alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Eskişehir’de bugün altın fiyatları 28.05.2020 - Gram, çeyrek, yarım ve tam altın ne kadar oldu?

Videoyu Aç Eskişehir’de bugün altın fiyatları 28.05.2020 - Gram, çeyrek, yarım ve tam altın ne kadar oldu?
A
a

Eskişehir altın fiyatları bugün nasıl bir seyir izliyor? Kapalıçarşı ve Eskişehir serbest piyasada gram altın kaç lira? Çeyrek altın ne kadar? Dolar ve Euro kuru kaç lira? Eskişehir altın fiyatları yorumları ve ekonomiyle ilgili bugünün bütün verileri www.anadolugazetesi.com adresimizde sizlerle.

Eskişehir altın fiyatları yorumları bugün verilerine göre, altın fiyatları düşüşe geçti. Altın fiyatlarında yaşanan düşüşün ardından gözler piyasalara çevrildi. Yatırımcıların güvenli limanı olan altın, son yaşanan koronavirüs salgınına bağlı olarak sert yükselmişti. Peki, altın fiyatları ne kadar oldu? Gram altın ne kadar oldu? Çeyrek altın kaç TL?

ABD ile Çin arasındaki gerginliğin artmasının ve Hong Kong konusunun belirsizliğinin fiyatlar üzerinde baskı unsuru olmasına karşın, koronavirüs salgını ardından ekonomilerin açılmasına ilişkin olumlu sinyaller piyasaların moralinin artırıyor. ABD borsaları haftanın ikinci işlem gününü artıda kapattı. Bu sabah itibarıyla ABD vadelileri hafif artıda seyrederken Asya borsaları net bir yön belirtmiyor.

Küresel piyasalardaki pozitif havaya eşlik eden Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, yüzde 0,66 artışla güne 105 bin 642 puandan başladı. Döviz piyasaları ise bugün biraz daha sakin görünüyor. Dolar/TL kuru bu sabah 6,78; euro/TL 7,47 düzeyinde el değiştiriyor.
Ekonomik güven endeksi, Mayıs’ta bir önceki aya göre yüzde 20 artış kaydetti ve 61,7'ye yükseldi. Endeks, Nisan’da 51,3 ile tarihin en düşük seviyelerini görmüştü.

ABD'de API tarafından açıklanan verilerin petrol stoklarında beklenmedik bir artışa işaret etmesi, uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının gerilemesine neden oldu.  22 Mayıs haftasında stokların 8,7 milyon varil arttığına işaret eden veriler sonrasında NYMEX'de Batı Teksas petrolünün varil fiyatı 31,14 dolar/varil seviyesine düştü. Şu sıralarda ise düne göre 1,18 dolar kayıpla 31,63 dolar seviyesinde.

Altının ons fiyatı, şu dakikalarda 1.706 dolar seviyesinde bulunuyor.Analistler, yeni tip corona virüs (Kovid-19) salgınına ilişkin  endişelerin azaldığını ve ekonomilerin yeniden açılma sürecinin risk iştahını  artırdığını, bu durumunda altının ons fiyatını aşağı yönlü baskıladığını  söyledi.

Bugün, yurt içi ve yurt dışında veri takviminin sakin olduğunu  kaydeden analistler analistler, teknik açıdan altının ons fiyatında 1.700 doların  destek 1.720 doların direnç olarak öne çıktığını, gram altında ise 365-375 lira  bandının izleneceğini söyledi.
Peki tüm bu gelişmeler kapsamında, 28 Mayıs 2020 (bugün) saat 11:33 itibarı ile Eskişehir'de gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve tam altın kaç lira? Altın fiyatları ne kadar? Eskişehir'de döviz hangi seviyede?

Eskişehir ve Kapalıçarşı altın fiyatları ve Dolar ile Euro kaç lira? Hepsini sizin için derledik...
 

Eskişehir altın fiyatları    

  • GRAM ALTIN FİYATI
Alış Fiyatı:374,64 TL Satış Fiyatı:376,46 TL
  • ÇEYREK ALTIN
Alış Fiyatı:608,80 TL Satış Fiyatı:616,30 TL
  • YARIM ALTIN
Alış Fiyatı:1.217,90 TL Satış Fiyatı:1.231,30 TL
  • TAM ALTIN
Alış Fiyatı:2.424,50 TL Satış Fiyatı:2.455,10 TL

Eskişehir döviz kurları

                            ALIŞ      SATIŞ
  • Dolar   : 6,7913 TL  6,7948 TL
  • Euro    : 7,4762 TL  7,4795 TL
  • Sterlin : 8,3300 TL  8,3350 TL

Günün önemli ekonomik gelişmeleri

Altın alım-satımı arasındaki makasın kapanması bekleniyor

İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) Başkanı Mustafa Atayık, 1 Haziran`da piyasaların kademeli olarak normale dönmeye başlayacağını belirterek, "Sektörün nispeten kapalı durumu nedeniyle geçtiğimiz iki aylık süreçte altının alış- satışı arasındaki makas açılmıştı. 1 Haziran’la birlikte alış satışı arasındaki makasın hızla kapanacağını söyleyebiliriz" dedi.

Atayık, AA muhabirine altın fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Corona virüsle savaşta en kötüsü geride kaldı" anlayışının piyasalara nispi iyimserlik getirdiğini anlatan Atayık, aynı olumlu yansımaların iç piyasada da görüldüğünü söyledi.

Atayık, Sağlık Bakanlığı’nın virüsle savaşta verdiği örnek başarıya, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) spekülatif işlemlere karşı aldığı önlemlerle, bankalar nezdindeki bireysel kaydi altın ve döviz işlemlerine kambiyo vergilerinin artırılması eklenince pozitif verilerin yurt içinde de yaşandığını kaydetti.

Türkiye'de ilk normalleşme adımlarının 11 Mayıs’ta atıldığını aktaran Atayık, 1 Haziran’da bu adımların farklı sektörlerle genişletilmesinin beklendiğini hatırlattı.

Atayık, ABD ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin, bir süredir virüsle mücadele kapsamında ekonomilerini fonlamak amacıyla piyasaya likidite sunarak destek paketleri açıkladığını hatırlatarak, "ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere birçok merkez bankası 'bol likidite' sürecini süreci desteklemek amacıyla faiz indirimlerine gidiyor. Hatta Fed’in geçtiğimiz hafta yaptığı toplantıda negatif faiz indiriminin bile gündeme geldiği konuşuldu, çizildi. Son iki yıldır ABD tahvil faizleri de düşüyor. Birçok ülkenin başlattığı normalleşme adımları süreci başarıyla yönetilirse bunu takip edecek faiz artırımları, ABD tahvil faizleri artarsa ve ekonomide pozitif verilerin de yardımıyla ons altındaki 1.600-1.500 doların yeniden görülebileceği değerlendirmeleri yapılıyor." diye konuştu.

Bu süreçte altın başta olmak üzere emtia fiyatlarının zirve rakamlara çıkmasını tetikleyen ve virüsle birlikte biraz gündemden düşen ABD-Çin arasındaki 'Ticaret Savaşları’nın yeniden tırmanma riskinin kafalarda soru işareti oluşturduğunu belirten Atayık, şöyle konuştu:

"Nitekim ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla bu savaşın kaldığı yerden devam edeceğine dair ilk işareti vermişti. Normalleşme sürecinde istenen hedefler gerçekleşmez, sonbaharda ikinci dip yaşanır ve ticaret savaşları yeniden tırmanırsa o zaman finans piyasaları ve ekonomileri kötü günler bekliyor. Analistler, bu durumda ons altında daha önce test edildikten sonra geri çekilinen 1,760 dolar ve üstünün görülebileceğine dikkati çekiyorlar."

"DÜĞÜN SEZONUNUN BAŞLAYACAK OLMASI TL’NİN DEĞERLENMESİNİ SAĞLAYAN FAKTÖR"
Atayık, Türkiye içindeki altın fiyatlarının, dünyada belirlenen ons dolar seviyesi ve TL/ dolar kotasyonlarıyla ortaya çıktığını ifade ederek, darphane üretimi Cumhuriyet ziynet, sikke altınları ve gram altınların, ons değeri/dolar fiyatlarıyla birebir ilintili olduğunu söyledi.

Atayık, altın fiyatlarına ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:
"Ons altın, dünyadaki olumlu haberlerle son iki haftanın en düşük seviyesi olan 1,700 doların altına kadar düştü. Finansal piyasalardaki bahar havasını bozacak olumsuz bir veri akışı olmazsa kısa sürede ons altının 1,680- 1,670 bandına kadar düşmesi bekleniyor.

Cumhuriyet sikke, ziynet altınları ve gram altındaki fiyat öngörülerinde ise iç faktörler ve ekonomi yönetiminin performansı büyük önem taşıyor. Hükümet ve Sağlık Bakanlığı, virüsle mücadelede verdiği başarılı grafiği, Hazine ve Maliye Bakanlığı, BDDK ve diğer kurumların da ekonomide verdiğini söyleyebiliriz.

Ekonomi Yönetimi’nin ilk swap anlaşması ve benzer anlaşmaların da yapılacağı beklentisi, BDDK’nın spekülatif döviz alımları karşısında zamanında aldığı tedbirler, kaydi olan altın ve döviz işlemlerindeki kambiyo vergilerinin artırılması iç piyasada doların ateşini düşürdü. Bugün, açıklanacak ilk çeyrek büyüme rakamlarının pozitif geleceği beklentisi ve turizm ve düğün sezonunun başlayacak olması TL’nin değerlenmesini sağlayan faktörler olarak öne çıkıyor."

"ANALİSTLER ALTININ İNİŞ-ÇIKIŞLI BİR SEYİR İZLEMESİNİ BEKLİYOR"
Mustafa Atayık, iç piyasada dolardaki düşüşe ons altın fiyatının da eklenmesiyle çeyrek altın ve gram altının da gerilediğini dile getirerek, şu yorumu yaptı:

"5 Mayıs tarihinde 640 TL’ye kadar çıkan çeyrek altın fiyatları, 26 Mayısta 603 TL’ye kadar düştü. Bilindiği gibi 24 ayar altının gram fiyatı son bir ay içerisinde, deyim yerindeyse, TL bazında rekor fiyatlara çıktı; 395- 396 TL’ye kadar tırmandı. Piyasaların açıldığı gün, yani çarşamba günü 370 TL’ye kadar düştü. Analistler ve uzmanların öngörüleri ışığında, yurt dışındaki olumlu veri akışıyla gerileyen ons altın fiyatları düşmeye devam eder, aynı tablo yurt içinde dolar düşüşüyle desteklenirse önümüzdeki günlerde gram altında 360-350 TL, çeyrek altında ise 580- 570 TL değerleri yeniden görülebilir.

Altın fiyatları kısa vadede düşüş trendi içerisine girmiş olsa da analistler, virüs gündemi nedeniyle önümüzdeki birkaç aylık süreçte altının iniş-çıkışlı bir seyir izlemesini bekliyor.

Biz her açıklamamızda vurguluyor, yine de altını çizmek istiyoruz. Vatandaşlarımız ve yatırımcılarımıza mağazalarımıza gelerek fiziki olarak altın takı, mücevher almaya devam etmeleri çağrısını yineliyoruz. Altın, dünyanın en eski ve en güvenilir, yatırım ve tasarruf aracıdır."

"KAPALIÇARŞI 1 HAZİRAN'DA AÇILIYOR"
Atayık, kuyumculuk sektörü olarak vatandaşların nakit ihtiyacının karşılanması amacıyla tüm Türkiye’de tümden bir kapatma yoluna gitmediklerini hatırlatarak, kamusal bir işlev gördükleri için meslektaşlarını açma- kapatma konularında serbest bıraktıklarını söyledi.

Gelinen noktada kuyumcuların, mağazalarını açarak hizmet vermeye başladığını anlatan Atayık, şu bilgileri verdi:

"İkinci etapta 1 Haziran tarihinde sektörümüzün önemli ticaret noktalarından biri olan, ülkemizin göz bebeği olan Kapalıçarşı, yeniden hizmet vermeye başlayacak. Çarşıyla birlikte Tarihi Yarımada ve bölgedeki kuyumcu mağazalarımız, toptancılarımız ve atölyelerimiz de açılmış olacak. Çarşımızda bir süredir yeni açılış için hummalı hazırlıklar yapılıyor. Bu anlamda tarihi yapının her noktası dezenfekte ediliyor. Giriş çıkışlarda her müşterinin ateşi ölçülecek ve maskeli olarak içeri alınacak. Her mağaza içeriye iki kişiden fazla müşteri almayacak. Her mağaza dezenfektan bulunduracak. 1 Haziran tarihinde Nuruosmaniye girişindeki Kalpakçılar Caddesi üzerinde bir tören düzenlenerek Kapalıçarşı açılacak.

İlk etapta Çarşı, 11 kapıyla hizmet verecek. Çarşının açılmasıyla birlikte bugüne kadar ertelenen ve iptal edilen nikah ve düğünlerin yeniden başlayacağı yaz sezonuna ‘Merhaba’ diyeceğiz. Biz, kuyumcular olarak asıl hareketliliği düğün salonlarının açılacağı temmuz ayıyla birlikte yaşayacağımıza inanıyoruz.

Geçtiğimiz iki aylık süreçte fiyatların yükselişine paralel dönemlerde özellikle ziynet altın, bilezik ve gram altın konusunda önemli bir talebin oluştuğunu söyleyebiliriz. Doğal olarak altın takı, mücevher ve gümüş takı talebi düştü. Sektörün nispeten kapalı durumu nedeniyle geçtiğimiz iki aylık süreçte altının alış- satışı arasındaki makas açılmıştı. 1 Haziran’la birlikte alış satışı arasındaki makasın hızla kapanacağını söyleyebiliriz."

"YETKİN BİR DEZENFEKTAN FİRMASINI TAVSİYE EDİYORUZ"
Atayık, geçen hafta İKO Yönetim Kurulu olarak sağlıkta ülke olarak edinilen kazanımlara destek olmak amacıyla tüm kuyumcular için Koronavirüs Sonrası Açılışlarda Hijyen ve Güvenlik Tedbirleri Rehberi’ni hazırlayarak kamuoyuna duyurduklarını anımsatarak, şimdi ikinci adımı atmaya hazırlandıklarını söyledi.

Atayık şöyle devam etti:
"Virüsle mücadelede yeni normalleşme sürecinde mağazaların hijyeni büyük önem taşıyor. İKO Yönetim Kurulu olarak bu nedenle dezenfeksiyon işlemlerinin sağlıklı, sektöre özel ve belli standartlar içerisinde bilinçli bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla bakanlıkça alınan önlemlerle ilgili, yetkin bir dezenfektan firmasını tavsiye ediyoruz. Konuyla ilgili SMS duyurularını sektörümüze yaptık. Kuyumcu esnafını bu dezenfektan firmasıyla daha ekonomik maliyetlerle bu işlemi gerçekleştirmeye davet ediyoruz."

Resmi Rezerv Varlıkları nisanda azaldı

Resmi Rezerv Varlıkları, 2020 nisan döneminde bir önceki aya göre yüzde 6,3 azalarak 86,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2020 nisan dönemi uluslararası rezervler ve döviz likiditesi verilerini açıkladı. Buna göre; Resmi Rezerv Varlıkları, nisanda bir önceki aya göre yüzde 6,3 azalarak 86,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde alt kalemler itibarıyla, döviz varlıkları bir önceki aya göre yüzde 15,5 azalarak 50,1 milyar dolar olarak kaydedilmiş, altın cinsinden rezerv varlıkları ise yüzde 10,8 artarak 34,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Vadesine 1 yıl veya daha az kalmış Merkezi Yönetim ve Merkez Bankası’nın önceden belirlenmiş döviz çıkışları (döviz kredileri, menkul kıymetler ve mevduat işlemlerinden doğan yükümlülükler) bir önceki aya göre yüzde 0,6 azalarak 22,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu tutarın 17,3 milyar dolar anapara, 5 milyar dolar faizden oluştu. Ayrıca, Merkez Bankası’nın yurt içi ve yurt dışı yerleşik bankalarla yapmış olduğu finansal türev işlemlerinden kaynaklanan net döviz ve altın yükümlülükleri 37,8 milyar dolar olup, söz konusu tutarın 17,2 milyar dolar bir ay vadeli oldu.

Şarta bağlı döviz çıkışları, 1 yıl içinde ödenecek Hazine garantili dış borçlar ile diğer yükümlülüklerden (döviz ve altın cinsinden zorunlu karşılıklar bloke hesabı ve akreditifler) oluştu. Söz konusu yükümlülükler bir önceki aya göre yüzde 7,4 azalarak 30,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bitkisel üretim birinci tahmini açıklandı

Bitkisel üretimin 2020 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 yılı bitkisel üretim birinci tahminini açıkladı. Buna göre; üretim miktarları, 2020 yılının ilk tahmininde bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 7,3, sebzelerde yüzde 0,8, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 5,3 oranında artış gösterdi. Üretim miktarlarının 2020 yılında yaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 68,5 milyon ton, sebzelerde 31,3 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 23,5 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.

Tahıl üretiminin 2020 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi
Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2020 yılında bir önceki yıla göre yüzde 7,9 oranında artarak yaklaşık 37,1 milyon ton olacağı tahmin edildi. Bir önceki yıla göre buğday üretiminin yüzde 7,9 oranında artarak 20,5 milyon ton, arpa üretiminin yüzde 8,7 oranında artarak 8,3 milyon ton, çavdar üretiminin yüzde 3,2 oranında artarak 320 bin ton, yulaf üretiminin yüzde 9 oranında artarak yaklaşık 289 bin ton olacağı öngörüldü.
Baklagillerin önemli ürünlerinden yemeklik baklanın yüzde 3,8 oranında azalarak yaklaşık 5,3 bin ton, kırmızı mercimeğin yüzde 12,9 oranında artarak 350 bin ton, yumru bitkilerden patatesin ise yüzde 4,4 oranında artarak 5,2 milyon ton olacağı tahmin edildi.
Yağlı tohumlardan soya üretiminin değişim göstermeyerek 150 bin ton olacağı öngörüldü. Tütün üretiminin yüzde 14,3 oranında artarak 80 bin ton, şeker pancarı üretiminin ise yüzde 10,6 oranında artarak 20 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.

Sebze üretiminin 2020 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi
Sebze ürünleri üretim miktarının 2020 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,8 artarak yaklaşık 31,3 milyon ton olacağı tahmin edildi. Sebze ürünleri alt gruplarında üretim miktarları incelendiğinde, yumru ve kök sebzelerde yüzde 4,3, meyvesi için yetiştirilen sebzelerde yüzde 0,3 oranında artış olurken, başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzelerde ise yüzde 0,1 oranında azalış olacağı öngörüldü.
Sebzeler grubunun önemli ürünlerinden domateste yüzde 1,9, kuru soğanda yüzde 6,8, hıyarda yüzde 1,2 oranında artış, karpuzda yüzde 6,4, kavunda yüzde 2,2, taze fasulyede yüzde 4,4 oranında azalış olacağı tahmin edildi.

Meyve üretiminin 2020 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi
Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2020 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,3 oranında artarak yaklaşık 23,5 milyon ton olacağı tahmin edildi. Meyveler içinde önemli ürünlerin üretim miktarlarına bakıldığında, bir önceki yıla göre elmada yüzde 7,2, şeftalide yüzde 4,8, kirazda yüzde 10,2, çilekte yüzde 2,2, yenidünyada yüzde 0,1 oranında artış olacağı öngörüldü. Turunçgil meyvelerinden mandalinada yüzde 10,7, sert kabuklu meyvelerden antep fıstığında yüzde 217,6 oranında artış olacağı tahmin edildi.
İncir üretiminin değişim göstermeyerek 310 bin ton olacağı tahmin edildi. Muz da ise yüzde 5,4 oranında artış olacağı öngörüldü.

Ekonomik güven endeksi mayısta yüzde 20,4 arttı

Ekonomik güven endeksi mayısta yüzde 20,4 oranında artarak 61,7 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 mayıs ayı ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı. Buna göre; ekonomik güven endeksi nisan ayında 51,3 iken, mayıs ayında yüzde 20,4 oranında artarak 61,7 değerine yükseldi. Ekonomik güven endeksindeki artış, tüketici, reel kesim (imalat sanayi), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki artışlardan kaynaklandı.

Tüketici güven endeksi bir önceki aya göre mayıs ayında yüzde 8,5 oranında artarak 59,5 değerini, reel kesim güven endeksi bir önceki aya göre yüzde 18,0 oranında artarak 73,5 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 10,8 oranında artarak 51,1 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 5,0 oranında artarak 79,0 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 31,1 oranında artarak 58,5 değerini aldı.

Fahiş fiyat artışı ve stokçuluğa karşı sıkı takip

Olağanüstü hal, afet ve ekonomik dalgalanma dönemleriyle diğer acil durumlarda fahiş fiyat ve stokçuluğun denetlenmesi amacıyla oluşturulan "Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu"nun görev ve yetkileriyle çalışma esasları düzenlendi.

Ticaret Bakanlığının "Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre 13 üyeden oluşacak Kurulda, Ticaret, Adalet, Hazine ve Maliye, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Tarım ve Orman bakanlıkları, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu ve Reklam Kurulu'ndan üyeler yer alacak.

Kurul, olağanüstü hal, afet ve ekonomik dalgalanma dönemleri ile diğer acil durumlarda fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına karşı piyasa dengesini ve tüketicileri korumaya yönelik gerekli tedbirleri alacak, bunların uygulanmasını sağlayacak ve denetim ve incelemeleri yapacak.

Bu uygulamaları gerçekleştirdiği tespit edilen üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler hakkında idari para cezası kararı alabilecek.

Kurul, fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarıyla ilgili ilke ve kuralları belirleyecek.

Başvuru yöntemi
Söz konusu uygulamalara ilişkin şikayet başvurusu dilekçeyle şikayet sistemi üzerinden veya diğer elektronik başvuru yöntemleri kullanılarak, Ticaret Bakanlığına ya da il müdürlüğüne yapılacak.

Başvurularda, iletişim bilgileriyle şikayete konu üretici, tedarikçi veya perakende işletmeye ait tanıtıcı bilgilerle, mal veya hizmete ilişkin bilgiler ve varsa belge, fotoğraf, video görüntülerine yer verilecek.

Başvurudan veya başvuruya ilişkin Kurul kararı alınmadan önce yargı yoluna gidildiğinin tespiti halinde başvuru işlemden kaldırılacak ve bu durum gerekçesiyle birlikte başvuru sahibine bildirilecek.

Resen veya şikayet üzerine yapılan denetimlerde, üretici, tedarikçi ve perakende işletmeye denetimin yapıldığı günden başlamak üzere 10 günden az olmamak kaydıyla savunma için süre tanınacak.

Belirlenen sürede savunma yapılmaması durumu hariç olmak üzere işletmelere, savunması alınmadan idari para cezası kararı alınamayacak.

Kurul kararları Bakanlıkça uygulanacak ve kamuoyunun bilgilendirilmesi ve aydınlatılmasıyla mal ve hizmet piyasasındaki tarafların ekonomik çıkarlarının korunması amacıyla açıklanabilecek.

500 bin liraya kadar idari para cezası
Bakanlık, üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerde denetim yapmaya, ilgili kişi, kurum ve kuruluşlardan her türlü bilgi ve belgeyi talep etmeye yetkili olacak.

Yetkili idareler, Bakanlığın talebi üzerine üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamaları hakkında ön inceleme mahiyetinde denetim yapacak ve denetim sonuçlarını Bakanlığa derhal bildirecek.

Fahiş fiyat artışında bulunduğu tespit edilenlere 10 bin liradan 100 bin liraya, stokçuluk yapanlara ise 50 bin liradan 500 bin liraya kadar idari para cezası verilecek.

İdari para cezasının belirlenmesinde, işlenen fiilin ağırlığı ve haksızlık içeriği, işletmenin türü, büyüklüğü ve bulunduğu sektör, fahiş fiyat artışı ve stokçuluk faaliyetinden sağlanan menfaatle daha önce aynı konuda idari para cezası uygulanıp uygulanmadığı gibi hususlar dikkate alınacak.

Bakanlığa, 17 Nisan 2020'den önce fahiş fiyat artışı uygulamaları hakkında yapılan başvurular, Reklam Kurulu tarafından sonuçlandırılacak.

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak: Pozitif bir büyüme ile bu yılı kapatacağız

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, bundan soraki sürece yönelik sosyal destek ve ihtiyaç, finansman ve kredi, konut ile turizm ve seyahat sektörlerini destekleyen paketlere ilişkin çalıştıklarını açıkladı.

Albayrak, TRT Haber yayınında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bugün açılışı yapılan Demokrasi ve Özgürlük Adası'yla tarihi bir güne tanıklık edildiğini aktaran Albayrak, "Darbeler tarihini, darbe kültürünü birinci dereceden yaşamış ailenin bireyi olarak bizim için anlamlıydı. Ben maddi ve manevi olarak çok etkilendim, babasını darbeye vermiş, hapislere göndermiş evlat olarak, bizim de çok farklı anılarımız canlanmadı değil. İnşallah ülkemiz için daha güzel günler önümüzde yakın. Bu yatırımın hayata geçmesiyle tüm Türkiye'den yeni nesil, gençler adaya yoğun ziyaret gerçekleştirecek ve ülkenin gerçek tarihini dokunarak yaşayacak. Türkiye, 60 senede büyük acılar yaşadı. Her birinden dersler çıkararak demokrasi ve özgürlük konseptini yaşayarak geçirecek. Tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının mutlaka bir kere gidip görmesi lazım." dedi. 

Türkiye'de 1950'den sonra serbest seçimle bir daha iktidara gelememiş bir siyasi hareket olduğunu belirten Albayrak, "Bu siyasi hareket, o gün bugündür iktidarda olan yapıların tamamını aynı dille tehdit ediyor. CHP, 1950'den sonraki süreçte serbest seçimle iktidara gelemediği için hep iki şey söylemiş: 'Bu hükümet gayrimeşru ve erken seçim'. Menderes'ten Özal'a hep aynı hikaye. Amaç ne, hiçbir şey yapmamak ve farklı güçlerle tehdit etmek. Farklı ilişkilerle Türkiye'yi büyük hedefleriden alıkoymak için hep birileriyle işbirliği içinde olmak. Ama bu ülkede bu millet özgür iradesiyle bu yetkiyi vermedi." ifadesini kullandı. 

"Bu süreç de geçecek"
Kovid-19 salgınının, yeni ekonomi politikaları noktasında il ziyaretlerinin yapıldığı ve değişim sürecinin başladığı döneme denk geldiğine işaret eden Albayrak, bu süreçte, iş dünyasından, esnafa, KOBİ'lere ve tüketicilere kadar tüm kesimleri kapsayan önemli bir paket açıkladıklarını anımsattı.

Albayrak, vergi ertelemelerinden, likidite ihtiyaçlarının karşılanmasına ve işsizliğin yasaklanmasından, kısa çalışma ödeneğiyle işverenin desteklenmesine kadar attıkları adımlara dikkati çekerken, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hakikaten, 260 milyar lirayı geçen ve çarpan etkisiyle 600 milyara yakın, 260 milyar lira etkisiyle gayri safi mili hasılanın yüzde 5'i, çarpan etkisiyle bakınca gayri safi milli hasılanın yüzde 10-11'i oranında olan önemli bir paket. Hazirandan itibaren normalleşmenin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de başlayacağı süreç. Haziran ve temmuzla birlikte ihracatta, ticarette, turizmde, iç piyasa ve iç tüketim noktasında hareketlenmenin yavaş yavaş başlayacağı döneme giriyoruz. Bununla ilgili tüm paydaşlarla yoğun iletişim kurup, taleplerin yoğun şekilde değerlendiriyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hızlı reaksiyon gösterme refleksinin de avantajıyla çok hızlı şeklide sahada normalleşme sürecinin ekonomik adımlarını, hazırladığımız adımları adım adım atarak bu süreci dinamik şekilde yürüteceğiz. Bu süreç de geçecek."

Büyüme beklentilerine ilişkin de değerlendirmede bulunan Albayrak, "Türkiye, dünyaya kıyasla büyümeden tutun işsizliğe kadar bir çok alanda etkilenen ülkeler içinde en az etkilenen, pozitif ayrışan ülke olacak. Birinci çeyrekte dünyada birçok ülke ciddi küçülme yaşadı, Türkiye, bu anlamda birinci çeyrekte pozitif. İkinci çeyreğe bakacağız. Dünya, birçok ülke ciddi daralma yaşayacak, Türkiye onlara kıyasla daha az etkilenecek, negatif olsa da daha az etkileneceği süreç olacak. Nisan ayında herkes evinde oturdu, kimse üretip tüketmedi. İnşallah hazirandan itibaren toparladığımız süreçte, normalleşme süreci daha iyi olacak. Yılın kalan iki çeyreğinde, yılın ikinci yarısında bu manada da Türkiye'nin pozitif ayrılacağı 2020 yılını öngörüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, bu kriz olmadan önce ilk çeyrek büyüme tahminlerinin iyi gittiğine işaret ederek, "Bu krizin etkileri büyüdükçe yüzde 5 ve üzeri büyüme tahminlerimizi ikinci ve üçüncü çeyrek süreçlerinde revize etme noktasındayız. Çok bilen ama çok yanılan otoritelerin söylediğinin aksine, hepsi 'Türkiye yüzde 5-6-7-8-10 küçülecek' diyor, bu kriz olmasaydı yüzde 5'i tutturacağımız yıl olacaktı. Ama bu krize rağmen, yüzde 5, yüzde 8, yüzde 10 küçülme değil, inşallah pozitif büyümeyle bu yılı kapatacağımız yıl olması için çok büyük çaba sarfediyoruz. Bu çerçevede 2020'yi kapatacağımız yıl olacak." diye konuştu.

ABD ve AB ile karşılaştırınca Kovid-19'a karşı alınan ekonomik ve sosyal önlemlerin Türkiye ekonomisinin ne kadar büyük olduğunu ortaya koyduğunu aktaran Albayrak, pek çok ülke parası olmayanları ölüme terk ederken, Türkiye'nin hiçbir vatandaşını tedavisiz bırakmadığını anlattı. Albayrak, sağlık sektörü ve finansal sistemi güçlü olan Türkiye'nin bu süreçten daha güçlü çıkacak nadir ülkelerden birisi olacağını söyledi. 

Yeni destek paketleri
Albayrak, İş'e Devam kredisine 200 binden fazla işletmenin başvurduğunu ve 180 binden fazla işletmeye bu kredinin verildiğini belirtirken, "Büyüklüğü 150 milyar lirayı buldu, yüzde 97'si KOBİ. Yani esas ihtiyacı olan. 7 milyona yakın bireysel ihtiyaç kredisi tahsis edildi. Yüzde 85'in üzerinde başvuru kabul oranı var. İlk günden beri şeffaf şekilde bu noktaya getirdik." ifadelerini kullandı.

Yeni bir destek paketi olup olmayacağına yönelik soru üzerine ise Albayrak, şunları kaydetti:

"Şimdi bundan sonraki süreçte, normalleşme süreci, iktisadi faaliyetin devamı noktasında hızlı adımlarla iç piyasa, iç talebin hızlı şekilde normalleşmesi, bunun içerisinde sosyal ihtiyaç destek paketleri olacak, finansman kredi destek paketleri olacak. Bunun içerisinde konut anlamında ülke tarihinin en uygun maliyetli, uzun vadeli, ödemesiz farklı paketlerimiz olacak. Bunun yanında turizm, seyahat anlamında sektörlerimizi desteklemeye yönelik paketlerimiz olacak. Farklı talepler oluyor, vergi, öteleme, kısmi çalışma gibi talepler oluyor. Bunlara çalışıyoruz. Bunlarla ilgili bazı adımlarımız olacak, bunları Meclis süreciyle ilişkilendirerek adımlarımız olacak. Bu dinamik süreci hızlı şeklide yönetmemiz lazım."

eskisehir-altin-fiyatlari-28-05-2020.jpg

'Ülkemizin varlığını ve değerlerini teslim etmeyeceğiz'
Türkiye'nin yaşadığı tüm türbülanslara rağmen dünyada pozitif ayrışan ülkelerden biri olduğunu belirten Bakan Albayrak, Türkiye'nin özellikle son 6-7 yıldır yaşadığı tüm zorluklara rağmen siyasi ve ekonomik olarak bir bağımsızlık süreci yürüttüğünü vurguladı. 

Albayrak, ekonomide paradigma değişikliğinin altında son iki yıldır milli ekonomiye ve milli enerjiye geçişin yattığını ifade ederek, "Ekonomi politikalarında onlarca yıl öncesinden Türkiye'yi sanki uyuşturucuya alıştırıyormuş gibi sahte bir hayat, 'sen onu üretme ben sana bunu vereyim' politikası güdüldü. AK Parti iktidarları döneminde, Cumhurbaşkanımız ilk günden beri hep bu konsept ile bu noktaya geldi, 'üretim ve düşük faiz'. Türkiye şimdi ilk defa bunu bu kadar güçlü ve sağlam bir şekilde uygulayacağı bir döneme giriyor. Bunu yapmanız için bazı bedeller ödemeli, bazı planlar yapmanız, bazı şeyleri sizin yönetmeniz lazım." diye konuştu. 

Türkiye'nin güçlü üretim ve ihracat altyapısıyla devam edeceğini belirten Albayrak, söz konusu paradigma değişikliğinin, ihracat odaklı, sanayiciyi ithalata bağımlı kılan değil, üretime dayalı, kendi para birimiyle borçlanmaya dayalı bir sistem olduğunu anlattı. 

IMF söylemlerine yönelik de iktidarda oldukları sürece bu ülkenin anahtarının bu milletin elinde olacağını ifade eden Albayrak, "Okları takip etmek lazım kim kime ok atıyor? Bana nereden ok geliyorsa bakıyorum onları atanlara, hasetinden mi, kötülüğünden mi, yerli milli söyleminden rahatsız olandan mı? Sonra diyorum ki 'Elhamdülillah doğru işler yapıyoruz'. Ekonomi politikalarında kazan-kazan ilişkisine dayalı hareket ediyoruz. Hamaset yapmıyoruz ama ahmak da olmayacağız. Ülkemizin varlığını ve değerlerini teslim etmeyeceğiz." değerlendirmelerinde bulundu. 

Albayrak, yerli ve milli üretime yönelik paydaşlarla yoğun görüşmelerinin olduğunu, iş dünyasında ekonominin gidişatıyla ilgili inanılmaz bir memnuniyet duyulduğunu kaydetti.

Bakan Albayrak, şöyle devam etti:
"Türkiye artık rekabetçi kur politikası ile üretim odaklı üreticilerin desteklendiği bir çerçevede eskisinden çok başka yeni bir ekonomik modele geçiyor. Bu geçiş özellikle sanayici ve üretici tarafından çok olumlu karşılanan bir süreç. Bu süreç Türkiye'nin en büyük dinamizmi olacak. Maliyetler ve yatırımların yüksek maliyetli faiz marjlarına değil, düşük faiz marjlarıyla uzun vadeli ve öngörülebilir bir yatırım iklimiyle bir sürece giriyoruz."

Beklenti anketlerinde mayıs, haziran aylarında çok daha olumlu bir sürece girileceğine yönelik bir beklentinin olduğunu ifade eden Albayrak, "Dünyanın en büyük krizinin yaşanmasına rağmen, ekonomisi paramparça olan bir Türkiye değil, güçlenerek çıkacak bir Türkiye... Ne faizi, ne kuru, ne borsası, ne ödeme dengesi ne de bütçesi raydan çıktı, mayısta, haziranda, her şey daha olumlu, daha güçlü, daha sakin, daha özgüvenli bir yere doğru gidiyor." diye konuştu. 

"Dönüşümdeki en önemli noktalardan biri, ticarette yerel parayı öncelemek"
Albayrak, son dönemdeki swap görüşmelerine ve bunlara yönelik yorumlara ilişkin bir soru üzerine de dünyada finansal güvenlikten bahsediliyorsa hiçbir ülkenin, piyasasını stabilizasyonundan ayıracak, stabilize olmasını tehdit edecek, özellikle manipülatif operasyona açık süreçleri kontrolsüz bırakmayacağını anlattı. 

Siyasi saikli, vur-kaç amaçlı, fahiş kar marjı yakalamak için manipülatif yaklaşımların dünyanın her yerinde suç olduğuna işaret eden Albayrak, Türkiye'nin ekonomi politikalarını belirlemek için bunun bir tehdit aracı olmasına izin vermediklerini vurguladı. 

Albayrak, swap yapmak isteyenlerin Borsa İstanbul'da avantajlı bir şekilde yapabildiklerini belirterek, "Ama siz swap hacmini ve likiditesini Türkiye'nin kuru üzerinde manipülasyon yapmak için kullanıyorsanız, buna karşı bazı tedbirler süreçler yürütmeniz lazım." dedi. 

Türkiye'nin ilk defa ekonomik ve finansal güvenliği için bazı düzenlemelerle tedbirler aldığını anlatan Albayrak, şunları kaydetti:

"Yeni paradigma dönüşümündeki en önemli noktalardan birisi, her ülkeye yaptığımız ticarette yerel parayı öncelemek. Ne demek istiyorum? İki ülke ticaret yaptığında bir üçüncü ülkenin parasını değil, birbirinin parasını kullanmak. Dolayısıyla G20 başta olmak üzere, ticaret açığı verdiğimiz, serbest ticaret anlaşmalarında aleyhimizde işleyen kararlar başta olmak üzere çok net ve sert adımlar atılacak. İki ülkenin ticaret hacmini geliştirmeye yönelik, Amerika ile swap, ABD ile benim ticaretimi geliştirme noktasında swapla ilgili, İngiltere ile ilgili kazan-kazan politikası. Çin, Japonya, Kore, Hindistan, Malezya ile ilgili birçok ülkeyle ticarete bakacağız. Bakıyoruz, başladık görüşmelere. İki ülkenin birbirinin parasıyla ticaret, takas anlamında bir sürece girerek oluşturduğu bir ticaret. Dolayısıyla swap hususunu böyle değerlendirmek lazım."

Albayrak, bu ülkedeki finansal güvenliğine tehdit unsuru oluşturabilecek delikleri Türkiye olarak tek tek kapattıklarını belirtti.

Türkiye'nin atlattığı bütün badirelere rağmen dünyada bu açıdan da pozitif ayrıştığını vurgulayan Albayrak, bir kaç yıl içerisinde dünya ve Türkiye'nin pozitif anlamda çok başka bir yerde olacağını ifade etti. 

"Bizimki dava noktasında ölümüne bir ilişki"
Bakan Albayrak, bir soru üzerine, Sadık Albayrak'ın oğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı olmaktan onur duyduğunu belirterek, "Bu benim için çok değerli ve kıymetli bir husus, siyasi bir ilişkim yok. Benimkisi dava ve gönül ilişkisi. Konjonktürü görüyorsunuz işte, dün çok seversiniz siyasi olarak bir de bakarsınız başka sularda. Hani dava? Dava diye bir şey yok. Dün, bugün yaşıyoruz, yarın da yaşayacağız. Bugün Cumhurbaşkanına methiyeler düzenler menfaat uyuşmayınca onlar da gider. Bizimki dava noktasında ölümüne bir ilişki. Böyle bir ilişkide damat olmak benim gurur duyduğum bir husus. Birilerinin küçümsemek için ortaya koyduğu bu söylemler bizim için onur meselesi." değerlendirmesini yaptı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak'ın "sosyete" söylemine karşı Albayrak, babasının kendi imkanlarıyla 2 oğlunu bir noktaya getirdiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Köyden çıkmış gelmiş, bugün 80 yaşına gelmiş bir adamın oğlu olarak ben sosyete olacağım, 7 ceddi 7 sülalesi dedesi, babası, amcası bakanlıklardan milletvekilliklerine kadar devletin bütün imkanlarını kullanacak, peki bu insanlar ne olacak. Babam bizi kimseye minnet etmeden kendi imkanlarıyla yetiştirdi. Bu çelişki bu siyasetin çukur seviyeyesine inmeyi zul addediyorum. Bizi babamız şöyle yetiştirdi, Allah'tan başka hiç kimseye minnet etmeyip kimseye de dayanmayacağız."

"Yüzde 12 faizle 30 yıl ödemeli dolar kredisi alınmış"
Bakan Albayrak, Öztrak'ın Hazine Müsteşarlığı yaptığı dönemde yüzde 12 faizle 30 yıl ödemeli dolarla kredi aldığını anımsatarak, "Hala onun faizlerini ödüyoruz. Yüzde 12 faizle milyarlarca dolar borçlanmış bir yapıdan, Hazine Müsteşarlığı yapmış kişiden bahsediyoruz. Kim tefeci? Dünya ekonomik krizinin çıktığı bu yıl Hazine olarak yüzde 2'lerde avro olarak borçlandık. Yüzde 60-70'lerden Türk lirasıyla Hazine borçlanması yapılıyordu, biz mayıs ortalamasında yüzde 8,5'lardan borçlandık. Kim paraları nereye vermiş, sizin o yüksek faizlerle borçlandığınız faizleri ödüyoruz hala." dedi.

Hazine'nin o yıllarda faiz giderinin milli gelire oranının yüzde 10-15 seviyelerinde olduğunu hatırlatan Albayrak, şu anda bunun yüzde 2,3 olduğunu söyledi. 

Albayrak, şöyle devam etti:
"Faiz giderinin milli gelire oranının yüzde 15-20'leri bulduğu dönemin kişisi bunlar. Şu anda yüzde 2,3 oranında. Kim tefeci? Onun için beni sevmiyorlar da birilerini seviyorlarsa cevap çok açık. Benim dedem Hacı Ahmet Hamdi Albayrak hangi ahlakla hangi manevi değerlerle bizleri yetiştirdiyse, biz bunu biliriz. Biz aslımızı inkar etmedik. İşte belki bundan dolayı on yıllarca ülkeyi yöneten elitist zihniyet var ya Hacı Ahmet'nin torunu bu makama geldiği için rahatsızlık duyuyor olabilir. Bizim Allah'tan başka hesap veremeyeceğimiz kimse yok. Allah niyetimizi de kalbimizi de biliyor."

Bakan Albayrak son dönemde gençleri zehirlemeye yönelik bir algı yaratıldığını belirterek, "Eski Türkiye'yi bilmediklerinden hareketle gençleri zehirlemeye yönelik bir kampanaya var. Ülkemizin gençliği inanılmaz derecede bilinçli ve şuurlu. Attığımız her adımda görüyoruz en son 1 milyon yazılımcı projemizde inanılmaz dönüşler alıyoruz. Bütün bu algılara rağmen toplumun kahır ekseriyeti Türkiye'de bugün yaşanan tiyatronun farkında." diye konuştu.

YHT'ler yeniden seferlerine başladı

Korona virüs (Covid-19) salgını dolayısıyla seferlerine ara verilen Yüksek Hızlı Trenler (YHT), bugün itibariyle yarı kapasiteyle tekrardan hizmet vermeye başladı. Normal dönemde 411 yolcu taşıyan YHT'nin kapasitesi korona virüs tedbirleri çerçevesinde 185 kişiye indirilirken ilk sefere 84 yolcu katıldı. Tekrardan başlayan seferler için toplamda 2 bin 500'ün üzerinde bilet satıldı.
Kontrollü sosyal hayatın başlamasıyla birlikte YHT'ler de yeniden hizmet vermeye başladı. Yarı kapasiteyle çalışmaya başlayan YHT’lerin Ankara-İstanbul-Ankara, Ankara-Eskişehir-Ankara, Ankara-Konya-Ankara ve Konya-İstanbul-Konya olmak üzere günde 16 sefer yapması planlanıyor. Vatandaşlar, YHT biletlerini hem online olarak hem de gişelerden temin edebilecek. Biletlerin satışa sunulduğu 25 Mayıs tarihinden ilk seferin yapıldığı 28 Mayıs tarihine kadar 2 bin 500'ün üzerinde bilet satıldı.

Gar, istasyon ve trenlerde maske takılması zorunlu olacak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın her fırsatta altını çizdiği tedbirler kapsamında YHT Garı içinde de birtakım yenilikler yapıldı. Gar, istasyon ve trenlerde maske takma zorunluluğu getirilirken, sefer saatini bekleyecek yolcular için ayrılan yerlerde sosyal mesafe ve izolasyon kuralları uygulanacak. Ayrıca sefer gerçekleştiren tren içinde seyahat sırasında sosyal mesafe kurallarına uygun bir şekilde çapraz sistemle oturulacak. Yolculuk esnasında trenlerde yolculara yiyecek ve içecek ikramı yapılmazken, her seferin ardından profesyonel ekipler detaylı dezenfektan çalışmaları yapacak.

Öte yandan, korona virüs tedbirleri çerçevesinde ekspres olarak çalışacak trenlerde, ara duraklarda yolcu bindirme ve indirme işlemi yapılmayacak.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, salgın döneminde ara verilen seferlerin tekrar başlamasıyla sabah 07.00'daki Ankara-İstanbul treninin uğurlamasına katıldı. İlk olarak gişe memurlarını ziyaret eden Bakan Karaismailoğlu, hareket saatinden önce trene binerek yolcularla sohbet etti, iyi yolculuklar diledi. Bakan Karaismailoğlu, daha sonra tren hareket etmeden basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

eskisehir-doviz-fiyatlari-28-05-2020.jpg

Seferlerin başladığı günün hem kendileri hem de vatandaşlar için mutlu bir gün olduğunu, Covid-19 tedbirleri nedeniyle geçici bir süre ara verilen yüksek hızlı tren seferlerinin, normalleşme süreciyle birlikte bu sabah yeniden başlatıldığını bildiren Bakan Karaismailoğlu, "Ne yazık ki bu yıl tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 nedeniyle zor bir dönem geçirdik. Araya giren sosyal mesafeler, tedbir amaçlı yaşadığımız kısıtlamalar, sosyal ve ekonomik hayatımızı derinden etkiledi. Bakanlık olarak biz de önceliğimizi insan sağlığı olarak belirleyerek, salgına karşı Bilim Kurulumuzun tavsiyeleri doğrultusunda üst düzey önlemler aldık. Cumhurbaşkanımızın da vurguladığı gibi 'Hiçbir virüs, bizim tedbirlerimizden güçlü değildir!' diyerek, devlet ve millet el ele vererek büyük bir özenle mücadele ettik" ifadelerini kullandı.
"Ara verdiğimiz Yüksek Hızlı Tren seferlerimizi yeniden başlatıyoruz"

Özellikle salgının dünyada yayılmaya başladığı ilk günlerde Türkiye'de vaka görülmediği halde uluslararası havayolu, denizyolu ve demiryollarında birçok ülke ile seferleri durdurduklarını hatırlatan Bakan Karaismailoğlu, "Uçaklarımız başta olmak üzere Yüksek Hızlı Trenler, Konvansiyonel Trenler, Marmaray ve Başkentray gibi tüm toplu ulaşım araçlarında sefer öncesi ve sonrasında dezenfekte işlemleri başlattık. Karayollarında otobüs firmalarına ve otobüslerin mola verdikleri duraklardaki işletmelere her türlü sağlık tedbirlerini almaları ve gerekli hijyeni sağlamaları talimatını verdik. Söz konusu bu çalışmalar, hastalığın Türkiye’ye girişini önemli ölçüde geciktirdi ve salgın sürecine daha iyi hazırlanmamızı sağladı. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin dahi sağlık sistemleri çöktü. Yüz binleri aşan ölüm vakaları görüldü. Biz ise hükümetimizin aldığı önlemler ve meseleyi büyük bir dirayetle yönetmesi sayesinde ülke olarak büyük ve takdir edilen bir başarı sağladık. Ne mutlu bizlere ki, artık normalleşme sürecine girdik. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak, atlatmakta olduğumuz pandemi sürecinde sağlık ve hijyen tedbirlerini elden bırakmadık. Hedeflerimizden şaşmadık. Şimdi sizlerle birlikte, normalleşme sürecinin önemli bir adımını daha atıyoruz. Ara verdiğimiz Yüksek Hızlı Tren seferlerimizi yeniden başlatıyor, ilk trenimizi Ankara’dan İstanbul’a yolcu ediyoruz. Hayırlı uğurlu olsun" şeklinde konuştu.

"Trenlerimiz yüzde 50 kapasite ile çalışıyor diye bilet ücretlerinde herhangi bir artış söz konusu değildir"
YHT’nin yeniden başlayan seferlerinde alınan tedbirler ve vatandaşların merak ettiği konular hakkında bilgiler veren Bakan Karaismailoğlu, "Bugünden itibaren Ankara-İstanbul, Ankara-Eskişehir, Ankara- Konya ve Konya-İstanbul hatlarımızda sabah ve akşam birer sefer olmak üzere günde toplam 16 sefer olacak. Trenlerimizi sosyal mesafe kurallarına ve izolasyona dikkat ederek seyrek oturma düzeni ile yolcularımızın yan koltuklarını boş bırakarak yüzde 50 kapasite ile çalıştıracağız. Bu nedenle, 411 yolcu kapasiteli CAF tipi setlerimizde 185, 483 kapasiteli Siemens tipi setlerimizde ise 213 yolcuya hizmet vereceğiz. Trenlerimiz yüzde 50 kapasite ile çalışıyor diye bilet ücretlerinde herhangi bir artış söz konusu değildir. İnşallah, en kısa sürede seferlerimizi yerli üretimimiz olan Milli Elektrikli Trenimiz ile hayata geçirmeye planlıyoruz. Tüm hatlarımızda, üst düzeyde hijyen ve sağlık tedbirleri alınması en önemli önceliklerimizdir. Bizim tek amacımız vatandaşlarımızı en güvenli şekilde gitmek istedikleri yere ulaştırmak ve sağlıklı bir şekilde sevdiklerine kavuşturmaktır" ifadelerini aktardı.

"YHT ile seyahat etmek isteyen vatandaşlarımızdan bilet alabilmek için geçerli HES Kodu ve seyahat izin belgesi istenecek"
Yeni süreçte vatandaşların da yerine getirmesi gereken bazı yükümlülüklerin olduğunu ifade eden Bakan Karaismailoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımızın her seferinde vurguladığı gibi maske, sosyal mesafe ve temizlik ‘yeni normal’in vazgeçilmezleri, bu nedenle de tüm gar, istasyon ve trenlerimizde maske takılması zorunlu olacak. Yüksek Hızlı Tren ile seyahat etmek isteyen vatandaşlarımızdan bilet alabilmek için geçerli HES Kodu ve seyahat izin belgesi istenecek. Vatandaşlarımız HES Kodlarını Sağlık Bakanlığımızın mobil uygulamasından ya da SMS ile alacaklar. HES kodunun geçerli olduğu tespit edildiğinde ise bilet satışı yapılabilecek. Giriş-çıkış yasağı bulunan illerimize seyahat için verilen 'Seyahat İzin Belgesi' ise trene binişte görevlilerimiz tarafından kontrol edilecek. Bu belgeyi ibraz edemeyenlerin veya belgeleri geçersiz olan bilet sahiplerinin seyahati iptal edilecek" ifadelerini kaydetti.

"Hastalık belirtisi olanlar trene alınmayacak, bilet ücreti kesintisiz iade edilecek"
İstasyonlarda ve bilet kontrol noktalarında hastalık belirtisi gösteren yolcularımız kesinlikle trene alınmayacağını ve bu kişilerin bilet ücretlerinin kesintisiz iade edileceğini bildiren Bakan Karaismailoğlu, "Her yolcunun biletine ait koltukta oturması sağlanacak ve yer değişimlerine izin verilmeyecek. Seyahat sırasında Covid -19 belirtileri gösteren yolcularımız, trendeki izolasyon bölümüne alınarak uygun olan ilk istasyonda sağlık görevlilerine teslim edilecek. Trenlerimizde Covid-19 riskine karşı yemek ve büfe hizmeti verilmeyecek. Tüm bu önlemlerin yanı sıra gar, istasyon ve trenlerimizde hizmet veren tüm personelimizin salgın riskine karşı uygun koşullarda hizmet vermesi sağlanacak. Trenlerimizin her sefer öncesinde ayrıntılı temizliği ve hijyen işlemleri yapılacak" açıklamasında bulundu.

"Pandemi sürecinde de sağlık tedbirlerini elden bırakmadan projelerimizi sürdürdük"
Covid-19’a karşı bütüncül tedbirleri alıp başarıyla uygulayan bir ülke olarak Yüksek Hızlı Tren seyahatleri için alınan sağlık ve hijyen önlemlerinin başarıyla uygulanacağına inandığını belirten Bakan Karaismailoğlu, şöyle konuştu:

"Vatandaşlarımız sağlık ve huzur içinde sevdiklerine kavuşacak ve gitmek istedikleri yerlere ulaşacaktır. Önümüzdeki dönemde Bilim Kurulumuzun tavsiyeleri doğrultusunda ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde normalleşme çalışmalarımız hız kesmeden devam edecektir. Tabii ki gerekli adımlar vakti geldikçe atılacaktır. Buradan bir kez daha altını çizmek isterim ki; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak, Türkiye’nin büyük başarılarla bugüne gelen yenilikçi ulaştırma ve altyapı geleneğini devam ettiriyor, güçlendiriyor ve geleceğe taşıyoruz. Geleceğin dünyasında oyun kurucu ve küresel lider olan bir Türkiye’nin ihtiyaç duyacağı tüm ulaşım hatlarında ve altyapı çalışmalarında mükemmeli yakalamak için 7/24 çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürüttüğümüz projelerimizle ve attığımız her adımla, Dünya ile Türkiye’nin sosyal ve ekonomik bağlarını kuruyoruz. Ülkemizin en önemli değerlerinden TCDD'de yeni projeleri ve çağı yakalayan yüzüyle bizleri gururlandırmaktadır. Geçmişten bugüne Türkiye’nin her noktasını birbiriyle ve bölgeyle yakınlaştırarak, demir ağları sosyal ve ekonomik bağlara dönüştüren büyük bir markadır. TCDD, kısa vadede iddialı projelerini tamamlayarak, yük ve yolcu taşımada teknoloji destekli, çok modlu, çağa uygun, uluslararası bir ulaşım vizyonunu hayata geçirmek hedefiyle yoluna devam etmektedir. Evet, inşallah, hep birlikte kademeli bir normalleşmeyle birlikte bugünleri aşacağız.

Pandemi sürecinde de sağlık tedbirlerini elden bırakmadan projelerimizi sürdürdük. Önümüzdeki günlerde yine hepimizi milletçe gururlandıracak büyük projelerimizi ortaya koyacağız. Vatanımıza ve vatandaşlarımıza layık hizmetlerimizi anlatmak için sizlerle yeniden bir araya geleceğiz."

Ayrıca Bakan Karaismailoğlu, yeniden seferlerine başlayan Yüksek Hızlı Tren seferlerinin sosyal ve ekonomik hayatın yeniden canlanması için can suyu olmasını temenni ettiğini bildirerek, "Unutmayalım ki hayat ulaşınca başlar" mesajını verdi.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat