle geniş ve doğru bir perspektifle yazılmış bir köşe yazısı okumamıştım. Tüm sözleriniz o kadar doğru ki...keşke, hiçbir grup, hizip, ocu bucu ayırımı gözetilmeksizin gereklilikler üzerine yazılsa...ancak sürekli olarak vekillerimiz, Nabi Hoca ile Harun Karacan'ı birbirine düşürmeye meraklı hareketler ...yanlış hareketler bunlar yanlışşşş...

1 6 Cevap Yaz
cemil kabalak 16 Ağustos 2018 16:45

Kalemine sağlık, yüreğine sağlık...tebrik ederim...Anadolu Üniversitesi ile ilgili söylediğin her şey çok doğru...koskoca bir Kurum eli ayağı kolu bağlı hale getirilmemeli...üretilerek, değerlere değer katarak geçirilmesi gereken zamanlar, gerilimle, kaosla, dedikoduyla ziyan edilmemeli...yeniden kalemine sağlık...

1 8 Cevap Yaz
vatandaş 16 Ağustos 2018 13:45

Eğitim birsenin trolleri yine harekete geçmiş

12 4 Cevap Yaz
PERSONEL

Bütün personel eğitim birsenli mi beyinsiz? Rektör senin gibi fetöcüleri kolladığı için mi savunmaya geçiyorsun hemen?

2 11
PERSONEL 16 Ağustos 2018 10:00

Anadolu Üniversitesinde rektöründen yardımcılarına,genel sekreterinden daire başkanlarına ve fakülte sekreterlerine kadar köklü bir değişim istiyoruz.

4 17 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat