alexa
Kazım Kurt - Odunpazarı Belediye Başkanı

"Oy için hizmet yapmıyor"

Fakat CHP'nin 'Gözle görülür ve hissedilir' bir oranda oylarını artıracağına da eminim.

2 Mart 2019 09:43
A
a
CHP Milletvekili Utku Çakırözer'i ES TV'de yayınlanan Eskişehir'in Nabzı programına konuk ettik. Elbette bir milletvekilini yakalamışken, Türkiye'nin gündemine ilişkin soruları sorma fırsatımız da oldu. Ancak – doğal olarak – yerel seçimler gündemimizde ağırlıkla yer aldı. Sayın Çakırözer seçimlerde çok iyi çalıştıklarını, Eskişehir'de üç büyük belediyeyi de alacaklarını belirtti. Ayrıca Çakırözer kırsal ilçelerde de belediye sayılarını 2'nin üzerine çıkaracaklarını, müttefikleri İYİ Parti'nin de başarılı olacağını, Belediye Meclislerinde de çoğunluğu elde edeceklerini ileri sürdü. Elbette bir CHP Milletvekilinin daha faklı bir açıklama yapmasını beklemezdik. Bütün siyasetçilerin ortak özellikleri, "Önümüzdeki seçimde tarihi fark atacağız" demeleridir. Meslektaşım Arif Anbar'ın "Sizi daha çok kırsal ilçelerde görüyoruz" tesbitine katılıyorum.
CHP'liler – sanırım – önceki dönemlerde Belediye Meclislerinde azınlıkta olmalarının sıkıntısını çok hissetti. Bu seçimlerde Çakırözer gibi pek çok CHP'liyi kırsal alanda görüyoruz. Çinli düşünür Sun Tzu, 'Savaş Sanatı' adlı yapıtının bir yerlerinde, savaşın boşlukları doldurma sanatı olduğundan bahseder. Türkiye'de solcular yıllarca işçi sınıfının içinde örgütlenmediler, kenar mahallelerde yaşayanların sözcülüğünü yapamadılar. Sonuç olarak bu boşluk AK Parti tarafından dolduruldu. Ancak ve sanırım, solcuların bir dönem yaptığı hataları, şimdi AK Partililer tekrarlıyor. "Bu köylü tayfası zaten bize oy verir. 'İki defa Allah, bir defa kitap' dedik mi oyları siler süpürürüz" diye düşünen bazı sağcı politikacılar, çiftçimizin kendilerinden giderek uzaklaştığının farkındalar mı acaba? Siyaset boşluk affetmez.
Nitekim AK Partilerin boş bıraktığı kırsal kesime CHP'liler göz dikmiş durumda. CHP'li Büyükşehir Belediyesi'nin birbiri ardına 'Kırsal Kalkınma'ya ilişkin projeler açıkladığını biliyoruz. Bu projelerin 'Oy olarak' CHP'ye geri dönüp dönmeyeceğini, bekleyip göreceğiz. Bu konudaki sorularımı yanıtlayan Sayın Çakırözer, "Büyükerşen oy için çalışmaz. Büyükerşen hizmet için çalışır" mealinde açıklamalar yaptı. Sanırım bu açıklamalara AK Partililer ve Yılmaz Büyükerşen düşmanları çok gülmüştür. Ne yalan söyleyeyim, ben de biraz tebessüm ettim doğrusu... "Siyasetçiler oy için mi çalışır, yoksa hizmet aşkı için mi?" tartışmalarına girmeyeceğim.
Yalnız Büyükerşen'i "Oy için çalışıyor" diye eleştirenlere bir eleştiri de ben yapmak istiyorum; Ne istiyorsunuz? Büyükerşen hiç mi çalışmasın? Büyükerşen'i 'Oy için kırsala hizmet götürüyor' diye eleştirenler, kendilerinin kırsala hiç hizmet götürmemesini mi aklamaya çalışıyorlar? Kim hangi motivasyonla çalışır bilemem. Ancak kimin çalışıp, kimin yan gelip yattığını ben de bilirim, "Köylü tayfası, sütçü bozuntusu" dediğiniz çiftçiler de bilir. Ben CHP'li Utku Çakırözer'e katılmıyorum; önümüzdeki yerel seçimlerde CHP'nin kırsaldaki oyları silip süpüreceğini düşünmüyorum çünkü. Fakat CHP'nin 'Gözle görülür ve hissedilir' bir oranda oylarını artıracağına da eminim. AK Partili dostlarımız kusura bakmasınlar, çünkü siyaset de tıpkı savaş gibi, boşlukları doldurma sanatıdır.

Onu biliyoruz...

CHP'li belediye başkanları, iş dünyasının önde gelen isimleriyle buluştu. Düzenlenen bir yemekte bir araya gelen tarafların gündemi, Türkiye ve Eskişehir'in içinde bulunduğu ekonomik koşullardı. Toplantıda ETO Başkanı Metin Güler, ETB Başkanı Ömer Zeydan ve ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş da yer aldı. Ayrıca TOBB Kadın Girişimciler Kurul Başkanı Hüsniye Tali ve OSB Başkanı Nadir Küpeli'nin de yemeğe katıldığını vurgulayalım.
Toplantıda çok şey konuşulmuş. Ancak işadamlarımızın genel olarak "Ekonomi kötü" dediklerini öğrendik. Allah işadamlarımızdan razı olsun, kendileri söylemeseler ekonominin kötü olduğunu bilmeyecektik. Elbette kendilerinden 'Ekonominin neden kötü?' olduğuna ilişkin bir analiz de beklerdik. Gerçi işadamlarımıza da kızamıyorum. Mesela Sayın Cumhurbaşkanımızın damadı olan Berat Albayrak'ın Yeni Ekonomik Programını açıklamasından sonra mikrafonların karşısına geçen Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı'yı da unutmuyoruz.
Albayrak'ın, "Birbirimizle daha iyi iletişim kuralım" tarzındaki Nobel Ekonomi Ödülü'ne aday açıklamalarını öve öve biterememişti kendisi. "Sıkıysa övmesin, adamın ciğerini sökerler" diyenler çıkar mı, işin orasını bilmem. Her neyse... Eskişehir ekonomisinin anahtarını elinde tutanlar, ekonominin kötü olduğunu değil de, neden kötü olduğunu açıklasalar daha isabetli olacak. İşadamlarımız şunu unutmasın, "Kral çıplak" demedikleri müddetçe, memlekette hiçbir şey düzelmeyecek...

Eskişehirli sanayici başarılı

Türkiye İstatistik Kurumu verileri, Eskişehir sanayisi adına güzel bir gelişmeye işaret etti. Buna göre Eskişehir’de 2019 Ocak ayı ihracatı, 2018’in aynı ayına göre yüzde 11,4 puanlık artış göstermiş. Ocak ayında 88 milyon 200 bin dolarlık bir katma değer kazandırmışız Eskişehir’imize...
Bir diğer sevindirici gelişme ise ithalatın da aynı dönemde yüzde 18,6 puan kadar azalması. Ocak ayında 63 milyon 300 bin dolarlık mal almışız yabancı ülkelerden. Türkiye olarak dışarıya ne kadar mal satar ve dışarıdan ne kadar az mal alırsak, o kadar zenginleşiriz. Ekonomi haberciliğini pek sevmem. İnsan bir anda kendini ekonominin garip ve anlaşılmaz terimleri içinde boğulurken bulur. Ekonomiyi ‘Ahmet Amca’nın’ anlayacağı şekilde anlatmak da, benim boyumu aşar. O yüzden affınıza sığınarak cari denge ne demektir, onu açıklamak zorundayım.
Bir ülke eğer dışarıya 100 liralık mal satıyor, 100 liralık da mal alıyorsa; kendi yağında kavruluyor demektir. Ama dışarıya 150 liralık mal satıp, dışarıdan 100 liralık mal alıyorsa, o memleket 50 lira zenginleşmiş demektir. Mesela bizi kıskanan Almanya gibi. Almanlar son olarak 340 milyar dolar cari fazla vermişler. Yani Alman halkı zenginleşmiş. Tabii bir de gariban ülkeler var. Yani dışarıya 50 liralık mal satıp, 100 liralık mal alan ülkeler. Türkiye gibi mesela...
Son olarak 51 milyar dolarlık zararımız olmuş. Elbette bu zararı İstanbul Boğazı’nda oturup viskisini yudumlayan müteahhitler ödemiyor. Sizin benim gibi ücretli çalışanlar ödüyor. Dolayısıyla ithalatı azaltıp, ihracatı artırmamız çok önemli. Elbette ihracatın artması beklenen bir gelişmeydi. Türk parasının yabancı paralar karşısında mum gibi erimesi, ister istemez ithalatımızın azalmasına yol açacaktı. Ancak aynı anda ihracatın da artmış olması, Eskişehirli sanayicilerimizin başarısıdır. Umarım Eskişehirli sanayiciler kalıcı dış ilişkiler kurup, ihracatı daha da artırır. Çünkü Eskişehirli sanayicilerin bu ekonomik ortamda iç piyasaya bel bağlaması hata olur...
1000
icon
Cihan 2 Mart 2019 20:06

Kerem bey begenerek takip ediyorum sizi dürüst yorumlariniz ve doğru tespitleriniz eksik olmasin

1 3 Cevap Yaz
Metin 2 Mart 2019 11:56

Yolun sonu chp !!!

5 9 Cevap Yaz
Şafak 2 Mart 2019 11:05

Hiç kimse geldiği yeri unutmasın".Büyükerşen sadece seçim için çalışır" zihniyetine sadece gülüyorum,zira yıllar yıllar önce zat-ı muhteremin biri; "Biz bu millete hizmetkar olmaya geldik"demişti. Geldiğimiz noktayı anlatmama gerek yok! Vaziyet ortadayken sadece büyükerşenin seçim için çalıştığını düşünmek,bakar körlük ve ikiyüzlülükte zirvedir

4 15 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Ahmet Ataç
Final Akademi Okulları
Ahmet Ataç - Hayat Tepebaşı'nda Güzel