alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Eskişehir'de koronavirüs testleri başlıyor!

Videoyu Aç Eskişehir'de koronavirüs testleri başlıyor!
A
a

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Nurettin Erben, koronavirüsün tedbir alındığı takdirde kolay bir şekilde bulaşmayacağını söyledi.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Nurettin Erben, ES TV’de yayınlanan Vaziyet’in konuğu oldu. Erben koronavirüsle ilgili  ES TV Genel Yayın Yönetmeni Ali Baş ve yazarımız Arif Anbar’ın sorularını yanıtladı. Koronavirüsle ilgili hızla yayılan dedikodularla ilgili konuşan ESOGÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Nurettin Erben, “Genelde büyük bir bilinmeyenle karşılaşıldığında ya da az şeyler bildiğimiz konu hakkında çok dedikoduların çıkması normal. Yani, sadece bizim toplumumuza özel bir durum değil. Başka toplumlarda da benzer durumlarla karşılaşılıyor. Hatta Dünya Sağlık Örgütü’nün de bu konuda uyarıları var. Ciddi anlamda şehir efsaneleri bu dönemde uydurulabilir. Çoklu ölümlerden bahsedilebilir, çoklu vakalardan bahsedilebilir ki dönem dönem bize de soranlar oluyor, bize de ulaşanlar oluyor. Yani hiç aklımızın, ufkumuzun almayacağı şekilde ciddi rakamlardan, değişik olaylardan bahsediliyor. Doğal bir şey, yani böyle bir süreç olunca, bu süreçte böyle davrananların, böyle dedikoduların ortaya çıkması da hiç beklenmeyen bir şey değil. Ama bizim sağlık olarak yapabileceğimiz en iyi şey, karşımızda bir sorun var, biz bu sorunun ne olduğunu bilirsek ne yapmamız gerektiğini bilirsek, en doğru şekilde davranırız, en az zararla bu şekilde atlatma şansımız var. Onun için biz bu virüsü bileceğiz, bulaş yollarını bileceğiz, almamız gereken önlemleri bileceğiz, bunları uygulayıp en az zararla bu süreci geçiştirmeye çalışacağız” dedi.



ÇOK HIZLI BULAŞIYOR
Griple benzer semptomlar görüldüğünü anlatan Erben, “Çoğuna da grip diyorduk zaten. Çünkü benzer semptomlar gösteriyor, hasta bize geliyordu, grip olmuşsun diyorduk, hasta da gidiyordu. Ama tetkik yaptığımızda, virüsü biz oradan izole etmeye çalıştığımızda, koronavirüs olarak yapıyorduk. 3 tanesi farklı, son 3 tane ortaya çıkanı farklı. Birincisi 2002 yılında sars diye çıktı. Bu ciddi solunum yetmezliği sendromu etkeni olarak karşımıza çıktı. Yine Çin’de çıktı bu virüs. Yarasa kaynaklıydı, yarasadan insanlara bulaştı. Daha sonra ilk başta Çin’de sonra da birkaç ülkede yayıldı. Ama sarsın bir özelliği bugünkü Covid-19’un etkeni kadar hızlı yayılmıyordu. Yayılmadığı için de alınan önlemlerle kontrol altına alınma şansı olabildi. Yaklaşık bir sene içinde toplam 8 bin vaka görüldükten sonra sönümlendi bu salgın ve totalde de baktığımız zaman toplamda tüm hastalığa yakalananların yüzde 8’i bu salgında kaybedildi. Daha sonra 2012 yılında mers corona, Orta Doğu Solunum Virüsü dediğimiz gene koronavirüs ailesinden bir salgın oldu. Bunun da deve kaynaklı olduğu gösterildi daha sonra. Bu da devenin kendisinden ve sütünden, ilk olarak da bir deve çobanında saptanmıştı zaten. Salgın başladı, 2013-2014’te ciddi bir salgın yaptı, çok ciddi vakalara ulaştı. Bunun da bulaşması bu kadar kolay değildi. O da sınırlı kaldı. O tam olarak söndürülemedi, hala devam ediyor, hala biz hacca gidip, umre’ye gidip gelenlerde eğer ciddi solunum sıkıntısı ve problemleri varsa, o zaman test yapıp bu virüsü araştırıyoruz, çünkü riskli bir bölgeden geldiği için. Ama 50-100 vaka yıllık görülüyor, daha fazla görülmüyor ve hep bu seyirde gidiyor. Muhtemelen insandan insana çok yayılmıyor da bu hayvanlardan insanlara geçişlerle devam ediyor. Yani deve sütü kullanan, ya da işte, bu deve etini işleyenlerde vs. görüyoruz daha çok ya da deveyle birlikte yaşamakta olanlarda, deveyi kullanmak için yanında olanlarda görüyoruz. Son olarak bu yeni virüs çıktı, bunun en büyük farkı çok hızlı bulaşıcı” diye konuştu.

CANSIZ ALANLARDA YAŞAYAMAZLAR
Dokunulan yüzeyin üzerinde virüsün yaşama süresiyle ilgili de konuşan Erben, “Çok uzun süre yaşamıyor diyoruz ama üç güne kadar yaşadığını kanıtlayanlar var. Normalde virüsler cansız alanda yaşayamazlar ya bir insanda ya da bir hayvanda yaşayacaklar ve cansız bir ortamda, kuru bir ortamda saatler içinde ölü. Ama bir yer çok soğuksa, nemliyse, güneş ışığı yoksa bulaştığı ortamda canlı kalma ömrü artar. Şimdiye kadar en uzun söylenen süre 72 saat. Çok uzun bir süre aslında. Dünya Sağlık Örgütü özel durumlar olduğunda, ortamın ısısı soğuk olup, gün ışığı almıyorsa ve nemliyse, virüsün ortamda canlı kalma süresinin uzadığını söyledi” dedi.

EL HİJYENİ ÖNEMLİ
Vatandaşın yapması gerekenler hakkında bilgi veren Erben, şu ifadelere yer verdi: “Ne olduğunu bilip neler yapmamız gerektiğini öğrenip ona göre en az zararla durumu atlatmamız lazım. Virüs esas olarak damlacık dediğimiz, öksürürken, konuşurken havaya yayılan küçük damlacıklarla bulaşıyor. Genelde gözle görülemeyecek kadar küçük damlacıklar oluyor. Damlacık enfeksiyonu dediğimiz de hapşırdığımızda ya da öksürdüğümüzde küçük damlacık taneleri 1 metreye kadar önümüze yayılır ve 1 metreye kadar bulaşır. Bu virüsler çok kısa sürede ağırlıklarından dolayı hemen yere çökerler. Asıl bulaşma nedeni bu. Grip de birçok hastalık da bu şekilde bulaşır. Hasta görürsek kesiklikle 1 metreden daha yakınına yaklaşmamamız lazım. Karşıdaki kişinin biz ateşinin, öksürüğünün olduğunu biliyorsak, 1 metreden daha yakınına yaklaşmamamız lazım. Bu genel önlem aslında tüm hayatımız boyunca, sadece korona değil tüm virüsler de aynı şekilde bulaşabiliyor. Diğer bir bulaşma şekli de temas dediğimiz yine damlacıkların vücuttan çıkarak öksürme ya da damlacık şeklinde elimize ve etrafa geçmesi olabilir. Yani diyelim ki ben hastayım elime öksürdüm ve kapı kolundan tuttum arkamdan siz geldiniz kapı kolunu tuttunuz. Hastalık size de bulaştı. Saatler boyunca her hâlükârda canlı kaldığını söylemiştik. Siz de sonra elinizi ağzınıza, burnunuza ya da gözünüze götürdünüz, virüs buradan girip çok rahat hastalık oluşturabiliyor. Hastalığın bulaşmasından kendimizi korumak için elimizi ağzımıza, burnumuza, yüzümüze götürmüyoruz. Götürmeden önce mutlaka el hijyenini sağlamamız lazım.”



TEK KULLANIMLIK MENDİL
Belirtilen tedbirler uygulandığı takdirde kolay kolay bulaşmadığına dikkat çeken Erben, “Öksüren, hapşıran kişiler ne yapmalı? Bu kişiler öncelikle tek kullanımlık kâğıt mendil taşımalılar. Balgam ya da başka bir vücut sıvısı çıkarılacaksa onun içine çıkarsınlar. Mutlaka kapalı bir çöp kutusuna onu atsınlar. Eğer ellerinde bir kâğıt mendil yoksa dirsek içine hapşursunlar” dedi.

UYKUYU ATLAMAMAK LAZIM
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için bilgi neler yapılması gerektiğiyle ilgili bilgi veren Erben, “Dengeli besleneceğiz çünkü bağışıklık sisteminin yapı taşı aminoasitlerden vitaminlerden oluşuyor. Bunu dengeli beslenerek alma şansımız var. Onun için protein ve vitamini dengeli şekilde almamız lazım. İkincisi, uyku yine bağışıklık sisteminde çok önemli düzenli uyumamız gerekiyor. Hatta Prof. Dr. Aziz Sancar’ın aldığı ödülde de oluşan kanser hücrelerini yine bağışıklık hücreleri gece uyurken temizliyor. Nobel Ödülü’nü bununla aldı. Bağışıklık gece çalışıyor. Bağışıklık sistemimizin sağlam olmasını istiyorsak iyi bir uyku gerekiyor. Az dillendiriliyor ama sigara içmemek lazım. Sigara içmek solunum sistemindeki dışardan gelen mikro organizma veya partikülleri dışarı atan sistem baskılandığı için çok daha kolay hastalık olabiliyor. Hastalığa yatkınlık artıyor. Tabii ileri yaşlarda tablo ağır seyredebiliyor. İleri yaşlarda gerek beslenme anlamında gerek vücudun immün sistemindeki hücrelerin zamanlar yaşlanıp fonksiyon kaybedip sayılarının azalmasından dolayı bağışıklık sisteminde sorunlar çıkabiliyor. Genç yetişkin, orta yaş ya da yaşlılar hastalığa yakalanmamak için dengeli beslenip, sigara içmemesi ve uykuyu atlamamak lazım. Spor da mutlaka önerilir. Egzersiz düzenli bir yaşam için gerekli” diye konuştu.

YAZ AYLARINDA AZALIR
“Yaz aylarında salgın ortadan kalkar mı ya da azalır mı?” sorusunu yanıtlayan Erben, “Bunun için aslında elimizde veriler de var. Tek bildiğimiz korona bu değil tek bildiğimiz solunum yolu enfeksiyonu da bu değil. Daha önceki bilgilerimizden şunu rahatlıkla söyleyebiliriz koronavirüs enfeksiyonları mevsimsel dağılım gösterir. Sonbaharda görülmeye başlarlar, Türkiye’de de durum budur Aralık’ın sonunda başlar Nisan sonuna kadar salınım göstererek görülür, genelde beklediğimiz bu ve yaz aylarında belirgin olarak azalır” dedi.

ATEŞ OLMAZSA OLMAZLARDAN
“Yüksek ateş, öksürük, solunum zorluğu koronavirüs için yeterli teşhis mi? Bunların bir tanesi de olsa yeterli olur mu” sorusunu yanıtlayan Erben, “Ateş olmazsa olmazlardan, kişide ateş yoksa corona virüsü öncelikle düşünmüyoruz. Öksürük, balgamlı da olabilir ama kuru öksürük daha sık. Balgam genelde üzerine bakteriyel bir enfeksiyon eklendiğinde olur yani balgam deyince bu corona değil demiyoruz ama bizim asıl beklediğimiz kuru öksürük ve ateş. Bu ikisi varsa hemen sonuçlar negatif gelene kadar izole ediyoruz” şeklinde konuştu.

ESKİŞEHİR’DE TESTLER YAPILMAYA BAŞLAYACAK
“Tüm halkı tararsak daha fazla vaka bulacağımız aşikâr” diyen Erben, “Hastalığın seyrinde yüzde 80 hafif ve orta şiddetli semptomlar geçirirken yüzde 20’si yüksek, şiddetli semptomlar geçirip hastaneye yatması ya da yoğun bakım ihtiyacı olan hastalar. Onun için bizim saptadığımız bu semptomatik olan kişiler içinde asemptomatik olan kişileri de saptama şansımız yok. Onun ilk nerede nasıl saptandığına bakacak olursak, bu cruise gemisi karantinaya alındı Japonya’ya demirledikten sonra, orada 14 gün karantina uyguladılar ve herkese test yaptılar. Orada yüzde 17’sinde hiçbir bulgu olmaksızın virüs tespit edildi. Onlar sonuna kadar takip edildi, hiçbirinde hastalık bulgusu da ortaya çıkmadı. Kişi virüsü taşıyor ama semptom yok. Yine Almanya aynı şeyi yaptı, Çin’den gelen uçak indikten sonra herkese şikâyeti olmaksızın tarama yaptı. Kimsenin şikâyeti yok 114 hastanın 2’sinde korona çıktı. Asemptomatik kişi grubu da az değil yaklaşık yüzde 20 gibi de virüsü taşıyıp bulgu vermeksizin yayan insanlar var. Ondan dolayı test yapmak gerekir. Biz testte virüsün genetik yapısını Dünya Sağlık Örgütü’nden alıp Türkiye kendi testini kendisi yaptı. Hala da üretiliyor. Teste ulaşım çok sorun olmayacak gibi. Bakanlık önceden tek merkezli götürüyordu şimdi İstanbul’da 4 merkez başladı, Erzurum başladı, Eskişehir’e testler geldi. Şu an Eskişehir’de yapılmıyor ama belki hafta sonuna kadar Eskişehir’de de testler yapılmaya başlanacak” dedi.

KENDİLERİ BAŞVURDU
Eskişehir’de 50 kişiye yapılan testleri açıklayan Erben, “Bu kişilerin bir kısmı bizim hastanemizden, bizim bölümümüzden yollanan riskli teması olan kişilerdi. Ateşi olan, öksürüğü olan yurtdışı teması olan kişilere yapıldı. Kişiler kendileri başvurdu. Bizim bir alan taramamız yok yani gidelim şuraya bakalım diye bir şeyimiz yok. Olası vaka tanımına uyan kişilere test yapıldı” dedi.

KORUYUCU ETKİSİ YOK
Tuzlu suyla gargara yapılmasını önermediklerini belirten Erben, “Tuzlu su önerilmiyor, bırakın tuzlu suyu hani bu antibiyotik gargaralar var. Biz hasta olduğumuz zaman kullandığımız ki onlar tüm virüs, bakteri, mantar ne varsa öldürür onların da kullanımının engellediğine dair bir kanıtımız yok. Onun için gargara ya da burnumuza çekmenin maalesef koruyucu bir etkisi yok” şeklinde konuştu.

HASTANELELER EN RİSKLİ BÖLGE
Eskişehirlilerin virüsle ilgili farkındalığını değerlendiren Erben, “Ben hastane içinden söyleyebilirim. Daha tam bir uyumumuz yok maalesef. Yani örneğin; ilaç raporları ertelendi. İşte kronik bir hastalığınız varsa, Mayıs’a kadar kendi ilaçlarınızı gidip eski raporunuzla alma şansınız var. Ama bizim polikliniğimize rapor uzatmak için gelen hastalarımız var. Ya da 3-4 kişi birden ertelenebilir, gelmesini gerektirecek bir şey değil ama o onun peşinde hala koşuyor. Ki hastaneler şu dönemde en riskli olabilecek yerler. O hastalarla Covid -19’u olan hastalarla karşılaşma riski ya da onların kirlettiği bir çevreye girme riski. Tam farkında değiliz. Tam bence bu bir okulların kapatılması ya da işte pubların ya da o toplu alanların kapatılmasını biz tam idrak edemedik. Sanki bize bir kişilik haklarımızdan bir şeyler alıyorlar da biz onu yandan nasıl dolanırız, biz bunu nasıl deviririz de şey yaparız onu düşünüyoruz. Olaya öyle bakmamak lazım” ifadelerini kullandı.
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat