alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Eskişehir altın fiyatları 11.05.2020 bugün - Gram, çeyrek, yarım ve tam altın ne kadar?

Videoyu Aç Eskişehir altın fiyatları 11.05.2020 bugün - Gram, çeyrek, yarım ve tam altın ne kadar?
A
a

Eskişehir altın fiyatları bugün nasıl bir seyir izliyor? Kapalıçarşı ve Eskişehir serbest piyasada gram altın kaç lira? Çeyrek altın ne kadar? Dolar ve Euro kuru kaç lira? Eskişehir altın fiyatları yorumları ve ekonomiyle ilgili bugünün bütün verileri www.anadolugazetesi.com adresimizde sizlerle.

Eskişehir altın fiyatları yorumları bugün verilerine göre, altın biraz sakinleşti. Yatırımcıların güvenli limanı olan altın, son yaşanan koronavirüs salgınına bağlı olarak sert yükselmişti. Peki, altın fiyatları ne kadar oldu? Gram altın ne kadar oldu? Çeyrek altın kaç TL?
Cuma günü 7,0871'den kapanış yapan dolar/TL bugün bankalar arası piyasanın açılışında 7,0840 seviyesinden işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde işsizlik verisinin takip edileceğini, yurt dışında ise açıklanacak önemli bir veri bulunmadığını ifade ederek, hafta genelinde ABD'de enflasyon, Avrupa'da büyüme ve dünya genelinde sanayi üretimi verilerinin yatırımcıların odağında olacağını ifade etti. 
COVID-19 salgını ve ekonomilerin yeniden açılmasına ilişkin haber akışının da piyasaların yönünde belirleyici olacağını aktaran analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 97.200 ve 95.500 seviyelerinin destek, 100.000 puanın direnç konumunda olduğunu açıkladı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 Nisan dönemi finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıkladı. Buna göre; en yüksek aylık reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 12,90, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 13,39 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti.
Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından dolar yüzde 6,66 ve euro yüzde 4,80 oranlarında kazandırırken; BIST 100 endeksi yüzde 0,27, mevduat faizi (brüt) yüzde 0,58 ve Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 1,09 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Geçen hafta rekor üstüne rekor kıran altın bu haftaya sakin bir başlangıç yaptı. Peki tüm bu gelişmeler kapsamında, 11 Mayıs 2020 (bugün) saat 10:00 itibarı ile Eskişehir'de gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve tam altın kaç lira? Altın fiyatları ne kadar? Eskişehir'de döviz hangi seviyede?

Eskişehir ve Kapalıçarşı altın fiyatları ve Dolar ile Euro kaç lira? Hepsini sizin için derledik...

Eskişehir altın fiyatları

  • Çeyrek altın: 636 Lira
  • Yarım altın: bin 272 Lira
  • Gram altın: 387,93 Lira
  • Cumhuriyet altını: 2 bin 537 Lira
  • Tam altın: 2 bin 559 lira

Eskişehir döviz kurları

                          ALIŞ      SATIŞ
  • Dolar   : 7,0790 TL  7,0858 TL
  • Euro    : 7,6791 TL  7,6919 TL
  • Sterlin : 8,7915 TL  8,8082 TL

Günün önemli ekonomik gelişmeleri

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'dan 'Ulusal Para' ile ticaret vurgusu

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan başkanlığında gerçekleştirilen 13. İstişare Kurulu toplantısı, videokonferans yöntemiyle yapıldı. Pekcan, videokonferansta "Merkez bankalarının parasal genişlemeye gittiği bu dönemde, küresel finans dengelerinde görülebilecek değişiklikleri, yaşanabilecek istikrarsızlıkları göz önüne alarak, ulusal para birimleri üzerinden ticarete daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor." dedi.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan başkanlığında gerçekleştirilen 13. İstişare Kurulu toplantısı, videokonferans yöntemiyle yapıldı. Konferansa Pekcan’ın yanı sıra; TİM Başkanı İsmail Gülle, DEİK Başkanı Nail Olpak, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TESK Başkanı Bendevi Palandöken, MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, TMB Başkanı Mithat Yenigün ve YASED Başkanı Ayşem Sargın katıldı.

Pandemi döneminde 3’üncü kez gerçekleştirilen istişare kurulu toplantısında, Covid19 pandemisinin ticarete etkilerinin yanı sıra pandemiden çıkış sürecinde atılması gereken adımlar ele alındı.
Pekcan burada yaptığı konuşmada, tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de etkileyen Covid-19 pandemisinin ticaret üzerindeki olumsuz etkisinden Türk iş insanının dinamizmi ve iş azmi ile çok hızlı bir ivmelenme ile çıkacaklarına inandıklarını söyledi.

Belli başlı Asya ülkeleri ve Çin’in toparlanma sürecine girdiğine işaret eden Pekcan, “Belki ihracatımızı öncelikle bu bölgelere kaydırabiliriz. Bu ülkeler şu anda normal aktivitelerine devam ediyorlar. Bütün ülkeler içlerine kapandıkları bir süreçten geçiyorlar. Dolayısıyla muhataplarımızla temaslarımızda her seviyede, her zamankinden daha sık bir şekilde bir araya gelmemiz lazım. Onlarla sürekli irtibat halinde olup, bu pazarlardaki yerimizi sağlamlaştırmalı, çözüm odaklı çalışarak ortak yaklaşımlar ve süreçler geliştirmeliyiz. Taleplerin ötelendiği bir süreçten geçiyoruz. Bütün dünyada insanların eve kapandıklarında nasıl bir tatil özlemi varsa, insanların normale dönme özlemi de var. Tabi bu süreçten mali yapıları ve üretim fonksiyonları bozulmayan şirketler çok daha hızlı bir şekilde ayağa kalacak, oluşacak talebe çok daha hızlı dönüş yapacaklar''. “Yeni fırsat ve talepler ticarete dönüşecek”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi ile firmaların işletmelerin ve esnafın bu süreçten en az hasarla çıkması yönünde önemli tedbirler alındığına dikkat çeken Pekcan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Umuyoruz ki dünyadaki toparlanma ile Türkiye’nin daha hızlı bir toparlanma sürecine girerek yeni fırsat ve talepleri ticarete dönüştürme imkanı olacak. Dış ticaretimizdeki toparlanmanın gücünü ve hızını artırmak için de yurt dışındaki yeni dinamikleri, fırsatları iyi değerlendirmek ve bunları iyi takip etmemiz gerekiyor. Bu çerçevede pazar ve ürün çeşitlendirmesine de gitmemiz gerekecek''.

Önümüzdeki dönemde Türkiye için önemli bir hedefin de Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi olduğuna dikkati çeken Pekcan, şöyle konuştu: “Koronavirüs ile Avrupa’da kırılganlıklar çok ciddi şekilde hissedilmeye başlandı. Avrupa Birliği ekonomik anlamda yeni açılımlar yapma gereğini duyacak. Belki yatırımlarda, üretimde biraz daha içe dönecekler ancak tedarik zincirlerinde alternatif arayışına ve mümkün olduğu kadar da güvenilir, öngörülebilir, yakın tedarikçileri tercih etme eğiliminde olacaklar. Temmuz ayında Almanya’nın dönem başkanlığı başlayacak. Normalleşme faaliyetlerinden biri de Gümrük Birliği’nin güncelleşmesi süreci ile ilgili çalışmalarımıza devam etmek ve müzakere sürecini resmen başlatmak olacak. Bu süreçte STK’larımızın söz konusu sürece aktif katılımları, muhataplarını bu sürece dahil etmeleri ve Türkiye’nin yanında yer almalarını temin etmeleri bizlerin önünü açacak ve çok yardımcı olacak. Biz bakanlık olarak STK’larımızın yanınızdayız. Her türlü desteğimizle, çabamızla ve diğer bakanlıklarla ilişkilerde mümkün olan ölçüde taleplerinizin takipçisi oluyoruz''.

Temassız ticaret uygulamasına değinen Pekcan, bu dönemin demiryolunun etkin kullanımı için bir açılım süreci olduğunu, yeni model lojistik alternatiflerinin çalışılması ve nakliyelerin ucuzlaması için çalışmalar yürütülmesi gerektiğini söyledi.

“Yerel para birimleriyle ticarete ağırlık verilmeli”
Pekcan, üzerinde hassasiyetle durdukları konulardan birinin de yerel para birimleri ile ticaretin önünü açmak olduğunu belirterek, “Merkez bankalarının parasal genişlemeye gittiği bu dönemde, küresel finans dengelerinde görülebilecek değişiklikleri, yaşanabilecek istikrarsızlıkları göz önüne alarak ulusal para birimleri üzerinden ticarete daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor. Bunun için biz kamu olarak gerekli çalışmaları yapacağız ancak özel sektör olarak sizlerden de destek bekliyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay: "Türkiye kriz ortamında bile yatırımcı için güvenilir limandır"

Amerikan Şirketler Derneği’nin video konferans yöntemiyle düzenlediği Yönetim Kurulu Toplantısı’na Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay konuk oldu. “Değişmeyecek gerçek, Türkiye'nin sahip olduğu güçlü üretim altyapısı, dinamik iş gücü ve pazar olanaklarıyla kriz ortamında bile yatırımcı için güvenilir bir liman olmasıdır" açıklamasında bulundu.

eskisehir-doviz-fiyatlari 11 05 2020.jpg

Türkiye’deki ABD merkezli şirketleri temsil eden Amerikan Şirketler Derneği’nin (AmCham Türkiye/ABFT) COVID-19 salgını sürecinde Türkiye-ABD arasındaki sosyal, ekonomik ve ticari iş birliğinin değerlendirilmesi amacıyla düzenlediği Yönetim Kurulu Toplantısı’na Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay video konferans yöntemiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden konuk oldu. İki ülke arasındaki dayanışmanın COVID-19’la mücadeledeki önemine vurgu yapılan toplantıda, AmCham Türkiye üye şirketlerinin, salgının Türkiye’de yayılmasının önlenmesi amacıyla bugüne kadar 35 milyon TL nakdi ve ayni destek sağladığı belirtildi. Toplantıda aynı zamanda ABD Yatırım Raporu’na dair bilgi sunuldu.
Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve AmCham Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu, dünyanın çeşitli bölgelerinde yayılım göstermesinin ardından Türkiye’de de etkisini gösteren COVID-19 salgınına ilişkin açıklamalarda bulunurken, süreçte Türkiye-ABD arasındaki sosyal, ekonomik ve ticari dayanışmanın salgınla küresel mücadelede örnek teşkil ettiğine vurgu yaptılar.

"Türkiye kriz ortamında bile yatırımcı için güvenilir limandır"
Salgın döneminde AmCham Türkiye üyelerinin temsilcisi oldukları firmaların ülkelerindeki muhataplarla istişare ve iletişiminin önceki dönemlere göre daha kritik bir hal aldığını belirten Oktay, tüm ülkeler için zor olan bu sürecin fikir alışverişinde bulunularak ve karşılıklı çözümler üretilerek aşılabileceğini ifade etti. Toplumları birçok yönden derinden etkileyen salgının küresel ekonomide de yakın tarihin en ciddi ekonomik şoklarından birini yaşattığını belirten Oktay, “Değişmeyecek gerçek, Türkiye'nin sahip olduğu güçlü üretim altyapısı, dinamik iş gücü ve pazar olanaklarıyla kriz ortamında bile yatırımcı için güvenilir bir liman olmasıdır. Salgının etkileri tüm dünyaya, Çin gibi tek bir üretim merkezine bağlı olmanın sürdürülebilir bir politika olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Küresel şirketler bu doğrultuda üretim merkezlerini yeniden konumlandırmaya başladılar. Türkiye birçok farklı sektörde üretim ve yatırımda merkez üssü olmak için kabiliyete fazlasıyla sahiptir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden tanımlanmaya başladığı bu ortamda Türkiye yatırımcılara cazip avantajlar sunuyor. Salgın süresince ve salgın sonrası oluşacak 'yeni normal'e göre hem ülkemizdeki mevcut uzun vadeli dış yatırımların daha da büyümesini, hem de yeni dış yatırımların Türkiye'yi en iyi şekilde değerlendirmesini arzu ediyoruz” dedi.

“Çalışanlarımızın sağlığı ve iş sürekliliğinin sağlanması en büyük önceliğimiz”
“AmCham Türkiye üye şirketleri; Cumhurbaşkanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklama ve yönlendirmeler doğrultusunda, COVID-19’a karşı koruyucu tedbirleri en yüksek seviyede almayı sürdürüyor” diyen Turnaoğlu, “Üyelerimiz hem çalışan sağlığının korunması hem de farklı sektörlerde artan talebin karşılanması önceliğiyle acil durum önlem planlarını uygulamaya aldılar. 100 bin kişiye istihdam sağlayan 110’dan fazla üye şirketimiz COVID-19 salgınına karşı mücadele vermeyi sürdürüyor. Çalışanlarımızın sağlığı ve iş sürekliliğinin sağlanması en büyük önceliğimizdir. Bu zorlu sürecin hep birlikte üstesinden geleceğiz” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamaya devam edeceğiz”
Amerikan sermayeli şirketlerin Türkiye’deki yatırımları ve sağladıkları istihdam ile bugün ve gelecekte Türkiye ekonomisi için değer yaratmaya devam edeceğini vurgulayan Turnaoğlu, “Türkiye’yi global pazarlara taşıma hedefimiz doğrultusunda Türkiye’nin rekabet gücünün korunmasına ve sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi. Turnaoğlu, “Türkiye ile ABD arasında 100 milyar dolarlık ticaret hedefi kapsamında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. AmCham Türkiye olarak üyelerimiz ile birlikte Covid-19 salgınının ülkemizdeki etkilerini en haz hasarla atlatmak üzere süreci tüm hassasiyetimizle sürdürüyoruz. Bu kapsamda üye şirketlerimiz şu ana kadar ülkemize 35 milyon TL nakdi ve ayni destekte bulundular. Önümüzdeki süreçte, ekonomi ve ticaretin sürekliliğini sağlamak üzere, çalıştığımız Türk KOBİ’lerinin de küresel değer zincirine katılmaları yönündeki çalışmalarımıza hız kazandıracağız” şeklinde konuştu.

İşçi, razı olmadan maaşı düşürülemez
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenlerin işçinin yazılı rızasını almadan maaşları düşüremeyeceğine hükmetti. Emsal kararla birlikte; maaşında rızası alınmadan azaltmaya gidilen işçi istifa etmesi halinde kıdem ve ihbar tazminatı alabilecek.

Bir kamu kurumunda taşeron şirket bünyesinde çalışan işçinin maaşı düşürüldü. İş mahkemesinin yolunu tutan işçi; taşeron şirkette bilgi işlem ve veri kontrol elemanı olarak hizmet akdi ile çalışmaya başladığını, taşeron firmaların sürekli değiştiğini, yapılan ihale sonrasında davacının ücretinin haberi ve muvafakati olmadan brüt 1.040,90 TL. olan maaşının 30.12.2009 tarihinde 763.65 TL. ye düşürüldüğünü belirtti. Taşeron yönetimine başvurduğunda ilgili bakanlığın genelgeleri gerekçe gösterilerek ücretinin asgari ücret düzeyine düşürüldüğünün belirtildiğini dile getiren davacı işçi; İş Kanununun 22. Maddesine göre de iş şartlarında esaslı değişiklik teşkil eden ücret düşürülmesini halinde işçiye yazılı bildirimde bulunulması gerektiğini belirterek ücret alacağı ile maaş farklarının ödenmesi gerektiğini iddia etti. Davalı kurum, davanın reddini talep etti. Mahkeme; davanın kabulüne hükmetti. Kararı davalı kamu kurumu temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi.

Adeta manifesto niteliğindeki Yargıtay kararında; işçinin aldığı ücret miktarının düşürülmesi, ikramiyenin veya sosyal yardımın kaldırılması, işçinin işyeri organizasyonunda mevcut görevinden daha alt seviyedeki bir göreve atanması, çalışma koşullarının ağırlaştırılması gibi durumların 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi anlamında iş sözleşmesinin içeriğinin işçi aleyhine değiştirilmesi anlamına geldiği hatırlatıldı. Bu tür değişikliklerin ancak işçinin yazılı onayı ile yapılabileceğine vurgu yapılan Yargıtay kararında; "İşçinin açıkça onay vermediği esaslı değişiklikler işçiyi bağlamaz. Ücret indirimine dair esaslı değişikliğin işçi tarafından açıkça kabul edilmemesine rağmen ödeme döneminde daha az ücret ödenmesi, hatta bu ödemeye dair ücret bordrosunun işçi tarafından imzalanması durumunda dahi işçinin fark ücret isteme hakkı devam eder. Bakanlığa bağlı kuruluşlarda çalışan alt işveren işçilerinin almakta oldukları temel ücretin düşürülmesi, Bakanlık Genelgelerine dayansa dahi çalışma koşullarında işçi aleyhine esaslı değişiklik niteliğinde olup değişikliğin geçerli olabilmesi için 4857 sayılı İş Kanunu’nun 62. ve 22. maddelerine göre işçinin açıkça ve yazılı muvafakatinin bulunması gerekir. Bunun anlamı ücrette yapılacak indirimin yazılı olarak işçiye bildirilmesi üzerine işçinin de bu değişikliği altı iş günü içerisinde yazılı olarak kabul etmesi durumunda ücrette yapılacak değişiklik geçerli hale gelir. Hizmet sözleşmesinin esaslı unsurlarında yapılacak değişikliğin kabulü işçi tarafından yazılı bir muvafakat bildirimi ile yapılabileceği gibi taraflar arasında imzalanacak yeni bir hizmet sözleşmesi vasıtası ile de yapılabilir. Bu şekilde yapılmayan değişikler geçerli değildir. Somut uyuşmazlıkta, davalı veya alt işverenleri tarafından davacı işçinin ücretinde yapılan indirim için işçiden yazılı bir muvafakat alınmadığı; fakat dava konusu edilen sürede değişen bazı alt işverenler ile davacı arasında hizmet sözleşmeleri imzalandığı anlaşılmaktadır. Davacı ile alt işverenler arasında imzalanan ve ücret miktarının yazılı olduğu hizmet sözleşmeleri 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi kapsamında ücrette yapılan indirimi işçinin yazılı olarak kabul ettiğini gösterir ve bu tarihten itibaren ücrette yapılan indirim geçerli hale gelir. Bu sebeple yeni iş sözleşmesi yapılarak ücretin indirilmesine işçi tarafından muvafakat edildikten sonra fark ücret talep edilmesi mümkün değildir. Mahkeme kararının bozulmasına oy birliği ile hükmedildi." denildi.

Brent petrolün varili 29,91 dolar

Brent petrolün varili, haftanın ilk iş günü uluslararası piyasalarda 29,91 dolardan işlem görüyor.

Cuma günü 30,15 dolara kadar çıkan Brent petrolün varil fiyatı, günü 29,90 dolar seviyesinde tamamladı. Brent petrolün varili bugün saat 09.38 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,03 artışla 29,91 dolardan işlem gördü. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 25,56 dolardan alıcı buldu.

Küresel petrol fiyatlarının gerilemesinde yeni bir koronavirüs (Kovid-19) salgını dalgasının ekonomilerin toparlanmasını engelleyeceği endişeleri etkili oluyor.

Petrol sahası hizmeti şirketi Baker Hughes'un yayımladığı haftalık verilere göre, ABD'deki petrol sondaj kulesi sayısı, 2-8 Mayıs haftasında bir önceki haftaya göre 33 adet azalarak 292'ye geriledi. ABD'deki petrol sondaj kulesi sayısı 8 hafta üst üste düşüş gösterirken, bu süre içinde toplam 391 adet azalmış oldu.

Uzmanlar, ABD'de düşen petrol kule sayısı, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütüne (OPEC) ve üretici bazı OPEC dışı ülkelerin kesintilerine rağmen küresel ekonomik toparlanmanın gecikmesinin ve petrol talebinin canlanamayacağı endişelerinin küresel petrol fiyatlarında baskı oluşturduğuna işaret ediyor. 

Brent petrolde teknik olarak 30,76 ile 31,03 dolar aralığının direnç, 29,65 ile 29,52 dolar aralığının ise destek bölgesi olarak izlenebileceği ifade ediliyor.

eskisehir-altin-fiyatlari-11-05-2020.jpg

Otomotiv üretimi ocak-nisanda yüzde 28 azalarak 352 bin 309 adet oldu

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre, yılın ilk dört ayında toplam otomotiv üretimi, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28 azalarak 352 bin 309 adet, otomobil üretimi ise yüzde 24 azalarak 244 bin 869 adet oldu.

OSD, bu yılın ocak-nisan dönemine ait üretim ve ihracat adetleri ile pazar verilerini açıkladı. 

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkilerinin en fazla hissedildiği dönem olan nisan ayında, ana sanayi üreticilerinin çok büyük bir kısmı üretime ara verdi. Bu kapsamda, nisan ayında toplam otomotiv üretimi 11 bin 164 adet olarak gerçekleşti. Mart ayında bu rakam 103 bin 350 adetti. Yılın ilk dört aylık dönemine bakıldığında ise toplam üretim bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28 azalarak 352 bin 309 adet, otomobil üretimi de yüzde 24 azalarak 244 bin 869 adet oldu. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 360 bin 759 adet olarak gerçekleşti. 

Mart ayının son bölümünde yavaşlayarak 72 bin 102 adette kalan otomobil üretimi, nisan ayında 9 bin 661 adet olarak gerçekleşti. Öte yandan, nisan ayında ticari araç üretimi 1.503 adet, traktör üretimi ise 997 adet oldu.

2020 yılı ocak-nisan döneminde, ticari araç üretimi bir önceki yıla kıyasla yüzde 36 daralırken, ağır ticari araç grubunda bu daralma yüzde 21, hafif ticari araç grubunda ise yüzde 37 olarak kaydedildi. Bu dönemde, toplam ticari araç pazarı yüzde 16, hafif ticari araç pazarı yüzde 12 ve ağır ticari araç pazarı ise yüzde 40 arttı. 

Baz etkisi dikkate alındığında ise yılın ilk dört aylık döneminde hafif ticari araç pazarı 2017 yılının yüzde 49 gerisinde kalırken, ağır ticari araç pazarı 2015 yılının yüzde 71 gerisinde kaldı. 

Nisanda iç pazar 27 bin 221 adet oldu
Türkiye otomotiv pazarı, ocak-nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27 artış kaydederek 155 bin 873 adet oldu. Aynı dönemde, otomobil pazarı ise yüzde 30 arttı ve 121 bin 455 adet olarak gerçekleşti. 

Son 10 yıllık ortalamalar dikkate alındığında, ocak-nisan döneminde toplam pazar yüzde 30, hafif ticari araç pazarı yüzde 46, ağır ticari araç pazarı yüzde 54, otomobil pazarı ise yüzde 22 düşüş gösterdi. 

İç pazarda ithal araç paylarına bakıldığında, ocak-nisan döneminde otomobil pazarında ithal araç payı yüzde 65 olarak gerçekleşirken, hafif ticari araç pazarında ithal araç payı yüzde 44 oldu. Nisan ayında, Kovid-19 salgını nedeniyle iç pazarda kayıp yüzde 15 olarak gerçekleşirken bu dönemde toplam pazar 27 bin 221 adet seviyesinde kaldı. 

Ocak-nisan döneminde toplam ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine göre adet bazında yüzde 33 azalarak, 286 bin 963 adet olarak gerçekleşti. Bu dönemde, otomobil ihracatı yüzde 27 azalarak 200 bin 935 adet olurken, ticari araç ihracatı ise yüzde 43 azaldı. 

Traktör ihracatı ise, 2019 yılının aynı dönemine göre yüzde 19 azalarak 4 bin 27 adet oldu. Kovid-19 salgını, dünya ticaretini etkilediği gibi Türkiye’nin en çok otomotiv ihracatı gerçekleştirdiği Avrupa’da da özellikle nisan ayında ticareti durma noktasına getirdi. Mart 2020’de 83 bin 771 adet olan otomotiv ihracatı, nisan ayında 9 bin 327 adet olarak gerçekleşti. 

Öte yandan, Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, toplam otomotiv sanayi ihracatı, 2020 yılı ocak-nisan döneminde toplam Türkiye ihracatından aldığı yüzde 15 pay ile ihracat sıralamasında ilk sıradaki yerini korudu. 

2020 yılı ocak-nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı dolar bazında yüzde 27, avro bazında ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24 azaldı. Bu dönemde, toplam otomotiv ihracatı 7,8 milyar dolar olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı yüzde 23 azalarak 3 milyar dolar seviyesinde kaldı. Avro bazında otomobil ihracatı ise yüzde 21 azalarak, 2,7 milyar avro seviyesinde gerçekleşti. 

"Beklentinin aksine iyi bir nisan geçirdik”
Açıklamada görüşlerine yer verilen OSD Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Yenigün, şunları kaydetti:

“Ara verdiğimiz dönemde, üretime yeniden dönüşün artık eskisi gibi olmayacağını göz önüne alarak, sanayimizin özel koşulları ve süreçleri ışığında bir ‘Geri Dönüş Rehberi’ hazırladık. Bu rehberi, otomotiv sanayisinin tüm paydaşlarıyla paylaştık. Rehberde, birçok yaratıcı proje ve salgının yayılımını önleyici önemli tedbirler yer alıyor. Tabii ki, alınan önlemlerin bir sonucu olarak üretim kapasiteleri eskisi gibi seyretmeyecek. İlk etapta yavaş bir üretim modeline ve ardından kademeli olarak artan bir döneme gireceğiz. Azalan talep, ticaretin yavaşlaması ve üretim süreçlerinin ağır olması otomotiv sektörü üzerine ciddi bir maliyet bindirecektir. Bu noktada, tıpkı Avrupa’da olduğu gibi, otomotiv sektörünün birtakım düzenlemelerle desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. En azından pandemi döneminde; nakit desteği, vergilerle ilgili düzenlemeler ve otomotiv ürünlerinin pahalılaşmasına neden olan regülasyon geçişlerinin ötelenmesi oldukça kritik önem taşıyor.” 

Nisan ayına ait açıklanan iç pazar verilerine ilişkin Yenigün, “Pazar verilerine baktığımızda, Nisan ayının Kovid-19 etkisiyle 27 bin adet seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Bu aslında beklentimizin oldukça üzerinde bir rakamdır. Avrupa’yla karşılaştırıldığında ise çok iyi bir rakam. Çünkü, İtalya ve İspanya’da yüzde 97 seviyesinde düşen pazar, bize aynı şekilde yansımadı. En kötü ayı nisan ve mayıs olarak tarif etmiştik. Nisan ayı bu şekilde gelince, mayısın bir miktar daha iyi olacağını artık öngörebiliyoruz. Bunun birkaç önemli nedeni var. İlki, Türkiye’de her şeyin kapandığı bir karantina süreci yaşanmaması. Tabii ki, kurda yaşanan hareketin alımları erkene çekmesi de önemli bir neden olarak dikkatleri çekiyor. Diğer bir neden olarak da 1 milyonluk pazarın yarı yarıya düştüğü bir dönem geçirdikten sonra, ertelenen alımların hayata geçmesi diyebiliriz.” ifadelerini kullandı. 

BDDK Başkanı Akben: Manipülasyon girişimlerine karşı koymaya kararlılıkla devam edeceğiz

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben, manipülasyon girişimlerine karşı koymaya kararlılıkla devam edeceklerini belirterek, "Üç banka yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde işlem yasağı kaldırılabilir ama soruşturma sürecek." dedi.

Akben, AA muhabirinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kapsamında atılan adımlar ve finansal piyasalarda manipülasyon ve yanıltıcı işlemlere ilişkin yapılan yeni düzenlemenin detaylarına ilişkin sorularına şu cevapları verdi: 

Kurul kararı ile üç yabancı bankanın yerli bankalar ile bir bacağı Türk lirası olan döviz işlemi yapması yasaklandı. Süreç nasıl işleyecek? Bankalar hangi durumlarda benzer yaptırımlarla karşılaşabilir? 

"Geçtiğimiz hafta, Londra merkezli üç yabancı banka, Türk bankalarından döviz satın almış, ancak alınan döviz karşılığında ödemesi gereken TL'yi zamanında ödemeyerek temerrüde düşmüştür. Temerrüt halindeyken dahi açığa TL satıp döviz almaya devam eden yabancı bankalar olmuştur. Yaşanan temerrüt ile işlemlerin karşı tarafında yer alan bankalara ve finansal istikrara zarar verme riskine karşı tedbir alma gereği doğmuştur. Bankacılık Kanunu'nun 93'üncü maddesi kurumumuza, bankacılık sektöründe ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamayı önleme görevi vermektedir. 

"BDDK manipülasyon girişimlerine karşı koymaya kararlılıkla devam edecektir
Kurumumuz, bankacılık sisteminin tüm paydaşlarını finansal sistemi tehdit eden manipülatif işlemler karşısında korumak için benzer girişimlere karşı gerekenleri aynı kararlılıkla yerine getirecektir. Bu çerçevede, geçtiğimiz hafta bir Kurul Kararı aldık. Elinde TL olmadığı halde, açığa TL satıp döviz alan ve günü geldiğinde TL yükümlülüğünü yerine getirmeyen yabancı bankalara Türk bankaları ile bir bacağı TL olan döviz işlemler için yasak getirdik. Bu karara aykırı olarak işlem yapan bankalara yaptırım uygulayacağımızı da ifade ettik.

"Üç banka yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde işlem yasağı kaldırılabilir ama soruşturma sürecek"
Kurul kararının ardından, söz konusu yabancı bankaların yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde işlem yasağının kaldırılması hususu değerlendirmeye alınabilir. Bu üç bankanın taraf olduğu işlemlerin kur manipülasyonu teşkil edip etmediği ile ilgili inceleme ve soruşturmalar devam edecek ve sonuçlandırılacaktır."

"Manipülasyon yönetmeliğinde ilgili AB regülasyonu esas alınmıştır" 
"Sayın Başkan, Finansal Piyasalarda Manipülasyon ve Yanıltıcı İşlemler Hakkında yönetmelikle bankaların manipülasyon kapsamındaki işlemleri belirlendi. Yönetmelik kapsamına dair sizden bilgi alabilir miyiz?"

"Bilindiği üzere, 25 Şubat 2020'de 5411 sayılı Bankacılık Kanununda önemli değişiklikler getiren kanun değişikliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yapılan değişikliklerin bazıları ile var olan hükümler değiştirilmiş, bazıları ile de yeni hükümler eklenmiştir. Kanuna yeni eklenen maddelerden birisi de finansal piyasalarda manipülasyon ve yanıltıcı işlemlerin düzenlendiği 76/A maddesidir. Uzun süredir üzerinde çalışılmakta olan bu maddede Avrupa Birliği'nin 2014 tarihli 'Piyasa Bozucu Eylemler Regülasyonu (Market Abuse Regulation)' esas alınmış ve böylelikle Kanunun 76/A maddesinde, hangi işlem ve uygulamaların Finansal Piyasalarda Manipülasyon ve Yanıltıcı İşlemler olarak kabul edileceğine ilişkin çerçeve belirlenmiştir. Bu maddede ayrıca hangi işlem ve uygulamaların, manipülasyon ve yanıltıcı işlem ve uygulamalar kapsamına gireceğinin Kurul tarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır. 

İşte bugün gündemde olan ve 7 Mayıs 2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Finansal Piyasalarda Manipülasyon ve Yanıltıcı İşlemler Hakkında Yönetmelik, Kanunun 76/A maddesinin alt düzenlemesidir. Yönetmelik hükümleri, AB’nin 2014 tarihli regülasyonunun ilgili maddelerine, maddelerde geçen terim ve ifadelere ve bu maddelere ilişkin getirilen yorum ve açıklamalara uyumlu şekilde kaleme alınmıştır.

"Yönetmeliğin amacı haber ve analize dayalı yorumları engellemek değildir"
Burada özellikle vurgulamak gerekir ki mevzuatta yanıltıcı haber ve yorumlarla ilgili başka düzenlemeler bulunmakla beraber, söz konusu BDDK yönetmeliğinin muhatabı manipülatif bankacılık işlemleridir. Kurumumuzun finansal piyasalar ve varlıklarla ilgili haber ve analize dayalı yorum yapılmasını kısıtlayıcı veya engelleyici bir amacı yoktur. Bu yöndeki iddialar aldatıcı ve asılsızdır"

"Salgın şartları düzeldiğinde uygulamalar eski haline dönecektir"
Salgın döneminin hem finansal piyasalarda hem de ekonomik dinamiklere etkisi bankacılık sektörü düzenlemesinde birçok kez aksiyon almanızı gerektirdi. Swap kararları, yurt dışına TL plasmanının sınırlandırılması ve aktif rasyosu düzenlemesi bunlardan bazıları. Düzenlemelerin ilk sonuçları nasıl gözüküyor? Yakın dönemde Kurumdan hangi adımlar beklenmeli?" 

"BDDK olarak finansal piyasalarda güveni devam ettirmek için salgının etkilerinin görülmeye başlandığı ilk günden itibaren gerekli önlemleri hızlı ve kararlı bir şekilde hayata geçirmeye başladık. Kovid-19 salgını nedeniyle tüm dünya finansal piyasalarında aşırı dalgalanmalar söz konusu olmakta, bu durum ise gerek faiz oranları gerekse de döviz kurları üzerinde olumsuz bir baskı yaratmaktadır. Söz konusu baskının, bankaların sermaye yeterliliği ve yabancı para net genel pozisyonu üzerinde yaratacağı olumsuz etkilerini en aza indirmek amacıyla özkaynak, sermaye yeterliliği, yabancı para net genel pozisyonu ve likidite düzeyi asgari oranlarına ilişkin hesaplama usullerinde birtakım geçici uygulamalara gidilmesinin faydalı olacağı mülahaza edilerek, esneklik sağlayıcı gerekli kararlar alınmıştır. Salgın şartları düzeldiğinde uygulamalar eski haline dönecektir. Şunu da söylemek gerekir ki bankacılık sektörümüzün küresel durgunluk riski ve finansal piyasalar şokunun eş zamanlı etkisine karşı sağlam duruşunda gerekli olanın çok üzerinde güçlü bir sermaye yapısına sahip olması önemli bir direnç noktamız konumundadır. 

"Proaktif düzenleme yaklaşımı riskleri sınırlandırmada son derece mühimdir" 
Bunun yanında, yaşadığımız sürecin ekonomimize, piyasaya, üretime ve istihdama olumsuz etkisini mümkün olan en az seviyeye indirmek ve bankaların ellerinde bulundurduğu kaynakların en etkin şekilde kullanılmasını sağlamak ve asli fonksiyonlarını yerine getirmeye dönük yaklaşımımız devam edecektir. Bu kapsamda 5 Mayıs tarihli Kurul kararı da Kovid-19 etkileri ortadan kalkana kadar bankaların yurt dışında yerleşik finansal kuruluşlara Türk lirası plasmanını sınırlandırarak, kaynakların yurt içinde kaynak ihtiyacı olan kesimlere aktarılması ile bankaların esas işlevlerine odaklanmasını sağlamayı amaçlamıştır. Proaktif olmak, esneklik ve hızlı hareket edebilme kabiliyetiyle düzenlemelerin zamanında yapılması finansal sistemimiz üzerindeki riskleri sınırlandırmada ve azaltmada son derece mühimdir. Bu dönemde finansal sistemin tüm paydaşlarının üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmelerini ve sektör düzenlemelerinin etrafından dolanma çabası içinde olmamalarını bekliyor ve bunun 7/24 takibinde olacağımızı da tüm paydaşlara bir kez daha hatırlatmak istiyorum." 

Altının güvenli liman rolü 2020'nin ilk çeyreğinde devam etti

Dünya Altın Konseyi (WGC) altınla ilgili gelişmeleri değerlendirdiği 2020'nin ilk çeyrek raporunu yayımladı. Buna göre, dünya genelinde ekonomik aktivitenin dip yapmasına sebep olan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, yatırımcıları güvenli liman varlıklara yönlendirdi.

Yılın ilk çeyreğinde altın talebi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 artışla yaklaşık 1.084 ton olurken, altının ons fiyatı 1.703 dolarla Aralık 2012'den bu yana en yüksek seviyesine yükseldi.

Küresel altın talebi bu dönemde 55 milyar dolarlık bir büyüklüğe erişerek, dolar bazında 2013'ün ikinci çeyreğinden bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Kovid-19 tedbirleri ve yüksek altın fiyatları mücevherat talebini düşürdü
Kuyumculuk faaliyeti yürüten iş yerlerinin birçok ülkede Kovid-19 tedbirleri dolayısıyla kapanmak zorunda kalması ise mücevherat ticaretinde önemli düşüşe sebep oldu. 

Küresel anlamda mücevherat talebi yüzde 39'luk gerileme kaydederken, dünyanın en büyük mücevherat pazarı olan Çin'deki yüzde 65'lik düşüş dikkati çekti.

Talepte yaşanan gerilemede Kovid-19'a yönelik tedbirlerle birlikte, son 8 yılın en yüksek seviyesine ulaşan altın fiyatları önemli rol oynadı.

Gelişmekte olan ülke para birimlerinin dolar karşısında gerilemesi ise altın fiyatlarını Türkiye ve Hindistan gibi ülkelerde rekor seviyelere taşıdı.

Türkiye'nin mücevherat tüketimi ilk çeyrekte yüzde 10 düşüşle 8,6 tona gerilerken, nisan ve mayıs aylarında da yükselişine devam eden altının gram fiyatı, ilk çeyrekte yaklaşık 348 lirayla tarihi yüksek seviyelere çıkmıştı.

Altın bazlı yatırım fonları küresel altın talebini sırtladı
Kovid-19 salgınının neden olduğu belirsizlikler gram ve türevi altın talebini aşağı yönlü baskılarken, bu durumda yüksek altın fiyatları ile yaşanan ekonomik sıkıntılar önemli rol oynadı.

Buna karşılık, altın bazlı yatırım fonları bu dönemde 298 tonla son 4 yılın çeyrek bazlı en yüksek altın alımını gerçekleştirirken, fonların ellerinde tuttukları altın miktarı ilk çeyrek itibarıyla 3 bin 185 ton oldu. 2019'un ilk çeyreğinde altın bazlı yatırım fonlarında tutulan altın miktarı 42,9 ton artış kaydetmişti.

Altın bazlı yatırım fonlarındaki altın değeri ilk çeyrekte 23 milyar dolarlık artışa işaret etti. Söz konusu artışın yüzde 10'u altın fiyatlarındaki yükselişten meydana gelirken, yüzde 6'lık kısmı ise tutulan altın miktarındaki artıştan kaynaklandı.

Söz konusu fonlardaki fon girişi sene başında ılımlı bir seyir izlemesine karşın, Kovid-19 salgınının ilerleyen dönemde etkisini artırması altın talebinin artmasında önemli rol oynadı.

TCMB, ilk çeyreğin en önemli altın alıcısı
Piyasalardaki dalgalanmalar ve benzeri görülmemiş finansal teşviklerin gerçekleştiği ocak-mart döneminde merkez bankalarının satın aldığı altın miktarı, geçen yılın ilk çeyreğine kıyasla yüzde 8 azalarak 145 ton oldu. Yine de bu rakam, son 5 yılın çeyreklik ortalaması olan 132,9 tonun üzerinde gerçekleşti.

Merkez bankaları, Kovid-19 salgınının ekonomik etkilerini kontrol altına almak için atılması gereken adımlara odaklanırken, sağlam, likit ve çeşitlendirilmiş uluslararası rezerv ihtiyacı öne çıktı.

İlk çeyrekte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerindeki altın miktarı 72,7 ton artarak 485,2 tona ulaştı. Böylece altın, TCMB'nin toplam rezervlerinin yüzde 29'unu oluştururken, geçen yılın önde gelen altın alıcılarından olan Türkiye, 2020'nin ilk çeyreğinde de en büyük altın alıcısı oldu.

Bu dönemde Türkiye'nin satın aldığı altın miktarı, küresel bazda merkez bankalarınca satın alınan toplam altının da yarısını oluşturdu.

Öte yandan, 2005 yılının sonundan bu yana en önemli altın alıcısı olan ve 1.900 tondan fazla altın alan Rusya Merkez Bankası, 1 Nisan'dan itibaren altın alım programını erteleyeceğini duyurdu.

Banka, ilk çeyrekte 28 ton altın alarak toplam altın rezervlerini 2 bin 299,2 tona taşıdı. Rusya, para birimini, düşük petrol fiyatları ve Kovid-19 salgınının etkisinden korumak için son dönemde altın rezervlerini azalttı ve ilk çeyreğin sonunda altının ülke rezervlerindeki payı yüzde 21 oldu. 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat