alexa
Fast Express tepe banner kampanya 2

Büyükerşen: Görev yaptığım sürece izin vermem!

ABONE OL:google news abone ol butonu
Videoyu Aç Büyükerşen: Görev yaptığım sürece izin vermem!
A
a

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Sonhaber Gazetesi’ne konuştu. Başkan Büyükerşen, ilçe belediye başkanları ile ilişkisinden, Eskişehir’in geleceğine ve seçim ittifaklarına dair önemli açıklamalarda bulundu

Ercan Kardeşler Kuyumculuk

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Sonhaber Gazetesi’ne konuştu. Başkan Büyükerşen, ilçe belediye başkanları ile ilişkisinden, Eskişehir’in geleceğine ve seçim ittifaklarına dair önemli açıklamalarda bulundu.

Pandemi süreci nasıl geçiyor sizin için? Günlük rutinlerinizde değişen şeyler var mı?

Böyle bir dönemin iyi ya da olağan geçtiğini söylemek mümkün değil. Pandemi sürecinde günlük hayatımızın içinde, aslında çok farkına varamadığımız birçok şeyin kıymetini anlamış olduk. Dostlarımızı özledik, rahat rahat sohbet etmeyi, tokalaşmayı, sarılıp öpüşmeyi... Hepsini özlüyoruz. Dolayısıyla günlük rutinlerimiz de değişiyor elbette.  Umarım bu yılın sonuna kadar bu beladan kurtuluruz. Son dönemde artan aşı sayısı bizi daha iyimser bir noktaya taşıyor. Yalnız, sırası geldiği halde aşı olmayan hemşehrilerimize bir kere daha çağrıda bulunmak ve en kısa zamanda aşı olmaları gerektiğini hatırlatmak isterim.

Pandemi boyunca özellikle Eskişehir siyasetine dair pek konuşmadınız. Çeşitli tartışmalar yaşandı ama siz sessizliğinizi korudunuz. Bunun bir sebebi var mı?

Siyasetin olduğu yerde tartışma olmaması mümkün değil. Gerçekte olmasa bile, birileri bir yerlerden bulup çıkarıyor. Ben pandemiden önce de, siyaset ile ilgili öyle rastgele konuşmazdım. Pandemi döneminde zaten odak noktamız değişti. Zamanımızın çoğunu içinde bulunduğumuz şartların iyileştirilmesi için harcıyoruz. Valilikle, dolayısıyla hükümetle işbirliği içinde çalışmaları koordineli bir şekilde yürütüyoruz. Böyle sıkıntılı bir dönemde, vatandaşın zaten canı yanıyorken, gündemi gereksiz bir takım tartışmalarla işgal etmeye de hiç gerek yok.

Tecrübeli bir belediye başkanı ve siyasetçi olarak bu sessizlik döneminde bir nevi uzaktan bir gözle baktığınızda Eskişehir siyasi ortamını nasıl görüyorsunuz?

Biliyorsunuz 2015 ila 2019 arasında yoğun bir seçim dönemi yaşadık. 2019 yerel seçimlerinden sonra, rahat bir nefes alacağız derken bu pandemi meselesi çıktı ortaya. Toplantıların, etkinliklerin ertelenmesi, getirilen kısıtlamalar siyasetçilerin bile siyasetten uzak kalmasına neden oldu. Eskişehir siyasi ortamı, ülkenin içinde bulunduğu durum nedeniyle, burada hem pandemiyi hem de ekonomik ortamı kast ediyorum, siyasi ortam çok hareketli değil. Yerel siyasette ise, iktidar olsun muhalefet olsun taraflar biraz daha itidalli davranıyorlar. Bu da vatandaşın moral değerleri üzerinde olumlu etki yapıyor kuşkusuz.

KASITLI ANLAM ÇIKARIYORLAR

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ı ziyaret ettiniz makamında. Bu ziyaretten çeşitli anlamlar çıkarıldı. Ahmet Ataç’ı ziyaret etmenizin bir anlamı var mıydı? Büyükerşen Ataç buluşmasında bir mesaj var mıydı?

Evet o ziyaretle ilgili yapılan kimi yorumlar benim kulağıma da geldi. Hiç de özel anlamı olan bir ziyaret değildi. Hem şehir merkezinde iki belediye başkanımızla, hem de ilçe belediye başkanlarımızla çok sık görüşüyorum. O ziyaretle, benim bir mesaj verdiğim izlenimi kasıtlı olarak çıkartılmış olabilir. Çünkü böyle bir algıdan çıkar sağlayacağını düşünen çok insan var.

Kömürlü termik santralden sonra URAYSİM ve Raylı Sistemler İhtisas OSB tartışmaları yapıldı. Alpu Ovası’na dair endişeleriniz var mı?

Her ne hikmetse Eskişehir'e bir sanayi tesisi kurulması gündeme gelse, insanların aklına gelen ilk ve tek yer Alpu Ovası oluyor. Neden? Bunu kamuoyu da çok merak ediyor bence. İlk atak kömürlü termik santral ile geldi. O konuda şehir olarak önemli bir başarı elde ettik. Henüz tamamen iptal ettiremedik ama durdurmayı başardık. Tam o dönemi başarıyla atlattık derken İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulması fikri ortaya çıktı. Hatta ciddi girişimler yapıldığını biliyoruz. Bir kamuoyu yaratılmaya da çalışıldı. Ancak son dönemde onun da sözü edilmez oldu.

BİRDEN BİRE ORTAYA ÇIKTI

Bir de URAYSİM meselesi var. Onu ayrı değerlendirmek gerekiyor. Çünkü URAYSİM konusu, kömürlü termik santralden de önce ortaya çıkmıştı. Ancak proje hep atıl bir şekilde kaldı. Vazgeçildiğini, yapılmayacağını düşünürken, birden bire ihtisas OSB fikri ortaya atıldı. Gösterilen gerekçe de URAYSİM'in Alpu Ovası'na yapılacak olmasıydı. Öyle olunca insanlar, "Madem URAYSİM de yapılmasın" dediler. Çünkü ihtisas OSB fikri ortaya atılmadan önce kimsenin "URAYSİM Alpu Ovası'na yapılmasın" gibi bir fikri olduğunu düşünmüyorum.

TARIM POLİTİKASINI ÜZÜLEREK İZLİYORUM

Ülkenin tarım politikasını üzülerek izliyorum. Tarımsal üretim ve hayvancılık neredeyse bitme noktasına geldi. Tarım politikasını ıslah edebiliriz, ancak verimli ovalarımızı sanayileşme ve betonlaşma yoluyla kaybedersek, geri dönüşü olmayan bir şey yapmış oluruz. Benim Alpu Ovası ile ilgili tek endişem bu.

İZİN VERMEYECEĞİM ŞEYLER VAR

‘Yılmaz Büyükerşen Belediyeciliği’ diye bir kavram var artık literatürde. Buradan bakarsak söz konusu Eskişehir olduğunda kırmızı çizgileriniz var mı?

Elbette var, ancak onlara kırmızı çizgi demeyelim de, benim Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yaptığım sürece, yapılmasını kabul etmeyeceğim ve izin vermeyeceğim şeyler var. Aslında bu, bir kitap konusu olabilecek genişlikte bir soru. Çok bilinmeyenli bir denklem de değil. Dünyadaki bütün çağdaş şehirlerde geçerli olan ilkelerden sapmamak. İnsandan, çevreden, yayadan, halkın çıkarlarından yana olmak. Bunun için de, doğru sıralamayla, doğru bütçelemeyle doğru projeleri hayata geçirmek gerekiyor.

İTTİFAKLARA HASSASİYET GÖSTERİLMELİ

Deva, Gelecek, Memleket Partisi gibi yeni partiler kuruldu. Bu partiler seçimin matematiğini nasıl etkiler sizce Eskişehir’de? Önümüzdeki yerel seçimlerde Millet İttifakı genişlemeli mi sizce?

Bu sorunun yanıtı "ittifak" kelimesinin içinde var. İttifak, halklar, gruplar ya da egemen devletler arasında ortak faydayı sağlayacak karşılıklı çıkarlara dayalı kurulmuş ilişkiler demek. Öyle olunca genişlemesi istenen bir şey olabilir. Ancak bu genişleme çok başlılık, çok fazla fikir ayrılıkları yaratmamalıdır. O nedenle de kurulurken ya da genişlerken belli prensipler geçerli olmalı ve tarafların o prensipleri kabul etmeleri gereklidir. O nedenle ittifakların genişlemesi gerekli ama üzerinde de hassasiyetle durulması gereken bir şey.

İstanbul ve Ankara uzun zaman sonra CHP’li belediye başkanları tarafından yönetilmeye başladı. Belediyecilik anlayışınız ile tüm Türkiye’de tanınan bir belediye başkanı olarak Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı nasıl buluyorsunuz?

Son derece başarılı buluyorum. Yalnızca ikisini değil diğer tüm belediye başkanlarımızın da başarılı olduklarını düşünüyorum. Çünkü buralarda halkın çok uzun zamandır ertelenen, ötelenen, umursanmayan talepleri üzerine seçildiler. Projeleri de bu haklı taleplerin yerine getirilmesi üzerine yapılınca başarı kendiliğinden geliyor. Ancak şu noktayı da atlamamak gerekiyor. İstanbul 15 milyonluk bir mega şehir. 1994'den 2019 yılına kadar aynı partiden seçilen başkanlar tarafından yönetilmiş. Keza Ankara da öyle. O nedenle de Sayın Ekrem İmamoğlu ile Sayın Mansur Yavaş'ın hizmetleri değerlendirilirken bu konu gözden uzak tutulmamalı. Kamu hizmetinde devamlılık esastır elbette ancak bu esas kurum bazında ele alınmalı, kişilere indirgenmemeli. Yani bir büyükşehir belediyesinde görev, yetki ve sorumluluklarda devamlılık esastır ancak önceki belediye başkanlarının eksik ve hatalarından sonraki belediye başkanlarını sorumlu tutmak doğru olmaz.

BUGÜNDEN KONUŞMAK DOĞRU DEĞİL

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve adayları tartışılmaya başladı. Sizin de adınız bir dönem CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak geçmişti. Sizce önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminde ortak aday mı olmalı yoksa her parti kendisi mi seçime girmeli?

O konu ile ilgili bugünden bir fikir beyan etmenin doğru olmayacağını düşünüyorum. Zira bugünden bakarsanız, normal zamanına 2 yıl var. Erken seçim olursa daha kısa ancak o günkü şartlara göre bir tavır takınılması gerekir bence. 2 yıl sonra ittifakların nüveleri değişebilir, genişleyebilir ya da eksilebilir. Karşınızdaki rakip partilerin durumu değişebilir. En akıllıcası, belirlenen seçim dönemine makul bir zaman kala karar vermek.

PARLAMENTER SİSTEME DÖNÜŞ YAPACAK BİR ADAY OLMALI

Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Meral Akşener’in isimleri geçiyor cumhurbaşkanlığı adaylığında. Millet İttifakı ortak bir aday çıkarırsa aday kim olmalı sizce? Ya da nasıl bir aday çıkarmalı Millet İttifakı?

Dediğim gibi bugünden bir isim ortaya atmak da doğru değil. Ancak benim şahsi kanaatim, parlamenter sisteme hızla dönüş yapabilmemizi sağlayacak bir aday olmalı. En büyük vaadi bu olmalı. Yoksa seçildikten sonra bugünkü sistemi devam ettirecek bir aday olursa, pek bir şeyin değişeceğini sanmıyorum. Çünkü getirilen yeni sistem temelinden yanlış. Yanlış temel üzerine doğru bir şeyler inşa edemezsiniz. Ne yaparsanız yapın, eninde sonunda kendiliğinden yıkılır.

‘GİDECEĞİM’ DİYENİN ÖNÜNDE DURULMAZ

Muharrem İnce Memleket Partisi’ni kurdu. Sizce CHP’de kalması için ikna edilebilir miydi ya da ikna edilmeli miydi?

Bütünden bir parçanın kopması elbette hoş değil. Ancak ortada koşullar ve bu koşulların yarattığı bir siyaset arenası var. İnsanlar siyasi beklentilerinin o yapı içinde gerçekleşmeyeceğini anladıklarında farklı bir yapı kurma gereği duyabilirler. Bizim siyasi tarihimiz bu tür partileri çok gördü. Kimisi kalıcı oldu kimisi tutunamadı. Bu, halkın vereceği bir karar. Biliyorsunuz, "gideceğim" diyenin önünde durulmaz.

 
Kaynak : Meltem Karakaş Kaya
Ariman web reklam 2
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat