alexa
Fast Express tepe banner kampanya

2 Eylül ve mârifetullâh

Eğer ki 30 Ağustos'ta düşmanı tepelememiz hakkında yazı yazıyorsak ve bir takım siyasal tartışmalara neden oluyorsak, bu durum Yunanlıların bile unuttuğu hezimetin, birileri tarafından hâlen unutulmadığı anlamına gelir...

3 Eylül 2020 09:04
A
a

Eğer ki 30 Ağustos'ta düşmanı tepelememiz hakkında yazı yazıyorsak ve bir takım siyasal tartışmalara neden oluyorsak, bu durum Yunanlıların bile unuttuğu hezimetin, birileri tarafından hâlen unutulmadığı anlamına gelir...

Şimdi Eskişehir'in kurtuluşu olan 2 Eylül'ü de geride bıraktık. Eğer ki bugün çan sesleriyle uyanmıyor isek bunu kahraman Türk Ordusu'na borçluyuz. Allah "Esselatu hayrun minen nevm" sözünü her sabah kulaklarımızda çınlatsın; namaza kalkalım veya kalkmayalım.

Bu ülke öyle kolay kazanılmadı. Bir tarafta gaddar ve soykırımcı düşmanlar vardı. Bir tarafta da yerli işbirlikçileri. Gerçi onlardan hâlen var...

İşgalci Yunanlılar, İtalyanlar, Fransızlar ve İngilizler kadınlarımızı köy meydanında oynatıp, şarabı kafalara dikip, genç kızlarımızı kuytuya çekip, pisliklerini boca ettiler. Yeoryos Grivas gibi 30 Ağustostan kurtulan katiller daha sonra Yunanistan'a kaçıp, Türklere olan kinlerini Kıbrıs'ta tatbik ettiler. Zevk için adam öldürdüler. Keyif için tecavüz ettiler. Sıkılıp sigarayla tarla yaktılar. Yoldan geçen tavuklara ateş edip kendi aralarında iddiaya girdiler.

Siz işgali izci kampı mı zannettiniz?..

Kanla irfanla kurduk biz bu cumhuriyeti. Kanla irfanlara kurtardık Eskişehir'i.

Ki bilgelik anlamına gelen irfan, aynı zamanda Alevi kültüründe Allah'ı tanımak olarak değerlendirilir. Sünnilikteki karşılığı ise mârifetullâhtır.

Allah'ı tanıyan, Allah'tan korkan, Atatürk ve silah arkadaşlarına laf etmez.

 

Elagöz bu işi beceriyor

Eskişehir Adliye Sarayı önünde, yeni adli yılın açılışı yapıldı. Açılışta konuşan Baro Başkanı Mustafa Elagöz "Yargı, malesef yürütmenin bir organı olarak görülmeye çalışılmakta, yürütmenin emir ve talimatlarına uygun şekilde davranmaya zorlanmaktadır. Yürütme, bu anlayışından derhal vazgeçmelidir" dedi.

Sayın Elagöz Baro Başkanlığına adaylığını koymadan evvel bu kadar zor bir dönemde, ateşten gömlek giyeceğini düşünmüş müdür acaba? Pek zannetmiyorum... Polis tarafından saygın avukatlarımıza taarruz edileceği, sokaklarda tir tir titreyecekleri, Eskişehir'den Ankara'ya kadar tabana kuvvet yürüyeceği... Böyle şeyler aklına gelmemiştir her halde. Kendisinin yeniden Baro Başkanlığı için aday olacağını öğrendik. Karşısında kimler rakip olur bilemeyiz elbette. Ancak dışarıdan gördüğümüz kadarıyla Elagöz bu yükün altından – alnının akıyla – kalkmasını beceriyor.

Gelelim Fetullahçı Terör Örgütünün en büyük hayali olan baroların parçalanmasına....
Avukatlık mesleği, iyi konuşmayı, davasını kararlılıkla savunabilmeyi ve kanunları tanımayı gerektiriyor. Bu özellikler zaten iyi bir politikacıda da olması gereken özellikler. Dolayısıyla  avukatlık mesleği politikaya atılmak için iyi bir basamak. Eskişehir'de en çok oyu alan AK Parti'nin İl Başkanı Zihni Çalışkan avukat. Yine kentimizin en çok oy alan 3'üncü partisi olan İYİ Parti'nin İl Başkanı Mehmet Ektaş da avukat. CHP'nin eski İl Başkanlarından Sinan Özkar da avukattır. Aynı şekilde Odunpazarı Belediye başkanımız da avukat. Bakın bir çırpıda 2 sağcı 2 solcu avukat politikacının adını saydım. Biraz sıkışsak bu listeyi kabartabiliriz.

Özetlemek gerekirse avukatlık mesleği ile siyaseti iç içe değerlendirmek lazım. Ancak baronun siyasallaşması çok farklı bir durum. Devletimizin resmi kurumlarından biri olan baronun, bir siyasi partinin arka bahçesi olması çok tehlikeli sonuçlar doğurur. Sırf İstanbul'da Saray'a yakın kişiler Baro yönetimine seçilemediler diye kanunları değiştirmek "Bölücüler de bir baro kurarlarsa kursunlar. Bizim bir göstermelik baromuz olsun; işte o bize yeter" demek korkunç bir şey.

AK Parti'nin memleketimize büyük faydaları oldu. 18 senelik süreç içerisinde elbette hataları da olmuştur. "Yaptıkları en büyük kötülük nedir?" diye sorsanız – inanın – listenin ilk sıralarına düşünmeden bu baroları bölme meselesini koyarım.

 

Görenek'in büyük başarısı 

Tıp fakültesinin akademisyenlerinden olan Profesör Bülent Görenek'in Avrupa Kardiyoloji Derneği Üyelik Komitesine seçildiğini öğrendik. Sayın Görenek'i şahsen tanımaz ama severiz. Kendisi bize, "İşte Türk bilimadamı" dedirten saygın bir akademisyendir. Bildiğim kadarıyla erken ölümlerin önemli sebeplerinden birisi de kalp krizleri. Sayın Görenek kardiyalog olduğuna göre kim bilir kaç kişinin hayatını kurtarmıştır. Aslında bütün doktorlarımız insan hayatına dokunarak bu manevi hazzı yaşar. Ancak Sayın Görenek'in uluslararası alanda başarılı olması, tıbbın en prestijli dallarından biri olan kardiyolojide Avrupa organizasyonlarına dâhil olması çok güzel bir şey. Kendisini tebrik ederiz.

 

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat