alexa

AK Parti’nin Kazım Kurt’u…

AK Parti, Türkiye’nin birçok şehrinde olduğu gibi, Eskişehir’de de umduğunu bulamadı

19 Temmuz 2019 09:09
A
a
AK Parti, Türkiye’nin birçok şehrinde olduğu gibi, Eskişehir’de de umduğunu bulamadı. Belediye sayısını arttıramadığı gibi, elinde bulunan bazı belediyeleri de kaptırdı. Dahası, Büyükşehir Belediyesindeki meclis çoğunluğunu da kaybetti. Durum böyle olunca, parti içerisinde günah keçisi aranmaya başlandı. Çoğunlukla da, AK Parti İl Başkanı Zihni Çalışkan hedef alındı. Çalışkan bu durum üzerine, “Birilerine acil olarak koltuk lazım” yorumunda bulundu. Ve seçimlerin bittiği tarihten bugüne kadar, Çalışkan’dan, çok otoriter bir tavır gördük. Çalışkan her defasında, “Davaya bağlı olmayanların AK Parti’de yeri yok. Partiye zarar verenler (sosyal medya trolleri) bedelini hukuk karşısında ödeyecekler. Herkes ayağını denk alsın” anlamına gelecek ifadeler kullanarak, muhaliflerine bir nevi ayar verdi; vermeye de devam ediyor. Bu noktada Çalışkan’ın her konuşması olay yaratıyor, kamuoyunca tartışılıyor; doğru bulan da var, yanlış bulan da… Ancak gerçek şu ki, kurulduğu günden bugüne, AK Parti Eskişehir teşkilatını yöneten bir isim, ilk defa, partisine ve partililerine ilişkin bu denli sert açıklamalar yapıyor; kamuoyu önünde partinin tartışılmasına neden oluyor. Belki de yapılması gereken budur, belki de partideki ‘safraları’ temizlemek için böyle bir yöntem uygulanması gerekiyordur. Bu bölümü kapatırken, şunu da ifade etmek istiyorum. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, açıklamaları ve uygulamalarıyla, gündemden hiç düşmeyen ve çoğu zaman da şehir gündemini belirleyen bir isim. Son dönemde, Kazım Kurt’un yanına, Zihni Çalışkan’ın da eklendiğini düşünüyorum. Çalışkan’ın açıklamaları, şehir gündemine giriyor, tartışma yaratıyor, bazen gündemi belirliyor. Ne diyelim? AK Parti, yeni bir Kazım Kurt kazandı!
 
 

Kurtarırsa, Yılmaz Büyükerşen kurtarır

 
Eskişehir’e yapılacak olan Millet Bahçesi yine gündemde. Gündeme getiren isim Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt. “Millet Bahçesi projesi belediyelerden kaçırılıyor” diyen Kazım Kurt, “betonlaşırsa hiç şaşırmayın” şeklinde bir de ekleme yapınca, ortalık karıştı. Hemen akabinde TOKİ bir açıklama yaptı, “o iş öyle değil” dedi. Ardından Odunpazarı Belediyesi tarafından açıklama yapıldı ve “TOKİ’nin kamuoyunu yanılttığını, beton yoğunluğunun önünün açık olduğunu” kamuoyuna duyurdu. Bunun hemen ardından, TOKİ, Millet Bahçesi projesinin görsellerini paylaştı. Ancak söz konusu görseller, şehrimizde yaşayan yurttaşlarımızı pek tatmin etmedi. Çünkü deneyimlerimizden biliyoruz ki, çoğu proje, vücut bulduktan sonra, vaat edilenle büyük farklar taşıyabiliyor. Bu noktada bir önerim var. Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Millet Bahçesi projesini detaylı bir şekilde incelemeli. Ardından alanında uzman isimlerle Millet Bahçesinin yapılacağı alana gitmeli, detaylı bir inceleme de orada yapmalı. Sonrasında bu incelemeler ışığında çıkan sonucu, Millet Bahçesinin yapılacağı alanda, basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna paylaşmalı. Bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? Şu nedenle: Millet Bahçesini betonlaşmadan kurtarabilecek tek isim Yılmaz Büyükerşen de, ondan! 
 
 

Sinan Özkar, ‘Odunpazarı’nı değerlendirdi  

 
6 Temmuz 2019 tarihinde, “Ahmet Ataç: Yüreğiniz yiyorsa üye bazında yapalım” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Yazımın içerisinde, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın, CHP’deki kongre tartışmaları ile Odunpazarı Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin değerlendirmeleri yer alıyordu. (Söz konusu yazıya, www.anadolugazetesi.com’dan ulaşabilirsiniz.)
 
*
 
Ahmet Ataç’ın ifadeleri üzerine, CHP eski İl Başkanı Sinan Özkar önemli değerlendirmelerde bulundu.
 
*
 
“Konunun tarafı olduğumdan değil, bir kaç yanlışı düzeltmek için yazıyorum” şeklinde giriş yapan Özkar, şu ifadeleri kullandı: 
 
  • Tüm üyelerin katılımı ile kongre yapmak, Siyasi Partiler Kanunu’nda yer alan emredici hükümler karşısında mümkün değil. Yasa değişikliği gerekir. 
 
  • Temsili demokraside kademeli seçim ve temsilin mümkün, demokrasi prensiplerine de uygun olduğu tüm dünyada kabul görür.
 
  • ‘Delegelerin kolay ayarlayabileceği’ gibi bir ifade, yıllarını karşılıksız partisine hizmet için vermiş insanlara haksızlık ve hakaret olur. 
 
  • Odunpazarı’nda seçim zor alınmadı, tam aksine çok rahattı, ancak zorlanmasını isteyen bazı kişi ve gruplar hem aleyhte oldular, hem de aleyhte algı yaratmak için gayret gösterdiler. Parti içindeki yetkili bazı kişiler dahil. Hedef, Kazım Kurt’un siyaseten ortadan kaldırılmasıydı. Meydan kendilerine kalacak zannettiler. Partinin başarısı bir yana bırakılarak, parti içi hesaplar yapıldı.
 
  • Yunus Emre Karabulut’un yanlış dava açabileceğini düşünmüyorum, çünkü bu konuda gerçekten büyük tecrübesi var. Yunus Emre Karabulut 2015’te de dava açtı, hemen kongre kararı alarak bu badireyi atlattık. 45 günlük süre kesindir, yine de kayyum tayin edilebilirdi, biraz da uzlaşmayla parti kayyuma devredilmedi. 
 
  • Bırakalım bunları da, ilk genel seçimde tartışmasız mutlak bir başarı elde etmek için var gücümüzle çalışalım. Milletimizin, çocuklarımızın geleceği karartılıyor. Biz hala parti içi işlerle uğraşırsak, millet gözünde itibarımızı ve güveni yitiririz. Susalım, her şey doğal seyrinde hallolur.   
 
 

Neden tek bir kadın yok?

 
Emirdağlılar Vakfının kongre sürecinin sakız gibi uzadığını, süreç içerisinde karşılıklı suçlamaların ve şaibelerin havalarda uçuştuğunu biliyoruz. Nihayetinde, son kongrede başkan belirlenebildi ve mevcut başkan Murat Kahya, az farkla seçimin galibi oldu. Çok geçmeden de yöneticiler arasında görev dağılımı yapıldı. Bu noktada dikkatimi çeken önemli bir şey var. Belli alanlarda görevlendirilen isimler içerisinde, Allah için numunelik de olsa tek bir kadın yok! Olacak iş değil. Doğru değil. Samimi değil. Bence, etik de değil.
 
 

Belediyelere yurt zorunluluğu getirilsin!

 
15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümüyle beraber, önemli bir konu yine gündeme geldi. FETÖ’nün en büyük silahlarından biri neydi? Zeki, ancak maddi durumu kötü olan öğrencilere burs vererek, barınma imkanı sağlayarak ağlarına düşürmeleriydi. Şimdi, FETÖ gitti, ancak başkaları aynı işleri yapmaya devam ediyor. Bu noktada aklımızı başımıza almalıyız. Teşbihte hata olmaz; eşek, aynı çukura iki kere düşmez! O nedenle devletin alması gereken önlem belli. Öğrenciler için verilen burs ve barınma hizmetini güçlendirecek. Bu anlamda bir öneri sunmak istiyorum. Belediyelere, öğrenci yurdu açma ve işletme zorunluluğu getirilsin. Yine belediyeler, burs verme zorunluluğu taşısın. Olamaz mı? Bence çok kolay olur. Önemli olan niyet…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat